<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Kayısı Haber - Malatya Son Dakika - Malatya Haber</title>
      <link>https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Malatya Haber, Malatya Son Dakika haberlerini, Malatya güncel ve Malatyaspor gündemini Kayısı Haber ile takip edin. Malatya'nın Sansürsüz İnternet Gazetesi</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Sun, 11 Oct 2026 00:06:38 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.kayisihaber.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Tüp Bebek Ünitesi’nin İlk Bebekleri Dünyaya Geldi]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/tup-bebek-unitesi-nin-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi/85206/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi’nde tedavi gören 37 yaşındaki Nihal Kalkan’ın ilk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde edildi. Gebelik süreci merkezde takip edilen Kalkan, biri kız biri erkek ikiz bebeklerini sağlıkla dünyaya getirdi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/tup-bebek-unitesi-nin-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi/85206/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:48:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde tedavi gören 37 yaşındaki Nihal Kalkan&#39;ın ilk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde edildi. Gebelik süreci merkezde takip edilen Kalkan, biri kız biri erkek ikiz bebeklerini sağlıkla dünyaya getirdi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürülen hizmet kapsamında ilk doğum gerçekleştirildi. Tüp bebek tedavisi için merkeze başvuran Nihal Kalkan&#39;ın ilk denemesinde ikiz gebelik elde edildi. Gebelik sürecindeki perinatoloji takipleri de merkezde gerçekleştirildi. Doğumun ardından biri erkek, biri kız olan ikiz bebekler sağlıkla dünyaya geldi. Bebekler, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nin ilk bebekleri oldu.</p><p>'Merkezimizin ilk bebekleri'</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Pınar Kırıcı, hastanın ilk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde edildiğini belirtti.</p><p>Kırıcı, gebelik sürecinin de merkezde takip edildiğini ifade ederek, 'Bugün hastamızın doğumunu gerçekleştirdik. Merkezimizin ilk bebekleriydi. Hastamız bize güveniyordu, biz de onun güvenini boşa çıkarmadık.' dedi. Yaklaşık bir buçuk yıldır hizmet veren ünitenin Malatya&#39;nın yanı sıra çevre illerden gelen hastalara da hizmet sunduğunu belirten Kırıcı, çocuk sahibi olmak isteyen hastaların merkeze başvurabileceğini söyledi.</p><p>Birçok işlem ünitede gerçekleştiriliyor</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde görev yapan Dr. Nihal Mavral da ünitede birçok yardımcı üreme işleminin gerçekleştirildiğini belirtti. Mavral, aşılama, yumurta büyütme, yumurta toplama, embriyo transferi ile embriyo dondurma ve saklama işlemlerinin ünitede yapılabildiğini ifade etti. Nihal Kalkan&#39;ın ikiz bebeklerinin sağlıkla dünyaya geldiğini belirten Mavral, 'Birinci bebeğimiz erkek, ikinci bebeğimiz kız olarak dünyaya geldi.' dedi.</p><p>'Bebeklerimizi sağlıkla kucağımıza aldık'</p><p>Tedavi sürecini anlatan Nihal Kalkan ise sürecin kendisi için zorlu olduğunu ancak hekimlerin desteğiyle tedaviyi rahat geçirdiğini söyledi. Nihal Kalkan, 'Bu süreç çok sıkıntılı bir süreçti ama beni motive ettiler, gayet rahat geçti. Emeği geçen tüm hocalarımıza ve ekibine çok teşekkür ederiz. Kadir Asaf ve Zeynep&#39;i sağlıkla kucağımıza aldık.' ifadelerini kullandı.</p><p>Nihal Kalkan&#39;ın eşi Emrah Kalkan da dört yıllık evliliklerinin ardından tüp bebek tedavisine başladıklarını belirterek, süreç boyunca sağlık çalışanlarının kendilerine destek olduğunu söyledi. Eşinin tedavi sürecinde yaşadığı sıkıntılara şahit olduğunu ifade eden Emrah Kalkan, sağlık çalışanlarının ilgisi ve güler yüzünün kendilerini rahatlattığını belirterek, 'Bebeklerimizin de sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine vesile oldular. Hepsine çok teşekkür ediyoruz.' dedi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde çocuk sahibi olmak isteyen hastalara yönelik yardımcı üreme yöntemleri kapsamında hizmet verilmeye devam ediyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/tup-bebek-unitesi-nin-ilk-bebe_1790588916_2eyLdb.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tüp Bebek Ünitesi’nin İlk Bebekleri Dünyaya Geldi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/tup-bebek-unitesi-nin-ilk-bebe_1790588916_2eyLdb.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Karın Ağrısıyla Hastaneye Başvurdu, 15 Kilogramlık Kitle Çıkarıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/karin-agrisiyla-hastaneye-basvurdu-15-kilogramlik-kitle-cikarildi/85198/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da karın ağrısı ve şişkinlik şikâyetiyle hastaneye başvuran kadından, 40 santimetrenin üzerinde ve yaklaşık 15 kilogram ağırlığında kitle çıkarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/karin-agrisiyla-hastaneye-basvurdu-15-kilogramlik-kitle-cikarildi/85198/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:40:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da karın ağrısı ve şişkinlik şikyetiyle hastaneye başvuran kadından, 40 santimetrenin üzerinde ve yaklaşık 15 kilogram ağırlığında kitle çıkarıldı.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine karın ağrısı ve karında hızla gelişen şişkinlik şikyetiyle başvuran Fatma Avşar&#39;ın yapılan tetkiklerinde karın içerisinde büyük bir kitle tespit edildi.</p><p><br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Yıldırım, hastanın şikyetlerinin yaklaşık 1-1,5 ay önce başladığını belirtti.</p><p>Yapılan muayene, görüntüleme ve tanısal değerlendirmelerde sol yumurtalıktan kaynaklandığı düşünülen, karın boşluğunun büyük bölümünü dolduran ve akciğerlere baskı oluşturan yaklaşık 35 santimetrelik kitle belirlendi. Kitlenin hızlı büyümesi üzerine ameliyat kararı alındı.</p><p>Ameliyatta boyutu ortaya çıktı</p><p><br>Gerçekleştirilen operasyonda kitlenin görüntülemelerde belirlenenden daha büyük olduğu görüldü. Cerrahi sırasında kitlenin 40 santimetrenin üzerinde büyüklüğe ulaştığı ve yaklaşık 15 kilogram ağırlığında olduğu belirlendi.</p><p>Kitle başarılı şekilde çıkarılarak patolojik incelemeye gönderildi. Operasyon sırasında karın içerisindeki diğer organlar da ayrıntılı olarak değerlendirildi ve hastanın diğer organları korunarak ameliyat tamamlandı.</p><p>Prof. Dr. Yıldırım, bu büyüklükte yumurtalık kaynaklı kitlelerin nadir görüldüğünü belirterek, kitlenin kesin tanısının patolojik inceleme sonucuyla netleşeceğini söyledi.</p><p>'Yumurtalık kitleleri çok hızlı büyüyebilir'</p><p><br>Yumurtalık kitlelerinin kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkati çeken Yıldırım, özellikle hızla büyüyen ve karında belirgin şişkinliğe neden olan kitlelerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Yıldırım, 'Yumurtalık kitleleri tahmin edilenden çok daha hızlı büyüyebilir. Büyüdüklerinde çok hızlı şekilde bası semptomlarına neden olabilir ve hiçbir belirti vermeden yalnızca karında bir şişkinlikle ortaya çıkabilir. Hızlı büyüyen, çok büyük boyutlara ulaşan ve özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkan kitleler, ileri değerlendirme gerektiren kitleler olarak kabul edilmelidir' dedi.</p><p><br>Karında yeni başlayan ve giderek artan şişkinlik ile ağrı gibi şikyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, yumurtalık kaynaklı kitlelerin erken dönemde değerlendirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/karin-agrisiyla-hastaneye-basv_1790322046_4aDtH7.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Karın Ağrısıyla Hastaneye Başvurdu, 15 Kilogramlık Kitle Çıkarıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/karin-agrisiyla-hastaneye-basv_1790322046_4aDtH7.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kemik erimesinin belirtileri]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/kemik-erimesinin-belirtileri/85194/</link>
            <description><![CDATA[Osteoporozun ileri yaşlarda ortaya çıkan ancak temelleri çocukluk dönemine kadar uzanan bir hastalık olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli, basit düşme ve zorlanmalarla meydana gelen kırıkların kemik erimesinin habercisi olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/kemik-erimesinin-belirtileri/85194/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 11:31:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Osteoporozun ileri yaşlarda ortaya çıkan ancak temelleri çocukluk dönemine kadar uzanan bir hastalık olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli, basit düşme ve zorlanmalarla meydana gelen kırıkların kemik erimesinin habercisi olabileceğine dikkat çekti.</p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde görevli Prof. Dr. Reşit Sevimli, halk arasında 'kemik erimesi' olarak bilinen osteoporozun nedenleri, risk grupları, korunma yöntemleri ve kemik yoğunluğu ölçümü hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Osteoporozun ileri yaşlarda kemik kalitesinin yavaş yavaş bozulması ve buna bağlı olarak kırık riskinin artmasıyla ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Sevimli, hastalığın temelinde çocukluk döneminden itibaren birçok faktörün bulunduğunu söyledi.</p><p>'Kemik kalitesini çocukluk döneminden itibaren etkileyen birçok faktör var'</p><p>Kemik kalitesinin yalnızca ileri yaşlarda değil, çocukluk dönemindeki beslenme ve yaşam tarzından itibaren şekillendiğini ifade eden Prof. Dr. Sevimli, 'Kemik erimesi aslında ileri yaşlarda kemik kalitemizin yavaş yavaş bozulması ve osteoporoz dediğimiz, kemik kalitesindeki bozulmadan dolayı meydana gelen kırık riskini ifade eder. Tabii bu kırık riskinin de bir temeli var. Aslında çocukluk çağındaki beslenmemizden tutun da spor aktivitemize, yaşam tarzımıza, hayat içindeki stresimize kadar birçok argüman ne yazık ki bu kemik kalitemizi etkilemekte.' dedi.</p><p>'Osteoporoz kadınlarda daha sık görülüyor'</p><p>Kadınlarda menopoz sonrasında, erkeklerde ise yaşla birlikte meydana gelen hormonal değişikliklerin kemik sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Sevimli, osteoporozun kadınlarda daha sık görüldüğünü ancak erkeklerde de görülebileceğini söyledi.</p><p>Sevimli, 'Özellikle bayanlarda menopoz dediğimiz hormonsal dengenin bozulmasından sonra kemik kalitesinde yavaş yavaş düşüşler meydana gelmekte. Erkeklerde de özellikle andropoz dediğimiz süreçte hormon değişikliklerinden dolayı kalsiyum emilimi yetersiz hale gelmekte ve kemik yapımızda bozulmalar, kırığa meyil ve kırık riski teşkil eden bir süreç başlamakta.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Basit düşmelerde oluşan kırıklara dikkat'</p><p>Osteoporozun en önemli göstergelerinden birinin basit travmalarla meydana gelen kırıklar olduğunu dile getiren Sevimli, özellikle el bileği, omurga ve kalça kırıklarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.</p><p>Sevimli, 'Özellikle ileri yaşlarda hamur yoğururken teyzemiz &#39;Bileklerimde bir ağrı hissettim.&#39; diyor. Geliyor, bir bakıyoruz el bileklerinde çatlak var. &#39;Abdest alırken birden ayağım beni taşımadı. Yere düştüm, bacağımı kırdım.&#39; deyip gelen hastalarımız var.' diye konuştu.</p><p>Bu tür kırıkların her zaman ciddi bir travma sonucu oluşmadığını belirten Sevimli, 'Bunların hepsinin temelinde aslında bir travma yok, bir zorlama yok, bir düşme yok. Basit bir hareketle kemik kalitesi bozulduğu için ters bir dönmede ya da ufak bir yüklenmede kırık oluşmakta.' dedi.</p><p>'Kemik erimesinde en sık karşılaştığımız kırık tipleri el bileği, omurga ve kalça kırıkları'</p><p>Osteoporoz nedeniyle kemiğin sertliğini kaybettiğini ifade eden Sevimli, 'El bileği kırıkları, vertebra dediğimiz omurga kırıkları, kalça kırıkları en sık karşılaştığımız kırık tipleri kemik erimesinde.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Kemik erimesinden korunmada beslenme ve spor çok önemli'</p><p>Osteoporozdan korunmada çocukluk döneminden itibaren sağlıklı beslenmenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Sevimli, özellikle süt ve anne sütünün kemik gelişiminde önemli olduğunu söyledi.</p><p>'Anne sütü kemik kalitesi ve gelişim açısından çok önemli'</p><p>Sevimli, özellikle beslenmenin çok önemli olduğu, çocuk yaşta anne sütü, beslenme açısından, kemik kalitesi açısından ve gelişim açısından çok önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Orta ve ileri yaşlarda ise düzenli fiziksel aktivitenin kemik sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirten Sevimli, beslenme, spor en öncelikli argümanlar olduğunu ifade etti.</p><p>'Her yaş grubu yaşına uygun egzersiz yapması gerekir'</p><p>Her yaş grubunun yaşına uygun egzersiz yapması gerektiğini belirten Sevimli, özellikle her yaşta hastaların yürüyüş, egzersiz, yüzme gibi spor aktivitelerini hayatlarından çıkarmamalarını tavsiye ettiklerini söyledi.</p><p>'Kemik yoğunluğu ölçümü risk grubundakiler için önemli'</p><p>Kemik erimesinin tespitinde kemik dansitometrisi olarak bilinen DEXA ölçümünün kullanıldığını belirten Sevimli, özellikle ileri yaşlarda ve risk grubunda bulunan kişilerin kemik taraması yaptırmasının önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Sevimli, 'Genellikle 55-60 yaş sonrası, &#39;Tüm kemiklerimde ağrı var.&#39; diyen teyzeler, amcalar, genellikle romatizma yoksa temelinde bize başvurdukları zaman biz bu hastalarımızın kemik taramasını yapıyoruz.' dedi.</p><p>'Sporu hayatımızdan çıkarmamamız lazım'</p><p>Kemik yoğunluğu ölçümünün yanı sıra beslenme ve egzersizin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Sevimli, 'Beslenme, yoğurt, süt, peynir, yumurta gibi beslenme aktiviteleriyle, sebze ağırlıklı beslenme aktiviteleriyle kalsiyumun yerine konulmasını öneriyoruz. Sporu hayatımızdan çıkarmamamız lazım. Kemik kalitemizi korumamız lazım.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Erken tanı ve tedavi kırıkların önlenmesi açısından büyük önem taşıyor'</p><p>Sevimli, osteoporoz açısından risk taşıyan kişilerin DEXA olarak bilinen kemik yoğunluğu taramasından geçirilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, erken tanı ve tedavinin kırıkların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.</p><p>Malatya&#39;da başarılı bir tedavi sürecinin devam ettiğine dikkat çeken Sevimli, 'Malatya&#39;da 13 yıldır öğretim üyesi olarak ortopedi bölümümüzde hastalarımıza gerekli tetkik ve tedavileri başarılı bir şekilde yaptık. Bu süreçte Bursa&#39;da bir özel hastaneye geçiş dönemimiz söz konusu. Hastalarımızın hepsine acil şifalar diliyorum. Memleketimize hizmetimize devam edeceğiz. Herkesten helallik istiyoruz.' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kemik-erimesinin-belirtileri_1790238685_rOQtxm.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kemik erimesinin belirtileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/kemik-erimesinin-belirtileri_1790238685_rOQtxm.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Halk Sağlığı Haftası 81 ilde 7 farklı temayla başlayacak]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/halk-sagligi-haftasi-81-ilde-7-farkli-temayla-baslayacak/85087/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Halk Sağlığı Haftası kapsamında 81 ilde 7 gün boyunca farklı temalarla saha çalışmaları yürütüleceğini belirterek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/halk-sagligi-haftasi-81-ilde-7-farkli-temayla-baslayacak/85087/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:37:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Halk Sağlığı Haftası kapsamında 81 ilde 7 gün boyunca farklı temalarla saha çalışmaları yürütüleceğini belirterek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p><p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, 81 ilde 7 gün boyunca 7 farklı temayla sahada olacaklarını bildirdi.</p><p>Memişoğlu, 8 bin 401 Aile Sağlığı Merkezinde 31 bin aile hekimiyle vatandaşlara en yakın noktada sağlık hizmeti sunulduğunu belirtti.</p><p>26 milyon başvuru yapıldı</p><p>357 Sağlıklı Hayat Merkezinde beslenme ve fiziksel aktivite başta olmak üzere 17 ayrı alanda çok yönlü destek verildiğini ifade eden Memişoğlu, son 2 yılda bu merkezlere 26 milyon başvuru gerçekleştirildiğini kaydetti.</p><p>62 bin ebe, bin 774 Gebe Okulu ve 260 bin aktif kullanıcısı bulunan Annelik Yolculuğu mobil uygulamasıyla anne adaylarına ve annelere destek sunulduğu bildirildi.</p><p>158 milyon tarama gerçekleştirildi</p><p>Erken teşhis ve önleyici sağlık hizmetleri kapsamında 158 milyon kronik hastalık taraması gerçekleştirildiği, 14,1 milyon kişide hastalıkların erken aşamada tespit edildiği açıklandı.</p><p>Ayrıca 16,1 milyon ücretsiz kanser taraması yapıldığı ve 36 bin vatandaşta hastalığın erken dönemde tespit edilerek gerekli tedavi ve takip süreçlerinin başlatıldığı belirtildi.</p><p>Sigara bırakma hizmetleri artırıldı</p><p>Sigara bağımlılığıyla mücadele kapsamında Sigara Bırakma Polikliniklerinin sayısının yüzde 260 artırılarak bin 678&#39;e çıkarıldığı bildirildi.</p><p>Memişoğlu, koruyucu sağlık hizmetlerini daha da ileri taşımaya ve vatandaşların sağlıklı yaşamını desteklemeye yönelik çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/halk-sagligi-haftasi-81-ilde-7_1788428265_n2k1ZD.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Halk Sağlığı Haftası 81 ilde 7 farklı temayla başlayacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/halk-sagligi-haftasi-81-ilde-7_1788428265_n2k1ZD.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diyabete karşı 7 etkili önlem!]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/diyabete-karsi-7-etkili-onlem/85086/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, diyabetin yaygınlaşmasında genetik yatkınlığın yanı sıra obezite, hareketsizlik, rafine şeker ağırlıklı beslenme, stres ve uykusuzluğun önemli rol oynadığını vurgulayarak bunlara karşı etkili önlemlere dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/diyabete-karsi-7-etkili-onlem/85086/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:34:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzmanlar, diyabetin yaygınlaşmasında genetik yatkınlığın yanı sıra obezite, hareketsizlik, rafine şeker ağırlıklı beslenme, stres ve uykusuzluğun önemli rol oynadığını vurgulayarak bunlara karşı etkili önlemlere dikkat çekti.</p><p>Dünya, hızla yayılan 'sessiz bir salgınla' karşı karşıya! Uluslararası Diyabet Federasyonu&#39;nun güncel verilerine göre; dünyada 589 milyon yetişkin diyabetle yaşarken, Türkiye yaklaşık 9,6 milyon yetişkin diyabetliyle Avrupa&#39;da ilk sırada yer alıyor.</p><p>Ülkemizde diyabetli sayısının 12 milyona yaklaştığının tahmin edildiğini belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, 'Hastalık sinsi ilerlediği için; çok su içme, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik, bulanık görme ve geç iyileşen yaralar gibi belirtiler çoğu zaman geç fark ediliyor. Ülkemizdeki her 2 diyabet hastasından 1&#39;inin hastalığından haberdar olmadığını düşünürsek, önümüze çok daha çarpıcı bir tablo çıkmaktadır. Üstelik henüz diyabet olmayan ama şekeri sınırda seyreden milyonlarca prediyabetli ve insülin direnci taşıyan vatandaşımız da kapının eşiğinde bekliyor.' dedi.</p><p>Diyabetin yaygınlaşmasında genetik yatkınlığın yanı sıra obezite, hareketsizlik, rafine şeker ağırlıklı beslenme, stres ve uykusuzluğun önemli rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Batman, 'İyi haber şu ki; Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Vücut ağırlığınızın yüzde 5-10&#39;unu vermeniz, riskli gruptaysanız diyabet gelişme olasılığını yüzde 58&#39;e varan oranda azaltabilir. Diyabet kader değildir. Genlerimizi seçemeyiz ama sofraya ne koyduğumuzu, ne kadar yürüdüğümüzü, kaçta yattığımızı ve yılda bir kez kan verip vermediğimizi biz seçeriz. Bazı basit kurallara dikkat etmek,  sadece diyabetten değil; kalp krizinden, tansiyondan ve daha nice hastalıktan koruyan bir sağlık sigortasıdır.' diye konuştu.</p><p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, diyabete karşı 7 etkili önlemi şöyle anlattı:</p><p>Fazla kilolarınızla vedalaşın</p><p>'Özellikle karın çevrenizde biriken yağlar metabolik hastalıklar açısından büyük önem taşımaktadır. Erkeklerde bel çevresinin 102, kadınlarda ise 88 santimetreyi aşması, insülin direnci ve diyabet açısından bir uyarı işaretidir. Yalnızca tartıdaki kilo değil, bel ölçüsündeki değişim de düzenli olarak takip edilmelidir. Vücut ağırlığınızın yüzde 5-10&#39;unu vermeniz, riskli gruptaysanız diyabet gelişme olasılığını yüzde 58&#39;e varan oranda azaltabilir. Örneğin; 90 kiloysanız 5-9 kilo vermeniz bile sağlığınız açısından önemli bir değişim sağlayabilir. Küçük ama kalıcı kilo kayıpları, büyük ancak geçici kayıplardan her zaman daha değerlidir. Kısa sürede fazla kilo vermeyi hedefleyen ağır diyetler yerine, sürdürülebilir bir beslenme ve hareket düzeni oluşturulmalıdır.</p><p>Şekerli içecekleri sofranızdan kaldırın</p><p>Kola, gazoz, hazır meyve suları ile şekerli çay ve kahve karışımları, kan şekerini roket hızıyla yükseltir ve pankreasın her gün fazla çalışmasına neden olur. Günde tek bir kutu şekerli içeceğin bile düzenli tüketilmesi Tip 2 diyabet riskini belirgin şekilde artırır.  Beyaz ekmek, pirinç ve şekerli unlu mamuller gibi rafine karbonhidratları azaltıp yerine tam tahılları koymak, kan şekerinin daha yavaş ve dengeli yükselmesini sağlar. Tatlı ihtiyacı meyveden karşılanmalı; içecek olarak su, sade maden suyu, ayran ve şekersiz çay tercih edilmelidir.</p><p>Günde 30 dakika yürüyün</p><p>Kaslarımız, şekeri yakan en büyük fabrikamızdır; hareketsiz kaldıkça bu fabrika kapanır. Haftada en az 150 dakika, yani günde yarım saat tempolu yürüyüş, insülin duyarlılığını artırarak diyabet riskini ciddi biçimde azaltır. Spor salonuna gitmek şart değil: Asansör yerine merdiven kullanmak, servisten bir durak önce inmek, akşam yemeği sonrası mahalle turu bile işe yarar. Bir kural daha ekleyin: Masa başında her 30-45 dakikada bir kalkıp birkaç dakika hareket edin; uzun süre kesintisiz oturmak, spor yapanlarda bile başlı başına bir risk faktörüdür.</p><p>Tabağınızı Akdeniz usulü kurun</p><p>Tabağınızın yarısının sebze ve salatadan, dörtte birinin tavuk, balık veya baklagiller gibi protein kaynaklarından, kalan dörtte birinin ise tam tahıllardan oluşturulması makrobesin dengesi adına önemlidir. Haftada en az iki gün balık tüketilmesi; zeytinyağına, lifli besinlere ve her gün bir avuç çiğ kuruyemişe beslenmenizde yer verilmesi gereklidir. Salam ve sosis gibi işlenmiş etlerin, paketli atıştırmalıkların ve hazır gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılması sağlık açısından önemlidir. Lifli beslenme yalnızca kan şekerinizin değil, tansiyonunuzun ve kolesterolünüzün dengelenmesine de katkı sağlar.</p><p>Uykunuzu ve stresinizi ciddiye alın!</p><p>Uykusuzluk ve kronik stres, diyabetin gözden kaçan iki suç ortağıdır. Düzenli olarak 6 saatten az uyuyanlarda insülin direnci ve diyabet riski belirgin şekilde artar; çünkü uykusuz beden, stres hormonu kortizolü yüksek tutar ve iştah hormonlarını alt üst ederek bizi gece atıştırmalarına iter. Günde 7-8 saatlik kaliteli uyku bir lüks değil, tedavi gibi görülmelidir. Bunun yanında yatış saatinizin gece 11&#39;den geç olması biyolojik yaşlanmayı hızlandırmaktadır. Stresle başa çıkmak için de herkesin kendine uygun yöntemi bulması gerekir; yürüyüş, nefes egzersizi, hobi, dua, dostlarla sohbet... Ekran karşısında gece yarılarına kadar oturmak ise hem uykuyu hem şekeri bozan çifte kavrulmuş bir zarardır.'</p><p>Sigarayı bırakın</p><p>Sigaranın yalnızca akciğerlerinize zarar verdiğini düşünmeyin. Sigara kullananlarda Tip 2 diyabet riski, kullanmayanlara göre yüzde 30-40 daha yüksektir. Sigara insülin direncini artırır, pankreasın insülin salgılayan hücrelerine zarar verir ve yağın en tehlikeli bölge olan karın çevresinde birikmesine yol açar. Diyabeti olan bir kişi sigara içmeye devam ederse kalp krizi, böbrek hasarı ve damar tıkanıklığı riski katlanarak büyür. Bırakıldığında risk yıllar içinde geriler. Sigara bırakma polikliniklerinden ve uygulanan tedavilerden destek alınması gerekir. Bırakmak için en doğru gün bugündür.</p><p>Rakamlarınızı bilin, yılda bir kez kontrolden geçin</p><p>Diyabet yıllarca hiçbir belirti vermeden damarları yıpratabilir. Bu nedenle en etkili silahın erken tanıdır. 35-40 yaşından itibaren herkes yılda bir kez kontrolden geçmelidir. Ailesinde diyabeti olanların, fazla kilolu bireylerin ve gebelik şekeri öyküsü olan kadınların ise daha erken yaşta, yılda bir kez açlık kan şekeri ve gerekirse üç aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c değerinin ölçülmesi gerekir. Açlık şekerinin 100-125 mg/dl arasında olması &#39;prediyabet&#39; demektir. Prediyabet bir hastalık ilanı değil, yaşam tarzınızı değiştirmek için altın değerinde bir son çağrıdır. Ülkemizde milyonlarca kişi diyabetli olduğunu bilmiyor. Siz de onlardan biri olmayın; rakamlarınızı öğrenin ve düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin.' </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/diyabete-karsi-7-etkili-onlem_1788428037_w9BhLP.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diyabete karşı 7 etkili önlem! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/diyabete-karsi-7-etkili-onlem_1788428037_w9BhLP.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[3 ilaç geri ödeme kapsamına alındı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi/85062/</link>
            <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan düzenlemeler kapsamında 2 Hemofili B ilacı ve biri yerli üretim olmak üzere 3 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi/85062/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 12:15:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği&#39;nde yapılan düzenlemeler kapsamında 2 Hemofili B ilacı ve biri yerli üretim olmak üzere 3 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.</p><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan&#39;ın açıklamasına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla yapılan düzenlemeler kapsamında 2 adet Hemofili B ilacı ile bir adet kanser ilacı geri ödeme listesine alındı.</p><p>Geri ödeme kapsamına alınan 3 ilaçtan birinin yerli üretim olduğu belirtildi.</p><p>Eczanelerde hazırlanan majistral ilaçlarda SGK tarafından karşılanan tutar yüzde 40 oranında artırıldı.</p><p>Çocuk cerrahisinde uygulanan işlemlerin kapsamının da genişletildiği bildirildi.</p><p>Kemik iliği nakli süreçlerinde de çeşitli iyileştirmeler hayata geçirildi. Nakil bekleyen hastalar için uygun verici bulunmasına yönelik tarama süreçlerinin güncellendiği, tedavi ve ilaç uygulamalarına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığı kaydedildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-al_1787994943_LyFxtd.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 3 ilaç geri ödeme kapsamına alındı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-al_1787994943_LyFxtd.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ani ve çok şiddetli baş ağrısını hafife almayın!]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/ani-ve-cok-siddetli-bas-agrisini-hafife-almayin/85047/</link>
            <description><![CDATA[Beyin anevrizmaları her zaman belirti vermeyebileceğini belirten uzmanlar, bazılarının tesadüfen saptanabileceğini söylüyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/ani-ve-cok-siddetli-bas-agrisini-hafife-almayin/85047/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:49:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Beyin anevrizmaları her zaman belirti vermeyebileceğini belirten uzmanlar, bazılarının tesadüfen saptanabileceğini söylüyor.</p><p>Anevrizmanın büyümesi veya yırtılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, beyin anevrizmasının riskleri, kanama belirtileri, tedavi gerekip gerekmediğinin nasıl belirlendiği ve açık cerrahi ile damar içi tedavi yöntemlerinin nasıl seçildiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p>Her anevrizma yırtılıp kanamaz; bazıları tesadüfen saptanabilir!</p><p>Beyin anevrizmasının, beyni besleyen bir damarın duvarındaki zayıf bir noktanın dışarı doğru balonlaşması anlamına geldiğini aktaran Op. Dr. Ercan Kaya, 'Çoğu anevrizma belirti vermeden kalabilir ve başka bir nedenle yapılan beyin görüntülemesinde tesadüfen bulunabilir.' dedi.</p><p>Bu nedenle her anevrizmanın mutlaka yırtılıp kanayacağını düşünmenin doğru olmadığına değinen Op. Dr. Kaya, 'Bununla birlikte bazı anevrizmalar büyüyebilir veya kanayabilir. Anevrizmalar erişkinlerde, kadınlarda, sigara kullananlarda ve yüksek tansiyonu olanlarda daha sık görülür. Anne, baba veya kardeş gibi yakın aile bireylerinde beyin anevrizması ya da anevrizmaya bağlı kanama bulunması da riski artırabilir. Bazı kalıtsal hastalıklarla ilişki görülebilir. Ancak bir risk etkeninin bulunması kişide mutlaka anevrizma olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde hiçbir risk etkeni bulunmayan bir kişide de anevrizma gelişebilir. Kimlerin taranması gerektiği, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmeli.' şeklinde konuştu.</p><p>Her anevrizma tedavi edilmeli mi?</p><p>Her anevrizmaya işlem yapılmadığına dikkat çeken Op. Dr. Kaya, 'Çünkü henüz kanamamış bir anevrizmayı tedavi etmenin de belirli riskleri vardır. Temel soru şudur: Anevrizmanın gelecekte kanama ihtimali mi, uygulanacak işlemin riski mi daha yüksek?' dedi.</p><p>Değerlendirmede yalnızca anevrizmanın büyüklüğüne bakılmadığını vurgulayan Op. Dr. Kaya, şunları söyledi:</p><p>'Yerleşimi, şekli, zaman içinde büyüyüp büyümediği, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu, sigara ve yüksek tansiyon öyküsü, ailede anevrizmaya bağlı kanama bulunması ve hastanın daha önce böyle bir kanama geçirip geçirmediği birlikte ele alınır.</p><p>Kanama riski düşük görülen bazı anevrizmalar belirli aralıklarla MR veya tomografi temelli damar görüntülemeleriyle takip edilebilir. İzlem, &#39;hiçbir şey yapmamak&#39; değildir; görüntüleme kontrollerinin yanı sıra tansiyonun düzenlenmesi ve sigaranın bırakılması da önemlidir. Tedavi ya da takip kararı, bu konuda deneyimli bir ekibin değerlendirmesiyle verilmelidir.'</p><p>Anevrizma kanamasının en tipik belirtisi ani ve şiddetli baş ağrısı!</p><p>Anevrizma yırtıldığında kanın çoğunlukla beynin çevresindeki sıvı dolu boşluğa yayılacağını kaydeden Op. Dr. Kaya, 'Buna subaraknoid kanama, yani beyin zarları arasına kanama denir. Bu, oldukça yüksek hayati tehlike taşıyan bir durumdur.' dedi.</p><p>Belirtiler hakkında bilgi veren Op. Dr. Kaya, 'En tipik belirti, aniden başlayan ve birkaç dakika içinde en yüksek şiddetine ulaşan baş ağrısıdır. Bulantı, kusma, ense sertliği, ışığa hassasiyet, bayılma, bilinç bulanıklığı, nöbet, konuşma bozukluğu veya kol ve bacaklarda güçsüzlük eşlik edebilir. Bazı hastalar daha ilk anda bilincini kaybedebilir. Tehlike yalnız ilk kanamayla sınırlı değildir. Anevrizma yeniden kanayabilir; beyinde su toplanması gelişebilir veya damarlar ilerleyen günlerde daralarak beynin yeterli kan alamamasına yol açabilir. Bu nedenle şüpheli belirtilerde hemen acil servise başvurulmalıdır.' uyarısında bulundu.</p><p>Ağrının geçmesini beklemek tehlikeli bir gecikmeye yol açabilir!</p><p>Ağrının ne kadar şiddetli olduğu değil, nasıl başladığının önemli olduğunun altını çizen Op. Dr. Kaya, 'Birden ortaya çıkan, birkaç dakika içinde en yüksek düzeyine ulaşan ve kişinin daha önce hiç yaşamadığı bu ağrı, hastalar tarafından bazen &#39;başıma balyozla vurulmuş gibi&#39; sözleriyle tarif edilir. Bu tablo, anevrizmaya bağlı beyin kanamasının en önemli uyarılarından biridir.' dedi.</p><p>Her ani ve şiddetli baş ağrısının da anevrizma kanaması olmadığını hatırlatan Op. Dr. Kaya, 'Başka ciddi hastalıklar da benzer belirti verebilir. Buna karşılık ağrının geçmesini beklemek veya yalnızca ağrı kesiciyle yetinmek tehlikeli bir gecikmeye yol açabilir.' diye konuştu.</p><p>Erken müdahale, yaşamı korumak ve yeni hasarı önlemek için kritik!</p><p>Anevrizmaya bağlı beyin kanamasında ilk dakikalar ve saatlerin neden önemli olduğuna işaret eden Op. Dr. Kaya, 'Anevrizmaya bağlı kanama başladıktan sonra hastanın solunumu ve bilinci bozulabilir, beyin içindeki basınç artabilir ve anevrizma yeniden kanayabilir. Bu nedenle erken müdahale, yalnız tanı koymak için değil, hastanın yaşamsal işlevlerini korumak ve yeni hasarı önlemek için gereklidir.' dedi.</p><p>Hastanede beyin tomografisiyle kanamanın araştırıldığını söyleyen Op. Dr. Kaya, 'Gerekirse damar görüntülemesi yapılarak kanamanın kaynağı belirlenir. Beyinde su toplanması veya basınç artışı varsa bunlara müdahale edilir. Kanayan anevrizmanın yeniden kanamasını önlemek amacıyla açık cerrahi ya da endovasküler yöntemle mümkün olan en erken ve güvenli zamanda kapatılması planlanır.' açıklamasını yaptı.</p><p>Tedavi yöntemi hastanın durumuna göre seçilir!</p><p>Anevrizma tedavisinde açık cerrahi ve endovasküler yöntemlerin nasıl seçildiği hakkında bilgi veren Op. Dr. Ercan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Açık cerrahide kafatasında bir açıklık oluşturulur ve anevrizma, küçük bir metal klips yerleştirilmek suretiyle kapatılır. Endovasküler (damar içi) tedavide ise çoğunlukla kasık veya el bileğindeki bir atardamardan ince tüplerle beyin damarlarına ulaşılır. Anevrizma, çeşitli damar içi araçlar kullanılarak içeriden kapatılır.</p><p>Yöntemlerden biri her hasta için kesin olarak diğerinden üstün değildir. Seçim; anevrizmanın yeri, büyüklüğü, şekli ve boyun yapısı, kanayıp kanamadığı, hastanın yaşı ve genel durumu ile eşlik eden beyin kanamasının özelliklerine göre yapılır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ani-ve-cok-siddetli-bas-agrisi_1787820544_MRCaFi.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ani ve çok şiddetli baş ağrısını hafife almayın! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ani-ve-cok-siddetli-bas-agrisi_1787820544_MRCaFi.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Öz Sağlık-İş Malatya Şubesi’nde Türkoğlu Güven Tazeledi]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/oz-saglik-is-malatya-subesi-nde-turkoglu-guven-tazeledi/85034/</link>
            <description><![CDATA[Öz Sağlık-İş Sendikası Malatya Şubesi 2. Olağan Genel Kurulu’nda mevcut başkan Mustafa Türkoğlu yeniden göreve seçildi. Genel kurulda yeni dönem yönetimi de belirlendi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/oz-saglik-is-malatya-subesi-nde-turkoglu-guven-tazeledi/85034/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:38:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Öz Sağlık-İş Sendikası Malatya Şubesi 2. Olağan Genel Kurulu&#39;nda mevcut başkan Mustafa Türkoğlu yeniden göreve seçildi. Genel kurulda yeni dönem yönetimi de belirlendi.</p><p>Öz Sağlık-İş Sendikası Malatya Şubesi&#39;nin 2. Olağan Genel Kurulu, sendika üyeleri ve delegelerin katılımıyla Malatya&#39;da gerçekleştirildi. Genel kurula Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Sekreteri Fadıl Erdem de katıldı.</p><p>Birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleştirilen genel kurulda, geride kalan dönemde yürütülen sendikal faaliyetler değerlendirildi. Sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar, üyelerin hak ve menfaatlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar ile yeni dönemin yol haritası ele alındı.</p><p>Türkoğlu yeniden başkan seçildi</p><p>Genel kurul kapsamında yapılan seçimlerde mevcut Şube Başkanı Mustafa Türkoğlu, delegelerin desteğini alarak yeniden göreve seçildi.</p><p>Yeni dönem yönetiminde Seyfullah Yalçın, Ahmet Çalık ve Ömer Ekici ise şube başkan yardımcılığı görevine getirildi.</p><p>'Çözüm odaklı sendikacılık sürecek'</p><p>Genel kurulun ardından yapılan değerlendirmede, Malatya&#39;daki sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin haklarının korunması ve geliştirilmesinin yeni dönemde de temel öncelik olacağı belirtildi.</p><p>Üyelerin sahada karşılaştığı sorunların yakından takip edileceği, çözüm odaklı sendikacılık anlayışının daha güçlü şekilde sürdürüleceği ifade edildi. Yeni yönetimin, emeği ve alın terini merkeze alan bir anlayışla çalışmalarına devam edeceği kaydedildi.</p><p>Genel kurula katılan delegelere, üyelere ve teşkilat mensuplarına teşekkür edilirken, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Sekreteri Fadıl Erdem&#39;e de katılımından dolayı teşekkür edildi. Genel kurulun sendikaya, Malatya teşkilatına ve çalışma hayatına hayırlı olması temennisinde bulunuldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/oz-saglik-is-malatya-subesi-nd_1787305130_orcFGx.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Öz Sağlık-İş Malatya Şubesi’nde Türkoğlu Güven Tazeledi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/oz-saglik-is-malatya-subesi-nd_1787305130_orcFGx.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Deprem Sonrası İlk Uluslararası Kongre Malatya’da]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/deprem-sonrasi-ilk-uluslararasi-kongre-malatya-da/85030/</link>
            <description><![CDATA[Malatya, deprem sonrasında sağlık alanında düzenlenecek ilk uluslararası kongreye ev sahipliği yapacak. Pediatrik acillerin ele alınacağı organizasyonda 108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum ve 150’den fazla sözlü sunum yer alacak.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/deprem-sonrasi-ilk-uluslararasi-kongre-malatya-da/85030/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 12:28:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya, deprem sonrasında sağlık alanında düzenlenecek ilk uluslararası kongreye ev sahipliği yapacak. Pediatrik acillerin ele alınacağı organizasyonda 108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum ve 150&#39;den fazla sözlü sunum yer alacak.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER), Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğinde '1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi' düzenlenecek.</p><p>Pediatrik acil tıp alanında görev yapan ulusal ve uluslararası bilim insanları, akademisyenler ve sağlık profesyonellerini aynı platformda buluşturacak kongre, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde Malatya Turgut Özal Üniversitesi Battalgazi Kampüsü&#39;nde gerçekleştirilecek.</p><p><br>'Akademik süreçlerde hızla ilerliyoruz'</p><p><br>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, kongrenin üniversite ve kent açısından önemli bir akademik faaliyet olduğunu belirtti.</p><p>Üniversitenin genç bir kurum olmasına rağmen bilimsel ve akademik süreçlerde hızla ilerlediğini ifade eden Özkan, 'İlk kez düzenlenecek Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi&#39;nin geniş katılımlı olmasını bekliyoruz. Üniversitemizin öncülüğünde ve Tıp Fakültemiz Acil Tıp Anabilim Dalının rehberliğinde ulusal ve uluslararası katılımcıları Malatya&#39;da ağırlayacağız. Tüm bilim insanlarını ve sağlık profesyonellerini bu önemli akademik buluşmaya davet ediyoruz.' dedi.</p><p>108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Bilgehan Demir ise organizasyonun, deprem sonrasında Malatya&#39;da sağlık alanında gerçekleştirilecek ilk uluslararası kongre olma özelliği taşıdığını söyledi.</p><p>Kongreye yurt dışından yaklaşık 11, il dışından ise 46 katılımcının gelmesinin beklendiğini aktaran Demir, 'Organizasyonda toplam 108 konuşmacı görev alacak. Kongre boyunca 36 bilimsel oturum gerçekleştirilecek ve 150&#39;den fazla sözlü sunum yapılacak. Bilimsel aktivitelere gönül veren tüm sağlık neferlerini bu büyük bilim şöleninde aramızda görmek istiyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Pediatrik aciller çok yönlü ele alınacak</p><p>Kongrenin bilimsel programında çocuk acil tıbbındaki güncel yaklaşımlar, kritik hasta yönetimi, ECMO uygulamaları, resüsitasyon, travma, yoğun bakım süreçleri ve geleceğin sağlık teknolojileri multidisipliner bir perspektifle değerlendirilecek.</p><p>Konferanslar, paneller ve interaktif oturumların gerçekleştirileceği program kapsamında uygulamalı REBOA ve ECMO kursları da düzenlenecek. Katılımcılara teorik bilgilerini uygulamayla pekiştirme ve farklı disiplinlerden uzmanlarla deneyim paylaşma imknı sunulacak.</p><p><br>Yeni akademik iş birlikleri hedefleniyor</p><p>Türkçe ve İngilizce gerçekleştirilecek kongreyle bilimsel bilgi paylaşımının artırılması, mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi ve yeni ulusal ve uluslararası akademik iş birliklerinin kurulması hedefleniyor.</p><p>Üç gün sürecek organizasyonun Malatya&#39;nın deprem sonrası akademik ve bilimsel görünürlüğüne katkı sağlamasının yanı sıra kentin tarihî, kültürel ve doğal değerlerinin tanıtımını da desteklemesi bekleniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/deprem-sonrasi-ilk-uluslararas_1787131686_Vo8DIp.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Deprem Sonrası İlk Uluslararası Kongre Malatya’da ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/deprem-sonrasi-ilk-uluslararas_1787131686_Vo8DIp.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[143 bin 887 kişi vasiyet oluşturdu]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/143-bin-887-kisi-vasiyet-olusturdu/85012/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, organ bağışı işlemlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirilmesinin ardından 143 bin 887 kişinin dijital vasiyet oluşturduğunu açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/143-bin-887-kisi-vasiyet-olusturdu/85012/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:37:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, organ bağışı işlemlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirilmesinin ardından 143 bin 887 kişinin dijital vasiyet oluşturduğunu açıkladı.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijital uygulamaların vatandaşların bağış sürecine erişimini kolaylaştırdığını belirterek güncel verileri paylaştı.</p><p>Memişoğlu, organ bağışında 143 bin 887 kişinin dijital vasiyet oluşturduğunu, 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını bildirdi</p><p>Memişoğlu, şunları kaydetti:</p><p>'O günden bugüne, 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı. 2 milyon 510 bin 18 organ ve doku nice hayatlara umut olmak üzere bağışlandı.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/143-bin-887-kisi-vasiyet-olust_1786610270_Uv056w.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 143 bin 887 kişi vasiyet oluşturdu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/143-bin-887-kisi-vasiyet-olust_1786610270_Uv056w.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Arapgir’de Ambulans Sayısı Yeniden İkiye Çıkarıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/arapgir-de-ambulans-sayisi-yeniden-ikiye-cikarildi/84991/</link>
            <description><![CDATA[Arapgir’de son dönemde yaşanan kazaların ardından ambulans yetersizliğine yönelik tepkiler üzerine ilçedeki ambulans sayısının yeniden ikiye çıkarıldığı öğrenildi. Daha önce ilçeden çekilen ambulansın yeniden Arapgir’e gönderildiği belirtildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/arapgir-de-ambulans-sayisi-yeniden-ikiye-cikarildi/84991/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:16:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Arapgir&#39;de son dönemde yaşanan kazaların ardından ambulans yetersizliğine yönelik tepkiler üzerine ilçedeki ambulans sayısının yeniden ikiye çıkarıldığı öğrenildi. Daha önce ilçeden çekilen ambulansın yeniden Arapgir&#39;e gönderildiği belirtildi.</p><p>Malatya&#39;nın Arapgir ilçesinde son günlerde özellikle trafik kazalarının ardından gündeme gelen ambulans yetersizliği tartışmalarında yeni bir gelişme yaşandı. İlçeden daha önce çekildiği belirtilen ambulansın yeniden Arapgir&#39;e gönderilmesiyle hizmet veren ambulans sayısının ikiye çıkarıldığı öğrenildi.</p><p>Kazalarda Ambulans Tartışması Yaşanmıştı</p><p>Son günlerde ilçede meydana gelen bazı kazalarda, Arapgir&#39;deki ambulansın başka bir vakada görevli olması nedeniyle çevre ilçelerden ambulans desteği sağlandığı öne sürülmüştü.</p><p><br>Özellikle sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Arapgir&#39;de meydana gelen bir kazaya ilçede müsait ambulans bulunmadığı gerekçesiyle Arguvan&#39;dan ambulans sevk edildiği iddia edilmişti. Yaşanan durum ilçe sakinlerinin tepkisine neden olmuştu.</p><p>Geçtiğimiz günlerde meydana gelen motosiklet kazasının ardından da ambulansın olay yerine geç ulaştığı yönünde iddialar gündeme gelmişti. Söz konusu kazada bir kişi hayatını kaybetmişti.</p><p>Arapgirliler Sosyal Medyadan Tepki Gösterdi</p><p>Peş peşe yaşanan olayların ardından Arapgirliler, özellikle sosyal medya üzerinden ilçedeki ambulans kapasitesinin artırılması yönünde çağrıda bulundu. Vatandaşlar, acil vakalarda zaman kaybının önüne geçilmesi için ilçede yeterli sayıda ambulans bulundurulmasını istedi. <br> </p><p>Tepkilerin ardından daha önce Arapgir&#39;den çekilen ambulansın yeniden ilçeye gönderildiği öğrenildi. Böylece Arapgir&#39;de hizmet veren ambulans sayısı yeniden ikiye çıkarıldı.</p><p>İki ambulansın da ilçede acil sağlık hizmetlerinde görev yapmaya başladığı belirtildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/arapgir-de-ambulans-sayisi-yen_1786436193_vRa6GL.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Arapgir’de Ambulans Sayısı Yeniden İkiye Çıkarıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/arapgir-de-ambulans-sayisi-yen_1786436193_vRa6GL.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aynı Gün 4 Farklı Meme Kanseri Ameliyatı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/ayni-gun-4-farkli-meme-kanseri-ameliyati/84984/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde meme kanseri tanısı alan 4 hasta, aynı gün hastalıklarının evresi ve klinik özelliklerine göre belirlenen 4 farklı cerrahi yöntemle tedavi edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/ayni-gun-4-farkli-meme-kanseri-ameliyati/84984/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:56:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde meme kanseri tanısı alan 4 hasta, aynı gün hastalıklarının evresi ve klinik özelliklerine göre belirlenen 4 farklı cerrahi yöntemle tedavi edildi.</p><p><br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde meme kanseri tanısı alan 4 hasta, aynı gün içerisinde farklı cerrahi yöntemlerle ameliyat edildi. Hastaların tedavileri, hastalığın evresi, biyolojik özellikleri ve klinik durumları dikkate alınarak kişiye özel planlandı.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde görev yapan Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, meme kanseri tedavisinde her hastaya aynı yöntemin uygulanmadığını belirtti.</p><p>Kanat, hastalığın evresi, biyolojik özellikleri ve hastanın genel durumunun değerlendirilmesinin ardından kişiye özel tedavi planlaması yapıldığını ifade etti.</p><p>Dört Hastaya Dört Farklı Cerrahi Yaklaşım</p><p><br>Meme kanseri cerrahisindeki temel hedefin kanserli dokunun güvenli cerrahi sınırlarla çıkarılması olduğunu belirten Kanat, hastaların yaşam kalitesinin korunması ve uygun vakalarda meme estetiğinin mümkün olduğunca muhafaza edilmesinin de tedavinin önemli bir parçası olduğunu kaydetti.</p><p><br>Aynı gün ameliyat edilen 4 hastanın her birine farklı tedavi yaklaşımı uygulandığını aktaran Kanat, hastalardan birinin kemoterapi tedavisinin ardından cerrahiye alındığını, bir hastaya ise doğrudan cerrahi tedavi uygulandığını bildirdi.</p><p>Bir hastada meme koruyucu cerrahi kapsamında implant kullanılarak meme bütünlüğünün korunmasının hedeflendiğini belirten Kanat, diğer hastaya ise hastalığın yaygınlığı nedeniyle modifiye radikal mastektomi uygulandığını ifade etti.</p><p><br>Kanat, uygun hastalarda koltuk altındaki tüm lenf bezlerinin alınması yerine 'Sentinel Lenf Nodülü (Bekçi Lenf Nodülü)' yönteminin kullanıldığını, ameliyat sırasında patoloji ekibinin yaptığı değerlendirmelerin de cerrahi sürecin yönlendirilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.</p><p>Multidisipliner Ekiple Tedavi Planlaması</p><p>Meme kanseri tedavisinin birçok branşın koordineli çalışmasını gerektirdiğini vurgulayan Kanat, hastaların genel cerrahi ve onkoloji konseylerinde değerlendirilerek en uygun tedavi yönteminin belirlendiğini kaydetti.</p><p>Tedavi sürecinde genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, patoloji, plastik cerrahi ve anestezi ekiplerinin koordinasyon içerisinde görev yaptığını belirten Kanat, aynı gün gerçekleştirilen 4 farklı ameliyatın multidisipliner ekip çalışmasının önemini ortaya koyduğunu ifade etti.</p><p><br>Kanat, operasyonlarda görev alan ameliyathane çalışanları, hemşireler, anestezi ve patoloji ekipleri ile tedavi sürecine katkı sunan sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p><p>Erken Tanının Önemine Dikkat Çekti</p><p><br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde meme kanseri başta olmak üzere onkolojik cerrahi gerektiren hastalıkların tanı ve tedavisi üçüncü basamak sağlık hizmeti kapsamında sürdürülüyor. Hastalar, onkoloji ve cerrahi konseylerinde değerlendirilerek güncel bilimsel rehberler doğrultusunda tedavi planına alınıyor.</p><p><br>Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kanat, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirtti.</p><p><br>Kanat, özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınlar ile ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan ve genetik risk taşıyan bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırmasının önemine işaret ederek, vatandaşları Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) başta olmak üzere ilgili sağlık kuruluşlarında sunulan tarama hizmetlerinden yararlanmaya çağırdı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ayni-gun-4-farkli-meme-kanseri_1786352190_plXtN2.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aynı Gün 4 Farklı Meme Kanseri Ameliyatı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ayni-gun-4-farkli-meme-kanseri_1786352190_plXtN2.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazın kalp krizi daha sık görülüyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/yazin-kalp-krizi-daha-sik-goruluyor/84955/</link>
            <description><![CDATA[Havadaki ısı artışı kalbin çalışma düzenini de etkiliyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı yaz aylarında kalp krizleri daha sık görülüyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/yazin-kalp-krizi-daha-sik-goruluyor/84955/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 13:36:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında yüksek seyreden sıcaklıklar yalnızca bunaltmıyor, kalbin daha fazla çalışmasına da neden oluyor. Çünkü artan sıcaklıklarla mücadele etmeye çalışan vücutta sıvı ve mineral kaybı yaşanıyor, damarlar genişliyor, tansiyon düşüyor ve kalp hızının artmasıyla birlikte özellikle kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarının görülme riski yükseliyor.   Hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artışın kalp krizi görülme riskini yaklaşık yüzde 5 artırdığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, 'Bu riski azaltabilmek için yaz aylarında günlük su alımından seçtiğimiz kıyafetlerin rengine, spor saatlerimizden tükettiğimiz besinlere kadar pek çok detaya dikkat etmemiz gerekir' diyor.</p><p>Yazın kalp krizi daha sık görülüyor</p><p>Havadaki ısı artışı kalbin çalışma düzenini de etkiliyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı yaz aylarında kalp krizleri daha sık görülüyor. Hem sıcak hem de soğuk havada vücudun ısısını dengelemeye çalıştığını ve bunun da kalbi yorduğunu belirten Doç. Dr. Emrah Erdal, 'Özellikle yaz aylarında yaşanan sıvı-mineral kaybı nedeniyle kan damarları genişler ve kan basıncı düşer. Bu süreç kalp atış hızının artmasına yol açarak kalp krizi riskini yükseltebilir. Yapılan birçok çalışmada sıcaklık artışı ile kalp krizi arasında doğru orantı olduğu gösterilmiş. Öyle ki hava sıcaklığındaki her 5 derecelik artış kalp krizlerinde de yaklaşık yüzde 5 oranında artışa neden olur' uyarısında bulunarak, kalp krizine davetiye çıkarabilecek 5 hata ve doğru öneriler konusunda bilgi verdi.</p><p>HATA: YETERSİZ VE YANLIŞ SIVI ALIMI</p><p>Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücuttan önemli miktarda sıvı ve mineral kaybediliyor. Bu kaybın yerine konulmaması tansiyon düşüklüğüne, elektrolit dengesinin bozulmasına ve kalbin iş yükünün artmasına neden olabiliyor. Özellikle alkol, aşırı kahve ve şekerli içecekler vücuttan sıvı atılımını artırarak bu riski daha da yükseltebiliyor.  </p><p>Doğrusu: 'Yaz aylarında günlük ortalama 2,5 litre sıvı tüketmeye özen gösterin' diyen Doç. Dr. Emrah Erdal, en doğru tercih olarak su ve mineral içeren içeceklerin olduğunu söylüyor.  Alkol, aşırı kahve ve şekerli içeceklerin mümkün olduğunca sınırlandırılması gerekiyor.  </p><p>HATA: KALIN VE KOYU RENKLİ GİYSİLER TERCİH ETMEK</p><p>Yaz aylarında koyu renkli ve kalın kıyafetler tercih etmek vücut ısısının daha fazla yükselmesine neden olabiliyor. Oysa sıcak havalarda vücudumuz, normal ısı dengesini koruyabilmek için zaten yoğun bir çaba harcarken yanlış kıyafet seçimi bu yükü daha da artırarak kalbin daha fazla çalışmasına yol açabiliyor.</p><p>Doğrusu: Yaz aylarında hafif, bol, pamuklu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Açık renkler güneş ışınlarını daha az absorbe ederken, pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar vücut ısısının daha kolay dengelenmesine yardımcı oluyor.</p><p>HATA: ÖĞLE SAATLERİNDE DENİZE GİRMEK VE YOĞUN EGZERSİZ YAPMAK</p><p>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00  saatleri arasında denize girmenin veya plaj voleybolu, plaj futbolu gibi yoğun fiziksel aktivitelerde bulunmanın vücut ısısını daha da artırdığı uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, 'Sıcak havalarda zaten ısı dengesini korumak için daha fazla çalışan kalp, bu saatlerde yapılan egzersizle çok daha fazla zorlanabilir. Özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için bu durum ciddi risk oluşturabilir' diyor.</p><p>Doğrusu: Deniz ve yüzme için sabah erken saatler veya güneşin etkisini kaybetmeye başladığı akşam saatleri tercih edilmeli. Düzenli egzersiz yapan kişiler yürüyüş, koşu veya diğer spor aktiviteleri günün serin saatlerinde planlamalı.</p><p>HATA: YAZ AYLARINDA İLAÇ DOZLARINI DEĞİŞTİRMEMEK</p><p>Yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle tansiyonun doğal olarak düşme eğilimi gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Emrah Erdal, 'Özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığı olan kişilerde kullanılan tansiyon ve idrar söktürücü ilaçlar bu düşüşü daha da belirgin hale getirebilir. Bu durum halsizlik, baş dönmesi, bayılma ve elektrolit dengesizlikleri gibi önemli sorunlara yol açabilir' uyarısında bulunuyor.</p><p>Doğrusu: Yaz aylarına girerken özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığı nedeniyle ilaç kullanan hastalar, tedavilerinin gözden geçirilmesi için hekimlerine başvurmalı ve gerekli görülürse ilaç dozları doktor tarafından yeniden düzenlenmeli. Ancak ilaçların dozu hiçbir zaman hekime danışmadan azaltılmamalı veya tedavi kesilmemeli.</p><p>HATA: YAĞLI VE AĞIR YEMEKLER TÜKETMEK</p><p>Yaz aylarında ağır, yağlı ve yüksek kalorili öğünlerin sindirim sistemi kadar kalbi de zorladığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, 'Hamur işleri, kızartmalar, yağlı etler ile aşırı tuzlu ve baharatlı yiyecekler, vücudun metabolik yükünü artırırken kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Özellikle sıcak havaların etkisiyle artan sıvı kaybı da eklendiğinde, bu beslenme alışkanlıkları kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için önemli risk oluşturabilir' diyor.</p><p>Doğrusu: Yaz aylarında taze sebze ve meyveler, zeytinyağlı yemekler, soğuk çorbalar ve sindirimi kolay besinler tercih edilmeli. Az yağlı peynirler ve taze balık gibi sağlıklı protein kaynakları tüketilmeli; et seçiminde ise kızartma yerine haşlama veya ızgara yöntemleri tercih edilmeli. Hafif ve dengeli beslenmek, sıcak havalarda hem vücudun hem de kalbin üzerindeki yükün azalmasına katkıda bulunur. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yazin-kalp-krizi-daha-sik-goru_1785839807_LeRSKW.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazın kalp krizi daha sık görülüyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yazin-kalp-krizi-daha-sik-goru_1785839807_LeRSKW.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diyalize Girmeden Sağlığına Kavuştu]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/diyalize-girmeden-sagligina-kavustu/84904/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde her iki böbreğinde kanser tespit edilen 46 yaşındaki hasta, iki aşamalı böbrek koruyucu cerrahiyle sağlığına kavuştu. Başarılı operasyonların ardından hastanın böbrek fonksiyonlarının normal olduğu bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/diyalize-girmeden-sagligina-kavustu/84904/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 14:34:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde her iki böbreğinde kanser tespit edilen 46 yaşındaki hasta, iki aşamalı böbrek koruyucu cerrahiyle sağlığına kavuştu. Başarılı operasyonların ardından hastanın böbrek fonksiyonlarının normal olduğu bildirildi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği&#39;nde gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla, her iki böbreğinde de kanser tespit edilen 46 yaşındaki hasta, böbrekleri korunarak sağlığına kavuştu.</p><p>Yan ağrısı şikyetiyle hastaneye başvuran Ali Yeşil&#39;in yapılan tetkiklerinde her iki böbreğinde de kötü huylu tümör tespit edildi. Tedavi süreci kapsamında ilk olarak sol böbrekte bulunan ileri evredeki kitle açık yöntemle parsiyel nefrektomi ameliyatıyla çıkarıldı. Yaklaşık bir ay sonra ise sağ böbrekte yer alan kitle, laparoskopik parsiyel nefrektomi yöntemiyle kapalı ameliyatla alındı.</p><p>Böbrekler Korundu</p><p>Üroloji Uzmanı Uzm. Dr. Emrah Kızılay, geçmişte bu tür vakalarda her iki böbreğin tamamen alınmasının gerekebildiğini, bunun da hastaları diyalize bağımlı hale getirdiğini belirtti.</p><p>Günümüzde ise uygun hastalarda böbrek koruyucu cerrahilerin başarıyla uygulanabildiğini ifade eden Kızılay, 'Her iki böbreği de koruyarak hastamızın tedavisini tamamladık. Böbrek fonksiyonları normal seviyelerde ve takipleri sağlıklı şekilde devam ediyor.' dedi.</p><p><br>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</p><p>Üroloji Klinik Şefi Uzm. Dr. Mehmet Levent Akbulut ise böbrek kanserinde erken teşhisin tedavide büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Akbulut, uygun hastalarda uygulanan böbrek koruyucu cerrahiler sayesinde hastaların yaşamlarına sağlıklı şekilde devam edebildiğini belirterek, 'Kliniğimizde bu tür ileri cerrahi işlemler başarıyla uygulanmaktadır.' ifadelerini kullandı.</p><p><br>Yan ağrısı, sigara kullanımı ve hipertansiyon gibi risk faktörlerine sahip kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydeden Akbulut, gelişen görüntüleme yöntemleri sayesinde böbrek tümörlerinin daha erken evrede tespit edilebildiğini söyledi.</p><p>Hastadan Teşekkür</p><p><br>Başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Ali Yeşil ise yan ağrısı nedeniyle hastaneye başvurduğunu, yapılan tetkiklerde her iki böbreğinde de tümör tespit edildiğini belirterek, başarılı ameliyatlar sayesinde yeniden sağlığına kavuştuğunu ve tedavisinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/diyalize-girmeden-sagligina-ka_1784720086_ctokHv.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diyalize Girmeden Sağlığına Kavuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/diyalize-girmeden-sagligina-ka_1784720086_ctokHv.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Her yıl 1 milyon enfeksiyon]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/her-yil-1-milyon-enfeksiyon/84876/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar her yıl yaklaşık 1 milyar enfeksiyona ve milyonlarca kişinin ölümüne neden oluyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/her-yil-1-milyon-enfeksiyon/84876/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:56:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar artık yalnızca bölgesel sağlık sorunları olarak görülmüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, insanlarda ortaya çıkan yeni veya yeniden görülen bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 75&#39;i hayvan kaynaklı. Uzmanlar, iklim değişikliği, kentleşme, küresel ulaşım ve insanın doğal yaşam alanlarına daha fazla müdahalesinin yeni salgın risklerini artırdığına dikkat çekiyor.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü&#39;ne göre hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar her yıl yaklaşık 1 milyar enfeksiyona ve milyonlarca kişinin ölümüne neden oluyor.</p><p>Son 30 yılda hayvanlardan insanlara geçen yaklaşık 30 yeni hastalık etkeninin ortaya çıktığı belirtiliyor.</p><p>Ayn Şems Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Merkezi Tek Sağlık Birimi Direktörü Prof. Dr. Abdullah Sami, hayvan kaynaklı hastalıkların ortaya çıkış sürecini değerlendirerek, bu hastalıkların insan, hayvan ve çevre arasındaki karmaşık ilişkiden kaynaklandığını ifade ediyor.</p><p>New York&#39;tan başlayan uyarı</p><p>Uzmanlar, hayvan kaynaklı salgınların küresel tehdide dönüşebileceğine örnek olarak 1999 yılında ABD&#39;de görülen Batı Nil virüsü salgınını gösteriyor.</p><p>New York&#39;taki Bronx Hayvanat Bahçesi&#39;nde çok sayıda karganın ölmesiyle başlayan süreçte, aynı dönemde yaşlılarda nedeni bilinmeyen beyin iltihabı vakaları ortaya çıktı.</p><p>Yapılan araştırmalar sonucunda virüsün büyük ihtimalle göçmen kuşlar veya sivrisinekler aracılığıyla Orta Doğu&#39;dan geldiği ve kısa sürede ABD&#39;nin birçok bölgesi, Kanada ve Latin Amerika&#39;nın bazı kesimlerine yayıldığı belirlendi.</p><p>Bu olay, hayvanlarda bulunan bazı virüslerin insanlara geçerek kısa sürede uluslararası bir sağlık tehdidine dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri oldu.</p><p>Uzun hastalık listesi</p><p>Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar arasında kuduz, kuş gribi, domuz gribi, Ebola, Marburg virüsü, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS), Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Rift Vadisi Ateşi, bruselloz, salmonella, koli bakterisi ve Hanta virüsleri bulunuyor.</p><p>Bu hastalıkların ortaya çıkması için genellikle üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor:</p><p>Hastalığı taşıyan hayvan rezervuarı, sivrisinek veya kene gibi biyolojik taşıyıcılar ve insanın bu döngüyle temas etmesi.</p><p>Örneğin Rift Vadisi Ateşi daha çok hayvancılık yapılan ve sivrisineklerin bulunduğu bölgelerde görülürken, Ebola ve Marburg virüsleri Afrika&#39;daki meyve yarasalarıyla ilişkilendiriliyor.</p><p>MERS ise özellikle Arap Yarımadası&#39;nda develerle bağlantılı olarak ortaya çıkıyor.</p><p>Ancak bu dağılım artık değişiyor. İklim değişikliği, uluslararası seyahat ve küresel ticaret, hastalıkların daha önce görülmediği bölgelere taşınmasına neden oluyor.</p><p>İklim değişikliği riski artırıyor</p><p>İklim değişikliği, hastalık taşıyan sivrisinek, kene ve kum sineği gibi canlıların yaşam alanlarını genişletiyor.</p><p>Bunun yanında ormanların tarım ve yerleşim alanlarına dönüştürülmesi, insanların yabani hayvanlarla temasını artırıyor.</p><p>Bilim dünyasında 'spillover' olarak adlandırılan bu süreçte, hayvanlarda bulunan mikroorganizmalar insanlara geçerek yeni enfeksiyonlara yol açabiliyor.</p><p>Uzmanlara göre nüfus artışı, hızlı kentleşme, yoğun hayvan yetiştiriciliği, iklim değişikliği ve uluslararası hareketlilik, yeni hastalıkların ortaya çıkması için uygun ortam oluşturuyor.</p><p>Arap bölgesinde özel riskler</p><p>Hayvancılık ve deve yetiştiriciliğinin yaygın olduğu Arap bölgesi de hayvan kaynaklı hastalıklar açısından özel risk taşıyor.</p><p>Bölgede özellikle MERS, bruselloz, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıklar öne çıkıyor.</p><p>Suriye&#39;de savaş yıllarında sağlık altyapısının zayıflaması ve milyonlarca kişinin yer değiştirmesiyle cilt leishmaniasis vakalarında ciddi artış yaşandığı belirtiliyor.</p><p>Bunun nedenleri arasında hastalık taşıyan kum sineklerinin çoğalması için uygun ortam oluşması gösteriliyor.</p><p>Aşılar tek başına yeterli mi?</p><p>Uzmanlara göre hayvanların aşılanması, birçok hastalığa karşı ilk savunma hattını oluşturuyor.</p><p>Köpeklerin kuduz, büyükbaş hayvanların ise bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi&#39;ne karşı aşılanması hastalıkların insanlara geçmesini azaltabiliyor.</p><p>İnsanlar için kuduz aşısı gibi bazı koruyucu uygulamalar bulunurken, MERS, Hanta virüsleri ve leishmania gibi hastalıklara karşı etkili aşı geliştirme çalışmaları devam ediyor.</p><p>Vahşi hayvanlar mı evcil hayvanlar mı daha riskli?</p><p>Uzmanlar, riskin yalnızca hayvanın türüne bağlı olmadığını, insanla temas ihtimali ve hastalığın şiddetinin de belirleyici olduğunu vurguluyor.</p><p>Evcil hayvanlar daha çok kuduz ve bazı parazitlerle ilişkilendirilirken, büyükbaş hayvanlar MERS, bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıkların kaynağı olabiliyor.</p><p>Vahşi hayvanlar ise insanlarda daha önce bağışıklık oluşmamış virüsleri taşıyabildikleri için Ebola ve Hanta gibi daha tehlikeli hastalıklarla bağlantılı görülüyor.</p><p>Antibiyotik direnci yeni salgın riski oluşturuyor</p><p>Uzmanların dikkat çektiği bir diğer büyük tehdit ise antibiyotik direnci.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü, doğrulanmış her 6 bakteriyel enfeksiyondan birinin geleneksel tedavilere dirençli hale geldiğini belirtiyor.</p><p>Dünya genelinde kullanılan antibiyotiklerin yüzde 40 ila 60&#39;ının hayvancılık ve tarımda kullanılması, insanlara bulaşabilecek dirençli bakteri türlerinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p><p>Bu nedenle birçok bilim insanı, antibiyotik direncini gelecekteki büyük sağlık krizlerinden biri olarak değerlendiriyor.</p><p>'Tek Sağlık' yaklaşımı</p><p>Uzmanlar, gelecekteki salgınlarla mücadelede insan, hayvan ve çevre sağlığının birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor.</p><p>'Tek Sağlık' olarak adlandırılan bu yaklaşım, doktorlar, veterinerler ve çevre uzmanlarının ortak çalışmasını öngörüyor.</p><p>Erken uyarı sistemleri, güçlü laboratuvar altyapısı ve insan-hayvan sağlığı arasında kurulan ortak takip mekanizmaları, küçük bir salgının küresel krize dönüşmesini engellemede kritik önem taşıyor.</p><p>Uzmanlara göre en tehlikeli senaryo yalnızca yeni bir virüsün ortaya çıkması değil hızlı yayılan solunum yolu hastalığı, artan antibiyotik direnci ve zayıf erken uyarı sistemlerinin aynı anda ortaya çıkması.</p><p>COVID-19 salgınının ardından dünya salgınlara karşı daha hazırlıklı hale gelse de uzmanlar yeni tehditlere karşı sürekli gözetim ve hazırlığın önemini koruduğunu belirtiyor. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/her-yil-1-milyon-enfeksiyon_1784192170_OA75Kd.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Her yıl 1 milyon enfeksiyon ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/her-yil-1-milyon-enfeksiyon_1784192170_OA75Kd.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kaşımayın!]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/kasimayin/84841/</link>
            <description><![CDATA[Kaşıntı; böcek ısırıkları, alerjik reaksiyonlar ve bazı ciddi hastalıklar dahil birçok nedenden kaynaklanabiliyor. Uzmanlar, aşırı kaşımanın cilde zarar verdiğini uzun süredir belirtirken, yeni çalışma bu sürecin hücresel mekanizmasına ışık tuttu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/kasimayin/84841/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 16:09:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bilim insanları, uzun yıllardır dile getirilen 'kaşıntıyı kaşımayın' uyarısının biyolojik nedenlerini ortaya koyan yeni bulgular elde etti. Fareler üzerinde yapılan araştırma, kaşımanın ciltteki iltihaplanmayı artırarak kaşıntı-kaşıma döngüsünü güçlendirdiğini gösterdi.</p><p>Kaşıntı; böcek ısırıkları, alerjik reaksiyonlar ve bazı ciddi hastalıklar dahil birçok nedenden kaynaklanabiliyor. Uzmanlar, aşırı kaşımanın cilde zarar verdiğini uzun süredir belirtirken, yeni çalışma bu sürecin hücresel mekanizmasına ışık tuttu.</p><p>Araştırmayı yürüten Pittsburgh Üniversitesi Dermatoloji Bölümü&#39;nden Dr. Daniel Kaplan ve ekibi, nikel veya zehirli sarmaşık gibi tahriş edici maddelerin neden olduğu alerjik kontakt dermatit üzerinde çalıştı. Araştırmacılar, farelerin kulaklarına döküntü oluşturan bir tahriş edici madde uyguladı.</p><p>Deneylerde normal farelerin kaşıntılı bölgeyi kaşımasının ardından iltihaplanmayı tetikleyen bağışıklık hücrelerinin hızla bölgeye yöneldiği ve şişliğin arttığı gözlendi. Buna karşılık, kaşıntıyı algılayan sinir hücreleri işlevsiz olan farelerde döküntü ve iltihaplanmanın daha hafif seyrettiği belirlendi.</p><p>Araştırmacılar, farkın doğrudan kaşıma davranışından kaynaklanıp kaynaklanmadığını test etmek için normal farelerin kaşınmasını engelleyen veteriner yakalıkları kullandı. Kaşıntıyı hissetmelerine rağmen kaşıyamayan farelerde de şişliğin ve iltihaplanmaya neden olan bağışıklık hücrelerinin belirgin şekilde azaldığı tespit edildi.</p><p>Araştırmacılar, kaşımanın kısa süreli rahatlama hissi sağladığını ancak aynı zamanda bağışıklık sistemini harekete geçirerek iltihaplanmayı artırdığını ve bunun daha fazla kaşıntıya yol açan bir kısır döngü oluşturduğunu belirtti.</p><p>Bilim insanları, balıklar dahil birçok canlı türünde kaşıma davranışının görülmesinin evrimsel bir işlevi olabileceğini, bunun ciltteki bazı mikroplara karşı sınırlı koruma sağlayabileceğini değerlendirse de, elde edilen bulguların kaşıntılı bölgelerin kaşınmasının genel olarak ciltteki iltihaplanmayı artırdığına işaret ettiğini ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kasimayin_1783429748_9ybrjo.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kaşımayın! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/kasimayin_1783429748_9ybrjo.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[En yaygın görülen kronik hastalık: Hipertansiyon]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/en-yaygin-gorulen-kronik-hastalik-hipertansiyon/84839/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, toplumda en yaygın görülen kronik hastalıkların başında yer alan hipertansiyona ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/en-yaygin-gorulen-kronik-hastalik-hipertansiyon/84839/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 15:59:25 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, toplumda en yaygın görülen kronik hastalıkların başında yer alan hipertansiyona ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Hipertansiyonun erken tanı ile kontrol altına alınabilen ancak çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, düzenli tansiyon ölçümünün, sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitenin hastalığın önlenmesi ve kontrol altına alınmasında temel unsurlar olduğunu vurguladı.</p><p>Hipertansiyonun hem dünyada hem de ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Dr. Afşin, kardiyoloji, iç hastalıkları, endokrinoloji ve nefroloji alanlarında yapılan epidemiyolojik çalışmaların, Türkiye&#39;de 18 yaş üzerindeki erişkin bireylerin yaklaşık üçte birinde hipertansiyon bulunduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.</p><p>Hipertansiyonun görülme sıklığının yaşam tarzındaki değişiklikler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak her geçen yıl arttığını belirten Dr. Afşin, gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda hastalığın toplumdaki yaygınlığının daha da artmasının beklendiğini söyledi.</p><p>Hipertansiyon Hayati Organlarda Kalıcı Hasara Yol Açabiliyor<br>Hipertansiyonun yalnızca kan basıncının yükselmesi anlamına gelmediğini ifade eden Dr. Afşin, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun zaman içerisinde kalp, beyin, böbrek ve damar sistemi üzerinde ciddi hasarlar oluşturduğunu belirtti.</p><p>Yüksek tansiyonun kalp yetmezliği, kalp krizi, ritim bozuklukları, inme, beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğini vurgulayan Dr. Afşin, bu nedenle hipertansiyonun erken dönemde tespit edilerek tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.</p><p>'Hastaların Yaklaşık Yarısı Hipertansiyon Hastası Olduğunu Bilmiyor'<br>Hipertansiyonun en önemli özelliklerinden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi olduğunu belirten Dr. Afşin, hastaların yaklaşık yüzde 50&#39;sinin herhangi bir şikyet yaşamadan yıllarca hipertansiyonla yaşayabildiğini söyledi.</p><p>Belirti görülen hastalarda ise en sık enseden başlayan zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı, göğüs ağrısı, kulakta uğultu, bulanık görme ve ritim bozukluğu gibi yakınmaların ortaya çıkabildiğini ifade eden Dr. Afşin, birçok hastanın ise ilk kez kalp krizi, beyin kanaması veya böbrek yetmezliği gibi ciddi tablolar nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurduğunda hipertansiyon tanısı aldığını dile getirdi.</p><p>Düzenli Tansiyon Ölçümü Erken Tanı İçin Büyük Önem Taşıyor<br>Hipertansiyon tanısının günümüzde oldukça kolay konulabildiğini belirten Dr. Afşin, aile sağlığı merkezlerinde, hastanelerde, eczanelerde ve ev tipi otomatik tansiyon cihazlarıyla güvenilir ölçümler yapılabildiğini söyledi.</p><p>40 yaş ve üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmelerini öneren Dr. Afşin, ailesinde özellikle genç yaşta hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerde ise düzenli tansiyon takibine 30 yaşından itibaren başlanmasının uygun olacağını ifade etti.</p><p>Hipertansiyonun genetik geçiş özelliği bulunan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, aile öyküsü bulunan bireylerde düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Sağlıklı Beslenme Hipertansiyonun Kontrolünde Temel Unsurlardan Biri<br>Hipertansiyon gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzının da belirleyici olduğunu belirten Dr. Afşin, özellikle yüksek tuz tüketimi, hazır ve işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ile fiziksel hareketsizliğin hastalık riskini artırdığını ifade etti.</p><p>Bilimsel çalışmalarla etkinliği gösterilen DASH beslenme modelinin hipertansiyon kontrolünde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Afşin, bu beslenme modelinin sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağlardan zengin; işlenmiş gıdalar ile aşırı tuz tüketiminin ise sınırlandırıldığı dengeli bir beslenme düzenini içerdiğini söyledi.</p><p>Beyaz ekmek ve rafine un yerine tam buğday, çavdar ve yulaf gibi tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesini öneren Dr. Afşin, liften zengin beslenmenin hem kalp damar sağlığını desteklediğini hem de hipertansiyon kontrolüne katkı sunduğunu ifade etti.</p><p>Baklagillerin kaliteli bitkisel protein kaynakları olduğunu belirten Dr. Afşin, mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye gibi besinlerin düzenli olarak tüketilebileceğini söyledi.</p><p>Balık ve hindi etinin dengeli beslenmenin önemli bileşenleri arasında yer aldığını ifade eden Dr. Afşin, işlenmiş et ürünlerinin ise yüksek tuz içerikleri nedeniyle mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini kaydetti.</p><p>Şekerli içecekler, paketli ve hazır gıdaların fazla miktarda sodyum içerdiğine dikkat çeken Dr. Afşin, bu ürünlerin sık tüketiminin hipertansiyon gelişimini kolaylaştırabileceğini belirtti.</p><p>Kahve ve Çay Tüketiminde Ölçülü Davranılmalı<br>Kahve tüketimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Afşin, kan basıncı kontrol altında olan bireylerde ölçülü kahve tüketiminin genel olarak sorun oluşturmadığını ifade etti.</p><p>Bununla birlikte, kan basıncı çok yüksek seyreden ve henüz kontrol altına alınmamış hipertansiyon hastalarının kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini belirten Dr. Afşin, tansiyon kontrolü sağlandıktan sonra hekim önerileri doğrultusunda tüketime devam edilebileceğini söyledi.</p><p>Her gün bir kupa yeşil çayın da dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Dr. Afşin, kullanılan ürünlerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesinin önemine dikkat çekti.</p><p>Düzenli Fiziksel Aktivite Kan Basıncını Düşürmeye Katkı Sağlıyor<br>Hipertansiyonla mücadelede ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de büyük önem taşıdığını belirten Dr. Afşin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte günlük yaşamda fiziksel hareketliliğin belirgin şekilde azaldığını söyledi.</p><p>Günlük yaşam içerisinde daha fazla hareket edilmesini öneren Dr. Afşin, kısa mesafelerde yürüyüşün tercih edilmesi, merdiven kullanımının artırılması ve bisiklet kullanımının teşvik edilmesinin kalp damar sağlığı açısından önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p><p>Haftada en az beş gün, 40-45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini belirten Dr. Afşin, yürüyüşün yanı sıra yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin de hipertansiyon kontrolüne katkı sağladığını dile getirdi.</p><p>Son yıllarda yapılan çalışmaların direnç egzersizlerinin de kan basıncı üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini belirten Dr. Afşin; şınav, squat, plank ve 'wall sit' gibi egzersizlerin uygun kişilerde düzenli uygulanmasının damar elastikiyetini artırarak tansiyon kontrolünü destekleyebileceğini ifade etti.</p><p>Egzersiz programlarının bireyin yaşı, mevcut hastalıkları ve fiziksel kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Afşin, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin egzersize başlamadan önce hekim değerlendirmesinden geçmelerinin önem taşıdığını söyledi.</p><p>Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları Tedavinin Ayrılmaz Bir Parçası<br>Hipertansiyonun önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Abdülmecit Afşin, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, ideal vücut ağırlığının korunması, tuz tüketiminin azaltılması ve düzenli tansiyon takibinin hipertansiyonla mücadelede temel yaklaşımlar arasında yer aldığını ifade etti.</p><p>Vatandaşların herhangi bir şikyetleri olmasa dahi belirli aralıklarla tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini belirten Dr. Afşin, erken tanı sayesinde hipertansiyona bağlı gelişebilecek kalp-damar hastalıkları, inme ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinin mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/en-yaygin-gorulen-kronik-hasta_1783429158_kZwsPN.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ En yaygın görülen kronik hastalık: Hipertansiyon ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/en-yaygin-gorulen-kronik-hasta_1783429158_kZwsPN.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kalp krizini ne tetikliyor?]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/kalp-krizini-ne-tetikliyor/84832/</link>
            <description><![CDATA[Kalp sağlığını korumada erken tanı, düzenli egzersiz ve doğru beslenmenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Biçeroğlu, tıp teknolojisindeki büyük gelişmelere rağmen kalp krizini önceden kesin olarak gösterecek bir tetkiğin henüz geliştirilemediğini hatırlattı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/kalp-krizini-ne-tetikliyor/84832/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:30:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kalp sağlığını korumada erken tanı, düzenli egzersiz ve doğru beslenmenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Biçeroğlu, tıp teknolojisindeki büyük gelişmelere rağmen kalp krizini önceden kesin olarak gösterecek bir tetkiğin henüz geliştirilemediğini hatırlattı.</p><p>Kalbi Tehdit Eden Psikososyal Faktörler: Stres ve Gelir Düzeyi</p><p>Kalp rahatsızlıklarında obezite, sigara, alkol kullanımı, yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi klasik risk faktörlerinin yanı sıra psikososyal etkenlerin de belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Dr. Serdar Biçeroğlu; bireylerin gelir düzeyi, eğitim seviyesi, çevresel etkenler ve özellikle günlük hayatta maruz kalınan kronik stresin kalp hastalığı riskini ciddi ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p><p><strong>Beslenmede Altın Kurallar: Neler Tüketilmeli, Nelerden Kaçınılmalı?</strong></p><p>Hayat boyunca sürekli çalışan ve tüm organlar için yaşamsal bir konumda olan kalbi korumak için beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi. Kalp sağlığını destekleyen ve kesinlikle uzak durulması gereken gıdalar şu şekilde sıralandı:</p><p>Tüketilmesi Önerilenler: Mevsimsel meyve ve sebzeler, tam tahıllar, bakliyat çeşitleri, zeytinyağı ve omega-3 yönünden zengin olan balıklar.<br>Kaçınılması Gerekenler: Tuz, şeker, doymuş yağlar, işlenmiş karbonhidratlar, işlenmiş et ürünleri ve katkı maddeli hazır gıdalar.<br>Düzenli egzersiz yapmanın ve sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinden tamamen uzak durmanın kalp sağlığını korumada en etkili kalkan olduğu vurgulandı.</p><p><strong>Teknolojik Gelişmeler Ölüm Oranlarını Düşürdü</strong></p><p>Kalp hastalıklarında erken tanı ve uzman hekim gözetiminde yürütülen tedavi süreçlerinin hastalara büyük avantaj sağladığını ifade eden Biçeroğlu, damar tıkanıklıklarına müdahalede teknolojinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:</p><p>'Kalbi besleyen damarların görüntülenmesi (koroner anjiyografi) hastalıkların anlaşılması için büyük fırsatlar vermiştir. Zaman içinde teknolojinin ilerlemesiyle artık en ince, kıvrımlı ve hatta tam tıkalı damarlara bile balon yapmak, stent yerleştirmek mümkün hale gelmiştir. Stent yerleştirmede hastalığın fazı ve tipi önem kazanırken, stentlerle birlikte kullanılan yeni nesil ilaçların gelişmesi tedavi başarısını artırmış ve ölüm oranlarını ciddi ölçüde azaltmıştır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kalp-krizini-ne-tetikliyor_1783326601_nHiKVR.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kalp krizini ne tetikliyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/kalp-krizini-ne-tetikliyor_1783326601_nHiKVR.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye'de en çok ölüme neden olan 6 hastalık]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/turkiye-de-en-cok-olume-neden-olan-6-hastalik/84810/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, Türkiye'de geçen yıl 491 bin 684 kişi hayatını kaybetti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/turkiye-de-en-cok-olume-neden-olan-6-hastalik/84810/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:52:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu&#39;nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, Türkiye&#39;de geçen yıl 491 bin 684 kişi hayatını kaybetti.</p><p>Son istatistiklere göre, Türkiye&#39;de en çok ölüme neden olan 6 hastalık belirlendi. TÜİK verilerine göre, 2025 yılında toplam ölüm sayısı 491 bin 684 olarak kaydedildi. En yüksek kaba ölüm hızı ise yüzde 10,8 ile Sinop ilinde görüldü.</p><p>Ölen kişilerin 2025 yılında yüzde 55,1&#39;ini erkekler, yüzde 44,9&#39;unu kadınlar oluşturdu.</p><p>Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, binde 10,8 ile Sinop oldu.</p><p>Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı 2025 yılında, bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu.</p><p><strong>En çok ölüm nedeni: Dolaşım sistemi hastalıkları</strong></p><p>Ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar ilk sırada yer aldı.</p><p>Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025 yılında yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.</p><p>Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin yüzde 42,3&#39;ünü iskemik kalp hastalıkları oluşturdu.</p><p>1- Yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları</p><p>2- Yüzde 16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler</p><p>3- Yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları</p><p>4- Yüzde 5 ile endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları</p><p>5- Yüzde 4 ile yaralanma ve zehirlenmeler</p><p>6- Yüzde 3,3 ile sinir sistemi ve duyu organları</p><p>Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin en yüksek olduğu il, yüzde 47,7 ile Çanakkale oldu.</p><p>Tümörden kaynaklı ölümlere en çok gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğer tümörü neden oldu.</p><p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin yüzde 28,9&#39;unun gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümörü, yüzde 8,0&#39;ının kolonun kötü huylu tümörü, yüzde 7,6&#39;sının lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.</p><p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümlerin en yüksek olduğu il, yüzde 22,4 ile Ağrı oldu. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-de-en-cok-olume-neden-_1782463937_NtKjJy.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye'de en çok ölüme neden olan 6 hastalık ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/turkiye-de-en-cok-olume-neden-_1782463937_NtKjJy.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hamilelere 10 önemli uyarı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/hamilelere-10-onemli-uyari/84753/</link>
            <description><![CDATA[Yaz mevsimi çoğumuz için güneş, tatil ve açık havada geçirilen keyifli günler anlamına geliyor. Ancak hamilelikte vücudun çalışma düzeni değiştiği için sıcak hava ve nem anne adaylarını normalden daha fazla etkileyebiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/hamilelere-10-onemli-uyari/84753/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 13:32:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz mevsimi çoğumuz için güneş, tatil ve açık havada geçirilen keyifli günler anlamına geliyor. Ancak hamilelikte vücudun çalışma düzeni değiştiği için sıcak hava ve nem anne adaylarını normalden daha fazla etkileyebiliyor. Artan sıvı ihtiyacı, dolaşım sistemindeki değişiklikler ve yükselen vücut ısısı nedeniyle hamilelik döneminde bazı konulara özellikle dikkat etmek gerekiyor.  </p><p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol, sağlıklı ve konforlu bir yaz hamileliği için alınması gereken önlemleri anlattı; önemli önerilerde bulundu.</p><p><strong>Susamayı beklemeden su için</strong></p><p>Hamilelikte su ihtiyacı  kan hacmi ve metabolik gereksinimler nedeniyle zaten artıyor. Yaz sıcaklarıyla birlikte vücut daha fazla terlediği için sıvı kaybı daha da yükseliyor. Susamayı beklemenin çoğu zaman geç kalmak anlamına geldiğini belirten Dr. Elif Erol, 'Gün içinde düzenli aralıklarla bol su tüketmek; baş ağrısı, halsizlik, çarpıntı ve tansiyon düşüklüğü gibi şikyetlerin önlenmesine yardımcı olur' diyor.</p><p><strong>Bu saatlerde dışarı çıkmaktan kaçının</strong></p><p>Yaz aylarında güneş ışınları yeryüzüne en yoğun 11.00 ile 16.00 saatleri arasında ulaşıyor. Bu saatlerde uzun süre dışarıda kalmak anne adaylarında; tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi, halsizlik, çarpıntı hissi ve güneş çarpması riskini artırabiliyor. Dolayısıyla hamilelik döneminde bu saatler arasında dışarı çıkmaktan kaçının. Mecbursanız, mümkün olduğunca gölgede kalmanız, geniş kenarlı şapka kullanmanız ve açık renkli kıyafetler tercih etmeniz daha konforlu bir gün geçirmenizi sağlayacaktır.</p><p><strong>Gebelik maskesine karşı önlem alın</strong></p><p>Hamilelik döneminde hormonların etkisiyle cilt güneş ışınlarına karşı daha hassas hale geliyor. Bunun sonucunda özellikle yüz bölgesinde 'gebelik maskesi' olarak bilinen koyu renkli lekeler ortaya çıkabiliyor. Bu lekeler bazı kadınlarda doğum sonrasında da kalıcı olabiliyor. Gebelik maskesi riskini azaltmak için güneşe çıkmadan 30 dakika önce yüksek koruma faktörlü, tercihen mineral filtreli güneş koruyucular kullanmak, şapka takmak ve uzun süre doğrudan güneş altında kalmaktan kaçınmak önem taşıyor.</p><p><strong>Ayak ve bacaklarınızdaki şişlikleri hafife almayın</strong></p><p>Yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle damarlar genişliyor ve özellikle günün ilerleyen saatlerinde ayaklar ile bacaklarda oluşan şişlik daha belirgin hale gelebiliyor. Uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmak, fırsat buldukça ayakları yukarı kaldırarak dinlendirmek ve kısa yürüyüşler yaparak dolaşımı desteklemek şikyetleri azaltabiliyor.</p><p><strong>Uzun yolculuklarda hareketsiz kalmayın</strong></p><p>Tatil planlarıyla birlikte araba ve uçak yolculukları da artıyor. Hamilelik zaten damar sisteminde bazı değişikliklere yol açarken uzun süre hareketsiz kalmak dolaşım problemlerini artırabiliyor. Bu nedenle yolculuk sırasında belirli aralıklarla yürümek, ayak bileği egzersizleri yapmak ve yeterli sıvı almak son derece önem taşıyor.</p><p><strong>Bozulma riski olan gıdalardan kaçının</strong></p><p>Sıcak havalarda yiyecekler daha hızlı bozulabiliyor. Özellikle açıkta beklemiş süt ürünleri, mayonezli gıdalar ve uygun koşullarda saklanmamış et ürünleri enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle dışarıda yemek yerken güvenilir işletmeleri ve iyi muhafaza edilmiş gıdaları tercih etmek gerekiyor.</p><p><strong>'Meyveleri istediğim kadar yiyebilirim' hatasına düşmeyin</strong></p><p>Yaz mevsiminde karpuz, kavun, üzüm ve incir gibi lezzetli meyveler tezgahlarda bolca yerini alıyor. Anne adayları sağlıklı oldukları için meyveyi sınırsız tüketilebilecek bir besin olarak değerlendirebiliyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol,  'Ancak, özellikle gebelik şekeri olan veya risk taşıyan anne adaylarının porsiyon kontrolüne dikkat etmeleri gerekir. Aksi halde yüksek kan şekeri, gereğinden fazla gebelik kilosu alımı ve gebelikte yüksek şekere bağlı bebekte bazı gelişim problemleri gibi önemli sorunlar gelişebilir' uyarısında bulunuyor.</p><p><strong>Klima kullanabilirsiniz, ancak…</strong></p><p>Gebelikte toplumda doğru sanılan hatalı inanışlardan biri de klimanın zararlı olduğu düşüncesi. 'Asıl sorun klima değil, aşırı soğuk ortamlar ve ani sıcaklık değişimleridir' uyarısında bulunan Dr. Elif Erol, 'Ortamın makul derecede serin tutulması anne adayının konforunu artırır, uyku kalitesini destekler ve sıcak stresini azaltır. Ancak klimanın bakımının yapılmış olması enfeksiyon riskine karşı son derece önemlidir' diye konuşuyor.</p><p><strong>Serin, karanlık ve sessiz bir uyku ortamı oluşturun</strong></p><p>Uzayan günler, tatil planları ve sıcak geceler nedeniyle uyku düzeni kolayca bozulabiliyor. Oysa kaliteli uyku; bağışıklık sistemi, kan şekeri dengesi, ruh hali ve genel gebelik konforu üzerinde doğrudan etkili oluyor.  Yaz aylarında serin, karanlık ve sessiz bir uyku ortamı oluşturmak en az sağlıklı beslenmek kadar önem taşıyor.</p><p><strong>Düzenli olarak yüzün</strong></p><p>Erken doğum ve kanama gibi riskler olmadığı takdirde hamilelik döneminde düzenli yapılan spor vücut sağlığı için çok önemli. Yaz aylarında yüzmenin hamileliğin hemen her döneminde önerildiğini belirten Dr. Elif Erol, 'Yüzmek; kan dolaşımını desteklemek, kasları güçlendirmek ve eklemlere yük bindirmeden hareket etmeyi sağlamak gibi birçok fayda sunar. Ancak yüzerken vücudu zorlamamak son derece önemlidir. Ayrıca, genital ve mantar enfeksiyonları riskine karşı denizden çıktıktan sonra ıslak mayonun hemen değiştirilmesi gerekir' diyor. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hamilelere-10-onemli-uyari_1781260333_wvjPfy.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hamilelere 10 önemli uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hamilelere-10-onemli-uyari_1781260333_wvjPfy.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Akciğer Embolisi Tanısı Konulan Hasta Malatya’ya Sevk Edildi]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/akciger-embolisi-tanisi-konulan-hasta-malatya-ya-sevk-edildi/84707/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan 82 yaşındaki hasta, akciğer embolisi tanısı konulmasının ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/akciger-embolisi-tanisi-konulan-hasta-malatya-ya-sevk-edildi/84707/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 13:18:24 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan 82 yaşındaki hasta, akciğer embolisi tanısı konulmasının ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><p>1944 doğumlu A.Ö. isimli erkek hasta, rahatsızlanması üzerine Hulusi Efendi Devlet Hastanesi&#39;ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk muayene ve tedavisinin ardından hastaya akciğer embolisi tanısı konuldu.</p><p>Durumunun değerlendirilmesi sonucu ileri tetkik ve tedavi ihtiyacı bulunan hasta, ambulansla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><p>Hastanın sağlık durumunun ciddiyeti nedeniyle helikopter ambulans talebinde bulunulduğu öğrenilirken, sevk ve tedavi sürecinin sağlık ekipleri tarafından yakından takip edildiği bildirildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/akciger-embolisi-tanisi-konula_1780481897_nUjBeP.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Akciğer Embolisi Tanısı Konulan Hasta Malatya’ya Sevk Edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/akciger-embolisi-tanisi-konula_1780481897_nUjBeP.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Depresyon ve kumar birbirini besliyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/depresyon-ve-kumar-birbirini-besliyor/84675/</link>
            <description><![CDATA[Yeşilay’ın uluslararası hakemli dergisi Addicta’da yayımlanan araştırma, kumar oynama bozukluğu yaşayan bireylerde depresyon şiddeti arttıkça kumar davranışının ağırlaştığını, kontrol kaybı algısının güçlendiğini ve tedavi motivasyonunun zayıflayabildiğini ortaya koydu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/depresyon-ve-kumar-birbirini-besliyor/84675/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:49:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeşilay&#39;ın uluslararası hakemli dergisi Addicta&#39;da yayımlanan araştırma, kumar oynama bozukluğu yaşayan bireylerde depresyon şiddeti arttıkça kumar davranışının ağırlaştığını, kontrol kaybı algısının güçlendiğini ve tedavi motivasyonunun zayıflayabildiğini ortaya koydu.</p><p>Prof. Dr. Hakan Coşkunol, İrem Peker ve Oğuz Peker tarafından yürütülen çalışmada, kumar oynama bozukluğu nedeniyle yardım arayan 60 erkek hasta incelendi. Katılımcıların yaş ortalaması 35 olarak kaydedildi. Çalışmada depresyon şiddeti, kumar davranışının düzeyi ve tedavi motivasyonu birlikte değerlendirildi.</p><p>Bulgulara göre depresyon düzeyi yükseldikçe kumar davranışının şiddeti de artış gösterdi. Aynı zamanda bireylerde kumarı durduramama düşüncesinin daha baskın hale geldiği ve tedaviye duyulan güvenin azaldığı görüldü. Araştırma, kumar sorunu ağırlaştıkça bireylerin tedaviye daha çok dışsal nedenlerle yöneldiğini ortaya koydu. Buna göre maddi kayıplar, aile baskısı ve sosyal sorunların bu süreçte belirleyici olabildiği belirtildi.</p><p><strong>'Kazanma sırası bende' yanılgısı</strong></p><p>Araştırmaya göre birçok kişi kumarı bir kazanç yolu ya da çıkış kapısı olarak görüyor. Özellikle 'kazanma sırası bende' düşüncesi, en yaygın yanılgılardan biri olarak öne çıkıyor. Bu düşünce güçlendikçe kumarda geçirilen süre ve harcanan para artıyor, kişiler kumarı bırakmakta daha fazla zorlanıyor. Uzun süre devam eden kumar davranışıyla birlikte bu düşünceler daha da yerleşiyor. Zamanla kişi, kontrolün kendisinde olduğunu düşünse de süreç giderek zorlaşıyor.</p><p><strong>Ruh sağlığı ihmal edilmemeli</strong></p><p>Çalışmada katılımcıların büyük bölümünde başka ruhsal sorunların da olduğu görüldü. Katılımcıların yüzde 68,3&#39;ünde en az bir psikiyatrik sorun tespit edilirken, en sık görülen durumun depresyon olduğu belirlendi. Depresyon tanısı bulunanların oranı ise yüzde 35 olarak kaydedildi.</p><p>Araştırma, ek ruhsal sorunları olmayan bireylerin destek alma konusunda daha istekli olduğunu gösterdi. Buna karşılık depresyon ve diğer sorunların eşlik ettiği durumlarda bu isteğin azaldığı dikkat çekti. Sonuç olarak araştırma, kumar davranışının sadece bir alışkanlık olarak değil, kişinin ruh hali ve düşünce biçimiyle birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koydu.</p><p>Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi ve Addicta Baş Editörü Prof. Dr. Hakan Coşkunol, 'Kumar oynama bozukluğu çoğu zaman yalnızca maddi kayıplarla konuşuluyor. Oysa yaptığımız araştırma gösteriyor ki sürecin çok güçlü bir ruh sağlığı boyutu var. Depresyon derinleştikçe kişi kumar davranışını kontrol etmekte daha fazla zorlanabiliyor, kumar davranışı ağırlaştıkça da umutsuzluk ve psikolojik yük artabiliyor. Bu nedenle kumar bağımlılığı kişinin ruhsal durumu, düşünce kalıpları ve yaşam koşulları göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.' dedi. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/depresyon-ve-kumar-birbirini-b_1779439736_Fs3ikz.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Depresyon ve kumar birbirini besliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/depresyon-ve-kumar-birbirini-b_1779439736_Fs3ikz.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Günde 3 Operasyon]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bir-gunde-3-operasyon/84629/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle, 24, 28 ve 32 yaşlarındaki hastalar sağlığına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bir-gunde-3-operasyon/84629/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:46:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle, 24, 28 ve 32 yaşlarındaki hastalar sağlığına kavuştu. </p><p>Kasıktan girilerek gerçekleştirilen müdahalelerin ardından hastalar ertesi gün taburcu edildi.<br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, atrial septal defekt (ASD) olarak bilinen kalp deliği hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu.<br>Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bulunan yapının doğumsal olarak tam kapanmaması sonucu oluşan ASD&#39;nin her 1500-2000 canlı doğumda bir görüldüğünü belirten Aktaş, bu rahatsızlığın erişkin yaşlara taşınabilen konjenital kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade etti.<br> </p><p>ASD&#39;nin çoğu zaman çocukluk döneminde belirti vermediğini kaydeden Dr. Aktaş, rutin muayenelerde duyulan üfürüm sonrası yapılan ekokardiyografi incelemeleriyle hastalığın tespit edilebildiğini söyledi. Dr. Aktaş, 'Erişkin yaşlarda ise nefes darlığı, çarpıntı ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi şikayetlerle karşımıza çıkabiliyor' dedi.<br> </p><p>Hastanede uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Aktaş, uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek kalp deliğinin kapatıldığını belirtti. 'Geçtiğimiz haftalarda aynı gün içerisinde 3 erişkin hastamızın kalp deliğini şemsiye yöntemiyle başarıyla kapattık' diyen Aktaş, hastaların işlem sonrası aynı gün ayağa kalkıp yürüyebildiğini, ertesi gün ise taburcu edildiğini söyledi.<br> </p><p>Yöntemin hasta açısından oldukça konforlu olduğunu vurgulayan Aktaş, işlemin genellikle genel anestezi gerektirmediğini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, 'Kasık bölgesinden toplardamar sistemine girilerek kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına ulaşılıyor. Ardından şemsiye benzeri kapatma cihazı yerleştirilerek delik kapatılıyor' diye konuştu.<br>Hastanede uzun yıllardır bu yöntemin başarıyla uygulandığını belirten Aktaş, zorlu vakalarda da başarılı sonuçlar elde ettiklerini kaydetti. Kasıktan girilerek kapatılmaya uygun olmayan hastalarda ise cerrahi tedavinin uygulandığını ifade eden Aktaş, işlem sonrası hastaların 3 ila 6 ay süreyle kan sulandırıcı tedavi kullandığını söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bir-gunde-3-operasyon_1778481989_SOcyi1.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Günde 3 Operasyon ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bir-gunde-3-operasyon_1778481989_SOcyi1.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yeni tehlike: Hantavirüs]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/yeni-tehlike-hantavirus/84624/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), MV Hondius gemisiyle bağlantılı hantavirüs vakalarına ilişkin güncel bilgileri paylaştı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/yeni-tehlike-hantavirus/84624/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 11:27:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), MV Hondius gemisiyle bağlantılı hantavirüs vakalarına ilişkin güncel bilgileri paylaştı. </p><p>Açıklamada, 8 Mayıs itibarıyla toplam 8 vaka tespit edildiği, bunlardan 3&#39;ünün hayatını kaybettiği bildirildi.</p><p>DSÖ&#39;nün açıklamasına göre vakalardan 6&#39;sı Andes virüsü olarak doğrulandı. Halen 4 hastanın hastanede tedavi altında bulunduğu belirtilirken, daha önce şüpheli vaka olarak bildirilen bir kişinin PCR ve seroloji testlerinin negatif çıkması üzerine vaka sınıflandırmasından çıkarıldığı kaydedildi.</p><p>Yetkililer, ilk vakanın seyahat geçmişi ve olası temaslarının incelendiğini, bulaş kaynağının belirlenmesi amacıyla epidemiyolojik araştırmaların sürdüğünü açıkladı.</p><p>DSÖ&#39;den bir uzman ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi uzmanının, yolculara ve gemi personeline destek sağlamak amacıyla gemide bulunduğu ifade edildi.</p><p>Açıklamada ayrıca, olayın yönetimi, vakaların incelenmesi, yolcuların gemiden ayrılması ve ülkelerine dönen yolcu ile mürettebatın takibine ilişkin teknik rehberlerin ilgili ülkelere iletildiği belirtildi.</p><p>14 Nisan&#39;da Tristan da Cunha&#39;da gemiden ayrılan yetişkin bir erkek yolcunun durumunun stabil olduğu ve izolasyonda tutulduğu kaydedildi. Söz konusu kişinin laboratuvar sonucu kesinleşene kadar olası vaka olarak değerlendirildiği bildirildi.</p><p><strong>'75 temaslı tespit edildi'</strong></p><p>DSÖ, doğrulanmış vakalardan biriyle aynı uçakta Saint Helena&#39;dan Güney Afrika&#39;ya seyahat eden yolcularla iletişime geçildiğini açıkladı.</p><p>Şu ana kadar Güney Afrika&#39;da 75 temaslının belirlendiği, bunlardan 42&#39;sinin ulusal sağlık otoriteleri tarafından takip altına alındığı ifade edildi.</p><p><strong>'Belirti göstermeyen temaslılar için karantina önerilmiyor'</strong></p><p>DSÖ, olaydan etkilenen ülkelerin halk sağlığı koordinasyonunu sürdürmesi gerektiğini belirterek, şüpheli vakaların erken tespiti, hızlı izolasyon ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Açıklamada, mevcut bilimsel verilerin belirti göstermeyen temaslılara rutin laboratuvar testi veya karantina uygulanmasının faydalı olduğunu desteklemediği kaydedildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yeni-tehlike-hantavirus_1778315218_HKZ74G.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yeni tehlike: Hantavirüs ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yeni-tehlike-hantavirus_1778315218_HKZ74G.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünya Ebeler Günü’nde ebeliğin manevi boyutu konuşuldu]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin-manevi-boyutu-konusuldu/84620/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü ve Turgut Özal Tıp Merkezi iş birliğinde 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü dolayısıyla “Ebeliğin Manevi Boyutu” başlıklı program düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin-manevi-boyutu-konusuldu/84620/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:41:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü ve Turgut Özal Tıp Merkezi iş birliğinde 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü dolayısıyla 'Ebeliğin Manevi Boyutu' başlıklı program düzenlendi.</p><p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Ünver Koca&#39;nın moderatörlüğünü üstlendiği programın konuğu, İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Ateş oldu.</p><p>Programa; İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuba Uçar, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yeşim Aksoy Derya, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Personel Hizmetleri Başkanı Dr. Harun Kurt ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p><p>İstiklal Marşı&#39;nın okunmasıyla başlayan program, orkestrasını Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin yaptığı ve solistliğini Ebelik Bölümü öğrencilerinin üstlendiği müzik dinletisi ile devam etti. Dinletinin ardından orkestra üyelerine Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi.</p><p>Teşekkür belgelerinin akabinde günün anlam ve önemine dair hazırlanan video izlendi. Video gösteriminin ardından geçilen protokol konuşmalarında ilk konuşmayı gerçekleştiren Turgut Özal Tıp Merkezi Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Gönül Gül Er, ebeliğin kutsal bir meslek olduğuna dikkat çekti. Doğumhaneye giren her annenin yalnızca heyecan değil, kaygı, korku ve belirsizlik de taşıdığını ifade eden Er, bu sürecin en yakından tanığı olan kişilerin ebeler olduğunu söyledi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Bakım Hizmetleri Müdürü Hilal Arıcıoğlu konuşmasında, ebelik görevinin yalnızca doğum anıyla sınırlı kalmadığını, anne ve bebeğin hastaneden taburcu olmasına kadar geçen her aşamada önemli sorumluluklar üstlendiklerini belirtti.</p><p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yeşim Aksoy Derya, Uluslararası Ebeler Konfederasyonu&#39;nun (ICM) her yıl Dünya Ebeler Günü için özel bir tema belirlediğini, 2026 yılı temasının '1 Milyon Daha Fazla Ebe' olduğunu söyledi. Bu temanın yalnızca bir slogan olmadığını vurgulayan Derya, anne ve yenidoğan ölümlerinin azaltılması, sezaryen oranlarının düşürülmesi ve kadın sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi açısından ebelerin kritik role sahip olduğunun altını çizdi.</p><p>Prof. Dr. Yeşim Aksoy Derya&#39;nın ardından Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuba Uçar söz aldı. Programın yalnızca özel bir günü kutlamak amacıyla değil, ebelik mesleğinin taşıdığı değer, anlam ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla düzenlendiğini belirten Uçar, ebeliğin çoğu zaman görünmeyen ancak etkisi hayat boyu hissedilen bir dokunuş olduğunu söyledi.</p><p>Son olarak konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam ise çocuk gelişimi alanında çalışan bir akademisyen olarak ebelik mesleğinin önemini yakından bildiğini, özellikle doğum anının anne ve çocuk hayatında kritik bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Sağlam, doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası sürecin insan gelişiminde belirleyici olduğunu vurgulayarak 'İçimizde kıdemli arkadaşlarımız var. Belki yüzlerce doğuma eşlik etmişlerdir. Sizler için çok fazla doğum olabilir ama her doğum aslında ilk ve özeldir. Çünkü herkesin hayatına bir defa dokunuyorsunuz.' dedi. Öğrencilerin meslek hayatları boyunca kendilerini geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini belirten Sağlam, dokundukları her hayatın özel olduğunu unutmadan çalışmalarını tavsiye etti.</p><p>Açılış konuşmalarının ardından geçilen panelde konuşan moderatör Doç. Dr. Hacer Ünver Koca ise hayatın ilk anına eşlik eden kutsal bir meslek olan ebeliği farklı yönleriyle ele almak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.</p><p>Doç. Dr. Hacer Ünver Koca&#39;nın ardından söz alan Prof. Dr. Abdurrahman Ateş konuşmasında, ebeliğin kutsal ve manevi boyutuna dikkat çekti.</p><p>Ebeliğin insanlığın varoluşuyla başlayan en eski görevlerden biri olduğunu belirten Ateş, doğumun yalnızca biyolojik bir süreç değil aynı zamanda 'mucize' olduğunu söyledi. Ateş, 'Bugün burada bulunanların büyük bölümü 25 yıl önce yeryüzünde yoktu. Şimdi ise hayatın içindeler. Olmayan bir varlığın aileye katılması kelimenin tam anlamıyla mucizedir. Ebelik de işte bu mucizeye tanıklık etmektir.' dedi.</p><p>Ebelerin yalnızca doğuma eşlik eden kişiler olmadığını belirten Ateş, onların aynı zamanda anne adaylarına manevi destek sağlayan rehberler olduğunu ifade etti.</p><p>Konuşmasının devamında Ateş, şunları söyledi:</p><p>'Ebe sadece doğum yaptıran değildir. Aynı zamanda doğum yaptırdığı kadına moral ve motivasyon aşılayan bir sanatkrdır. Doğum yapan kadının çok mübarek bir anda bulunduğunu hissettirmesi gerekir çünkü doğum sadece bir meslek icrası değil, aynı zamanda kutsal bir ana tanıklık etmektir. O yüzden ebeler yalnızca teknik görev yapan kişiler olarak değil, kadınların en zor ve en özel anlarında yanında duran insanlar olarak görülmelidir.'</p><p>Doğumun Kur&#39;an-ı Kerim&#39;de de önemli bir yere sahip olduğunu anlatan Ateş, annelerin hamilelik, doğum ve emzirme sürecindeki fedakrlıklarının anne-babaya iyilik yapılmasının temel gerekçelerinden biri olarak gösterildiğini belirtti.</p><p>Ateş, ebeliği insan hayatına, aile yapısına ve toplumun geleceğine dokunan bir meslek olarak tanımlayarak sözlerini tamamladı.</p><p>Program, hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin_1778143267_dRAH4f.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünya Ebeler Günü’nde ebeliğin manevi boyutu konuşuldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin_1778143267_dRAH4f.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Korkma, erteleme, kontrol et!]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/korkma-erteleme-kontrol-et/84614/</link>
            <description><![CDATA[Meme kanseri genellikle kendi kendine meme muayenesi ya da doktor kontrolünde ele gelen şişliklerle kendini gösterebiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/korkma-erteleme-kontrol-et/84614/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:09:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Meme kanseri genellikle kendi kendine meme muayenesi ya da doktor kontrolünde ele gelen şişliklerle kendini gösterebiliyor. </p><p>Meme sağlığı söz konusu olduğunda pek çok kadın memede ele gelen her şişliğin 'kanser' olabileceğini düşünüyor. Fakat memede ele gelen kitleler bazen fibrokistik denilen, tamamen iyi huylu durumlara işaret edebiliyor. Fibrokistik meme hastalığı olan kadınların bu konuda endişelenmemeleri, gerekli önlemleri almaları ve düzenli kontrollerini aksatmamaları önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, fibrokistler hakkında bilgi verdi ve meme kanseri konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p><p><strong>Fibrokistlerde 3 önemli belirti</strong></p><p>Fibrokistik meme hastalığı, kadınlarda oldukça sık rastlanan bir durumdur. Özellikle hormonal dalgalanmalara bağlı olarak meme dokusunda küçük kistler (içi sıvı dolu kesecikler) ve bağ dokusu artışları görülür. Fibrokistik meme hastalığı, genelde adet döngüsüyle bağlantılı olarak ortaya çıkar ve çoğu zaman ciddi bir sağlık problemine yol açmaz. Ancak, bu belirtiler yaşam kalitesini etkileyebilir ve kanserle ilişkilendirilme endişesi taşıdığı için düzenli takip ile farkındalık önemlidir. Kadınlar genellikle bu durumu bu şikayetlerle fark eder:</p><p>Memede ağrı, özellikle adet öncesi dönemde artan bir hassasiyet<br>Memede şişlik ve dolgunluk hissi<br>Elle fark edilen küçük, hareketli kitleler<br> </p><p><strong>Fibrokistik değişiklikler kansere yol açar mı?</strong><br>Fibrokistik meme rahatsızlığı olan kadınların akıllarında sıklıkla, 'Kanserle bir bağlantısı var mı?' sorusu vardır. Fibrokistik değişiklikler kansere dönüşmez ve bu duruma sahip kadınlarda kanser riski genellikle artmaz. Ancak, fibrokistik dokular memeyi daha yoğun hale getirdiği için mamografi veya ultrason değerlendirmelerinde görüntüleme zorluklarına yol açabilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve görüntüleme testlerinin doğru zamanlarda yapılması büyük önem taşır.<br> </p><p><strong>Regl öncesi tuz ve kafein tüketimini azaltın</strong><br>Fibrokistik meme hastalığı genellikle özel bir tedavi gerektirmez. Tedavi daha çok semptomları hafifletmeyi amaçlar. Ağrılı ve rahatsız edici belirtileri olan kadınlar için değişen derecelerde destek önerilir. Genel olarak fibrokistik değişikliklerin 'tedavi edilecek bir hastalık' değil, yönetilecek bir durum olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle adet öncesinde tuz ve kafein tüketiminin azaltılması şikayetleri hafifletebilir. Basit ağrı kesiciler, ağrıyı kontrol altına alabilir. Doktor önerisiyle bazı ilaç tedavileri kullanılabilir. Çok rahatsızlık veren, büyük kistler varsa bunlar ultrason eşliğinde bir iğneyle boşaltılabilir.</p><p><strong>Kendi kendine muayene ve düzenli kontrol şart</strong><br>Kadınların kendi meme dokularını tanımaları ve her türlü değişikliği fark ettiklerinde bu durumu hekimleriyle paylaşmaları çok önemlidir. Erken farkındalık, hem ciddi hastalıkları erken aşamada tespit etmede hem de gereksiz korkuları önlemede hayat kurtarıcı olabilir. Bununla birlikte, doktorların önerdiği aralıklarla mamografi ve ultrason taramaları yaptırmak, meme sağlığının korunmasında kritik bir role sahiptir.<br><br><strong>Korkma, erteleme, kontrol et!</strong><br>Fibrokistik meme değişiklikleri günlük hayatı zorlaştırabilse de ciddi bir tehdit oluşturmadığını bilmek rahatlatıcıdır. Memede ele gelen her kitlenin kanser olmadığını, fibrokistik hastalığın iyi huylu bir durum olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Uzman doktor kontrolü ve düzenli taramalar sayesinde hem gereksiz korkulardan kurtulabilir hem de gerçek sağlık risklerini zamanında tespit edebilirsiniz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/korkma-erteleme-kontrol-et_1778054984_ktuIeS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Korkma, erteleme, kontrol et! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/korkma-erteleme-kontrol-et_1778054984_ktuIeS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bekleyen randevu sayısı yüzde 88,3 azaldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-88-3-azaldi/84604/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasıyla bekleyen randevu talebi sayısının 463 bine gerilediğini açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-88-3-azaldi/84604/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:07:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasıyla bekleyen randevu talebi sayısının 463 bine gerilediğini açıkladı.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye genelinde sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamada bulundu.</p><p>Memişoğlu, vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, önceliklerinin rakamlardan ziyade vatandaşların sağlık ihtiyacı olduğunu ifade etti.</p><p>Açıklamada, Temmuz 2024&#39;te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısının 463 bine düşürüldüğü ve bu alanda yüzde 88,3 oranında azalma sağlandığı bildirildi.</p><p>Aile hekimliğinin sağlık sistemindeki önemine de değinen Memişoğlu, vatandaşların ilk başvuru noktası olarak aile hekimlerine yönelmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Bakan Memişoğlu, son bir yılda aile hekimleri aracılığıyla yaklaşık 13 milyon vatandaş için randevu oluşturulduğunu da kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-_1777968465_RmOdkV.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bekleyen randevu sayısı yüzde 88,3 azaldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-_1777968465_RmOdkV.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bel kayması nedir?]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bel-kaymasi-nedir/84581/</link>
            <description><![CDATA[Bel kayması, omurga sağlığını etkileyen ve ilerlediğinde ciddi ağrılara yol açabilen önemli bir rahatsızlık olarak öne çıkıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bel-kaymasi-nedir/84581/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:24:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bel kayması, omurga sağlığını etkileyen ve ilerlediğinde ciddi ağrılara yol açabilen önemli bir rahatsızlık olarak öne çıkıyor.</p><p><br>Bel ve sırt ağrısı şikyetleri arasında sık görülen rahatsızlıklardan biri olan bel kayması, tıbbi adıyla spondilolistezis, omurgadaki bir omurun diğerinin üzerine doğru kaymasıyla ortaya çıkıyor. Uzmanlar, hastalığın özellikle uzun süreli bel ağrılarının önemli nedenlerinden biri olabileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Ortopedi ve beyin cerrahisi uzmanlarına göre bel kayması, doğuştan yapısal bozukluklar, yaşa bağlı yıpranma, ağır yük kaldırma ve travmalar sonucu gelişebiliyor. Hastalık ilerlediğinde bel ağrısına ek olarak bacaklara vuran ağrı, uyuşma ve güç kaybı gibi şikyetlere yol açabiliyor.</p><p>Uzmanlar, erken dönemde fark edilen vakalarda fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol sağlanabildiğini belirtiyor. İleri seviyedeki durumlarda ise cerrahi müdahalenin gerekebileceği ifade ediliyor.</p><p>Bel ağrısı yaşayan vatandaşların şikyetlerini hafife almaması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, özellikle uzun süren ve bacaklara yayılan ağrılarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bel-kaymasi-nedir_1777274664_iMw1zg.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bel kayması nedir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bel-kaymasi-nedir_1777274664_iMw1zg.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde İleri Görüntüleme Yöntemleri]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nde-ileri-goruntuleme-yontemleri/84568/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ileri radyolojik tetkiklerin uygulanmaya başlanmasıyla tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir döneme girildi. Hastane, gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle bölgesel sağlık merkezi olma yolunda önemli bir adım attı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nde-ileri-goruntuleme-yontemleri/84568/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde ileri radyolojik tetkiklerin uygulanmaya başlanmasıyla tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir döneme girildi. Hastane, gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle bölgesel sağlık merkezi olma yolunda önemli bir adım attı.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda hastanede görev yapan Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Petik, uygulamaya alınan ileri görüntüleme yöntemleri, özellikli tetkikler ve girişimsel radyoloji çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Petik, hastanenin yalnızca Malatya&#39;ya değil çevre illere de hizmet sunan önemli bir sağlık merkezi haline geldiğini belirtti.</p><p>Hastanede bir süre öncesine kadar Malatya ve çevre illerde koroner BT anjiyografi işlemini gerçekleştiren tek resmi kurum olduklarını ifade eden Petik, bu yöntemin kalp damarlarının girişimsel işlem gerektirmeden bilgisayarlı tomografi ile görüntülenmesini sağladığını kaydetti. Bu sayede hastaların klasik anjiyografi yapılmadan önce detaylı şekilde değerlendirilebildiğini aktardı.</p><p>Koroner BT anjiyografinin kardiyoloji uzmanlarının tanı süreçlerine önemli katkı sunduğunu vurgulayan Petik, damar yapısının, olası darlıkların ve yapısal bozuklukların net biçimde görüntülenebildiğini, bu sayede gereksiz girişimsel işlemlerin önüne geçildiğini ifade etti.</p><p>Hastanede uygulanmaya başlanan bir diğer önemli yöntemin kardiyak MR olduğunu belirten Petik, bu teknolojinin kalp kası hastalıkları, kapak hastalıkları ve damarsal anomalilerin değerlendirilmesinde dünyada ön sıralarda yer aldığını söyledi. Kardiyak MR sayesinde kalp kası yapısının ayrıntılı olarak incelenebildiğini dile getirdi.</p><p>Petik, daha önce yalnızca büyük şehirlerde uygulanabilen multiparametrik prostat MR tetkikinin de artık Malatya&#39;da yapılabildiğini belirterek, bunun özellikle prostat hastalıklarının erken teşhisinde önemli avantaj sağladığını kaydetti. Hastaların başka illere gitmeden ileri düzey tanı hizmetine ulaşmasının önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.</p><p>Fetal MR uygulamasının da hastanede hayata geçirildiğini ifade eden Petik, anne karnındaki bebeğin gelişim bozuklukları ve doğumsal anomalilerinin detaylı şekilde değerlendirilebildiğini belirtti. Bu yöntem sayesinde doğum öncesi süreçlerin daha sağlıklı planlanabildiğini söyledi.</p><p>İleri MR teknolojileri arasında yer alan difüzyon, perfüzyon, MR spektroskopi ve ASL gibi yöntemlerin de kademeli olarak sisteme dahil edildiğini belirten Petik, özellikle nörolojik hastalıklar, tümörler ve damar hastalıklarında daha ayrıntılı incelemeler yapılabildiğini kaydetti.</p><p>Girişimsel radyoloji alanında da önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Petik, başhekimlik ve İl Sağlık Müdürlüğü&#39;nün destekleriyle vasküler ve non-vasküler işlemlerin ameliyathane ortamında uygulanmaya başlandığını söyledi. Bu alandaki çalışmaların önümüzdeki süreçte daha da güçleneceğini dile getirdi.</p><p>Örnek bir vakaya da değinen Petik, kalp yetmezliği şikyetiyle başvuran bir hastada yapılan kardiyak MR incelemesi sonucunda nadir görülen Yamaguchi Sendromu tanısı konulduğunu belirtti. Erken tanı sayesinde hastanın tedavi sürecinin doğru şekilde planlandığını ve ciddi risklerin önüne geçildiğini ifade etti.</p><p>Petik, hastanede yapılan yatırımlar, teknik altyapı ve uzman kadroyla ileri görüntüleme alanında bölgesel bir merkez olma yolunda önemli mesafe kat edildiğini belirterek, vatandaşların büyük şehirlere gitmeden nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesinin hedeflendiğini söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-ha_1776847914_l5bI1f.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde İleri Görüntüleme Yöntemleri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-ha_1776847914_l5bI1f.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Asırlık Ömür, Başka Bir Hayata Umut Olacak]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bir-asirlik-omur-baska-bir-hayata-umut-olacak/84548/</link>
            <description><![CDATA[Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri, Malatya’ya organ bekleyen bir hastaya umut olacak.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bir-asirlik-omur-baska-bir-hayata-umut-olacak/84548/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:57:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Rize&#39;de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri, Malatya&#39;ya organ bekleyen bir hastaya umut olacak.</p><p>Uzun süre Almanya&#39;da yaşanan ancak eşinin ölümü ile Rize&#39;ye yerleşen 96 yaşındaki Refiye Kıdal, önceki gün rahatsızlarınca  Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne kaldırıldı. Burada beyin damar tıkanıklığı teşhisi konuan yaşlı kadın, durumunun kritik olması ile Rize Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.</p><p>Yoğun bakımda beyin ölümü gerçekleşen yaşlı kadının vasiyeti doğrultusunda çocukları organ bağışı kararı aldı.</p><p>Gerçekleştirilen operasyonla alınan karaciğer, askeri uçakla vakit kaybedilmeden Malatya&#39;ya gönderildi. Organın, Malatya&#39;da Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Merkezinde organ bekleyen bir hastaya nakil edileceği belirtildi.</p><p>'Acımız Büyük Ama Umut Olduk'</p><p>Aile yakınlarından Mustafa Kıdal, annesini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ancak organ bağışıyla bir hastaya umut olmanın kendileri için teselli kaynağı olduğunu söyledi. Toplumda organ bağışı bilincinin artırılması gerektiğini ifade eden Kıdal, ' Sonuçta toprak oluyoruz ama belki bir başkasında yaşamaya devam ediyoruz. Biz bunu bir fidan dikmek gibi görüyoruz. Annemiz adına bir hayatın sürmesine vesile olmak bizim için çok kıymetli' dedi.</p><p>Sürece ilişkin bilgi veren doktorlar ise ileri yaşa rağmen yapılan değerlendirmeler sonucunda sadece karaciğerin kullanılabilir olduğunun tespit edildiğini belirterek, gerekli bilimsel değerlendirmelerin ardından donör süreci başlatıldığını ve karaciğerin nakil için sevk edildiğini söylediler.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bir-asirlik-omur-baska-bir-hay_1776412668_D5zThj.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Asırlık Ömür, Başka Bir Hayata Umut Olacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bir-asirlik-omur-baska-bir-hay_1776412668_D5zThj.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Huzursuz Bacak Sendromu]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/huzursuz-bacak-sendromu/84539/</link>
            <description><![CDATA[Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromunun toplumda sık görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/huzursuz-bacak-sendromu/84539/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:59:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromunun toplumda sık görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu söyledi.</p><p>Hastalığın özellikle geceleri ortaya çıktığını belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, bacaklarda huzursuzluk, uyuşma ve hareket ettirme isteğiyle kendini gösterdiğini ifade etti.</p><p>Algül, huzursuz bacak sendromunun santral sinir sistemi kaynaklı bir hareket bozukluğu olduğunu belirterek, 'Toplumda sık görülen bir hastalık. 10 kişiden birinde tanı koyabiliyoruz' dedi.</p><p>Hastaların bacaklarında rahatsızlık hissi tarif ettiğini aktaran Algül, 'Bacakların içinde bir şey dolaşıyormuş gibi his ve karıncalanma olur. Hareket ettikçe şikayetler azalır' ifadelerini kullandı.</p><p>Hastalığın en önemli nedenlerinden birinin demir eksikliği anemisi olduğunu vurgulayan Algül, gebelik, Parkinson hastalığı, romatoid artrit ve kronik böbrek yetmezliği gibi durumların da risk oluşturduğunu söyledi.</p><p>Genetik yatkınlığın önemli bir faktör olduğunu kaydeden Algül, çay, kahve tüketimi, hareketsizlik, düzensiz uyku, sigara ve alkolün şikayetleri artırabildiğini belirtti.</p><p>Hastalığın uyku düzenini ciddi şekilde bozduğunu ifade eden Algül, 'Uykuya dalma güçlüğü ve sık uyanma nedeniyle gündüz yorgunluk ve yaşam kalitesinde düşüş görülür' dedi.</p><p>Tedavi edilmediğinde şikayetlerin gündüz saatlerine de yayılabileceğini aktaran Algül, kronik uykusuzluğun depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açabileceğini söyledi.</p><p>Tedavide öncelikle altta yatan nedenin araştırıldığını belirten Algül, 'Demir eksikliği varsa demir tedavisi uygulanır. Neden bulunamazsa ilaç tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir' diye konuştu.</p><p>Düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Algül, hastalara düzenli uyku, egzersiz, kafein ve sigaradan uzak durma ile hareketsiz kalmama önerisinde bulundu.</p><p>Algül, şikayetlerin başlaması halinde vakit kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurulması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/huzursuz-bacak-sendromu_1776153546_4uQWrR.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Huzursuz Bacak Sendromu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/huzursuz-bacak-sendromu_1776153546_4uQWrR.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dirençli Hipertansiyon Hastasına Yeni Yöntem]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/direncli-hipertansiyon-hastasina-yeni-yontem/84513/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da yaşayan 31 yaşındaki tansiyon hastası H.T., kullandığı 5 farklı ilaca rağmen kontrol altına alınamayan atakları ve ilaçlar nedeniyle gerçekleştiremediği gebelik planı sonrası uygulanan yeni yöntemle sağlığına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/direncli-hipertansiyon-hastasina-yeni-yontem/84513/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:41:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da yaşayan 31 yaşındaki tansiyon hastası H.T., kullandığı 5 farklı ilaca rağmen kontrol altına alınamayan atakları ve ilaçlar nedeniyle gerçekleştiremediği gebelik planı sonrası uygulanan yeni yöntemle sağlığına kavuştu.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir ve ekibi tarafından gerçekleştirilen 'renal arter denervasyonu' işlemiyle hastanın tansiyon değerleri kontrol altına alındı.</p><p>Bölgede ve Malatya&#39;da ilk kez uygulanan işlem hakkında bilgi veren Pekdemir, gebelik planı bulunan ancak ilaç tedavisi nedeniyle bu süreci sürdüremeyen genç bir hastaya müdahale ettiklerini belirtti.</p><p>Pekdemir, gebelik döneminde birçok tansiyon ilacının kullanılamadığını ifade ederek, 'Bu nedenle hastamız için en uygun seçenek renal arter denervasyonu oldu. İşlemi başarıyla gerçekleştirdik ve tansiyon değerlerini kontrol altına aldık' dedi.</p><p>Hipertansiyonun dünya genelinde en yaygın sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Pekdemir, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve bu nedenle 'sinsi' olarak nitelendirildiğini söyledi. Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun kalp hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği ve diyalize kadar giden ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p><p>İlaçlara rağmen kontrol altına alınamayan durumların 'dirençli hipertansiyon' olarak tanımlandığını belirten Pekdemir, bazı hastalarda beşli tedavilere rağmen istenilen seviyelere ulaşılamadığını ifade etti. Ayrıca bazı hastaların mevcut hastalıkları ya da ilaçlara karşı alerjik durumları nedeniyle tedaviyi sürdüremediğini söyledi.</p><p>Dirençli hipertansiyonun temel nedenlerinden birinin sempatik sinir sistemi olduğunu dile getiren Pekdemir, renal arter denervasyonu yöntemiyle böbrek damarları etrafındaki sinirlerin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Bu sayede tansiyonu yükselten sinyallerin azaldığını, damarların genişlediğini ve vücutta tuz-su tutulmasının düştüğünü kaydetti.</p><p>Yöntemin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Pekdemir, özellikle genç, ilaç kullanamayan veya sempatik aktivitesi yüksek hastalarda yüksek başarı oranları elde edildiğini ifade etti.</p><p>İşlemin etkisinin kısa sürede başladığını belirten Pekdemir, 'Etkiler 24 saat içinde görülmeye başlıyor ancak kalıcı sonuçlar yaklaşık 3 ayda ortaya çıkıyor. Bu süreçte hastalar yakından takip ediliyor' diye konuştu.</p><p>Hastanın ilerleyen süreçte tamamen ilaçsız kalabileceğini ya da çok daha düşük dozlarla tansiyonunu kontrol edebileceğini belirten Pekdemir, gebelik durumunda da sınırlı ilaçlarla sağlıklı bir süreç yürütülebileceğini sözlerine ekledi.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde ileri düzey kardiyolojik tedavilerin başarıyla uygulandığını belirten Pekdemir, çoklu ilaç kullanımına rağmen sonuç alamayan ya da ilaç kullanması sakıncalı olan hastaların bu yöntem açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/direncli-hipertansiyon-hastasi_1775551286_bq5MQP.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dirençli Hipertansiyon Hastasına Yeni Yöntem ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/direncli-hipertansiyon-hastasi_1775551286_bq5MQP.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünyaya 750 gram gelen bebekler]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/dunyaya-750-gram-gelen-bebekler/84472/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde 750 gramın altında doğan 3 prematüre bebek sağlıkla taburcu edildi. Taburcu edilen minik bebeklerin kontrollerinde de sağlıklı gelişim gösterdiği bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/dunyaya-750-gram-gelen-bebekler/84472/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 15:18:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi&#39;nde 750 gramın altında doğan 3 prematüre bebek sağlıkla taburcu edildi. Taburcu edilen minik bebeklerin kontrollerinde de sağlıklı gelişim gösterdiği bildirildi.</p><p><br>Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi&#39;nde yürütülen titiz takip ve tedavi süreci, erken doğumun getirdiği hayati risklere rağmen umut verici sonuçlar ortaya koydu. Doğum ağırlıkları 700-750 gram civarında olan, hatta tedavi sürecinde 400 gramın altına kadar düşen bebekler, uygulanan ileri düzey bakım, beslenme desteği ve enfeksiyon kontrolü sayesinde hayata tutundu.</p><p>MTÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nuriye Aslı Melekoğlu, sürecin yalnızca tıbbi müdahalelerle sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi: 'Bugün bizim için çok özel bir gün. Uzun süredir takip ettiğimiz, gebeliğin oldukça riskli haftalarında doğan aşırı düşük kilolu bebeklerimizin sağlıklı şekilde taburcu edilmesi ve kontrollerde iyi durumda olduklarını görmek büyük bir mutluluk. Bu süreçte sadece tıbbi bakım değil, bebeklere sevgiyle yaklaşmak da son derece önemliydi. Gelecekte de uygun ekipmanlarla ve personellerle desteklendiğimiz takdirde çok daha güzel başarılara imza atacağımıza inanıyorum, ünite olarak en az onlar kadar savaşçı ve başarılı olmalıyız, biz gücümüzü onlardan alıyoruz. Tüm ekip arkadaşlarımıza ve sabırla süreci yöneten ailelerimize teşekkür ediyorum.'</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Meral Alagöz ise prematüre bebek bakımının çok yönlü ve disiplinler arası bir süreç olduğuna dikkat çekti. '25 hafta doğan üç bebeğimizi sağlıklı şekilde ayaktan izlem aşamasına getirdik. Prematüre bebeklerin takibi; doktorundan hemşiresine, yardımcı personelden aileye kadar herkesin aktif rol aldığı, yüksek sorumluluk gerektiren bir süreçtir. Ekip olarak büyük bir özveriyle çalıştık.' dedi.</p><p>Yeni Doğan Yoğun Bakım 2. Basamak Sorumlu Hemşiresi İclal Belgen de bakım sürecinde hemşirelerin üstlendiği role vurgu yaptı. 'Bu bebekler çok hassas bir süreçten geçiyor. Ailelerinin yanlarında olamadığı zamanlarda onlara bir anne şefkatiyle yaklaşıyoruz. Beslenmelerinden bakımlarına kadar her aşamada büyük bir titizlik gösteriyoruz. Bu emeğin karşılığını sağlıklı taburculuklarla görmek bizim için en büyük mutluluk.' ifadelerini kullandı.</p><p>Prematüre bebek annelerinden Semra Taş, riskli bir gebelik sürecinin ardından bebeğinin yaşama tutunmasını 'mucize' olarak değerlendirdi. 'Kanama ve su gelmesi nedeniyle hastaneye başvurdum. Bebeğimin durumu çok kötüydü. 700 gram doğdu, bir ara çok daha düşük kilolara indi. Şimdi 3 kiloya yaklaşmak üzere. Doktorlarımız ve sağlık çalışanları sayesinde çocuğumu kucağıma aldım. Hepsinden Allah razı olsun.' dedi.</p><p>Bir diğer anne Fatma Buğday ise 25 haftalık doğan bebeğinin uzun süre yoğun bakımda kaldığını belirterek yaşadıkları süreci şöyle anlattı: 'Bebeğim 750 gram doğdu, 490 grama kadar düştü. Enfeksiyon geçirdi ve yaklaşık 81 gün yoğun bakımda kaldı. Bu süreçte hem doktorlarımız hem de tüm ekip büyük bir özveriyle ilgilendi. Kendimizi her zaman güvende hissettik. Şimdi sağlıklı bir şekilde kontrollerimize geliyoruz.'</p><p>Doç. Dr. Aslı Melekoğlu, prematüre bebeklerin tedavi sürecinin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirterek, 'Erken doğan bebeklerimizin sağlıklı bir şekilde taburcu edilmesi ve gelişimlerinin iyi seyretmesi, hem ekip olarak bizler hem de ailelerimiz için en büyük mutluluk ve motivasyon kaynağıdır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/dunyaya-750-gram-gelen-bebekle_1773836313_Zw7JmE.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünyaya 750 gram gelen bebekler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/dunyaya-750-gram-gelen-bebekle_1773836313_Zw7JmE.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[20 Santimetrelik Dev Kitle Kapalı Yöntemle Çıkarıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/20-santimetrelik-dev-kitle-kapali-yontemle-cikarildi/84468/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 48 yaşındaki hastanın böbrek üstü bezinde tespit edilen yaklaşık 20 santimetrelik kitle, kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştirilen başarılı operasyonla çıkarıldı. Hasta, ameliyatın ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/20-santimetrelik-dev-kitle-kapali-yontemle-cikarildi/84468/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 14:07:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde 48 yaşındaki hastanın böbrek üstü bezinde tespit edilen yaklaşık 20 santimetrelik kitle, kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştirilen başarılı operasyonla çıkarıldı. Hasta, ameliyatın ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p><p>Malatya&#39;da karın ağrısı şikyetiyle hastaneye başvuran 48 yaşındaki Nida Seydo&#39;nun sol böbrek üstü bezinde yaklaşık 20 santimetre büyüklüğünde kitle tespit edildi. Riskli kabul edilen kitle, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyonla başarıyla alındı.</p><p>Karın Ağrısı Şikyetiyle Hastaneye Başvurdu</p><p>Yaklaşık dört hafta önce karın ağrısı şikyeti yaşayan Nida Seydo, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne başvurdu. Yapılan muayene ve ileri görüntüleme tetkiklerinde sol sürrenal (böbrek üstü) bezinde yaklaşık 20 santimetre büyüklüğünde kitle tespit edildi. Bunun üzerine hasta için cerrahi müdahale kararı alındı.</p><p>Dev Kitle Kapalı Yöntemle Alındı</p><p>Operasyon, Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Güzel ile Cerrahi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ersan Özkardeşler tarafından gerçekleştirildi.</p><p>Uzm. Dr. Mehmet Güzel, hastanın böbrek üstü bezinde tespit edilen yaklaşık 20 santimetrelik kitlenin laparoskopik yöntemle çıkarıldığını belirterek, ameliyatın başarılı geçtiğini ve operasyon sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmediğini söyledi. Patoloji sonucunun beklendiğini ifade eden Güzel, sonuca göre tedavi planlamasının sürdürüleceğini kaydetti.</p><p>'Yüksek Kiloya Rağmen Başarıyla Tamamlandı'</p><p>Hastanın 48 yaşında ve 130 kilogram ağırlığında olduğunu belirten Güzel, bu durumun teknik açıdan ameliyatı zorlaştırabileceğini ancak operasyonun sorunsuz şekilde tamamlandığını ifade etti. Güzel, kapalı yöntemle yapılan operasyonun ardından hastanın sağlıklı şekilde taburcu edildiğini dile getirdi.</p><p>'Kapalı Cerrahi Hastaya Konfor Sağlıyor'</p><p>Cerrahi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ersan Özkardeşler ise uygulanan laparoskopik transperitoneal sürrenalektomi yönteminin avantajlarına dikkat çekti. Özkardeşler, bu yöntemde karın içinin kamera sistemiyle görüntülendiğini ve küçük kesilerden işlem yapıldığını belirterek, büyük kesi olmadığı için hastaların daha az ağrı hissettiğini ve daha hızlı toparlandığını ifade etti.</p><p>Aileden Doktorlara Teşekkür</p><p>Hastanın eşi ise karın ağrısı şikyetiyle hastaneye başvurduklarını, yapılan tetkiklerde böbrek üstünde kitle tespit edildiğini belirterek ameliyatın başarılı geçtiğini söyledi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden aile, doktorlara ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/20-santimetrelik-dev-kitle-kap_1773659264_m8hPgz.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 20 Santimetrelik Dev Kitle Kapalı Yöntemle Çıkarıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/20-santimetrelik-dev-kitle-kap_1773659264_m8hPgz.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Karanlıkta Mutlaka Test Edin!]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/karanlikta-mutlaka-test-edin/84455/</link>
            <description><![CDATA[Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde de ortaya çıkabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/karanlikta-mutlaka-test-edin/84455/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:14:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Halk arasında 'tavuk karası' olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor.</p><p>Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, ebeveynlere mutlaka çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik önem taşıdığı, henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde bazı önlemlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı, anne-babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p><p>Tavukların gece iyi görememesinden dolayı, benzer bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk arasında &#39;tavuk karası&#39; ve &#39;gece körlüğü&#39; olarak biliniyor. Zamanla kişide görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bugüne dek 80&#39;den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: 'Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakasının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta ilk olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda önce gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda güçlük gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80&#39;i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına rağmen; stres, düzensiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku gibi faktörler hastalığın ilerleme hızını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıkl ıyaşam alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.'</p><p>Genetik test çok önemli!</p><p>Yapılan çalışmalara göre; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin kişide bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman 'Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan gizli olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor' diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını, ergenlik döneminde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken tanı ve genetik testin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: 'Genetik test yalnızca tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım türünü, diğer aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek nesillere aktarım ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıca gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Bazı genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinen dolayı, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.'</p><p>Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin!</p><p>Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının yeterli olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi gibi gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun süre bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: 'Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde benzer öykü varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik önem taşıyor.  Çünkü hastalık ilerledikçe çevre görüşü daralır ve &#39;hasta tünel&#39; görüşü dediğimiz sadece merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına ara sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok faydalıdır. Örneğin; elin bazı parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip adını sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/karanlikta-mutlaka-test-edin_1773134049_pkA5w6.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Karanlıkta Mutlaka Test Edin! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/karanlikta-mutlaka-test-edin_1773134049_pkA5w6.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TÖTM'de 2’li Çapraz Böbrek Nakli]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nakli/84452/</link>
            <description><![CDATA[Malatya'da Doku uyumsuzluğu nedeniyle kendi eşlerine böbrek veremeyen iki donör, birbirlerinin eşlerine bağış yaparak hastalara yeniden yaşam umudu oldu. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyonların ardından hastalar sağlıklı şekilde taburcu edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nakli/84452/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 16:01:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da Doku uyumsuzluğu nedeniyle kendi eşlerine böbrek veremeyen iki donör, birbirlerinin eşlerine bağış yaparak hastalara yeniden yaşam umudu oldu. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyonların ardından hastalar sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde gerçekleştirilen 2&#39;li çapraz böbrek nakli operasyonu başarıyla tamamlandı. Doku uyumsuzluğu nedeniyle kendi eşlerine böbrek veremeyen iki donör, birbirlerinin eşlerine böbreklerini bağışlayarak umut oldu. Bir hafta önce kapalı yöntemle gerçekleştirilen nakillerin ardından hastalar sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p><p>Böbrek Nakli Merkez Direktörü Prof. Dr. Turgut Pişkin, merkezde daha önce çapraz nakillerin açık yöntemle yapıldığını belirterek, '2013 yılında ilk çapraz nakli açık yöntemle gerçekleştirdik. Ancak bu hafta gerçekleştirdiğimiz operasyon, kapalı yöntemle böbrek donörlerini ameliyat ettiğimiz ilk çapraz nakil oldu. Bu yöntem hastalarımız için daha hızlı iyileşme süreci sağlıyor. Sürece yaklaşık 100 kişilik multidisipliner bir ekip katkı sağladı ve her aşamada titizlikle ilerledik. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' dedi.</p><p>Prof. Dr. Pişkin, Türkiye genelinde böbrek nakli bekleyen hasta sayısına da dikkat çekerek, 'Ülkemizde yaklaşık 34 bine yakın kişi böbrek nakli için bekliyor. Merkezimizde ise 800&#39;e yakın hastamız sırada. Kadavradan organ bağışını artırmazsak canlı donörlerin fedakarlığına ihtiyaç duymaya devam edeceğiz. Bu nedenle toplum olarak hepimizin sorumluluğu büyük' ifadelerini kullandı.</p><p>Ailelerin Fedakarlığıyla Başarı</p><p>Nakil süreci, aileler arasındaki çapraz eşleşmelerle mümkün oldu. Prof. Dr. Pişkin, 'Deniz Hanım ve Oğuz Bey ile Ahmet Bey ve Taliha Hanım&#39;ın kan grubu uyumsuzluğu vardı. Başka donörleri olmadığı için aileleri çaprazlaştırdık. Böylece iki aile birbiriyle çapraz eşleşerek süreci mümkün kıldı. Donörlerimiz çok kıymetli, yaptıkları iş gerçekten çok değerli. Onların fedakarlığı olmasaydı bu operasyonu gerçekleştiremezdik' dedi.</p><p>Prof. Dr. Pişkin, organ bağışına dikkat çekerek, 'Ülkemizde kadavradan organ bağışı hl yetersiz. Eğer bağışı artırabilirsek, canlı donörleri riske atmadan hastalarımızı tedavi edebiliriz. Bu nedenle toplum olarak hepimizin sorumluluğu büyük. Medya ve basın da bu konuda farkındalığı artırmada bize destek oluyor. Emeği geçen tüm ekibimize bir kez daha teşekkür ediyorum' şeklinde konuştu.</p><p>Hastalardan ve Donörlerden Memnuniyet Mesajı</p><p>Böbreğini veren Oğuz Saygan ise deneyimlerini şöyle aktardı:</p><p>'Operasyon süreci başından sonuna kadar çok güzeldi. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Hastanemiz son derece donanımlı, bize çok iyi baktılar. Ameliyattan sonra da hemşirelerimiz ve doktorlarımız sürekli yanımızdaydı. Eşim çok şükür yeniden hayata kavuştu. Turgut hocam ve tüm ekipten Allah razı olsun. Organ nakli gerçekten çok önemli, herkes bağışta bulunsun. Kimseyi mağdur etmesinler, insanların hayatını değiştiren bir süreç bu.'</p><p>Nakil olan hastalardan Deniz Saygan ise, 'Şu an çok iyi hissediyorum, mutluyum. Nakil sayesinde tekrar nefes alabiliyorum. Altı yıldır diyalize giriyordum; bu süreç benim için ölümden beterdi. Şimdi eşimin ve ekibin sayesinde yeniden hayata bağlandım. İnsanlar korkmasın, tek böbrekle de hayatına devam edebilir. Organ bağışı konusunda bilinçlenelim, birbirimize destek olalım' diye konuştu.</p><p>Elazığ&#39;dan gelen ve 15 yıldır böbrek hastası olan Taliha Cinyol da, 'Uzun yıllardır tedavi görüyordum, kendimde değildim. Şu an çok daha iyi hissediyorum. Bu süreç bana yeniden doğmuş gibi hissettirdi. Organ bağışından korkmasınlar, hayat kurtarmak çok değerli' dedi. Eşi Ahmet Cinyol ise, 'Nakil süreci sorunsuz ve başarılı geçti. Verici olmak isteyenler korkmasın, tek böbrekle de hayatına devam edebilirler. İnsanlar bu konuda cesaretli olsun, destek olsun' ifadelerini kullandı.</p><p>Ekip Çalışması ve Enfeksiyon Kontrolü</p><p>Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı&#39;ndan Dr. Sibel Altunışık ve Dr. Zeynep Burçin Yılmaz, nakil sürecinde enfeksiyon kontrolünün hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Dr. Altunışık, 'Organ nakli sürecinde enfeksiyon riskini minimuma indirmek çok kritik. Hastalarımızın sağlıklı bir şekilde taburcu olmaları için tüm ekibimiz büyük bir dikkat ve titizlikle çalıştı' dedi.</p><p>Servis sorumlu hemşiresi Yıldız Demirci ise, 'Hemşirelik mesleği yorgun bir meslek, ama böyle başarılı vakalarla moralimiz yükseliyor. Hastalarımızın sağlığına kavuşması bizim için en büyük motivasyon kaynağı' ifadelerini kullandı.</p><p>Hazırlık ve Koordinasyon</p><p>Hazırlık birimi ekipleri de sürecin her aşamasında aktif rol aldı. Hazırlık Birim Koordinatörü Yusuf Oruç ve Sorumlusu Abdullah Oruç, nakil öncesi hazırlık aşamalarını titizlikle yürüttüklerini belirtti. Böbrek Nakil Koordinatörü Hüseyin Gürbüz ise, Nefroloji bölümünde uygulanan havuz sistemi ve süreç takibinin operasyonun güvenli ve verimli şekilde ilerlemesine katkı sağladığını aktardı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nak_1772802222_6vTEPk.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TÖTM'de 2’li Çapraz Böbrek Nakli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nak_1772802222_6vTEPk.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Son 40 Yılda Üç Kat Arttı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/son-40-yilda-uc-kat-artti/84447/</link>
            <description><![CDATA[4 Mart Dünya Obezite Günü’nde açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Lezan Keskin, Türkiye’de fazla kilolu ve obez bireylerin oranının yüzde 72’ye ulaştığını belirterek, obezitenin artık bireysel bir sorun olmanın ötesinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/son-40-yilda-uc-kat-artti/84447/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 14:32:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>4 Mart Dünya Obezite Günü&#39;nde açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Lezan Keskin, Türkiye&#39;de fazla kilolu ve obez bireylerin oranının yüzde 72&#39;ye ulaştığını belirterek, obezitenin artık bireysel bir sorun olmanın ötesinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldiğini söyledi.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde Endokrinoloji Uzmanı olarak görev yapan Keskin, Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün obeziteyi 'vücutta anormal veya aşırı derecede yağ dokusu artışı' olarak tanımladığını hatırlattı.</p><p>'Birçok Ciddi Hastalığa Zemin Hazırlıyor'</p><p>Obezitenin diyabetten hipertansiyona, kardiyovasküler hastalıklardan solunum problemlerine, karaciğer yağlanmasından bazı malignitelere ve kas-iskelet sistemi hastalıklarına kadar pek çok ciddi tabloya yol açtığını belirten Keskin, 'Obezite önlenebilir, kontrol edilebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Erken tedavi ile doğru yol almak mümkündür' dedi.</p><p>Son 40 Yılda Üç Kat Arttı</p><p>Dünya genelinde son 40 yılda obezite oranlarının yaklaşık üç kat arttığını vurgulayan Doç. Dr. Lezan Keskin, Türkiye&#39;de yapılan diyabet ve obezite prevalans çalışmalarına göre obezite oranının yüzde 35 olduğunu, fazla kilolu ve obez birey oranının ise yüzde 72&#39;lere ulaştığını söyledi. Hedef kilosunda olan birey oranının ise yüzde 28 civarında olduğunu ifade etti.</p><p>Cinsiyet dağılımına da değinen Keskin, obezite oranının kadınlarda yüzde 41, erkeklerde ise yüzde 21 olduğunu belirtti. Kadınlardaki yüksekliğin nedenleri arasında doğurganlık oranı, emzirme süresi ve ev içi kısıtlı yaşamın etkili olabileceğini söyledi.</p><p>'Sadece İrade Meselesi Olarak Görmek Yanlış'</p><p>Obezitenin yalnızca hareketsizlikten kaynaklanmadığını ifade eden Doç. Dr. Keskin, gelişen teknolojiyle birlikte televizyon, tablet ve telefon karşısında geçirilen sürenin artmasının önemli bir risk faktörü olduğunu dile getirdi. Yüksek kalorili ve besin değeri düşük beslenme alışkanlıkları, uykusuzluk ve hormonal problemlerin de obeziteye yol açtığını söyledi. Keskin, 'Bunu sadece bir irade problemi olarak görmek yanlış olur. Ailesel yatkınlık ve genetik faktörler de son derece önemlidir' dedi.</p><p>Tanı ve Tedavi Süreci</p><p>Obezite tanısında en pratik yöntemin beden kitle indeksi (BKİ) olduğunu belirten Doç. Dr. Lezan Keskin, kilogram cinsinden ağırlığın metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını ifade etti. 18,5–24,9 aralığının normal, 25–29,9 aralığının fazla kilolu, 30&#39;un üzerinin obezite, 40&#39;ın üzerinin ise morbid obezite olarak değerlendirildiğini söyledi. Bel çevresi ve bel-kalça oranının da metabolik ve kardiyovasküler risk açısından önemli ölçütler olduğunu vurguladı.</p><p>Tedavide ilk basamağın yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirten Keskin, porsiyon kontrolü, düşük kalorili beslenme, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durma ve düzenli fiziksel aktivitenin temel yaklaşım olduğunu kaydetti. Haftada en az 5 gün, 30 dakika tempolu yürüyüşün hem kilo kontrolü hem de şeker, tansiyon ve kolesterol dengesi açısından önemli olduğunu söyledi.</p><p>Yaşam tarzı değişikliğiyle hedefe ulaşılamayan hastalarda hekim kontrolünde ilaç tedavisine başvurulduğunu, gerekli durumlarda ise cerrahi yöntemlerin uygulandığını belirten Keskin, bu işlemlerin uygun merkezlerde yapılması gerektiğini ifade etti.</p><p>Keskin, Dünya Obezite Günü mesajını, 'Erken tanı komplikasyonları önler, kardiyovasküler riski azaltır ve yaşam kalitesini artırır. Daha sağlıklı bir yaşam için kilomuzu kontrol altında tutmalıyız' sözleriyle tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/son-40-yilda-uc-kat-artti_1772623963_vntXR5.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Son 40 Yılda Üç Kat Arttı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/son-40-yilda-uc-kat-artti_1772623963_vntXR5.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da AMATEM Polikliniği Açıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/malatya-da-amatem-poliklinigi-acildi/84439/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmete giren AMATEM Ayaktan Polikliniği ile alkol, madde ve davranışsal bağımlılıklar alanında tanı ve tedavi hizmeti sunulmaya başlandı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/malatya-da-amatem-poliklinigi-acildi/84439/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 15:17:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmete giren AMATEM Ayaktan Polikliniği ile alkol, madde ve davranışsal bağımlılıklar alanında tanı ve tedavi hizmeti sunulmaya başlandı.</p><p>Malatya&#39;da bağımlılıkla mücadele kapsamında önemli bir sağlık yatırımı daha hayata geçirildi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) Ayaktan Polikliniği hizmet vermeye başladı.</p><p>Alkol, uyuşturucu madde ve davranışsal bağımlılıklar alanında ayaktan tanı ve tedavi hizmeti sunacak olan poliklinikte, bağımlılık sorunu yaşayan bireylerin tedaviye erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve hastanenin Psikiyatri Kliniği sorumlu hekimi Doç. Dr. Kerim Uğur, AMATEM Ayaktan Polikliniği&#39;nin poliklinik şartlarında hizmet vermeye başladığını belirtti. Bağımlılık türlerinin yalnızca alkol ve uyuşturucu madde ile sınırlı olmadığını ifade eden Uğur, özellikle son dönemde davranışsal bağımlılıkların da artış gösterdiğine dikkat çekti. Kumar bağımlılığı başta olmak üzere farklı bağımlılık türlerinin psikiyatrik hastalık kapsamında değerlendirildiğini ve tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.</p><p>Bağımlılık tedavisinde multidisipliner yaklaşımın esas alındığını kaydeden Uğur, sürecin biyopsikososyal model çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi gibi kurumların desteğiyle hastalara bütüncül hizmet sunulduğunu ifade etti. Uğur, yeni polikliniğin şehirde artış gösteren bağımlılıkla mücadeleye önemli katkı sağlayacağını dile getirdi.</p><p>AMATEM Ayaktan Polikliniği&#39;nin haftanın salı ve perşembe günleri 08.30–16.00 saatleri arasında hasta kabul edeceği bildirildi. 16 Şubat itibarıyla Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden randevuların açıldığı, ilk hastaların kabul edilerek tedavi süreçlerinin başlatıldığı aktarıldı.</p><p>Destek almak isteyen vatandaşların MHRS üzerinden randevu oluşturabilecekleri veya doğrudan polikliniğe başvurarak AMATEM kapsamında değerlendirilmek istediklerini beyan edebilecekleri belirtildi. Yeni hizmetle birlikte Malatya&#39;da bağımlılıkla mücadele kapasitesinin kurumsal düzeyde güçlendirildiği kaydedildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-amatem-poliklinigi-_1772540268_CvQFeZ.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da AMATEM Polikliniği Açıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-amatem-poliklinigi-_1772540268_CvQFeZ.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sahura kalkın]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/sahura-kalkin/84435/</link>
            <description><![CDATA[Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan’da sahurun atlanmasının metabolizmayı olumsuz etkileyebileceğini belirterek, dengeli beslenme, kontrollü iftar ve yeterli su tüketiminin sağlık açısından kritik önemde olduğunu vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/sahura-kalkin/84435/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 15:15:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan&#39;da sahurun atlanmasının metabolizmayı olumsuz etkileyebileceğini belirterek, dengeli beslenme, kontrollü iftar ve yeterli su tüketiminin sağlık açısından kritik önemde olduğunu vurguladı.</p><p>Malatya&#39;da görev yapan Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Hatice Tepe, Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluğun vücut üzerindeki etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Sahur öğününün atlanmasının metabolizma ve kan şekeri dengesi üzerinde risk oluşturabileceğini belirten Tepe, dengeli ve planlı beslenmenin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Ramazan sürecinde beslenme düzeninin stratejik şekilde planlanmasının, hem metabolik sağlığın korunması hem de günlük yaşam kalitesinin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Diyetisyen Hatice Tepe, sahurun gün içindeki enerji yönetiminde anahtar rol üstlendiğini kaydetti.</p><p>'Sahur öğününü atlamak gün içerisinde kan şekeri dalgalanmalarına, halsizlik ve baş dönmesine neden olabilir. Bu durum uzun vadede metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir' diyen Tepe, sahurda protein, kompleks karbonhidrat ve sağlıklı yağ içeren dengeli bir öğün tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Tepe, 'Yumurta, peynir, yeşillikler, 2–3 dilim tam buğday ekmeği ve sağlıklı yağlardan oluşan bir sahur menüsü gün boyu tokluk hissinin korunmasına katkı sağlar' ifadelerini kullandı.</p><p>İftara Kontrollü Başlanmalı</p><p>İftar saatinde yapılan en yaygın hatanın hızlı ve aşırı tüketim olduğunu dile getiren Tepe, sindirim sisteminin ani yüklenmelere karşı korunması gerektiğini söyledi.</p><p>'İftarda öncelikle su, hurma veya hafif iftariyelikler ve çorba ile başlangıç yapılmalı, ardından birkaç dakika ara verilmelidir. Bu ara hem sindirim sistemini hazırlar hem de aşırı kalori alımını önler. Ana yemeğe kontrollü geçiş sindirim sağlığı açısından önemlidir' diye konuştu.</p><p>Kızartma, aşırı yağlı ve hamur işi ağırlıklı besinlerin yerine sağlıklı pişirme teknikleriyle hazırlanan yemeklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Tepe, bu yaklaşımın kilo kontrolü ve gastrointestinal sistem sağlığı açısından koruyucu etki sağlayacağını kaydetti.</p><p>İftar ile Sahur Arasında 8–10 Bardak Su</p><p>Ramazan ayında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Tepe, iftar ile sahur arasında en az 8–10 bardak su tüketilmesi gerektiğini söyledi. 'Suyun tamamını iftarda bir anda tüketmek yerine zamana yayarak ve yudum yudum içmek sindirim sistemi açısından daha faydalıdır' dedi.</p><p>Gebeler Uzman Görüşü Almalı</p><p>Gebelerin oruç konusunda mutlaka hekim kontrolünde hareket etmesi gerektiğini belirten Tepe, uzun süreli açlık ve susuzluğun anne ve bebek sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.</p><p>'Gebelerin oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir. Uzun süre aç ve susuz kalmak bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Uzman görüşü alınmadan karar verilmemelidir' ifadelerini kullandı.</p><p>Gıda İsrafına Karşı Planlı Sofralar</p><p>Ramazan ayında artan gıda israfına da dikkat çeken Tepe, uzun süreli açlığın ardından gereğinden fazla yemek hazırlanmasının hem sağlık hem de kaynak yönetimi açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti. Dengeli ve yeterli porsiyonlarla planlanan sofraların hem bireysel sağlık hem de toplumsal bilinç açısından önemli katkı sunduğunu kaydetti.</p><p>Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan boyunca bilinçli ve dengeli beslenmenin bağışıklık sisteminin desteklenmesi, enerji seviyesinin korunması ve genel sağlığın sürdürülebilirliği açısından kritik rol oynadığını belirterek, vatandaşlara sağlıklı bir Ramazan dönemi geçirmeleri çağrısında bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/sahura-kalkin_1772453722_OuAzjB.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sahura kalkın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/sahura-kalkin_1772453722_OuAzjB.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gaz sıkışması neden olur?]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/gaz-sikismasi-neden-olur/84426/</link>
            <description><![CDATA[Gaz sıkışması temel olarak gastrointestinal sistemde biriken gazın doğru şekilde dışarı atılamaması ile oluşur. Buna yol açan başlıca nedenler haberimizde...]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/gaz-sikismasi-neden-olur/84426/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 13:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gaz sıkışması ve mide şişkinliği, birçok kişinin günlük yaşamında karşılaştığı yaygın bir sindirim sorunudur. Bu durum genellikle karında dolgunluk hissi, şişkinlik, ağrı ve rahatsızlığa neden olur ve çoğu zaman basit yaşam tarzı değişiklikleri veya doğal çözümlerle hafifletilebilir. Ancak bazı durumlarda daha dikkatli değerlendirme gerekebilir.</p><p>Gaz sıkışması temel olarak gastrointestinal sistemde biriken gazın doğru şekilde dışarı atılamaması ile oluşur. Buna yol açan başlıca nedenler:</p><p>Hızlı yemek yeme veya hava yutma: Yemek sırasında fazla hava yutmak gaz birikimini artırabilir.</p><p>Gazlı ve fermente içecekler: Karbonatlı içecekler fazla hava anlamına gelir ve şişkinliği tetikleyebilir.</p><p>Belirli yiyecekler: Bazı karbonhidratlar ve lifler bağırsakta gaz üretimini artırır (örneğin baklagiller, lahana gibi).</p><p>Sindirim bozuklukları veya intoleranslar: Laktoz intoleransı gibi durumlar gaz ve şişkinliği tetikleyebilir.</p><p>Stres ve psikolojik faktörler: Bağırsak hareketleri üzerinde etkili olabilir.</p><p>Gaz sıkışması genellikle zararsız olsa da, sürekli tekrar eden veya şiddetli ağrı ile seyreden vakalar başka sindirim rahatsızlıklarının belirtisi olabilir.</p><p>Karında gaz birikmesinin en yaygın belirtileri şunlardır:</p><p>Şişkinlik hissi ve dolgunluk</p><p>Karın ağrısı ve kramplar</p><p>Geğirme ve gaz çıkarma isteği</p><p>Mide rahatsızlığı veya bulantı hissi</p><p>Bu belirtiler günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir, özellikle yemek sonrası veya yatmadan önce daha belirgin olabilir.</p><p>Fiziksel ve beslenme temelli tedaviler</p><p>Gaz ve şişkinliği azaltmak için önerilen basit adımlar şunlardır:</p><p>Yemek alışkanlıklarını değiştirmek: Küçük porsiyonlar, yavaş yemek ve iyi çiğneme gaz oluşumunu azaltır.</p><p>Su tüketimini artırmak: Su, sindirimi kolaylaştırarak gaz birikimini azaltabilir.</p><p>Düzenli fiziksel aktivite: Yürüyüş ve hafif egzersiz bağırsak hareketlerini uyarır.</p><p>Gaz yapan yiyecekleri sınırlamak: Lahana, baklagiller, karbonatlı içecekler gibi gaza neden olan yiyecekleri azaltmak faydalı olabilir.</p><p>Bitkisel ve doğal yaklaşımlar</p><p>Doğal ve bitkisel çözümler de gaz ve şişkinlik üzerine destek olabilir:</p><p>Zencefil: Sindirimi destekler ve gazı azaltabilir.</p><p>Rezene, nane ve papatya çayları: Bağırsak kaslarını gevşeterek gazın daha kolay atılmasına yardımcı olabilir.</p><p>Sıcak içecekler: Özellikle ılık su veya bitki çayları dolaşımı ve sindirimi destekler.</p><p>Bu bitkisel yaklaşımlar genellikle güvenli kabul edilse de, ciddi şikyetlerde mutlaka bir hekime danışılmalıdır.</p><p>İlaç tedavisi</p><p>Gaz şikayetlerini hafifletmek için bazı tıbbi yöntemler de kullanılabilir:</p><p>Simetikon içeren ilaçlar: Gaz kabarcıklarını parçalayarak rahatlama sağlar.</p><p>Antispazmodik ilaçlar: Bağırsak kas spazmlarını azaltabilir.</p><p>Probiyotik takviyeler: Bağırsak florasını destekleyerek sindirimi iyileştirebilir (etkisi kişiden kişiye değişir).</p><p>Unutulmamalıdır ki ilaç kullanımı doktor önerisi ile yapılmalıdır.</p><p>Gaz ve şişkinlik çoğu zaman zararsız olsa da şu durumlarda bir sağlık profesyoneline görünmek önemlidir:</p><p>Sürekli veya şiddetli karın ağrısı</p><p>İştah kaybı, kilo kaybı</p><p>Kanın dışkıda görünmesi veya gece terlemeleri</p><p>Uzun süreli tekrarlayan semptomlar</p><p>Bu tür belirtiler altında yatan başka bir sindirim bozukluğu veya hastalığın işareti olabilir. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/gaz-sikismasi-neden-olur_1772016714_iDqynA.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gaz sıkışması neden olur? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/gaz-sikismasi-neden-olur_1772016714_iDqynA.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Vaktim Yok' Dönemi Bitti]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/vaktim-yok-donemi-bitti/84389/</link>
            <description><![CDATA[Dünya genelinde her gün yaklaşık 22 bin, yılda ise 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Korkmaz, bu tablonun sigarayla mücadelenin hayati önemini ortaya koyduğunu belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/vaktim-yok-donemi-bitti/84389/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 15:25:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz, 9 Şubat Sigara Bırakma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tütün kullanımının en önemli önlenebilir ölüm nedenlerinin başında geldiğini belirtti. Korkmaz, sigara bırakma hizmetinin Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yürütüldüğünü ifade ederek vatandaşlara çağrıda bulundu.</p><p>Sigaranın başta akciğer kanseri ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını vurgulayan Korkmaz, 'Sigara başta akciğer kanseri ve kalp damar hastalıkları olmak üzere vücudumuzdaki hemen her organa geri dönüşü olmayan zararlar veren, yaşam süresini kısaltan en önemli önlenebilir ölüm nedenidir' dedi.</p><p>Dünya genelinde her gün yaklaşık 22 bin, yılda ise 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Korkmaz, bu tablonun sigarayla mücadelenin hayati önemini ortaya koyduğunu belirtti.</p><p>Sigara Bırakmak İsteyene Uzaktan Destek</p><p>9 Şubat&#39;ın toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmak ve tütünün zararlarına dikkat çekmek amacıyla Sigara Bırakma Günü olarak anıldığını kaydeden Korkmaz, bu tarihin sigarayı bırakmak isteyenler için bir dönüm noktası olabileceğini söyledi.</p><p>Birçok kişinin sigarayı bırakmak istemesine rağmen zaman sorunu yaşadığını belirten Korkmaz, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde yürütülen sigara bırakma polikliniğinde uzaktan hasta değerlendirme sistemi kapsamında görüntülü poliklinik uygulamasının da aktif olarak kullanıldığını ifade etti.</p><p>Bağımlılık Düzeyi Ölçülüyor, Süreç Yakından Takip Ediliyor</p><p>'Görüntülü poliklinik hizmeti sayesinde hastalarımızla bilgisayar veya telefon ekranı üzerinden yüz yüze görüşür gibi iletişim kuruyoruz' diyen Korkmaz, sistemin özellikle yoğun çalışan bireyler için büyük kolaylık sağladığını söyledi.</p><p>Sürecin yüz yüze muayene titizliğiyle yürütüldüğünü belirten Korkmaz, 'Görüşmede bağımlılık düzeyini ölçüyor, sigarayı tetikleyen faktörleri belirliyoruz. Kişinin genel sağlık durumunu değerlendirerek en uygun tedavi planını oluşturuyoruz. Gerekli durumlarda hastamızı doğrudan polikliniğe davet ediyoruz' dedi.</p><p>Bağımlılıkla Mücadelede Çok Yönlü Yaklaşım</p><p>Tedavi sürecinin çok boyutlu yürütüldüğünü vurgulayan Korkmaz, sigara isteğiyle baş etme yöntemlerini içeren davranışsal eğitimler de verdiklerini belirtti.</p><p>'Hastalarımızın tedaviye uyumunu düzenli aralıklarla takip ediyoruz. Zorlandıkları dönemlerde yanlarında oluyoruz. Sigara bağımlılığı hem fiziksel hem psikolojik yönü olan bir süreçtir; bu nedenle bütüncül bir yaklaşım uyguluyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Artık Bahane Yok'</p><p>Teknolojinin sunduğu imkanlarla sağlık hizmetine erişimin kolaylaştığını belirten Korkmaz, 'Artık &#39;Vaktim yok&#39; ya da &#39;Randevuya gidemem&#39; gibi mazeretler geçerli değil. Önemli olan karar vermek ve ilk adımı atmaktır' dedi.</p><p>9 Şubat&#39;ın bir milat olması gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz, 'Sigara bırakılabilir bir bağımlılıktır. Doğru destekle başarı mümkündür. Kendinize ve sevdiklerinize yeni bir nefes hediye edin' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/vaktim-yok-donemi-bitti_1770639901_hLW0sK.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Vaktim Yok' Dönemi Bitti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/vaktim-yok-donemi-bitti_1770639901_hLW0sK.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Her Yıl 250 Bin Yeni Vaka]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/her-yil-250-bin-yeni-vaka/84385/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserden korunma, erken tanı ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/her-yil-250-bin-yeni-vaka/84385/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 13:11:25 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserden korunma, erken tanı ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, kanserin vücudun kendi hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalması ve ölmesi gereken hücrelerin programlanmış hücre ölümünden kaçarak ölümsüzlük kazanması sonucu ortaya çıkan kötü huylu kitleler olduğunu belirtti. Türkiye&#39;de her yıl yaklaşık 250 bin yeni kanser vakası teşhis edildiğini ifade eden Dr. Feyza Fırat Atay, dünya genelinde ise 2030 yılına kadar yaklaşık 27 milyon yeni vaka görülmesinin beklendiğini söyledi.</p><p>Koruyucu Sağlık Önlemleri Büyük Önem Taşıyor</p><p>Kanserle mücadelede erken tanı kadar koruyucu sağlık önlemlerinin de hayati olduğunu vurgulayan Dr. Atay, obezitenin önlenmesi, tütün kullanımının kısıtlanması, alkol tüketiminin azaltılması ve güneşin zararlı UV ışınlarından korunmanın kanser riskini önemli ölçüde azalttığını dile getirdi.</p><p>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</p><p>Tarama programlarının, henüz bilinen bir hastalığı olmayan ve herhangi bir şikyeti bulunmayan bireylerde uygulandığını belirten Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, bu yöntemlerin kanserin erken evrede tespit edilmesine olanak sağladığını söyledi. Erken teşhis edilen kanserlerde tedaviye yanıtın çok daha iyi olduğunu vurgulayan Atay, birçok kanser türünün erken tanı ile tamamen kür edilebildiğini ifade etti.</p><p>KETEM ve ASM&#39;lerde Ücretsiz Tarama İmknı</p><p>Kanser taramalarının, 2004 yılında kurulan ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) tarafından ücretsiz olarak yapıldığını belirten Dr. Atay, Türkiye genelinde 208 KETEM merkezi bulunduğunu söyledi. Ayrıca Aile Sağlığı Merkezlerinin de kanser taramaları konusunda vatandaşlara ücretsiz hizmet verdiğini hatırlattı.</p><p>Akciğer Kanserinde En Büyük Risk: Tütün</p><p>Akciğer kanserinin dünya genelinde yılda yaklaşık 1 milyon ölüme neden olan, ileri evrelerde öldürücülüğü yüksek bir kanser türü olduğunu belirten Dr. Atay, tütün kullanımının azaltılmasının akciğer kanserlerinin büyük bir bölümünü önleyebileceğini ifade etti.</p><p>Meme Kanseri Kadınlarda En Sık Görülen Tür</p><p>Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, yaklaşık her 6-7 kadından birinde meme kanseri görülebildiğini söyledi. 20 yaşından sonra düzenli kendi kendine meme muayenesi, 40 yaşından sonra ise hekimin önerisine göre mamografi çekiminin erken tanıda büyük önem taşıdığı ifade edildi.</p><p>Kolon Kanseri Sessiz İlerliyor</p><p>Kolon kanserlerinin özellikle 50 yaşından sonra her iki cinsiyette de sıklığının arttığını belirten Dr. Atay, erken evrelerde genellikle belirti vermediği için geç teşhis edilebildiğini söyledi. 50 yaşından sonra gaitada gizli kan testi, 5 yılda bir rektosigmoidoskopi ya da 10 yılda bir kolonoskopi ile erken tanının mümkün olduğu ifade edildi.</p><p>Serviks Kanseri Aşıyla Önlenebiliyor</p><p>Serviks kanserinin en önemli nedeninin HPV (Human Papilloma Virüsü) olduğunu belirten Dr. Atay, özellikle HPV&#39;nin 16 ve 18 tiplerinin serviks kanseriyle güçlü ilişkili olduğunu söyledi. Aşılama, düzenli Pap - smear testi ve HPV DNA taraması ile serviks kanserinin büyük oranda önlenebileceği vurgulandı.</p><p>Cilt Kanserine Karşı Güneşten Korunma Şart</p><p>Cilt kanserlerinin melanom alt tipinin oldukça ölümcül olabildiğini belirten Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, ultraviyole ışınlarından korunmanın ve güneş kreminin düzenli kullanımının cilt kanserlerini önemli ölçüde azalttığını ifade etti.</p><p>'Kanserden Değil, Geç Tanıdan Korkmalıyız'</p><p>Dr. Atay, kanserlerin büyük bir bölümünün erken tarama ve teşhisle tamamen tedavi edilebilen hastalıklar olduğunu vurgulayarak, toplumun bilinçlenmesinin önemine dikkat çekti.</p><p>Kanserde Tedavide Yeni Dönem: Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Furkan Günen ise Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser tedavisindeki güncel gelişmelere değindi.</p><p>Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi Umut Oluyor</p><p>Uzun yıllar boyunca cerrahi, radyoterapi ve kemoterapinin temel tedavi yöntemleri olduğunu belirten Uzm. Dr. Furkan Günen, günümüzde kanser hücresinin genetik özelliklerini hedef alan akıllı ilaçların tedavide önemli yer tuttuğunu söyledi.</p><p>Yakın dönemde geri ödeme kapsamına alınan immünoterapilerin, bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçirdiğini ifade eden Dr. Günen, bazı hastalarda bu tedavilerin uzun süreli kalıcı yanıtlar sağladığını belirtti.</p><p>Kanser Kronik Bir Hastalığa Dönüşebiliyor</p><p>Artık herkese aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Dr. Günen, kişiselleştirilmiş tedaviler sayesinde birçok kanser türünün kronik bir hastalık haline gelebildiğini söyledi.</p><p>Umut Her Zamankinden Daha Güçlü</p><p>Erken tanı, doğru tedavi ve bilimsel gelişmeler sayesinde kanserle mücadelede umutların arttığını belirten Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji uzmanları, toplumun tarama programlarına katılımının hayati önem taşıdığını vurguladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/her-yil-250-bin-yeni-vaka_1770199878_HpAxZw.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Her Yıl 250 Bin Yeni Vaka ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/her-yil-250-bin-yeni-vaka_1770199878_HpAxZw.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda lenf bezi büyümesi]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi/84379/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir. Lenf bezleri bağışıklık sisteminin doğal bir parçasıdır ve çocukluk çağında sık olarak büyüyebilir.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi/84379/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:12:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir. Lenf bezleri bağışıklık sisteminin doğal bir parçasıdır ve çocukluk çağında sık olarak büyüyebilir.</p><p>Çocuk Hematoloji/Onkoloji Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir, çocuklarda lenf bezi büyümelerinin nedenleri ve hangi durumlara dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu.</p><p><strong>Lenf bezleri neden büyür?</strong></p><p>Lenf bezlerinin, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olduğunu söyleyen Özdemir, 'Vücutta çok sayıda lenf nodu bulunur ve bu yapılar lenfatik damarlar aracılığıyla birbirine bağlıdır. Lenfadenopati, lenf düğümlerinin normalden büyük hale gelmesi olarak tanımlanır. Çocuklarda lenf bezi büyümesi sık görülür ve çoğu zaman iyi huyludur. Enfeksiyonlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına, ilaçlara ve nadiren kansere kadar çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Yalnızca tek bir bölgede sınırlı olabileceği gibi, vücudun farklı bölgelerinde yaygın olarak da görülebilir. Tek bir lenf nodunun ya da aynı bölgedeki birkaç lenf nodunun büyümesi bölgesel lenfadenopati, komşu olmayan ikiden fazla bölgede lenf nodu büyümesi ise yaygın lenfadenopati olarak tanımlanır.' dedi.</p><p>L<strong>enf bezi büyümesinin en sık nedeni enfeksiyonlar</strong></p><p>Çocuklarda lenf bezi büyümesinin en sık nedeninin enfeksiyonlar olduğunu aktaran Özdemir, 'Viral enfeksiyonlar (Epstein-Barr virüsü gibi), bakteriyel enfeksiyonlar (streptokok ve stafilokok enfeksiyonları), mikobakteriyel enfeksiyonlar (tüberküloz gibi) ve fungal enfeksiyonlar lenf bezi büyümesine yol açabilir. Enfeksiyona bağlı lenf bezi büyümelerinde genellikle lenf bezlerinde ağrı, kızarıklık ve ısı artışı görülür. Buna ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik gibi enfeksiyona ait belirtiler eşlik edebilir. Tüberküloz lenfadenitlerinde ise çoğunlukla tek taraflı ve ağrısız lenf bezi büyümesi dikkat çekerken, tifo gibi bazı enfeksiyonlarda yaygın lenfadenopati ortaya çıkabilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Özdemir, 'Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları boyun ve çene altındaki lenf bezlerinde büyümeye neden olabilir. Saçlı deri enfeksiyonlarında kafa derisinde, göz ve kulak enfeksiyonlarında kulak çevresinde, üst solunum yolu enfeksiyonlarında boyunda, kedi tırmığı hastalığında koltuk altında, küçük bebeklerde bez bölgesi enfeksiyonlarında ise kasık lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Mide ve bağırsak enfeksiyonları ile apandisit gibi durumlarda karın içi lenf bezleri de etkilenebilir.' diye belirtti.</p><p><strong>Ne zaman kanserden şüphelenilmeli?</strong></p><p>Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir, şöyle devam etti:</p><p>'Daha nadir olmakla birlikte, çocukluk çağı kanserlerinde lenf bezi büyümesi görülebilir. Lösemi (kan kanseri) ve lenfomalar (lenf bezi kanserleri) başta olmak üzere bazı kanser türlerinde lenf bezi büyümesine aşağıdaki belirtiler eşlik edebilir:</p><p>Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş</p><p>Kilo kaybı</p><p>Halsizlik ve iştahsızlık</p><p>Gece terlemeleri</p><p>Vücutta morluk ve kanama</p><p>Kanserle ilişkili lenf bezi büyümelerinde lenf nodları genellikle sert, hareketsiz ve ağrısızdır. Kızarıklık ve ısı artışı gibi enfeksiyon bulguları çoğunlukla görülmez. Lösemi şüphesinde kan sayımı ve periferik yayma önemli ipuçları verirken, kesin tanı için kemik iliği aspirasyonu ve/veya biyopsi gerekebilir.</p><p>Bazı ilaçlar, aşılar ve bağışıklık sistemi bozuklukları da lenf bezi büyümesine neden olabili. Özellikle BCG(tüberküloza karşı) aşısı sonrası koltuk altı lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Bu durum çoğunlukla geçicidir, ancak mutlaka takip edilmelidir.</p><p>Lenf bezi şişliğinin süresi, zaman içinde büyüyüp büyümediği ve uygulanan tedavilere yanıt verip vermediği büyük önem taşır. Bölgesel lenf bezi büyümelerinde ilgili bölgede enfeksiyon bulguları değerlendirilmelidir. Bu durumlarda mutlaka hekime başvurulmalıdır:</p><p><strong>Lenf bezinin hızla büyümesi</strong></p><p>6 haftadan uzun süren lenfe bezinde şişlik</p><p>Ateş, kilo kaybı ve gece terlemesinin eşlik etmesi</p><p>Yorgunluk, eklem ağrısı veya döküntü görülmesi</p><p>Seyahat öyküsü, hayvan teması, böcek ısırıkları, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı, aşı öyküsü ve kronik hastalık varlığı ayrıntılı şekilde sorgulanmalıdır. Ergen çocuklarda ise cinsel öykü ve madde kullanımı da değerlendirmeye dahil edilmelidir.</p><p><strong>Lenf bezi büyümesinde tanı süreci</strong></p><p>Öncelikle lenf bezlerinin yeri, boyutu, kıvamı, hareketliliği, hassasiyeti ve büyüme hızı değerlendirilir. Çocuklarda boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde küçük lenf nodlarının hissedilmesi normal kabul edilebilir. Ancak genellikle 2,5 cm&#39;nin üzerindeki lenf bezleri anormal olarak değerlendirilir. Enfeksiyona bağlı lenfadenopatiler çoğunlukla 4-6 hafta içinde kendiliğinden ya da uygun tedaviyle geriler. Özellikle 6 haftadan uzun süren, sert, hareketsiz ve ağrısız lenf bezleri ise kanser açısından araştırılmalıdır.</p><p>Tanısal testler klinik bulgulara göre planlanır. Kan sayımı ve periferik yayma ilk değerlendirmede önemlidir. Gerekli durumlarda ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve biyopsi gibi ileri tetkiklere başvurulabilir. Kanser veya atipik enfeksiyon şüphesinde lenf nodunun çıkarılarak incelenmesi gerekebilir.' </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi_1770023565_9Fz0mi.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda lenf bezi büyümesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi_1770023565_9Fz0mi.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[2 yılda 11 milyon hasta]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/2-yilda-11-milyon-hasta/84373/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 2024 ve 2025 yıllarında toplam 10 milyon 990 bin 853 hastaya sağlık hizmeti sunulurken, 10 bin kişiye düşen yatak sayısının Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı açıklandı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/2-yilda-11-milyon-hasta/84373/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 14:24:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 2024 ve 2025 yıllarında toplam 10 milyon 990 bin 853 hastaya sağlık hizmeti sunulurken, 10 bin kişiye düşen yatak sayısının Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı açıklandı.</p><p>İl Sağlık Müdürlüğü&#39;nden yapılan açıklamada Malatya&#39;da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 2024 yılında 2 milyon 22 bin 601 acil başvuru ve 3 milyon 239 bin 75 poliklinik muayenesi olmak üzere toplam 5 milyon 261 bin 676 hastaya hizmet verildiği belirtildi.  2025 yılında ise 2 milyon 9 bin 815 acil başvuru ve 3 milyon 719 bin 362 poliklinik muayenesi ile toplam 5 milyon 729 bin 177 hastaya sağlık hizmeti sunuluekwn veriler, Malatya&#39;da sağlık hizmetlerine olan talep ve hizmet kapasitesinin arttığını ortaya koydu.</p><p>Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki yatak kapasitesine ilişkin değerlendirmede, il genelinde 10 bin kişiye düşen yatak sayısının 23,5 olduğu, bu rakamın Türkiye ortalaması olan 19,8&#39;in üzerinde bulunduğu kaydedildi. Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2024 verilerine göre Malatya&#39;nın yatak kapasitesi açısından güçlü iller arasında yer aldığı ifade edildi.</p><p>Yoğun bakım hizmetleri kapsamında ise bakanlığa bağlı hastanelerde toplam 214 yoğun bakım yatağının bulunduğu, bunların 173&#39;ünün erişkin, 35&#39;inin yenidoğan ve 6&#39;sının çocuk yoğun bakım yatağı olduğu açıklandı. Tüm sektörler dhil edildiğinde, Malatya&#39;nın on bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısı bakımından büyükşehirler arasında 2&#39;nci sırada yer aldığı belirtildi.</p><p>Ağız ve diş sağlığı hizmetleri alanında 2025 yılı itibarıyla il genelinde 98 diş üniti ile hizmet verildiği, 19 Ocak 2026 tarihinde Şehit Mehmet Kılınç Ağız ve Diş Hastanesi&#39;ne bağlı Göztepe Semt Polikliniğinin açılmasıyla birlikte diş üniti sayısının 108&#39;e yükseldiği bildirildi. 2024 yılında 447 bin 2, 2025 yılında ise 464 bin 452 hastaya poliklinik ağız ve diş sağlığı hizmeti sunuldu. Bu süreçte 80 bin 586 diş çekimi, 1 bin 514 cerrahi müdahale, 34 bin 173 protez uygulaması, 94 bin 847 dolgu ve 24 bin 174 kanal tedavisi gerçekleştirildi.</p><p>Hastanelerde yapılan ameliyatların risk ve niteliklerine göre A-B-C-D-E olarak sınıflandırıldığı, tüm ameliyatlar içerisinde özellikli ameliyat grupları olan A-B-C grubu ameliyatların oranının yüzde 48,5 seviyesinde olduğu aktarıldı. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nin tıbbi cihaz altyapısının güçlendirilmesi, uzman hekim sayısındaki artış ve Turgut Özal Üniversitesi akademisyenlerinin katkılarıyla nitelikli ameliyat sayılarında ve iyileşme oranlarında artış sağlandığı kaydedildi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hemodiyaliz, periton diyalizi, yanık birimi, tüp bebek, palyatif bakım, kronik yara bakım hizmetleri, hiperbarik oksijen tedavi merkezi, robotik yürüme merkezi, perinatal tanı merkezi, inme merkezi, onkoloji tanı ve tedavi merkezi, KBRN ünitesi, çocuk izlem merkezi, erişkin ayaktan arındırma merkezi ile sintigrafi, PET-CT ve kemik dansitometre gibi birçok özellikli birimin aktif olarak hizmet verdiği belirtildi.</p><p>Özellikle robotik yürüme merkezi, hiperbarik oksijen tedavisi, yanık, tüp bebek ve inme merkezi gibi özellikli birimler sayesinde hastaların il dışına sevk edilme ihtiyacının büyük ölçüde azaltıldığı, tanı ve tedavilerin Malatya&#39;da başarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.</p><p>Yetkililer, vatandaşlara daha kaliteli, erişilebilir ve güvenli sağlık hizmeti sunmak amacıyla tüm sağlık çalışanlarıyla birlikte çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/2-yilda-11-milyon-hasta_1769772247_SLcWzv.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 2 yılda 11 milyon hasta ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/2-yilda-11-milyon-hasta_1769772247_SLcWzv.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sadece 1,5 saat ayırarak hayat kurtarabilirsiniz]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat-kurtarablirsiniz/84343/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat-kurtarablirsiniz/84343/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 12:51:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Trombosit bağışının özellikle kanamalı, onkoloji ve hematoloji hastaları için hayati öneme sahip olduğunu belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Kan Bankası Terapötik Aferez Merkezi Birim ve Kalite Sorumlusu Yasin Çiğ, düzenli bağışçı sayısının artırılması çağrısında bulundu.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kan Bankası Terapötik Aferez Merkezi Birim ve Kalite Sorumlusu Yasin Çiğ, trombositin önemi, hangi hasta grupları için hayati rol oynadığı, yapılan bağışların hastanenin ihtiyacını ne ölçüde karşıladığı, kimlerin bağışta bulunabileceği, gençlerin bağış sürecine katılımının neden özellikle önemli olduğu, düzenli bağışçı olmanın önemi ve trombosit bağışının sağlık açısından risk taşıyıp taşımadığına ilişkin İLKHA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p><br>'Trombosit, kanın bir bileşeni olup özellikle pıhtılaşmayı sağlayan bir kan bileşenidir'</p><p>Trombositin kanın önemli bir bileşeni olduğuna dikkat çekin Yasin Çiğ, 'Trombosit kanın bir bileşeni olup özellikle pıhtılaşmayı sağlayan bir kan bileşenidir. Normal kandan farklı olarak donörü cihaza bağlayıp sadece trombositini aldığımız, geri kalan kanı da tekrardan donöre verdiğimiz bir işlemin bileşenidir. Normal kanın içinde kan bileşenleri olmakla birlikte trombosit de sadece onun bir bileşenidir. Özellikle otomatik cihaz yardımıyla donörden o kan bileşenini alıp geri kalanın hastaya verilmesidir. Yani aslında normal kanın içinde bir bileşendir, sadece kanın bir ürünüdür.' dedi.</p><p>'Kanamalı ve onkoloji hastaları için hayati önem taşıyor'</p><p>Trombositin kimler için kritik olduğuna işaret eden Çiğ, 'Trombosit özellikle kemoterapi alan hasta grupları, onkoloji ve hematoloji hastalarında; lenfoma ve lösemi dediğimiz hasta gruplarında, travma sonrası gelişen ani kanamalarda ve ameliyat sonrası gelişebilecek kanamalı hasta gruplarında çok çok önemlidir. Trombosit kan pıhtılaşmayı sağladığı için kanamalı hasta gruplarında ciddi önem taşımaktadır. Bu nedenle trombosit aferez vücudun olmazsa olmazıdır.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Duyarlılık var ama yeterli değil'</p><p>Türkiye&#39;de aferez merkezlerinin bulunduğunu hatırlatan Çiğ, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Ülkemizde bizim gibi donör aferez toplayan ciddi büyük birimler var. Bizde de duyarlılık var ama yeteri kadar değil. İnşallah böyle güzel farkındalık yaratarak artırabiliriz.'</p><p>'Hastanenin günlük ortalama trombosit ihtiyacı 40, ancak 7-8 tane toplayabiliyoruz'</p><p>Hastanedeki ihtiyaca ilişkin bilgiler paylaşılırken Çiğ, şunları söyledi:</p><p>'Hastanenin ortalama 30-50 arası bir aferez ihtiyacı oluyor. 2025 yılında 3 bin tane donör toplamışız. Doktorun istemi ve hastanın durumuna göre ortalama günlük ihtiyaç 40 civarındadır. Günlük ortalama 7-8 donörden trombosit topluyoruz, geri kalan kısmını da Kızılay&#39;dan temin ediyoruz.'</p><p>'Bizim için düzenli bağışçı her zaman çok önemlidir'</p><p>Bağışçı profilindeki temel soruna değinen Çiğ, 'Bir ihtiyacın karşılanmasında en büyük zorluk aslında düzensiz bağışçının olmasıdır. Bizim için düzenli bağışçı her zaman çok çok önemlidir. Ne kadar düzenli bağışçı olursa sürdürülebilirlik ve daimilik açısından o kadar etkin rol oynamaktadır. Sonuçta bu hasta bugün başkasının yakını olabilir ama yarın bizim yakınımız olabilir. Bu nedenle bağış yapalım.' diye konuştu.</p><p>Kimler trombosit bağışı yapabilir?</p><p>Trombosit bağışının kimler tarafından yapılabileceğine değinen Çiğ, şöyle devam etti:</p><p>'Trombosit bağışı 18–60 yaş arası tüm sağlıklı bireyler tarafından yapılabilir. Riski yoktur. Kanın belli bir oranında trombositini topladığımız için geri kalan kısmını donöre geri veriyoruz. İşlem bittikten sonra donör yine kendi normal rutin yaşantısına geri dönebilir, hiçbir hayati riski bulunmamaktadır.'</p><p>'İşlemden sonra normal yaşantısına devam edebilir'</p><p><br>Bağış sürecine dair bilgiler paylaşan Çiğ, 'İşlem yaklaşık 60–90 dakika, yani 1,5–2 saat sürüyor. İşlemden sonra normal yaşantısına devam edebilir. Sadece o gün boyunca istemsiz bir şekilde hafif halsizlik olabilir, bu da beklenen bir şeydir.' dedi.</p><p>'Bağışçı kabulü titizlikle yapılıyor'</p><p><br>Bağışçıların kabul sürecine değinen Çiğ, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Öncelikle donörü kabul ederiz, kanlarını çalışırız, bir hastalığı var mı yok mu ona bakarız. Eğer bir sıkıntısı yok ise donörü alırız. Otomatik cihazımıza bağlarız. Makine kanın sadece trombosit kısmını belli bir oranda çeker. Donörün cinsiyeti, boyu ve kilosu çok önemlidir, makine kendi ayarını ona göre yapar. Çektiğimiz bu ürünün belli bir kısmını makine ayarlar, geri kalan kısmını ve kan bileşeninin tüm hepsini donöre verir.'</p><p>'Uzak illerden gelen hastalar için bağışçı bulmak zor'</p><p>Bağışçı temininde yaşanan güçlükleri anlatan Çiğ, 'Malatya içi ve çevresinde kişi ve yakınlarını temin edebiliyoruz ama uzaktan gelen hasta ve hasta gruplarının yakınlarını temin etmekte zorluk çekiyoruz. Burada devreye yine düzenli bağışçı dediğimiz gruplar giriyor.' şeklinde konuştu.</p><p>'Gençlerin bağışa katılımı düzenli ve sürdürülebilirlik açısından çok önemli'</p><p>Genç bağışçıların önemine dikkat çeken Çiğ, 'Öğrenci bizim odak noktamız, öğrenci olmazsa olmazımız. Üniversite hastanesi olduğumuzdan dolayı düzenli bağışlarımızın büyük bir kısmı genç donörlerden. Gençlerin bağışa katılımı düzenli ve sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir.' dedi</p><p>'Acil durumlar her an karşımıza çıkabilir'</p><p>Acil durumların öngörülemediğini hatırlatan Çiğ, 'Sadece acil durumlarda bağış yeterli olmaz çünkü bunu öngöremiyoruz. Acil bir hasta gelebilir, kanamalı bir hasta olabilir ya da ameliyattan sonra kanamayacak ama sonradan kanayan hasta olabilir. Bu nedenle elimizde trombosit aferezinin sürekli ve acil bulunması lazım.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Sizin için 1,5 saat, bir başkası için bir ömür olabilir'</p><p>Trombosit bağışının insani yönüne dikkat çeken Çiğ, son olarak şunları söyledi:</p><p>'Bugün hasta olmayabilirsiniz ama yarın olmayacağınız anlamına gelmez. Bugün verdiğiniz bir kan yarın size de dönebilir. Bu her insanın bir vicdani görevidir. Bağış yapıp hayat kurtarabiliriz. Sizin için 1,5 saat belki biri için bir ömürdür, bunu unutmayalım. Bunun için bağış yapalım, yeni yaşamlara, yeni umutlara umut olalım.' </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat_1768816270_tuzEw6.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sadece 1,5 saat ayırarak hayat kurtarabilirsiniz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat_1768816270_tuzEw6.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Pütürge’de İki Hastaya UMKE Müdahale etti]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/puturge-de-iki-hastaya-umke-mudahale-etti/84336/</link>
            <description><![CDATA[Pütürge ilçesinde yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşımın güçlükle sağlandığı bölgelerde, UMKE ekipleri iki ayrı hasta ihbarına müdahale etti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/puturge-de-iki-hastaya-umke-mudahale-etti/84336/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 13:23:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Pütürge ilçesinde yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşımın güçlükle sağlandığı bölgelerde, UMKE ekipleri iki ayrı hasta ihbarına müdahale etti.</p><p>Pütürge ilçesi Yamaç Mahallesi Öğrencik mezrasında, 95 yaşında genel durum bozukluğu bulunan bir hasta için 112 Çağrı Merkezine ihbarda bulunuldu. 2 gün önce gerçekleşen ihbarda yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle UMKE ekibi vakaya çıkış yaptı. 15 Ocak günü saat 21.30 sıralarında Malatya Büyükşehir Belediyesi karla mücadele ekibi, kepçe ve 112 Acil Sağlık ekipleri ile birlikte hastaya ulaşılırken hasta yakınlarının nakil reddi vermesi üzerine, hastaya olay yerinde gerekli müdahale yapıldıktan sonra ekipler bölgeden ayrıldı.</p><p>Aynı gün saat 22.00&#39;de ise Pütürge ilçesi Göllü mezrasında, 74 yaşında böbrek yetmezliği bulunan diyaliz hastası için ikinci bir vaka ihbarı alındı. UMKE ekibi, Malatya Büyükşehir Belediyesi karla mücadele ekipleri, kepçe ve 112 Acil Sağlık ekipleriyle birlikte vakaya yönlendirildi. Yol şartları nedeniyle 112 ekibinin ilerleyemediği noktada, UMKE ekibi hastaya saat 01.20&#39;de ulaştı ve olay yerinde ilk müdahaleyi gerçekleştirdi.</p><p>UMKE ekibi tarafından alınan hasta, saat 01.50&#39;de 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edilerek Pütürge Devlet Hastanesi&#39;ne nakledildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/puturge-de-iki-hastaya-umke-mu_1768645393_Uknf4Q.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Pütürge’de İki Hastaya UMKE Müdahale etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/puturge-de-iki-hastaya-umke-mu_1768645393_Uknf4Q.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor/84320/</link>
            <description><![CDATA[Yaşlanmanın, kaçınılmaz değişimlere yol açtığını belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi dâhil tüm organ sistemlerinin bu durumdan etkilendiğini söylüyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor/84320/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:09:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaşlanmanın, kaçınılmaz değişimlere yol açtığını belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi dhil tüm organ sistemlerinin bu durumdan etkilendiğini söylüyor.</p><p>İlerleyen yaşla birlikte bağışıklık sisteminin yanıt verme kapasitesi azaldığına dikkat çeken Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p>Yaşlanma, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık riskinin artmasına neden olur!</p><p>İnsan ömrünün uzadığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor.' dedi.</p><p>Bağışıklık sisteminin görevinin bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve otoimmün hastalıklardan korumak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, 'Bağışıklık sistemi fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlar. Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir oranda baskılanır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sisteminin yetmezliği tanısının konulması daha zor olabilir.' şeklinde konuştu.</p><p>Zamanla bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür!</p><p>Bağışıklık sistemimizin tüm yaşantımız boyunca görev yaptığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Tüm sistemlerde olduğu gibi bağışıklık sistemimizde de değişiklik oluşur.' dedi.</p><p>Yaşlanmanın insan yaşamının doğal ve değişmez bir süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, 'Bu süreçte zamana bağlı olarak bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür. Tüm bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir. Zamana bağlı ortaya çıkan değişiklikler fonksiyon kaybına neden olur. Organ sistemlerinde genel kontrol mekanizmaları azalır.' açıklamasını yaptı.</p><p>Beslenme, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabilir!</p><p>Beslenmenin, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Özellikle Omega-3, B 12 vitamini, kalsiyum ve demir gibi eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.' dedi.</p><p>Bu nedenle ileri yaşlarda bağışıklık sistemi için sofrada mutlaka tam tahıllar, karbonhidratlar, yeterli miktarda protein ve yeterli miktarda sebze ve meyve bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, 'Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair yapılan çalışmalar vardır. İleri yaşlarda özellikle D vitamini, B 12 vitamini ve kalsiyum eksikliği sık görülebilir, bu nedenle takviye olarak alınması gerekebilir. A, E vitaminleri, folik asit ve C vitamini de yeterli miktarda alınmalı. Bunun dışında yeterli düzeyde spor yapılmalı, dengeli beslenme ihmal edilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.' ifadelerini kullandı.</p><p>Vitamin kullanımı, hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmeli!</p><p>Halk arasında çok vitamin almanın bağışıklığı güçlendirdiği ifadesinin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Çünkü gerektiğinden fazla alınan vitaminlerin bir kısmı vücutta depolanarak vücuda zarar verebilir, fazlası ise idrar ile atılır.' dedi.</p><p>Vitamin kullanımının tamamen hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerde kullanılan ilaçlar nedeniyle beslenmenin buna göre düzenlenmesi gerekir. Kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayabilir.</p><p>Bu nedenle güçlendirici tarzda gıdalar tüketilmeli. İlaç kullanan kişilerde ilaca bağlı olarak besin emilimi ve bağışıklık sistemi etkilenebilir. Örneğin tansiyon ilacı kullananlarda idrar kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi faydalıdır. Yeterli D vitamini alınması gerekir ve fiziksel hareket çok önemlidir. Yaşlılık döneminde günlük kalori ihtiyacı azalır. Bu kişiler daha az yemek yeme eğilimindedir. Oysa bu dönemde üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenilmeli. Protein ve lif içeriği yüksek besinler ile sebze ve meyve yeterli miktarda tüketilmeli. Günlük su tüketimi ise en az iki litre olmalı.' </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-_1768212542_DjzR2a.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-_1768212542_DjzR2a.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kış Depresyonuna Dikkat]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/kis-depresyonuna-dikkat/84303/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, kış aylarında azalan gün ışığı ve hareketsizliğin ruh sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını belirtiyor...]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/kis-depresyonuna-dikkat/84303/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 13:11:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzmanlar, kış aylarında azalan gün ışığı ve hareketsizliğin ruh sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını belirtiyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, Mevsimsel Duygu Durumu Bozukluğu&#39;na (MDBB) karşı erken farkındalığın ve yaşam alışkanlıklarında yapılacak küçük değişikliklerin büyük fark yaratabileceğini söylüyor.</p><p>Kış mevsiminin gelişiyle birlikte gün ışığının azalması, soğuk hava koşulları ve sosyal aktivitelerdeki azalma, birçok kişide ruh hali değişikliklerine neden olabiliyor. Bu değişimlerin bazı bireylerde geçici yorgunluk ve isteksizlikle sınırlı kalmadığını belirten uzmanlar, Mevsimsel Duygu Durumu Bozukluğu (MDBB) olarak bilinen bu durumun, özellikle kış aylarında daha belirgin hle geldiğini ifade ediyor. Yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku düzensizliği ve günlük hayata karşı ilgide azalma, MDBB&#39;nin en yaygın belirtileri arasında yer alıyor.</p><p>İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, kış aylarında ruh sağlığının korunması konusunda önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Şimşek, 'Soğuk havalarla birlikte ortaya çıkan enerji kaybı ve motivasyon düşüklüğü çoğu zaman mevsimsel bir geçiş dönemi olarak değerlendirilir. Ancak bu durum, günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemeye başladıysa dikkate alınmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır,' dedi.</p><p>Prof. Dr. Şimşek, bu dönemde alınabilecek basit ama etkili önlemlerin önemine değinerek, güneş ışığından daha fazla yararlanmanın ruh halini düzenleyen serotonin seviyelerini artırarak enerji ve motivasyon üzerinde olumlu etkiler yarattığını ifade etti. Düzenli egzersiz yapmanın hem fiziksel hem de zihinsel canlılığı desteklediğini belirten Şimşek, kısa yürüyüşler veya evde yapılabilecek basit hareketlerin bile stres düzeyini azaltabileceğini söyledi. Uyku düzenine dikkat etmenin biyolojik ritmin korunmasında kritik bir rol oynadığını vurgulayan Şimşek, sosyal ilişkileri sürdürmenin de mevsimsel depresyonun yol açtığı yalnızlık hissine karşı güçlü bir koruma sağladığını dile getirdi.</p><p>Uzmanlara göre, kış aylarında ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel farkındalıkla sınırlı kalmamalı. İş yerlerinde ve eğitim ortamlarında ışık koşullarının iyileştirilmesi, açık hava aktivitelerinin teşvik edilmesi ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, mevsimsel duygu durumu bozukluğunun etkilerini azaltmada önemli rol oynuyor. Bu tür düzenlemeler, bireylerin ruhsal dayanıklılığını artırarak kış aylarını daha sağlıklı ve dengeli geçirmelerine katkı sağlıyor.</p><p>Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: 'Erken farkındalık, kış aylarını sağlıklı ve dengeli geçirmek için en etkili yoldur. Kişinin kendisinde veya yakın çevresinde motivasyon kaybı, enerji düşüklüğü ya da sürekli isteksizlik gözlemleniyorsa, bu belirtiler göz ardı edilmemelidir. Güneş ışığı, hareket, sosyal etkileşim ve dengeli beslenme kış depresyonuna karşı en doğal koruyucu faktörlerdir. Ancak belirtiler şiddetliyse bir ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek almak büyük önem taşır. Ruhsal dengeyi korumak yalnızca bireyin yaşam kalitesini değil, toplumun genel iyilik halini de doğrudan etkiler. Sağlıklı bir toplumun temeli, ruhsal ve fiziksel açıdan dengede bireylerden oluşur.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kis-depresyonuna-dikkat_1767867080_SmZjK0.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kış Depresyonuna Dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/kis-depresyonuna-dikkat_1767867080_SmZjK0.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ambulans helikopter kalp krizi geçiren hasta için havalandı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi/84295/</link>
            <description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren hasta, ilk müdahalenin ardından ambulans helikopter ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi/84295/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 10:22:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren hasta, ilk müdahalenin ardından ambulans helikopter ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><p>Malatya&#39;nın Darende ilçesinde ikamet eden R.G. (49) isimli hasta, kalp krizi geçirmesi üzerine 112&#39;ye haber verildi.</p><p>Olay yerine ulaşan sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından, hastanın durumunun ciddiyeti nedeniyle helikopter ambulans talep edildi.</p><p>Helikopter ambulansla alınan hasta, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edilerek tedavi altına alındı. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ambulans-helikopter-kalp-krizi_1767770540_LkP4xX.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ambulans helikopter kalp krizi geçiren hasta için havalandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ambulans-helikopter-kalp-krizi_1767770540_LkP4xX.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Solunum yolu hastalıkları giderek artıyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/solunum-yolu-hastaliklari-giderek-artiyor/84265/</link>
            <description><![CDATA[Solunum yolu hastalıklarının toplumda giderek arttığını belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Talat Kılıç, hava kirliliği, sigara ve nargilenin akciğer sağlığı için büyük tehdit oluşturduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/solunum-yolu-hastaliklari-giderek-artiyor/84265/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:18:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Solunum yolu hastalıklarının toplumda giderek arttığını belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Talat Kılıç, hava kirliliği, sigara ve nargilenin akciğer sağlığı için büyük tehdit oluşturduğunu söyledi.</p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talat Kılıç, son dönemde Türkiye&#39;de en sık görülen göğüs hastalıkları hangileri? Mevsimsel değişimler göğüs hastalıkları üzerinde nasıl etkiler oluşturuyor? Hava kirliliği, sigara ve tütün ürünleri göğüs sağlığını nasıl tehdit ediyor? gibi bir dizi soruyu İLKHA muhabirine yanıtladı.</p><p>Prof. Dr. Talat Kılıç, göğüs hastalıklarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirterek, özellikle kış aylarında solunum yolu hastalıklarında ciddi artış yaşandığını ifade etti.</p><p><strong>'Neredeyse her 20 kişiden birinde KOAH var ya da gelişme riski bulunuyor'</strong></p><p>Göğüs hastalıkları kapsamında KOAH, astım, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları ile akciğer kanserinin en sık karşılaşılan hastalıklar arasında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, 'KOAH, 40 yaş üzeri erkeklerde yaklaşık yüzde 19 oranında görülüyor. Yani neredeyse her 20 kişiden birinde KOAH var ya da gelişme riski bulunuyor.' dedi.</p><p><strong>'Kış ayları hastalıkları tetikliyor'</strong></p><p>Kış aylarında insanların kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, 'Soğuk hava ve kapalı ortamlar, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşıcılığını artırıyor. Aynı zamanda astım ve KOAH gibi kronik akciğer hastalıklarında alevlenmelere yol açıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Hava kirliliği akciğer kanseri riskini artırdı'</strong></p><p>Son yıllarda hava kirliliğinin ciddi bir sorun haline geldiğini belirten Prof. Dr. Kılıç, 'Sigara KOAH ve akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden biridir. Ancak artık çevresel hava kirliliğinin de akciğer kanseri riskini artırdığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.' dedi.</p><p><strong>'Deprem sonrası sarkoidoz gibi bazı hastalıklarda artış riski bulunuyor'</strong></p><p>6 Şubat depremlerine de değinen Prof. Dr. Kılıç, 'Deprem sonrası enkaz kaldırma ve inşaat süreçleri çevresel hava kirliliğini ciddi şekilde artırdı. Bu durum mevcut hastalıkların alevlenmesine ve yeni akciğer hastalıklarının ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle sarkoidoz gibi bazı hastalıklarda artış riski bulunuyor.' şeklinde konuştu.</p><p>'Covid-19&#39;un etkileri hl sürüyor'</p><p>Covid-19&#39;un akciğerleri en çok etkileyen hastalıklardan biri olduğunu hatırlatan Kılıç, 'Covid pnömonisi, solunum yetmezliği ve pıhtılaşma bozuklukları nedeniyle birçok hastayı kaybettik. Covid sonrası bazı hastalarda akciğerde sertleşme (post-Covid pulmoner fibroz) gelişti. Çoğu vakada bu durum düzeliyor ancak etkileri hl görülüyor.' dedi.</p><p><strong>'Sosyal izolasyonun kalkmasıyla solunum yolu enfeksiyonları yeniden arttı'</strong></p><p>Covid sonrası geçmeyen öksürük, nefes darlığı, halsizlik ve pıhtılaşma sorunlarının devam ettiğini söyleyen Kılıç, sosyal izolasyonun kalkmasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarının yeniden arttığını belirtti.</p><p><strong>'Aşılar hayat kurtarıyor'</strong></p><p>Aşıların önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, 'Aşılar, Covid-19 aşısı da dahil olmak üzere hayat kurtarıcıdır. Özellikle 65 yaş üzeri, KOAH, astım, bronşektazi, akciğer kanseri olanlar ve bağışıklığı baskılanmış hastalar mutlaka aşılanmalıdır.' dedi.</p><p>Her yıl sonbahar aylarında grip ve zatürre (pnömokok) aşılarının mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Kılıç, bu aşıların solunum yolu enfeksiyonlarını ciddi oranda azalttığını ifade etti.</p><p><strong>'3 haftayı geçen öksürükte mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı'</strong></p><p>Hangi durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği ile ilgili uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kılıç, 'Üç haftayı geçen öksürük, nefes darlığı, ağızdan kan gelmesi, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtiler ciddi akciğer hastalıklarının habercisi olabilir. Bu durumda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.' dedi.</p><p><strong>'Klimaların filtreleri düzenli temizlenmezse enfeksiyon kaynağı olabilir'</strong></p><p>İç ortam hava kalitesinin önemine değinen Kılıç, 'Klimaların filtreleri düzenli temizlenmezse enfeksiyon kaynağı olabilir. Klima bakımının ihmal edilmemesi gerekiyor.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Nargile kullanımı ciddi bir toplumsal sorun haline geldi'</strong></p><p>Nargile kullanımının ciddi bir toplumsal sorun haline geldiğini belirten Prof. Dr. Kılıç, 'Nargile bir tütün ürünüdür ve sigaranın yaptığı tüm hastalıkları yapar. Ayrıca ortak ağızlık kullanımı tüberküloz ve hepatit gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına yol açabilir.' diye dikkat çekti.</p><p><strong>Geleceğin en büyük tehlikesi: KOAH ve akciğer kanseri</strong></p><p>Gelecekte göğüs hastalıkları açısından en büyük riskin KOAH ve akciğer kanseri olduğunu vurgulayan Kılıç, 'Akciğer kanseri erkeklerde 100 binde 74, kadınlarda 100 binde 10 oranında görülüyor. Ortalama sıklık 100 binde 45 civarında. Sigara gibi birtakım risk faktörleriyle mücadeleye rağmen her yıl yaklaşık binde bir oranında artış gösteriyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Prof. Dr. Talat Kılıç, sigara ve nargileden uzak durulması, temiz hava, düzenli yürüyüş ve sağlıklı beslenmenin akciğer sağlığını korumada hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/solunum-yolu-hastaliklari-gide_1766395081_8HbsI4.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Solunum yolu hastalıkları giderek artıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/solunum-yolu-hastaliklari-gide_1766395081_8HbsI4.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>