<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Kayısı Haber - Malatya Son Dakika - Malatya Haber</title>
      <link>https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Malatya Haber, Malatya Son Dakika haberlerini, Malatya güncel ve Malatyaspor gündemini Kayısı Haber ile takip edin. Malatya'nın Sansürsüz İnternet Gazetesi</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 22:33:51 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.kayisihaber.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Günde 3 Operasyon]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bir-gunde-3-operasyon/84629/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle, 24, 28 ve 32 yaşlarındaki hastalar sağlığına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bir-gunde-3-operasyon/84629/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:46:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle, 24, 28 ve 32 yaşlarındaki hastalar sağlığına kavuştu. </p><p>Kasıktan girilerek gerçekleştirilen müdahalelerin ardından hastalar ertesi gün taburcu edildi.<br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, atrial septal defekt (ASD) olarak bilinen kalp deliği hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu.<br>Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bulunan yapının doğumsal olarak tam kapanmaması sonucu oluşan ASD&#39;nin her 1500-2000 canlı doğumda bir görüldüğünü belirten Aktaş, bu rahatsızlığın erişkin yaşlara taşınabilen konjenital kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade etti.<br> </p><p>ASD&#39;nin çoğu zaman çocukluk döneminde belirti vermediğini kaydeden Dr. Aktaş, rutin muayenelerde duyulan üfürüm sonrası yapılan ekokardiyografi incelemeleriyle hastalığın tespit edilebildiğini söyledi. Dr. Aktaş, 'Erişkin yaşlarda ise nefes darlığı, çarpıntı ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi şikayetlerle karşımıza çıkabiliyor' dedi.<br> </p><p>Hastanede uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Aktaş, uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek kalp deliğinin kapatıldığını belirtti. 'Geçtiğimiz haftalarda aynı gün içerisinde 3 erişkin hastamızın kalp deliğini şemsiye yöntemiyle başarıyla kapattık' diyen Aktaş, hastaların işlem sonrası aynı gün ayağa kalkıp yürüyebildiğini, ertesi gün ise taburcu edildiğini söyledi.<br> </p><p>Yöntemin hasta açısından oldukça konforlu olduğunu vurgulayan Aktaş, işlemin genellikle genel anestezi gerektirmediğini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, 'Kasık bölgesinden toplardamar sistemine girilerek kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına ulaşılıyor. Ardından şemsiye benzeri kapatma cihazı yerleştirilerek delik kapatılıyor' diye konuştu.<br>Hastanede uzun yıllardır bu yöntemin başarıyla uygulandığını belirten Aktaş, zorlu vakalarda da başarılı sonuçlar elde ettiklerini kaydetti. Kasıktan girilerek kapatılmaya uygun olmayan hastalarda ise cerrahi tedavinin uygulandığını ifade eden Aktaş, işlem sonrası hastaların 3 ila 6 ay süreyle kan sulandırıcı tedavi kullandığını söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bir-gunde-3-operasyon_1778481989_SOcyi1.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Günde 3 Operasyon ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bir-gunde-3-operasyon_1778481989_SOcyi1.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yeni tehlike: Hantavirüs]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/yeni-tehlike-hantavirus/84624/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), MV Hondius gemisiyle bağlantılı hantavirüs vakalarına ilişkin güncel bilgileri paylaştı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/yeni-tehlike-hantavirus/84624/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 11:27:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), MV Hondius gemisiyle bağlantılı hantavirüs vakalarına ilişkin güncel bilgileri paylaştı. </p><p>Açıklamada, 8 Mayıs itibarıyla toplam 8 vaka tespit edildiği, bunlardan 3&#39;ünün hayatını kaybettiği bildirildi.</p><p>DSÖ&#39;nün açıklamasına göre vakalardan 6&#39;sı Andes virüsü olarak doğrulandı. Halen 4 hastanın hastanede tedavi altında bulunduğu belirtilirken, daha önce şüpheli vaka olarak bildirilen bir kişinin PCR ve seroloji testlerinin negatif çıkması üzerine vaka sınıflandırmasından çıkarıldığı kaydedildi.</p><p>Yetkililer, ilk vakanın seyahat geçmişi ve olası temaslarının incelendiğini, bulaş kaynağının belirlenmesi amacıyla epidemiyolojik araştırmaların sürdüğünü açıkladı.</p><p>DSÖ&#39;den bir uzman ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi uzmanının, yolculara ve gemi personeline destek sağlamak amacıyla gemide bulunduğu ifade edildi.</p><p>Açıklamada ayrıca, olayın yönetimi, vakaların incelenmesi, yolcuların gemiden ayrılması ve ülkelerine dönen yolcu ile mürettebatın takibine ilişkin teknik rehberlerin ilgili ülkelere iletildiği belirtildi.</p><p>14 Nisan&#39;da Tristan da Cunha&#39;da gemiden ayrılan yetişkin bir erkek yolcunun durumunun stabil olduğu ve izolasyonda tutulduğu kaydedildi. Söz konusu kişinin laboratuvar sonucu kesinleşene kadar olası vaka olarak değerlendirildiği bildirildi.</p><p><strong>'75 temaslı tespit edildi'</strong></p><p>DSÖ, doğrulanmış vakalardan biriyle aynı uçakta Saint Helena&#39;dan Güney Afrika&#39;ya seyahat eden yolcularla iletişime geçildiğini açıkladı.</p><p>Şu ana kadar Güney Afrika&#39;da 75 temaslının belirlendiği, bunlardan 42&#39;sinin ulusal sağlık otoriteleri tarafından takip altına alındığı ifade edildi.</p><p><strong>'Belirti göstermeyen temaslılar için karantina önerilmiyor'</strong></p><p>DSÖ, olaydan etkilenen ülkelerin halk sağlığı koordinasyonunu sürdürmesi gerektiğini belirterek, şüpheli vakaların erken tespiti, hızlı izolasyon ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Açıklamada, mevcut bilimsel verilerin belirti göstermeyen temaslılara rutin laboratuvar testi veya karantina uygulanmasının faydalı olduğunu desteklemediği kaydedildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yeni-tehlike-hantavirus_1778315218_HKZ74G.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yeni tehlike: Hantavirüs ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yeni-tehlike-hantavirus_1778315218_HKZ74G.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünya Ebeler Günü’nde ebeliğin manevi boyutu konuşuldu]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin-manevi-boyutu-konusuldu/84620/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü ve Turgut Özal Tıp Merkezi iş birliğinde 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü dolayısıyla “Ebeliğin Manevi Boyutu” başlıklı program düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin-manevi-boyutu-konusuldu/84620/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:41:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü ve Turgut Özal Tıp Merkezi iş birliğinde 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü dolayısıyla 'Ebeliğin Manevi Boyutu' başlıklı program düzenlendi.</p><p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Ünver Koca&#39;nın moderatörlüğünü üstlendiği programın konuğu, İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Ateş oldu.</p><p>Programa; İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuba Uçar, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yeşim Aksoy Derya, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Personel Hizmetleri Başkanı Dr. Harun Kurt ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p><p>İstiklal Marşı&#39;nın okunmasıyla başlayan program, orkestrasını Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin yaptığı ve solistliğini Ebelik Bölümü öğrencilerinin üstlendiği müzik dinletisi ile devam etti. Dinletinin ardından orkestra üyelerine Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi.</p><p>Teşekkür belgelerinin akabinde günün anlam ve önemine dair hazırlanan video izlendi. Video gösteriminin ardından geçilen protokol konuşmalarında ilk konuşmayı gerçekleştiren Turgut Özal Tıp Merkezi Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Gönül Gül Er, ebeliğin kutsal bir meslek olduğuna dikkat çekti. Doğumhaneye giren her annenin yalnızca heyecan değil, kaygı, korku ve belirsizlik de taşıdığını ifade eden Er, bu sürecin en yakından tanığı olan kişilerin ebeler olduğunu söyledi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Bakım Hizmetleri Müdürü Hilal Arıcıoğlu konuşmasında, ebelik görevinin yalnızca doğum anıyla sınırlı kalmadığını, anne ve bebeğin hastaneden taburcu olmasına kadar geçen her aşamada önemli sorumluluklar üstlendiklerini belirtti.</p><p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yeşim Aksoy Derya, Uluslararası Ebeler Konfederasyonu&#39;nun (ICM) her yıl Dünya Ebeler Günü için özel bir tema belirlediğini, 2026 yılı temasının '1 Milyon Daha Fazla Ebe' olduğunu söyledi. Bu temanın yalnızca bir slogan olmadığını vurgulayan Derya, anne ve yenidoğan ölümlerinin azaltılması, sezaryen oranlarının düşürülmesi ve kadın sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi açısından ebelerin kritik role sahip olduğunun altını çizdi.</p><p>Prof. Dr. Yeşim Aksoy Derya&#39;nın ardından Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuba Uçar söz aldı. Programın yalnızca özel bir günü kutlamak amacıyla değil, ebelik mesleğinin taşıdığı değer, anlam ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla düzenlendiğini belirten Uçar, ebeliğin çoğu zaman görünmeyen ancak etkisi hayat boyu hissedilen bir dokunuş olduğunu söyledi.</p><p>Son olarak konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam ise çocuk gelişimi alanında çalışan bir akademisyen olarak ebelik mesleğinin önemini yakından bildiğini, özellikle doğum anının anne ve çocuk hayatında kritik bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Sağlam, doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası sürecin insan gelişiminde belirleyici olduğunu vurgulayarak 'İçimizde kıdemli arkadaşlarımız var. Belki yüzlerce doğuma eşlik etmişlerdir. Sizler için çok fazla doğum olabilir ama her doğum aslında ilk ve özeldir. Çünkü herkesin hayatına bir defa dokunuyorsunuz.' dedi. Öğrencilerin meslek hayatları boyunca kendilerini geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini belirten Sağlam, dokundukları her hayatın özel olduğunu unutmadan çalışmalarını tavsiye etti.</p><p>Açılış konuşmalarının ardından geçilen panelde konuşan moderatör Doç. Dr. Hacer Ünver Koca ise hayatın ilk anına eşlik eden kutsal bir meslek olan ebeliği farklı yönleriyle ele almak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.</p><p>Doç. Dr. Hacer Ünver Koca&#39;nın ardından söz alan Prof. Dr. Abdurrahman Ateş konuşmasında, ebeliğin kutsal ve manevi boyutuna dikkat çekti.</p><p>Ebeliğin insanlığın varoluşuyla başlayan en eski görevlerden biri olduğunu belirten Ateş, doğumun yalnızca biyolojik bir süreç değil aynı zamanda 'mucize' olduğunu söyledi. Ateş, 'Bugün burada bulunanların büyük bölümü 25 yıl önce yeryüzünde yoktu. Şimdi ise hayatın içindeler. Olmayan bir varlığın aileye katılması kelimenin tam anlamıyla mucizedir. Ebelik de işte bu mucizeye tanıklık etmektir.' dedi.</p><p>Ebelerin yalnızca doğuma eşlik eden kişiler olmadığını belirten Ateş, onların aynı zamanda anne adaylarına manevi destek sağlayan rehberler olduğunu ifade etti.</p><p>Konuşmasının devamında Ateş, şunları söyledi:</p><p>'Ebe sadece doğum yaptıran değildir. Aynı zamanda doğum yaptırdığı kadına moral ve motivasyon aşılayan bir sanatkrdır. Doğum yapan kadının çok mübarek bir anda bulunduğunu hissettirmesi gerekir çünkü doğum sadece bir meslek icrası değil, aynı zamanda kutsal bir ana tanıklık etmektir. O yüzden ebeler yalnızca teknik görev yapan kişiler olarak değil, kadınların en zor ve en özel anlarında yanında duran insanlar olarak görülmelidir.'</p><p>Doğumun Kur&#39;an-ı Kerim&#39;de de önemli bir yere sahip olduğunu anlatan Ateş, annelerin hamilelik, doğum ve emzirme sürecindeki fedakrlıklarının anne-babaya iyilik yapılmasının temel gerekçelerinden biri olarak gösterildiğini belirtti.</p><p>Ateş, ebeliği insan hayatına, aile yapısına ve toplumun geleceğine dokunan bir meslek olarak tanımlayarak sözlerini tamamladı.</p><p>Program, hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin_1778143267_dRAH4f.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünya Ebeler Günü’nde ebeliğin manevi boyutu konuşuldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/dunya-ebeler-gunu-nde-ebeligin_1778143267_dRAH4f.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Korkma, erteleme, kontrol et!]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/korkma-erteleme-kontrol-et/84614/</link>
            <description><![CDATA[Meme kanseri genellikle kendi kendine meme muayenesi ya da doktor kontrolünde ele gelen şişliklerle kendini gösterebiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/korkma-erteleme-kontrol-et/84614/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:09:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Meme kanseri genellikle kendi kendine meme muayenesi ya da doktor kontrolünde ele gelen şişliklerle kendini gösterebiliyor. </p><p>Meme sağlığı söz konusu olduğunda pek çok kadın memede ele gelen her şişliğin 'kanser' olabileceğini düşünüyor. Fakat memede ele gelen kitleler bazen fibrokistik denilen, tamamen iyi huylu durumlara işaret edebiliyor. Fibrokistik meme hastalığı olan kadınların bu konuda endişelenmemeleri, gerekli önlemleri almaları ve düzenli kontrollerini aksatmamaları önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, fibrokistler hakkında bilgi verdi ve meme kanseri konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p><p><strong>Fibrokistlerde 3 önemli belirti</strong></p><p>Fibrokistik meme hastalığı, kadınlarda oldukça sık rastlanan bir durumdur. Özellikle hormonal dalgalanmalara bağlı olarak meme dokusunda küçük kistler (içi sıvı dolu kesecikler) ve bağ dokusu artışları görülür. Fibrokistik meme hastalığı, genelde adet döngüsüyle bağlantılı olarak ortaya çıkar ve çoğu zaman ciddi bir sağlık problemine yol açmaz. Ancak, bu belirtiler yaşam kalitesini etkileyebilir ve kanserle ilişkilendirilme endişesi taşıdığı için düzenli takip ile farkındalık önemlidir. Kadınlar genellikle bu durumu bu şikayetlerle fark eder:</p><p>Memede ağrı, özellikle adet öncesi dönemde artan bir hassasiyet<br>Memede şişlik ve dolgunluk hissi<br>Elle fark edilen küçük, hareketli kitleler<br> </p><p><strong>Fibrokistik değişiklikler kansere yol açar mı?</strong><br>Fibrokistik meme rahatsızlığı olan kadınların akıllarında sıklıkla, 'Kanserle bir bağlantısı var mı?' sorusu vardır. Fibrokistik değişiklikler kansere dönüşmez ve bu duruma sahip kadınlarda kanser riski genellikle artmaz. Ancak, fibrokistik dokular memeyi daha yoğun hale getirdiği için mamografi veya ultrason değerlendirmelerinde görüntüleme zorluklarına yol açabilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve görüntüleme testlerinin doğru zamanlarda yapılması büyük önem taşır.<br> </p><p><strong>Regl öncesi tuz ve kafein tüketimini azaltın</strong><br>Fibrokistik meme hastalığı genellikle özel bir tedavi gerektirmez. Tedavi daha çok semptomları hafifletmeyi amaçlar. Ağrılı ve rahatsız edici belirtileri olan kadınlar için değişen derecelerde destek önerilir. Genel olarak fibrokistik değişikliklerin 'tedavi edilecek bir hastalık' değil, yönetilecek bir durum olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle adet öncesinde tuz ve kafein tüketiminin azaltılması şikayetleri hafifletebilir. Basit ağrı kesiciler, ağrıyı kontrol altına alabilir. Doktor önerisiyle bazı ilaç tedavileri kullanılabilir. Çok rahatsızlık veren, büyük kistler varsa bunlar ultrason eşliğinde bir iğneyle boşaltılabilir.</p><p><strong>Kendi kendine muayene ve düzenli kontrol şart</strong><br>Kadınların kendi meme dokularını tanımaları ve her türlü değişikliği fark ettiklerinde bu durumu hekimleriyle paylaşmaları çok önemlidir. Erken farkındalık, hem ciddi hastalıkları erken aşamada tespit etmede hem de gereksiz korkuları önlemede hayat kurtarıcı olabilir. Bununla birlikte, doktorların önerdiği aralıklarla mamografi ve ultrason taramaları yaptırmak, meme sağlığının korunmasında kritik bir role sahiptir.<br><br><strong>Korkma, erteleme, kontrol et!</strong><br>Fibrokistik meme değişiklikleri günlük hayatı zorlaştırabilse de ciddi bir tehdit oluşturmadığını bilmek rahatlatıcıdır. Memede ele gelen her kitlenin kanser olmadığını, fibrokistik hastalığın iyi huylu bir durum olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Uzman doktor kontrolü ve düzenli taramalar sayesinde hem gereksiz korkulardan kurtulabilir hem de gerçek sağlık risklerini zamanında tespit edebilirsiniz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/korkma-erteleme-kontrol-et_1778054984_ktuIeS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Korkma, erteleme, kontrol et! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/korkma-erteleme-kontrol-et_1778054984_ktuIeS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bekleyen randevu sayısı yüzde 88,3 azaldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-88-3-azaldi/84604/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasıyla bekleyen randevu talebi sayısının 463 bine gerilediğini açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-88-3-azaldi/84604/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:07:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasıyla bekleyen randevu talebi sayısının 463 bine gerilediğini açıkladı.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye genelinde sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamada bulundu.</p><p>Memişoğlu, vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, önceliklerinin rakamlardan ziyade vatandaşların sağlık ihtiyacı olduğunu ifade etti.</p><p>Açıklamada, Temmuz 2024&#39;te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısının 463 bine düşürüldüğü ve bu alanda yüzde 88,3 oranında azalma sağlandığı bildirildi.</p><p>Aile hekimliğinin sağlık sistemindeki önemine de değinen Memişoğlu, vatandaşların ilk başvuru noktası olarak aile hekimlerine yönelmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Bakan Memişoğlu, son bir yılda aile hekimleri aracılığıyla yaklaşık 13 milyon vatandaş için randevu oluşturulduğunu da kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-_1777968465_RmOdkV.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bekleyen randevu sayısı yüzde 88,3 azaldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-_1777968465_RmOdkV.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bel kayması nedir?]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bel-kaymasi-nedir/84581/</link>
            <description><![CDATA[Bel kayması, omurga sağlığını etkileyen ve ilerlediğinde ciddi ağrılara yol açabilen önemli bir rahatsızlık olarak öne çıkıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bel-kaymasi-nedir/84581/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:24:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bel kayması, omurga sağlığını etkileyen ve ilerlediğinde ciddi ağrılara yol açabilen önemli bir rahatsızlık olarak öne çıkıyor.</p><p><br>Bel ve sırt ağrısı şikyetleri arasında sık görülen rahatsızlıklardan biri olan bel kayması, tıbbi adıyla spondilolistezis, omurgadaki bir omurun diğerinin üzerine doğru kaymasıyla ortaya çıkıyor. Uzmanlar, hastalığın özellikle uzun süreli bel ağrılarının önemli nedenlerinden biri olabileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Ortopedi ve beyin cerrahisi uzmanlarına göre bel kayması, doğuştan yapısal bozukluklar, yaşa bağlı yıpranma, ağır yük kaldırma ve travmalar sonucu gelişebiliyor. Hastalık ilerlediğinde bel ağrısına ek olarak bacaklara vuran ağrı, uyuşma ve güç kaybı gibi şikyetlere yol açabiliyor.</p><p>Uzmanlar, erken dönemde fark edilen vakalarda fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol sağlanabildiğini belirtiyor. İleri seviyedeki durumlarda ise cerrahi müdahalenin gerekebileceği ifade ediliyor.</p><p>Bel ağrısı yaşayan vatandaşların şikyetlerini hafife almaması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, özellikle uzun süren ve bacaklara yayılan ağrılarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bel-kaymasi-nedir_1777274664_iMw1zg.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bel kayması nedir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bel-kaymasi-nedir_1777274664_iMw1zg.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde İleri Görüntüleme Yöntemleri]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nde-ileri-goruntuleme-yontemleri/84568/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ileri radyolojik tetkiklerin uygulanmaya başlanmasıyla tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir döneme girildi. Hastane, gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle bölgesel sağlık merkezi olma yolunda önemli bir adım attı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nde-ileri-goruntuleme-yontemleri/84568/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde ileri radyolojik tetkiklerin uygulanmaya başlanmasıyla tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir döneme girildi. Hastane, gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle bölgesel sağlık merkezi olma yolunda önemli bir adım attı.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda hastanede görev yapan Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Petik, uygulamaya alınan ileri görüntüleme yöntemleri, özellikli tetkikler ve girişimsel radyoloji çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Petik, hastanenin yalnızca Malatya&#39;ya değil çevre illere de hizmet sunan önemli bir sağlık merkezi haline geldiğini belirtti.</p><p>Hastanede bir süre öncesine kadar Malatya ve çevre illerde koroner BT anjiyografi işlemini gerçekleştiren tek resmi kurum olduklarını ifade eden Petik, bu yöntemin kalp damarlarının girişimsel işlem gerektirmeden bilgisayarlı tomografi ile görüntülenmesini sağladığını kaydetti. Bu sayede hastaların klasik anjiyografi yapılmadan önce detaylı şekilde değerlendirilebildiğini aktardı.</p><p>Koroner BT anjiyografinin kardiyoloji uzmanlarının tanı süreçlerine önemli katkı sunduğunu vurgulayan Petik, damar yapısının, olası darlıkların ve yapısal bozuklukların net biçimde görüntülenebildiğini, bu sayede gereksiz girişimsel işlemlerin önüne geçildiğini ifade etti.</p><p>Hastanede uygulanmaya başlanan bir diğer önemli yöntemin kardiyak MR olduğunu belirten Petik, bu teknolojinin kalp kası hastalıkları, kapak hastalıkları ve damarsal anomalilerin değerlendirilmesinde dünyada ön sıralarda yer aldığını söyledi. Kardiyak MR sayesinde kalp kası yapısının ayrıntılı olarak incelenebildiğini dile getirdi.</p><p>Petik, daha önce yalnızca büyük şehirlerde uygulanabilen multiparametrik prostat MR tetkikinin de artık Malatya&#39;da yapılabildiğini belirterek, bunun özellikle prostat hastalıklarının erken teşhisinde önemli avantaj sağladığını kaydetti. Hastaların başka illere gitmeden ileri düzey tanı hizmetine ulaşmasının önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.</p><p>Fetal MR uygulamasının da hastanede hayata geçirildiğini ifade eden Petik, anne karnındaki bebeğin gelişim bozuklukları ve doğumsal anomalilerinin detaylı şekilde değerlendirilebildiğini belirtti. Bu yöntem sayesinde doğum öncesi süreçlerin daha sağlıklı planlanabildiğini söyledi.</p><p>İleri MR teknolojileri arasında yer alan difüzyon, perfüzyon, MR spektroskopi ve ASL gibi yöntemlerin de kademeli olarak sisteme dahil edildiğini belirten Petik, özellikle nörolojik hastalıklar, tümörler ve damar hastalıklarında daha ayrıntılı incelemeler yapılabildiğini kaydetti.</p><p>Girişimsel radyoloji alanında da önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Petik, başhekimlik ve İl Sağlık Müdürlüğü&#39;nün destekleriyle vasküler ve non-vasküler işlemlerin ameliyathane ortamında uygulanmaya başlandığını söyledi. Bu alandaki çalışmaların önümüzdeki süreçte daha da güçleneceğini dile getirdi.</p><p>Örnek bir vakaya da değinen Petik, kalp yetmezliği şikyetiyle başvuran bir hastada yapılan kardiyak MR incelemesi sonucunda nadir görülen Yamaguchi Sendromu tanısı konulduğunu belirtti. Erken tanı sayesinde hastanın tedavi sürecinin doğru şekilde planlandığını ve ciddi risklerin önüne geçildiğini ifade etti.</p><p>Petik, hastanede yapılan yatırımlar, teknik altyapı ve uzman kadroyla ileri görüntüleme alanında bölgesel bir merkez olma yolunda önemli mesafe kat edildiğini belirterek, vatandaşların büyük şehirlere gitmeden nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesinin hedeflendiğini söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-ha_1776847914_l5bI1f.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde İleri Görüntüleme Yöntemleri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-ha_1776847914_l5bI1f.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Asırlık Ömür, Başka Bir Hayata Umut Olacak]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bir-asirlik-omur-baska-bir-hayata-umut-olacak/84548/</link>
            <description><![CDATA[Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri, Malatya’ya organ bekleyen bir hastaya umut olacak.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bir-asirlik-omur-baska-bir-hayata-umut-olacak/84548/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:57:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Rize&#39;de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri, Malatya&#39;ya organ bekleyen bir hastaya umut olacak.</p><p>Uzun süre Almanya&#39;da yaşanan ancak eşinin ölümü ile Rize&#39;ye yerleşen 96 yaşındaki Refiye Kıdal, önceki gün rahatsızlarınca  Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne kaldırıldı. Burada beyin damar tıkanıklığı teşhisi konuan yaşlı kadın, durumunun kritik olması ile Rize Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.</p><p>Yoğun bakımda beyin ölümü gerçekleşen yaşlı kadının vasiyeti doğrultusunda çocukları organ bağışı kararı aldı.</p><p>Gerçekleştirilen operasyonla alınan karaciğer, askeri uçakla vakit kaybedilmeden Malatya&#39;ya gönderildi. Organın, Malatya&#39;da Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Merkezinde organ bekleyen bir hastaya nakil edileceği belirtildi.</p><p>'Acımız Büyük Ama Umut Olduk'</p><p>Aile yakınlarından Mustafa Kıdal, annesini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ancak organ bağışıyla bir hastaya umut olmanın kendileri için teselli kaynağı olduğunu söyledi. Toplumda organ bağışı bilincinin artırılması gerektiğini ifade eden Kıdal, ' Sonuçta toprak oluyoruz ama belki bir başkasında yaşamaya devam ediyoruz. Biz bunu bir fidan dikmek gibi görüyoruz. Annemiz adına bir hayatın sürmesine vesile olmak bizim için çok kıymetli' dedi.</p><p>Sürece ilişkin bilgi veren doktorlar ise ileri yaşa rağmen yapılan değerlendirmeler sonucunda sadece karaciğerin kullanılabilir olduğunun tespit edildiğini belirterek, gerekli bilimsel değerlendirmelerin ardından donör süreci başlatıldığını ve karaciğerin nakil için sevk edildiğini söylediler.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bir-asirlik-omur-baska-bir-hay_1776412668_D5zThj.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Asırlık Ömür, Başka Bir Hayata Umut Olacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bir-asirlik-omur-baska-bir-hay_1776412668_D5zThj.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Huzursuz Bacak Sendromu]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/huzursuz-bacak-sendromu/84539/</link>
            <description><![CDATA[Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromunun toplumda sık görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/huzursuz-bacak-sendromu/84539/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:59:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromunun toplumda sık görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu söyledi.</p><p>Hastalığın özellikle geceleri ortaya çıktığını belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, bacaklarda huzursuzluk, uyuşma ve hareket ettirme isteğiyle kendini gösterdiğini ifade etti.</p><p>Algül, huzursuz bacak sendromunun santral sinir sistemi kaynaklı bir hareket bozukluğu olduğunu belirterek, 'Toplumda sık görülen bir hastalık. 10 kişiden birinde tanı koyabiliyoruz' dedi.</p><p>Hastaların bacaklarında rahatsızlık hissi tarif ettiğini aktaran Algül, 'Bacakların içinde bir şey dolaşıyormuş gibi his ve karıncalanma olur. Hareket ettikçe şikayetler azalır' ifadelerini kullandı.</p><p>Hastalığın en önemli nedenlerinden birinin demir eksikliği anemisi olduğunu vurgulayan Algül, gebelik, Parkinson hastalığı, romatoid artrit ve kronik böbrek yetmezliği gibi durumların da risk oluşturduğunu söyledi.</p><p>Genetik yatkınlığın önemli bir faktör olduğunu kaydeden Algül, çay, kahve tüketimi, hareketsizlik, düzensiz uyku, sigara ve alkolün şikayetleri artırabildiğini belirtti.</p><p>Hastalığın uyku düzenini ciddi şekilde bozduğunu ifade eden Algül, 'Uykuya dalma güçlüğü ve sık uyanma nedeniyle gündüz yorgunluk ve yaşam kalitesinde düşüş görülür' dedi.</p><p>Tedavi edilmediğinde şikayetlerin gündüz saatlerine de yayılabileceğini aktaran Algül, kronik uykusuzluğun depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açabileceğini söyledi.</p><p>Tedavide öncelikle altta yatan nedenin araştırıldığını belirten Algül, 'Demir eksikliği varsa demir tedavisi uygulanır. Neden bulunamazsa ilaç tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir' diye konuştu.</p><p>Düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Algül, hastalara düzenli uyku, egzersiz, kafein ve sigaradan uzak durma ile hareketsiz kalmama önerisinde bulundu.</p><p>Algül, şikayetlerin başlaması halinde vakit kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurulması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/huzursuz-bacak-sendromu_1776153546_4uQWrR.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Huzursuz Bacak Sendromu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/huzursuz-bacak-sendromu_1776153546_4uQWrR.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dirençli Hipertansiyon Hastasına Yeni Yöntem]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/direncli-hipertansiyon-hastasina-yeni-yontem/84513/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da yaşayan 31 yaşındaki tansiyon hastası H.T., kullandığı 5 farklı ilaca rağmen kontrol altına alınamayan atakları ve ilaçlar nedeniyle gerçekleştiremediği gebelik planı sonrası uygulanan yeni yöntemle sağlığına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/direncli-hipertansiyon-hastasina-yeni-yontem/84513/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:41:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da yaşayan 31 yaşındaki tansiyon hastası H.T., kullandığı 5 farklı ilaca rağmen kontrol altına alınamayan atakları ve ilaçlar nedeniyle gerçekleştiremediği gebelik planı sonrası uygulanan yeni yöntemle sağlığına kavuştu.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir ve ekibi tarafından gerçekleştirilen 'renal arter denervasyonu' işlemiyle hastanın tansiyon değerleri kontrol altına alındı.</p><p>Bölgede ve Malatya&#39;da ilk kez uygulanan işlem hakkında bilgi veren Pekdemir, gebelik planı bulunan ancak ilaç tedavisi nedeniyle bu süreci sürdüremeyen genç bir hastaya müdahale ettiklerini belirtti.</p><p>Pekdemir, gebelik döneminde birçok tansiyon ilacının kullanılamadığını ifade ederek, 'Bu nedenle hastamız için en uygun seçenek renal arter denervasyonu oldu. İşlemi başarıyla gerçekleştirdik ve tansiyon değerlerini kontrol altına aldık' dedi.</p><p>Hipertansiyonun dünya genelinde en yaygın sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Pekdemir, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve bu nedenle 'sinsi' olarak nitelendirildiğini söyledi. Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun kalp hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği ve diyalize kadar giden ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p><p>İlaçlara rağmen kontrol altına alınamayan durumların 'dirençli hipertansiyon' olarak tanımlandığını belirten Pekdemir, bazı hastalarda beşli tedavilere rağmen istenilen seviyelere ulaşılamadığını ifade etti. Ayrıca bazı hastaların mevcut hastalıkları ya da ilaçlara karşı alerjik durumları nedeniyle tedaviyi sürdüremediğini söyledi.</p><p>Dirençli hipertansiyonun temel nedenlerinden birinin sempatik sinir sistemi olduğunu dile getiren Pekdemir, renal arter denervasyonu yöntemiyle böbrek damarları etrafındaki sinirlerin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Bu sayede tansiyonu yükselten sinyallerin azaldığını, damarların genişlediğini ve vücutta tuz-su tutulmasının düştüğünü kaydetti.</p><p>Yöntemin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Pekdemir, özellikle genç, ilaç kullanamayan veya sempatik aktivitesi yüksek hastalarda yüksek başarı oranları elde edildiğini ifade etti.</p><p>İşlemin etkisinin kısa sürede başladığını belirten Pekdemir, 'Etkiler 24 saat içinde görülmeye başlıyor ancak kalıcı sonuçlar yaklaşık 3 ayda ortaya çıkıyor. Bu süreçte hastalar yakından takip ediliyor' diye konuştu.</p><p>Hastanın ilerleyen süreçte tamamen ilaçsız kalabileceğini ya da çok daha düşük dozlarla tansiyonunu kontrol edebileceğini belirten Pekdemir, gebelik durumunda da sınırlı ilaçlarla sağlıklı bir süreç yürütülebileceğini sözlerine ekledi.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde ileri düzey kardiyolojik tedavilerin başarıyla uygulandığını belirten Pekdemir, çoklu ilaç kullanımına rağmen sonuç alamayan ya da ilaç kullanması sakıncalı olan hastaların bu yöntem açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/direncli-hipertansiyon-hastasi_1775551286_bq5MQP.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dirençli Hipertansiyon Hastasına Yeni Yöntem ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/direncli-hipertansiyon-hastasi_1775551286_bq5MQP.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünyaya 750 gram gelen bebekler]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/dunyaya-750-gram-gelen-bebekler/84472/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde 750 gramın altında doğan 3 prematüre bebek sağlıkla taburcu edildi. Taburcu edilen minik bebeklerin kontrollerinde de sağlıklı gelişim gösterdiği bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/dunyaya-750-gram-gelen-bebekler/84472/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 15:18:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi&#39;nde 750 gramın altında doğan 3 prematüre bebek sağlıkla taburcu edildi. Taburcu edilen minik bebeklerin kontrollerinde de sağlıklı gelişim gösterdiği bildirildi.</p><p><br>Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi&#39;nde yürütülen titiz takip ve tedavi süreci, erken doğumun getirdiği hayati risklere rağmen umut verici sonuçlar ortaya koydu. Doğum ağırlıkları 700-750 gram civarında olan, hatta tedavi sürecinde 400 gramın altına kadar düşen bebekler, uygulanan ileri düzey bakım, beslenme desteği ve enfeksiyon kontrolü sayesinde hayata tutundu.</p><p>MTÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nuriye Aslı Melekoğlu, sürecin yalnızca tıbbi müdahalelerle sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi: 'Bugün bizim için çok özel bir gün. Uzun süredir takip ettiğimiz, gebeliğin oldukça riskli haftalarında doğan aşırı düşük kilolu bebeklerimizin sağlıklı şekilde taburcu edilmesi ve kontrollerde iyi durumda olduklarını görmek büyük bir mutluluk. Bu süreçte sadece tıbbi bakım değil, bebeklere sevgiyle yaklaşmak da son derece önemliydi. Gelecekte de uygun ekipmanlarla ve personellerle desteklendiğimiz takdirde çok daha güzel başarılara imza atacağımıza inanıyorum, ünite olarak en az onlar kadar savaşçı ve başarılı olmalıyız, biz gücümüzü onlardan alıyoruz. Tüm ekip arkadaşlarımıza ve sabırla süreci yöneten ailelerimize teşekkür ediyorum.'</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Meral Alagöz ise prematüre bebek bakımının çok yönlü ve disiplinler arası bir süreç olduğuna dikkat çekti. '25 hafta doğan üç bebeğimizi sağlıklı şekilde ayaktan izlem aşamasına getirdik. Prematüre bebeklerin takibi; doktorundan hemşiresine, yardımcı personelden aileye kadar herkesin aktif rol aldığı, yüksek sorumluluk gerektiren bir süreçtir. Ekip olarak büyük bir özveriyle çalıştık.' dedi.</p><p>Yeni Doğan Yoğun Bakım 2. Basamak Sorumlu Hemşiresi İclal Belgen de bakım sürecinde hemşirelerin üstlendiği role vurgu yaptı. 'Bu bebekler çok hassas bir süreçten geçiyor. Ailelerinin yanlarında olamadığı zamanlarda onlara bir anne şefkatiyle yaklaşıyoruz. Beslenmelerinden bakımlarına kadar her aşamada büyük bir titizlik gösteriyoruz. Bu emeğin karşılığını sağlıklı taburculuklarla görmek bizim için en büyük mutluluk.' ifadelerini kullandı.</p><p>Prematüre bebek annelerinden Semra Taş, riskli bir gebelik sürecinin ardından bebeğinin yaşama tutunmasını 'mucize' olarak değerlendirdi. 'Kanama ve su gelmesi nedeniyle hastaneye başvurdum. Bebeğimin durumu çok kötüydü. 700 gram doğdu, bir ara çok daha düşük kilolara indi. Şimdi 3 kiloya yaklaşmak üzere. Doktorlarımız ve sağlık çalışanları sayesinde çocuğumu kucağıma aldım. Hepsinden Allah razı olsun.' dedi.</p><p>Bir diğer anne Fatma Buğday ise 25 haftalık doğan bebeğinin uzun süre yoğun bakımda kaldığını belirterek yaşadıkları süreci şöyle anlattı: 'Bebeğim 750 gram doğdu, 490 grama kadar düştü. Enfeksiyon geçirdi ve yaklaşık 81 gün yoğun bakımda kaldı. Bu süreçte hem doktorlarımız hem de tüm ekip büyük bir özveriyle ilgilendi. Kendimizi her zaman güvende hissettik. Şimdi sağlıklı bir şekilde kontrollerimize geliyoruz.'</p><p>Doç. Dr. Aslı Melekoğlu, prematüre bebeklerin tedavi sürecinin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirterek, 'Erken doğan bebeklerimizin sağlıklı bir şekilde taburcu edilmesi ve gelişimlerinin iyi seyretmesi, hem ekip olarak bizler hem de ailelerimiz için en büyük mutluluk ve motivasyon kaynağıdır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/dunyaya-750-gram-gelen-bebekle_1773836313_Zw7JmE.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünyaya 750 gram gelen bebekler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/dunyaya-750-gram-gelen-bebekle_1773836313_Zw7JmE.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[20 Santimetrelik Dev Kitle Kapalı Yöntemle Çıkarıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/20-santimetrelik-dev-kitle-kapali-yontemle-cikarildi/84468/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 48 yaşındaki hastanın böbrek üstü bezinde tespit edilen yaklaşık 20 santimetrelik kitle, kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştirilen başarılı operasyonla çıkarıldı. Hasta, ameliyatın ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/20-santimetrelik-dev-kitle-kapali-yontemle-cikarildi/84468/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 14:07:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde 48 yaşındaki hastanın böbrek üstü bezinde tespit edilen yaklaşık 20 santimetrelik kitle, kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştirilen başarılı operasyonla çıkarıldı. Hasta, ameliyatın ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p><p>Malatya&#39;da karın ağrısı şikyetiyle hastaneye başvuran 48 yaşındaki Nida Seydo&#39;nun sol böbrek üstü bezinde yaklaşık 20 santimetre büyüklüğünde kitle tespit edildi. Riskli kabul edilen kitle, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyonla başarıyla alındı.</p><p>Karın Ağrısı Şikyetiyle Hastaneye Başvurdu</p><p>Yaklaşık dört hafta önce karın ağrısı şikyeti yaşayan Nida Seydo, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne başvurdu. Yapılan muayene ve ileri görüntüleme tetkiklerinde sol sürrenal (böbrek üstü) bezinde yaklaşık 20 santimetre büyüklüğünde kitle tespit edildi. Bunun üzerine hasta için cerrahi müdahale kararı alındı.</p><p>Dev Kitle Kapalı Yöntemle Alındı</p><p>Operasyon, Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Güzel ile Cerrahi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ersan Özkardeşler tarafından gerçekleştirildi.</p><p>Uzm. Dr. Mehmet Güzel, hastanın böbrek üstü bezinde tespit edilen yaklaşık 20 santimetrelik kitlenin laparoskopik yöntemle çıkarıldığını belirterek, ameliyatın başarılı geçtiğini ve operasyon sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmediğini söyledi. Patoloji sonucunun beklendiğini ifade eden Güzel, sonuca göre tedavi planlamasının sürdürüleceğini kaydetti.</p><p>'Yüksek Kiloya Rağmen Başarıyla Tamamlandı'</p><p>Hastanın 48 yaşında ve 130 kilogram ağırlığında olduğunu belirten Güzel, bu durumun teknik açıdan ameliyatı zorlaştırabileceğini ancak operasyonun sorunsuz şekilde tamamlandığını ifade etti. Güzel, kapalı yöntemle yapılan operasyonun ardından hastanın sağlıklı şekilde taburcu edildiğini dile getirdi.</p><p>'Kapalı Cerrahi Hastaya Konfor Sağlıyor'</p><p>Cerrahi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ersan Özkardeşler ise uygulanan laparoskopik transperitoneal sürrenalektomi yönteminin avantajlarına dikkat çekti. Özkardeşler, bu yöntemde karın içinin kamera sistemiyle görüntülendiğini ve küçük kesilerden işlem yapıldığını belirterek, büyük kesi olmadığı için hastaların daha az ağrı hissettiğini ve daha hızlı toparlandığını ifade etti.</p><p>Aileden Doktorlara Teşekkür</p><p>Hastanın eşi ise karın ağrısı şikyetiyle hastaneye başvurduklarını, yapılan tetkiklerde böbrek üstünde kitle tespit edildiğini belirterek ameliyatın başarılı geçtiğini söyledi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden aile, doktorlara ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/20-santimetrelik-dev-kitle-kap_1773659264_m8hPgz.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 20 Santimetrelik Dev Kitle Kapalı Yöntemle Çıkarıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/20-santimetrelik-dev-kitle-kap_1773659264_m8hPgz.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Karanlıkta Mutlaka Test Edin!]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/karanlikta-mutlaka-test-edin/84455/</link>
            <description><![CDATA[Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde de ortaya çıkabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/karanlikta-mutlaka-test-edin/84455/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:14:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Halk arasında 'tavuk karası' olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor.</p><p>Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, ebeveynlere mutlaka çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik önem taşıdığı, henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde bazı önlemlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı, anne-babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p><p>Tavukların gece iyi görememesinden dolayı, benzer bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk arasında &#39;tavuk karası&#39; ve &#39;gece körlüğü&#39; olarak biliniyor. Zamanla kişide görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bugüne dek 80&#39;den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: 'Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakasının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta ilk olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda önce gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda güçlük gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80&#39;i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına rağmen; stres, düzensiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku gibi faktörler hastalığın ilerleme hızını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıkl ıyaşam alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.'</p><p>Genetik test çok önemli!</p><p>Yapılan çalışmalara göre; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin kişide bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman 'Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan gizli olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor' diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını, ergenlik döneminde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken tanı ve genetik testin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: 'Genetik test yalnızca tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım türünü, diğer aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek nesillere aktarım ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıca gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Bazı genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinen dolayı, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.'</p><p>Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin!</p><p>Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının yeterli olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi gibi gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun süre bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: 'Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde benzer öykü varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik önem taşıyor.  Çünkü hastalık ilerledikçe çevre görüşü daralır ve &#39;hasta tünel&#39; görüşü dediğimiz sadece merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına ara sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok faydalıdır. Örneğin; elin bazı parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip adını sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/karanlikta-mutlaka-test-edin_1773134049_pkA5w6.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Karanlıkta Mutlaka Test Edin! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/karanlikta-mutlaka-test-edin_1773134049_pkA5w6.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TÖTM'de 2’li Çapraz Böbrek Nakli]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nakli/84452/</link>
            <description><![CDATA[Malatya'da Doku uyumsuzluğu nedeniyle kendi eşlerine böbrek veremeyen iki donör, birbirlerinin eşlerine bağış yaparak hastalara yeniden yaşam umudu oldu. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyonların ardından hastalar sağlıklı şekilde taburcu edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nakli/84452/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 16:01:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da Doku uyumsuzluğu nedeniyle kendi eşlerine böbrek veremeyen iki donör, birbirlerinin eşlerine bağış yaparak hastalara yeniden yaşam umudu oldu. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyonların ardından hastalar sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde gerçekleştirilen 2&#39;li çapraz böbrek nakli operasyonu başarıyla tamamlandı. Doku uyumsuzluğu nedeniyle kendi eşlerine böbrek veremeyen iki donör, birbirlerinin eşlerine böbreklerini bağışlayarak umut oldu. Bir hafta önce kapalı yöntemle gerçekleştirilen nakillerin ardından hastalar sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p><p>Böbrek Nakli Merkez Direktörü Prof. Dr. Turgut Pişkin, merkezde daha önce çapraz nakillerin açık yöntemle yapıldığını belirterek, '2013 yılında ilk çapraz nakli açık yöntemle gerçekleştirdik. Ancak bu hafta gerçekleştirdiğimiz operasyon, kapalı yöntemle böbrek donörlerini ameliyat ettiğimiz ilk çapraz nakil oldu. Bu yöntem hastalarımız için daha hızlı iyileşme süreci sağlıyor. Sürece yaklaşık 100 kişilik multidisipliner bir ekip katkı sağladı ve her aşamada titizlikle ilerledik. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' dedi.</p><p>Prof. Dr. Pişkin, Türkiye genelinde böbrek nakli bekleyen hasta sayısına da dikkat çekerek, 'Ülkemizde yaklaşık 34 bine yakın kişi böbrek nakli için bekliyor. Merkezimizde ise 800&#39;e yakın hastamız sırada. Kadavradan organ bağışını artırmazsak canlı donörlerin fedakarlığına ihtiyaç duymaya devam edeceğiz. Bu nedenle toplum olarak hepimizin sorumluluğu büyük' ifadelerini kullandı.</p><p>Ailelerin Fedakarlığıyla Başarı</p><p>Nakil süreci, aileler arasındaki çapraz eşleşmelerle mümkün oldu. Prof. Dr. Pişkin, 'Deniz Hanım ve Oğuz Bey ile Ahmet Bey ve Taliha Hanım&#39;ın kan grubu uyumsuzluğu vardı. Başka donörleri olmadığı için aileleri çaprazlaştırdık. Böylece iki aile birbiriyle çapraz eşleşerek süreci mümkün kıldı. Donörlerimiz çok kıymetli, yaptıkları iş gerçekten çok değerli. Onların fedakarlığı olmasaydı bu operasyonu gerçekleştiremezdik' dedi.</p><p>Prof. Dr. Pişkin, organ bağışına dikkat çekerek, 'Ülkemizde kadavradan organ bağışı hl yetersiz. Eğer bağışı artırabilirsek, canlı donörleri riske atmadan hastalarımızı tedavi edebiliriz. Bu nedenle toplum olarak hepimizin sorumluluğu büyük. Medya ve basın da bu konuda farkındalığı artırmada bize destek oluyor. Emeği geçen tüm ekibimize bir kez daha teşekkür ediyorum' şeklinde konuştu.</p><p>Hastalardan ve Donörlerden Memnuniyet Mesajı</p><p>Böbreğini veren Oğuz Saygan ise deneyimlerini şöyle aktardı:</p><p>'Operasyon süreci başından sonuna kadar çok güzeldi. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Hastanemiz son derece donanımlı, bize çok iyi baktılar. Ameliyattan sonra da hemşirelerimiz ve doktorlarımız sürekli yanımızdaydı. Eşim çok şükür yeniden hayata kavuştu. Turgut hocam ve tüm ekipten Allah razı olsun. Organ nakli gerçekten çok önemli, herkes bağışta bulunsun. Kimseyi mağdur etmesinler, insanların hayatını değiştiren bir süreç bu.'</p><p>Nakil olan hastalardan Deniz Saygan ise, 'Şu an çok iyi hissediyorum, mutluyum. Nakil sayesinde tekrar nefes alabiliyorum. Altı yıldır diyalize giriyordum; bu süreç benim için ölümden beterdi. Şimdi eşimin ve ekibin sayesinde yeniden hayata bağlandım. İnsanlar korkmasın, tek böbrekle de hayatına devam edebilir. Organ bağışı konusunda bilinçlenelim, birbirimize destek olalım' diye konuştu.</p><p>Elazığ&#39;dan gelen ve 15 yıldır böbrek hastası olan Taliha Cinyol da, 'Uzun yıllardır tedavi görüyordum, kendimde değildim. Şu an çok daha iyi hissediyorum. Bu süreç bana yeniden doğmuş gibi hissettirdi. Organ bağışından korkmasınlar, hayat kurtarmak çok değerli' dedi. Eşi Ahmet Cinyol ise, 'Nakil süreci sorunsuz ve başarılı geçti. Verici olmak isteyenler korkmasın, tek böbrekle de hayatına devam edebilirler. İnsanlar bu konuda cesaretli olsun, destek olsun' ifadelerini kullandı.</p><p>Ekip Çalışması ve Enfeksiyon Kontrolü</p><p>Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı&#39;ndan Dr. Sibel Altunışık ve Dr. Zeynep Burçin Yılmaz, nakil sürecinde enfeksiyon kontrolünün hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Dr. Altunışık, 'Organ nakli sürecinde enfeksiyon riskini minimuma indirmek çok kritik. Hastalarımızın sağlıklı bir şekilde taburcu olmaları için tüm ekibimiz büyük bir dikkat ve titizlikle çalıştı' dedi.</p><p>Servis sorumlu hemşiresi Yıldız Demirci ise, 'Hemşirelik mesleği yorgun bir meslek, ama böyle başarılı vakalarla moralimiz yükseliyor. Hastalarımızın sağlığına kavuşması bizim için en büyük motivasyon kaynağı' ifadelerini kullandı.</p><p>Hazırlık ve Koordinasyon</p><p>Hazırlık birimi ekipleri de sürecin her aşamasında aktif rol aldı. Hazırlık Birim Koordinatörü Yusuf Oruç ve Sorumlusu Abdullah Oruç, nakil öncesi hazırlık aşamalarını titizlikle yürüttüklerini belirtti. Böbrek Nakil Koordinatörü Hüseyin Gürbüz ise, Nefroloji bölümünde uygulanan havuz sistemi ve süreç takibinin operasyonun güvenli ve verimli şekilde ilerlemesine katkı sağladığını aktardı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nak_1772802222_6vTEPk.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TÖTM'de 2’li Çapraz Böbrek Nakli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/totm-de-2-li-capraz-bobrek-nak_1772802222_6vTEPk.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Son 40 Yılda Üç Kat Arttı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/son-40-yilda-uc-kat-artti/84447/</link>
            <description><![CDATA[4 Mart Dünya Obezite Günü’nde açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Lezan Keskin, Türkiye’de fazla kilolu ve obez bireylerin oranının yüzde 72’ye ulaştığını belirterek, obezitenin artık bireysel bir sorun olmanın ötesinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/son-40-yilda-uc-kat-artti/84447/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 14:32:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>4 Mart Dünya Obezite Günü&#39;nde açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Lezan Keskin, Türkiye&#39;de fazla kilolu ve obez bireylerin oranının yüzde 72&#39;ye ulaştığını belirterek, obezitenin artık bireysel bir sorun olmanın ötesinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldiğini söyledi.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde Endokrinoloji Uzmanı olarak görev yapan Keskin, Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün obeziteyi 'vücutta anormal veya aşırı derecede yağ dokusu artışı' olarak tanımladığını hatırlattı.</p><p>'Birçok Ciddi Hastalığa Zemin Hazırlıyor'</p><p>Obezitenin diyabetten hipertansiyona, kardiyovasküler hastalıklardan solunum problemlerine, karaciğer yağlanmasından bazı malignitelere ve kas-iskelet sistemi hastalıklarına kadar pek çok ciddi tabloya yol açtığını belirten Keskin, 'Obezite önlenebilir, kontrol edilebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Erken tedavi ile doğru yol almak mümkündür' dedi.</p><p>Son 40 Yılda Üç Kat Arttı</p><p>Dünya genelinde son 40 yılda obezite oranlarının yaklaşık üç kat arttığını vurgulayan Doç. Dr. Lezan Keskin, Türkiye&#39;de yapılan diyabet ve obezite prevalans çalışmalarına göre obezite oranının yüzde 35 olduğunu, fazla kilolu ve obez birey oranının ise yüzde 72&#39;lere ulaştığını söyledi. Hedef kilosunda olan birey oranının ise yüzde 28 civarında olduğunu ifade etti.</p><p>Cinsiyet dağılımına da değinen Keskin, obezite oranının kadınlarda yüzde 41, erkeklerde ise yüzde 21 olduğunu belirtti. Kadınlardaki yüksekliğin nedenleri arasında doğurganlık oranı, emzirme süresi ve ev içi kısıtlı yaşamın etkili olabileceğini söyledi.</p><p>'Sadece İrade Meselesi Olarak Görmek Yanlış'</p><p>Obezitenin yalnızca hareketsizlikten kaynaklanmadığını ifade eden Doç. Dr. Keskin, gelişen teknolojiyle birlikte televizyon, tablet ve telefon karşısında geçirilen sürenin artmasının önemli bir risk faktörü olduğunu dile getirdi. Yüksek kalorili ve besin değeri düşük beslenme alışkanlıkları, uykusuzluk ve hormonal problemlerin de obeziteye yol açtığını söyledi. Keskin, 'Bunu sadece bir irade problemi olarak görmek yanlış olur. Ailesel yatkınlık ve genetik faktörler de son derece önemlidir' dedi.</p><p>Tanı ve Tedavi Süreci</p><p>Obezite tanısında en pratik yöntemin beden kitle indeksi (BKİ) olduğunu belirten Doç. Dr. Lezan Keskin, kilogram cinsinden ağırlığın metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını ifade etti. 18,5–24,9 aralığının normal, 25–29,9 aralığının fazla kilolu, 30&#39;un üzerinin obezite, 40&#39;ın üzerinin ise morbid obezite olarak değerlendirildiğini söyledi. Bel çevresi ve bel-kalça oranının da metabolik ve kardiyovasküler risk açısından önemli ölçütler olduğunu vurguladı.</p><p>Tedavide ilk basamağın yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirten Keskin, porsiyon kontrolü, düşük kalorili beslenme, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durma ve düzenli fiziksel aktivitenin temel yaklaşım olduğunu kaydetti. Haftada en az 5 gün, 30 dakika tempolu yürüyüşün hem kilo kontrolü hem de şeker, tansiyon ve kolesterol dengesi açısından önemli olduğunu söyledi.</p><p>Yaşam tarzı değişikliğiyle hedefe ulaşılamayan hastalarda hekim kontrolünde ilaç tedavisine başvurulduğunu, gerekli durumlarda ise cerrahi yöntemlerin uygulandığını belirten Keskin, bu işlemlerin uygun merkezlerde yapılması gerektiğini ifade etti.</p><p>Keskin, Dünya Obezite Günü mesajını, 'Erken tanı komplikasyonları önler, kardiyovasküler riski azaltır ve yaşam kalitesini artırır. Daha sağlıklı bir yaşam için kilomuzu kontrol altında tutmalıyız' sözleriyle tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/son-40-yilda-uc-kat-artti_1772623963_vntXR5.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Son 40 Yılda Üç Kat Arttı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/son-40-yilda-uc-kat-artti_1772623963_vntXR5.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da AMATEM Polikliniği Açıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/malatya-da-amatem-poliklinigi-acildi/84439/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmete giren AMATEM Ayaktan Polikliniği ile alkol, madde ve davranışsal bağımlılıklar alanında tanı ve tedavi hizmeti sunulmaya başlandı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/malatya-da-amatem-poliklinigi-acildi/84439/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 15:17:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmete giren AMATEM Ayaktan Polikliniği ile alkol, madde ve davranışsal bağımlılıklar alanında tanı ve tedavi hizmeti sunulmaya başlandı.</p><p>Malatya&#39;da bağımlılıkla mücadele kapsamında önemli bir sağlık yatırımı daha hayata geçirildi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) Ayaktan Polikliniği hizmet vermeye başladı.</p><p>Alkol, uyuşturucu madde ve davranışsal bağımlılıklar alanında ayaktan tanı ve tedavi hizmeti sunacak olan poliklinikte, bağımlılık sorunu yaşayan bireylerin tedaviye erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.</p><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve hastanenin Psikiyatri Kliniği sorumlu hekimi Doç. Dr. Kerim Uğur, AMATEM Ayaktan Polikliniği&#39;nin poliklinik şartlarında hizmet vermeye başladığını belirtti. Bağımlılık türlerinin yalnızca alkol ve uyuşturucu madde ile sınırlı olmadığını ifade eden Uğur, özellikle son dönemde davranışsal bağımlılıkların da artış gösterdiğine dikkat çekti. Kumar bağımlılığı başta olmak üzere farklı bağımlılık türlerinin psikiyatrik hastalık kapsamında değerlendirildiğini ve tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.</p><p>Bağımlılık tedavisinde multidisipliner yaklaşımın esas alındığını kaydeden Uğur, sürecin biyopsikososyal model çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi gibi kurumların desteğiyle hastalara bütüncül hizmet sunulduğunu ifade etti. Uğur, yeni polikliniğin şehirde artış gösteren bağımlılıkla mücadeleye önemli katkı sağlayacağını dile getirdi.</p><p>AMATEM Ayaktan Polikliniği&#39;nin haftanın salı ve perşembe günleri 08.30–16.00 saatleri arasında hasta kabul edeceği bildirildi. 16 Şubat itibarıyla Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden randevuların açıldığı, ilk hastaların kabul edilerek tedavi süreçlerinin başlatıldığı aktarıldı.</p><p>Destek almak isteyen vatandaşların MHRS üzerinden randevu oluşturabilecekleri veya doğrudan polikliniğe başvurarak AMATEM kapsamında değerlendirilmek istediklerini beyan edebilecekleri belirtildi. Yeni hizmetle birlikte Malatya&#39;da bağımlılıkla mücadele kapasitesinin kurumsal düzeyde güçlendirildiği kaydedildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-amatem-poliklinigi-_1772540268_CvQFeZ.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da AMATEM Polikliniği Açıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-amatem-poliklinigi-_1772540268_CvQFeZ.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sahura kalkın]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/sahura-kalkin/84435/</link>
            <description><![CDATA[Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan’da sahurun atlanmasının metabolizmayı olumsuz etkileyebileceğini belirterek, dengeli beslenme, kontrollü iftar ve yeterli su tüketiminin sağlık açısından kritik önemde olduğunu vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/sahura-kalkin/84435/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 15:15:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan&#39;da sahurun atlanmasının metabolizmayı olumsuz etkileyebileceğini belirterek, dengeli beslenme, kontrollü iftar ve yeterli su tüketiminin sağlık açısından kritik önemde olduğunu vurguladı.</p><p>Malatya&#39;da görev yapan Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Hatice Tepe, Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluğun vücut üzerindeki etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Sahur öğününün atlanmasının metabolizma ve kan şekeri dengesi üzerinde risk oluşturabileceğini belirten Tepe, dengeli ve planlı beslenmenin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Ramazan sürecinde beslenme düzeninin stratejik şekilde planlanmasının, hem metabolik sağlığın korunması hem de günlük yaşam kalitesinin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Diyetisyen Hatice Tepe, sahurun gün içindeki enerji yönetiminde anahtar rol üstlendiğini kaydetti.</p><p>'Sahur öğününü atlamak gün içerisinde kan şekeri dalgalanmalarına, halsizlik ve baş dönmesine neden olabilir. Bu durum uzun vadede metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir' diyen Tepe, sahurda protein, kompleks karbonhidrat ve sağlıklı yağ içeren dengeli bir öğün tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Tepe, 'Yumurta, peynir, yeşillikler, 2–3 dilim tam buğday ekmeği ve sağlıklı yağlardan oluşan bir sahur menüsü gün boyu tokluk hissinin korunmasına katkı sağlar' ifadelerini kullandı.</p><p>İftara Kontrollü Başlanmalı</p><p>İftar saatinde yapılan en yaygın hatanın hızlı ve aşırı tüketim olduğunu dile getiren Tepe, sindirim sisteminin ani yüklenmelere karşı korunması gerektiğini söyledi.</p><p>'İftarda öncelikle su, hurma veya hafif iftariyelikler ve çorba ile başlangıç yapılmalı, ardından birkaç dakika ara verilmelidir. Bu ara hem sindirim sistemini hazırlar hem de aşırı kalori alımını önler. Ana yemeğe kontrollü geçiş sindirim sağlığı açısından önemlidir' diye konuştu.</p><p>Kızartma, aşırı yağlı ve hamur işi ağırlıklı besinlerin yerine sağlıklı pişirme teknikleriyle hazırlanan yemeklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Tepe, bu yaklaşımın kilo kontrolü ve gastrointestinal sistem sağlığı açısından koruyucu etki sağlayacağını kaydetti.</p><p>İftar ile Sahur Arasında 8–10 Bardak Su</p><p>Ramazan ayında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Tepe, iftar ile sahur arasında en az 8–10 bardak su tüketilmesi gerektiğini söyledi. 'Suyun tamamını iftarda bir anda tüketmek yerine zamana yayarak ve yudum yudum içmek sindirim sistemi açısından daha faydalıdır' dedi.</p><p>Gebeler Uzman Görüşü Almalı</p><p>Gebelerin oruç konusunda mutlaka hekim kontrolünde hareket etmesi gerektiğini belirten Tepe, uzun süreli açlık ve susuzluğun anne ve bebek sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.</p><p>'Gebelerin oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir. Uzun süre aç ve susuz kalmak bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Uzman görüşü alınmadan karar verilmemelidir' ifadelerini kullandı.</p><p>Gıda İsrafına Karşı Planlı Sofralar</p><p>Ramazan ayında artan gıda israfına da dikkat çeken Tepe, uzun süreli açlığın ardından gereğinden fazla yemek hazırlanmasının hem sağlık hem de kaynak yönetimi açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti. Dengeli ve yeterli porsiyonlarla planlanan sofraların hem bireysel sağlık hem de toplumsal bilinç açısından önemli katkı sunduğunu kaydetti.</p><p>Diyetisyen Hatice Tepe, Ramazan boyunca bilinçli ve dengeli beslenmenin bağışıklık sisteminin desteklenmesi, enerji seviyesinin korunması ve genel sağlığın sürdürülebilirliği açısından kritik rol oynadığını belirterek, vatandaşlara sağlıklı bir Ramazan dönemi geçirmeleri çağrısında bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/sahura-kalkin_1772453722_OuAzjB.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sahura kalkın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/sahura-kalkin_1772453722_OuAzjB.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gaz sıkışması neden olur?]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/gaz-sikismasi-neden-olur/84426/</link>
            <description><![CDATA[Gaz sıkışması temel olarak gastrointestinal sistemde biriken gazın doğru şekilde dışarı atılamaması ile oluşur. Buna yol açan başlıca nedenler haberimizde...]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/gaz-sikismasi-neden-olur/84426/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 13:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gaz sıkışması ve mide şişkinliği, birçok kişinin günlük yaşamında karşılaştığı yaygın bir sindirim sorunudur. Bu durum genellikle karında dolgunluk hissi, şişkinlik, ağrı ve rahatsızlığa neden olur ve çoğu zaman basit yaşam tarzı değişiklikleri veya doğal çözümlerle hafifletilebilir. Ancak bazı durumlarda daha dikkatli değerlendirme gerekebilir.</p><p>Gaz sıkışması temel olarak gastrointestinal sistemde biriken gazın doğru şekilde dışarı atılamaması ile oluşur. Buna yol açan başlıca nedenler:</p><p>Hızlı yemek yeme veya hava yutma: Yemek sırasında fazla hava yutmak gaz birikimini artırabilir.</p><p>Gazlı ve fermente içecekler: Karbonatlı içecekler fazla hava anlamına gelir ve şişkinliği tetikleyebilir.</p><p>Belirli yiyecekler: Bazı karbonhidratlar ve lifler bağırsakta gaz üretimini artırır (örneğin baklagiller, lahana gibi).</p><p>Sindirim bozuklukları veya intoleranslar: Laktoz intoleransı gibi durumlar gaz ve şişkinliği tetikleyebilir.</p><p>Stres ve psikolojik faktörler: Bağırsak hareketleri üzerinde etkili olabilir.</p><p>Gaz sıkışması genellikle zararsız olsa da, sürekli tekrar eden veya şiddetli ağrı ile seyreden vakalar başka sindirim rahatsızlıklarının belirtisi olabilir.</p><p>Karında gaz birikmesinin en yaygın belirtileri şunlardır:</p><p>Şişkinlik hissi ve dolgunluk</p><p>Karın ağrısı ve kramplar</p><p>Geğirme ve gaz çıkarma isteği</p><p>Mide rahatsızlığı veya bulantı hissi</p><p>Bu belirtiler günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir, özellikle yemek sonrası veya yatmadan önce daha belirgin olabilir.</p><p>Fiziksel ve beslenme temelli tedaviler</p><p>Gaz ve şişkinliği azaltmak için önerilen basit adımlar şunlardır:</p><p>Yemek alışkanlıklarını değiştirmek: Küçük porsiyonlar, yavaş yemek ve iyi çiğneme gaz oluşumunu azaltır.</p><p>Su tüketimini artırmak: Su, sindirimi kolaylaştırarak gaz birikimini azaltabilir.</p><p>Düzenli fiziksel aktivite: Yürüyüş ve hafif egzersiz bağırsak hareketlerini uyarır.</p><p>Gaz yapan yiyecekleri sınırlamak: Lahana, baklagiller, karbonatlı içecekler gibi gaza neden olan yiyecekleri azaltmak faydalı olabilir.</p><p>Bitkisel ve doğal yaklaşımlar</p><p>Doğal ve bitkisel çözümler de gaz ve şişkinlik üzerine destek olabilir:</p><p>Zencefil: Sindirimi destekler ve gazı azaltabilir.</p><p>Rezene, nane ve papatya çayları: Bağırsak kaslarını gevşeterek gazın daha kolay atılmasına yardımcı olabilir.</p><p>Sıcak içecekler: Özellikle ılık su veya bitki çayları dolaşımı ve sindirimi destekler.</p><p>Bu bitkisel yaklaşımlar genellikle güvenli kabul edilse de, ciddi şikyetlerde mutlaka bir hekime danışılmalıdır.</p><p>İlaç tedavisi</p><p>Gaz şikayetlerini hafifletmek için bazı tıbbi yöntemler de kullanılabilir:</p><p>Simetikon içeren ilaçlar: Gaz kabarcıklarını parçalayarak rahatlama sağlar.</p><p>Antispazmodik ilaçlar: Bağırsak kas spazmlarını azaltabilir.</p><p>Probiyotik takviyeler: Bağırsak florasını destekleyerek sindirimi iyileştirebilir (etkisi kişiden kişiye değişir).</p><p>Unutulmamalıdır ki ilaç kullanımı doktor önerisi ile yapılmalıdır.</p><p>Gaz ve şişkinlik çoğu zaman zararsız olsa da şu durumlarda bir sağlık profesyoneline görünmek önemlidir:</p><p>Sürekli veya şiddetli karın ağrısı</p><p>İştah kaybı, kilo kaybı</p><p>Kanın dışkıda görünmesi veya gece terlemeleri</p><p>Uzun süreli tekrarlayan semptomlar</p><p>Bu tür belirtiler altında yatan başka bir sindirim bozukluğu veya hastalığın işareti olabilir. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/gaz-sikismasi-neden-olur_1772016714_iDqynA.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gaz sıkışması neden olur? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/gaz-sikismasi-neden-olur_1772016714_iDqynA.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Vaktim Yok' Dönemi Bitti]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/vaktim-yok-donemi-bitti/84389/</link>
            <description><![CDATA[Dünya genelinde her gün yaklaşık 22 bin, yılda ise 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Korkmaz, bu tablonun sigarayla mücadelenin hayati önemini ortaya koyduğunu belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/vaktim-yok-donemi-bitti/84389/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 15:25:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz, 9 Şubat Sigara Bırakma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tütün kullanımının en önemli önlenebilir ölüm nedenlerinin başında geldiğini belirtti. Korkmaz, sigara bırakma hizmetinin Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yürütüldüğünü ifade ederek vatandaşlara çağrıda bulundu.</p><p>Sigaranın başta akciğer kanseri ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını vurgulayan Korkmaz, 'Sigara başta akciğer kanseri ve kalp damar hastalıkları olmak üzere vücudumuzdaki hemen her organa geri dönüşü olmayan zararlar veren, yaşam süresini kısaltan en önemli önlenebilir ölüm nedenidir' dedi.</p><p>Dünya genelinde her gün yaklaşık 22 bin, yılda ise 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Korkmaz, bu tablonun sigarayla mücadelenin hayati önemini ortaya koyduğunu belirtti.</p><p>Sigara Bırakmak İsteyene Uzaktan Destek</p><p>9 Şubat&#39;ın toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmak ve tütünün zararlarına dikkat çekmek amacıyla Sigara Bırakma Günü olarak anıldığını kaydeden Korkmaz, bu tarihin sigarayı bırakmak isteyenler için bir dönüm noktası olabileceğini söyledi.</p><p>Birçok kişinin sigarayı bırakmak istemesine rağmen zaman sorunu yaşadığını belirten Korkmaz, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde yürütülen sigara bırakma polikliniğinde uzaktan hasta değerlendirme sistemi kapsamında görüntülü poliklinik uygulamasının da aktif olarak kullanıldığını ifade etti.</p><p>Bağımlılık Düzeyi Ölçülüyor, Süreç Yakından Takip Ediliyor</p><p>'Görüntülü poliklinik hizmeti sayesinde hastalarımızla bilgisayar veya telefon ekranı üzerinden yüz yüze görüşür gibi iletişim kuruyoruz' diyen Korkmaz, sistemin özellikle yoğun çalışan bireyler için büyük kolaylık sağladığını söyledi.</p><p>Sürecin yüz yüze muayene titizliğiyle yürütüldüğünü belirten Korkmaz, 'Görüşmede bağımlılık düzeyini ölçüyor, sigarayı tetikleyen faktörleri belirliyoruz. Kişinin genel sağlık durumunu değerlendirerek en uygun tedavi planını oluşturuyoruz. Gerekli durumlarda hastamızı doğrudan polikliniğe davet ediyoruz' dedi.</p><p>Bağımlılıkla Mücadelede Çok Yönlü Yaklaşım</p><p>Tedavi sürecinin çok boyutlu yürütüldüğünü vurgulayan Korkmaz, sigara isteğiyle baş etme yöntemlerini içeren davranışsal eğitimler de verdiklerini belirtti.</p><p>'Hastalarımızın tedaviye uyumunu düzenli aralıklarla takip ediyoruz. Zorlandıkları dönemlerde yanlarında oluyoruz. Sigara bağımlılığı hem fiziksel hem psikolojik yönü olan bir süreçtir; bu nedenle bütüncül bir yaklaşım uyguluyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Artık Bahane Yok'</p><p>Teknolojinin sunduğu imkanlarla sağlık hizmetine erişimin kolaylaştığını belirten Korkmaz, 'Artık &#39;Vaktim yok&#39; ya da &#39;Randevuya gidemem&#39; gibi mazeretler geçerli değil. Önemli olan karar vermek ve ilk adımı atmaktır' dedi.</p><p>9 Şubat&#39;ın bir milat olması gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz, 'Sigara bırakılabilir bir bağımlılıktır. Doğru destekle başarı mümkündür. Kendinize ve sevdiklerinize yeni bir nefes hediye edin' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/vaktim-yok-donemi-bitti_1770639901_hLW0sK.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Vaktim Yok' Dönemi Bitti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/vaktim-yok-donemi-bitti_1770639901_hLW0sK.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Her Yıl 250 Bin Yeni Vaka]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/her-yil-250-bin-yeni-vaka/84385/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserden korunma, erken tanı ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/her-yil-250-bin-yeni-vaka/84385/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 13:11:25 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserden korunma, erken tanı ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, kanserin vücudun kendi hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalması ve ölmesi gereken hücrelerin programlanmış hücre ölümünden kaçarak ölümsüzlük kazanması sonucu ortaya çıkan kötü huylu kitleler olduğunu belirtti. Türkiye&#39;de her yıl yaklaşık 250 bin yeni kanser vakası teşhis edildiğini ifade eden Dr. Feyza Fırat Atay, dünya genelinde ise 2030 yılına kadar yaklaşık 27 milyon yeni vaka görülmesinin beklendiğini söyledi.</p><p>Koruyucu Sağlık Önlemleri Büyük Önem Taşıyor</p><p>Kanserle mücadelede erken tanı kadar koruyucu sağlık önlemlerinin de hayati olduğunu vurgulayan Dr. Atay, obezitenin önlenmesi, tütün kullanımının kısıtlanması, alkol tüketiminin azaltılması ve güneşin zararlı UV ışınlarından korunmanın kanser riskini önemli ölçüde azalttığını dile getirdi.</p><p>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</p><p>Tarama programlarının, henüz bilinen bir hastalığı olmayan ve herhangi bir şikyeti bulunmayan bireylerde uygulandığını belirten Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, bu yöntemlerin kanserin erken evrede tespit edilmesine olanak sağladığını söyledi. Erken teşhis edilen kanserlerde tedaviye yanıtın çok daha iyi olduğunu vurgulayan Atay, birçok kanser türünün erken tanı ile tamamen kür edilebildiğini ifade etti.</p><p>KETEM ve ASM&#39;lerde Ücretsiz Tarama İmknı</p><p>Kanser taramalarının, 2004 yılında kurulan ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) tarafından ücretsiz olarak yapıldığını belirten Dr. Atay, Türkiye genelinde 208 KETEM merkezi bulunduğunu söyledi. Ayrıca Aile Sağlığı Merkezlerinin de kanser taramaları konusunda vatandaşlara ücretsiz hizmet verdiğini hatırlattı.</p><p>Akciğer Kanserinde En Büyük Risk: Tütün</p><p>Akciğer kanserinin dünya genelinde yılda yaklaşık 1 milyon ölüme neden olan, ileri evrelerde öldürücülüğü yüksek bir kanser türü olduğunu belirten Dr. Atay, tütün kullanımının azaltılmasının akciğer kanserlerinin büyük bir bölümünü önleyebileceğini ifade etti.</p><p>Meme Kanseri Kadınlarda En Sık Görülen Tür</p><p>Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, yaklaşık her 6-7 kadından birinde meme kanseri görülebildiğini söyledi. 20 yaşından sonra düzenli kendi kendine meme muayenesi, 40 yaşından sonra ise hekimin önerisine göre mamografi çekiminin erken tanıda büyük önem taşıdığı ifade edildi.</p><p>Kolon Kanseri Sessiz İlerliyor</p><p>Kolon kanserlerinin özellikle 50 yaşından sonra her iki cinsiyette de sıklığının arttığını belirten Dr. Atay, erken evrelerde genellikle belirti vermediği için geç teşhis edilebildiğini söyledi. 50 yaşından sonra gaitada gizli kan testi, 5 yılda bir rektosigmoidoskopi ya da 10 yılda bir kolonoskopi ile erken tanının mümkün olduğu ifade edildi.</p><p>Serviks Kanseri Aşıyla Önlenebiliyor</p><p>Serviks kanserinin en önemli nedeninin HPV (Human Papilloma Virüsü) olduğunu belirten Dr. Atay, özellikle HPV&#39;nin 16 ve 18 tiplerinin serviks kanseriyle güçlü ilişkili olduğunu söyledi. Aşılama, düzenli Pap - smear testi ve HPV DNA taraması ile serviks kanserinin büyük oranda önlenebileceği vurgulandı.</p><p>Cilt Kanserine Karşı Güneşten Korunma Şart</p><p>Cilt kanserlerinin melanom alt tipinin oldukça ölümcül olabildiğini belirten Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, ultraviyole ışınlarından korunmanın ve güneş kreminin düzenli kullanımının cilt kanserlerini önemli ölçüde azalttığını ifade etti.</p><p>'Kanserden Değil, Geç Tanıdan Korkmalıyız'</p><p>Dr. Atay, kanserlerin büyük bir bölümünün erken tarama ve teşhisle tamamen tedavi edilebilen hastalıklar olduğunu vurgulayarak, toplumun bilinçlenmesinin önemine dikkat çekti.</p><p>Kanserde Tedavide Yeni Dönem: Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Furkan Günen ise Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser tedavisindeki güncel gelişmelere değindi.</p><p>Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi Umut Oluyor</p><p>Uzun yıllar boyunca cerrahi, radyoterapi ve kemoterapinin temel tedavi yöntemleri olduğunu belirten Uzm. Dr. Furkan Günen, günümüzde kanser hücresinin genetik özelliklerini hedef alan akıllı ilaçların tedavide önemli yer tuttuğunu söyledi.</p><p>Yakın dönemde geri ödeme kapsamına alınan immünoterapilerin, bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçirdiğini ifade eden Dr. Günen, bazı hastalarda bu tedavilerin uzun süreli kalıcı yanıtlar sağladığını belirtti.</p><p>Kanser Kronik Bir Hastalığa Dönüşebiliyor</p><p>Artık herkese aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Dr. Günen, kişiselleştirilmiş tedaviler sayesinde birçok kanser türünün kronik bir hastalık haline gelebildiğini söyledi.</p><p>Umut Her Zamankinden Daha Güçlü</p><p>Erken tanı, doğru tedavi ve bilimsel gelişmeler sayesinde kanserle mücadelede umutların arttığını belirten Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji uzmanları, toplumun tarama programlarına katılımının hayati önem taşıdığını vurguladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/her-yil-250-bin-yeni-vaka_1770199878_HpAxZw.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Her Yıl 250 Bin Yeni Vaka ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/her-yil-250-bin-yeni-vaka_1770199878_HpAxZw.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda lenf bezi büyümesi]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi/84379/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir. Lenf bezleri bağışıklık sisteminin doğal bir parçasıdır ve çocukluk çağında sık olarak büyüyebilir.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi/84379/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:12:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir. Lenf bezleri bağışıklık sisteminin doğal bir parçasıdır ve çocukluk çağında sık olarak büyüyebilir.</p><p>Çocuk Hematoloji/Onkoloji Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir, çocuklarda lenf bezi büyümelerinin nedenleri ve hangi durumlara dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu.</p><p><strong>Lenf bezleri neden büyür?</strong></p><p>Lenf bezlerinin, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olduğunu söyleyen Özdemir, 'Vücutta çok sayıda lenf nodu bulunur ve bu yapılar lenfatik damarlar aracılığıyla birbirine bağlıdır. Lenfadenopati, lenf düğümlerinin normalden büyük hale gelmesi olarak tanımlanır. Çocuklarda lenf bezi büyümesi sık görülür ve çoğu zaman iyi huyludur. Enfeksiyonlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına, ilaçlara ve nadiren kansere kadar çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Yalnızca tek bir bölgede sınırlı olabileceği gibi, vücudun farklı bölgelerinde yaygın olarak da görülebilir. Tek bir lenf nodunun ya da aynı bölgedeki birkaç lenf nodunun büyümesi bölgesel lenfadenopati, komşu olmayan ikiden fazla bölgede lenf nodu büyümesi ise yaygın lenfadenopati olarak tanımlanır.' dedi.</p><p>L<strong>enf bezi büyümesinin en sık nedeni enfeksiyonlar</strong></p><p>Çocuklarda lenf bezi büyümesinin en sık nedeninin enfeksiyonlar olduğunu aktaran Özdemir, 'Viral enfeksiyonlar (Epstein-Barr virüsü gibi), bakteriyel enfeksiyonlar (streptokok ve stafilokok enfeksiyonları), mikobakteriyel enfeksiyonlar (tüberküloz gibi) ve fungal enfeksiyonlar lenf bezi büyümesine yol açabilir. Enfeksiyona bağlı lenf bezi büyümelerinde genellikle lenf bezlerinde ağrı, kızarıklık ve ısı artışı görülür. Buna ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik gibi enfeksiyona ait belirtiler eşlik edebilir. Tüberküloz lenfadenitlerinde ise çoğunlukla tek taraflı ve ağrısız lenf bezi büyümesi dikkat çekerken, tifo gibi bazı enfeksiyonlarda yaygın lenfadenopati ortaya çıkabilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Özdemir, 'Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları boyun ve çene altındaki lenf bezlerinde büyümeye neden olabilir. Saçlı deri enfeksiyonlarında kafa derisinde, göz ve kulak enfeksiyonlarında kulak çevresinde, üst solunum yolu enfeksiyonlarında boyunda, kedi tırmığı hastalığında koltuk altında, küçük bebeklerde bez bölgesi enfeksiyonlarında ise kasık lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Mide ve bağırsak enfeksiyonları ile apandisit gibi durumlarda karın içi lenf bezleri de etkilenebilir.' diye belirtti.</p><p><strong>Ne zaman kanserden şüphelenilmeli?</strong></p><p>Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir, şöyle devam etti:</p><p>'Daha nadir olmakla birlikte, çocukluk çağı kanserlerinde lenf bezi büyümesi görülebilir. Lösemi (kan kanseri) ve lenfomalar (lenf bezi kanserleri) başta olmak üzere bazı kanser türlerinde lenf bezi büyümesine aşağıdaki belirtiler eşlik edebilir:</p><p>Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş</p><p>Kilo kaybı</p><p>Halsizlik ve iştahsızlık</p><p>Gece terlemeleri</p><p>Vücutta morluk ve kanama</p><p>Kanserle ilişkili lenf bezi büyümelerinde lenf nodları genellikle sert, hareketsiz ve ağrısızdır. Kızarıklık ve ısı artışı gibi enfeksiyon bulguları çoğunlukla görülmez. Lösemi şüphesinde kan sayımı ve periferik yayma önemli ipuçları verirken, kesin tanı için kemik iliği aspirasyonu ve/veya biyopsi gerekebilir.</p><p>Bazı ilaçlar, aşılar ve bağışıklık sistemi bozuklukları da lenf bezi büyümesine neden olabili. Özellikle BCG(tüberküloza karşı) aşısı sonrası koltuk altı lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Bu durum çoğunlukla geçicidir, ancak mutlaka takip edilmelidir.</p><p>Lenf bezi şişliğinin süresi, zaman içinde büyüyüp büyümediği ve uygulanan tedavilere yanıt verip vermediği büyük önem taşır. Bölgesel lenf bezi büyümelerinde ilgili bölgede enfeksiyon bulguları değerlendirilmelidir. Bu durumlarda mutlaka hekime başvurulmalıdır:</p><p><strong>Lenf bezinin hızla büyümesi</strong></p><p>6 haftadan uzun süren lenfe bezinde şişlik</p><p>Ateş, kilo kaybı ve gece terlemesinin eşlik etmesi</p><p>Yorgunluk, eklem ağrısı veya döküntü görülmesi</p><p>Seyahat öyküsü, hayvan teması, böcek ısırıkları, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı, aşı öyküsü ve kronik hastalık varlığı ayrıntılı şekilde sorgulanmalıdır. Ergen çocuklarda ise cinsel öykü ve madde kullanımı da değerlendirmeye dahil edilmelidir.</p><p><strong>Lenf bezi büyümesinde tanı süreci</strong></p><p>Öncelikle lenf bezlerinin yeri, boyutu, kıvamı, hareketliliği, hassasiyeti ve büyüme hızı değerlendirilir. Çocuklarda boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde küçük lenf nodlarının hissedilmesi normal kabul edilebilir. Ancak genellikle 2,5 cm&#39;nin üzerindeki lenf bezleri anormal olarak değerlendirilir. Enfeksiyona bağlı lenfadenopatiler çoğunlukla 4-6 hafta içinde kendiliğinden ya da uygun tedaviyle geriler. Özellikle 6 haftadan uzun süren, sert, hareketsiz ve ağrısız lenf bezleri ise kanser açısından araştırılmalıdır.</p><p>Tanısal testler klinik bulgulara göre planlanır. Kan sayımı ve periferik yayma ilk değerlendirmede önemlidir. Gerekli durumlarda ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve biyopsi gibi ileri tetkiklere başvurulabilir. Kanser veya atipik enfeksiyon şüphesinde lenf nodunun çıkarılarak incelenmesi gerekebilir.' </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi_1770023565_9Fz0mi.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda lenf bezi büyümesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesi_1770023565_9Fz0mi.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[2 yılda 11 milyon hasta]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/2-yilda-11-milyon-hasta/84373/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 2024 ve 2025 yıllarında toplam 10 milyon 990 bin 853 hastaya sağlık hizmeti sunulurken, 10 bin kişiye düşen yatak sayısının Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı açıklandı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/2-yilda-11-milyon-hasta/84373/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 14:24:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 2024 ve 2025 yıllarında toplam 10 milyon 990 bin 853 hastaya sağlık hizmeti sunulurken, 10 bin kişiye düşen yatak sayısının Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı açıklandı.</p><p>İl Sağlık Müdürlüğü&#39;nden yapılan açıklamada Malatya&#39;da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 2024 yılında 2 milyon 22 bin 601 acil başvuru ve 3 milyon 239 bin 75 poliklinik muayenesi olmak üzere toplam 5 milyon 261 bin 676 hastaya hizmet verildiği belirtildi.  2025 yılında ise 2 milyon 9 bin 815 acil başvuru ve 3 milyon 719 bin 362 poliklinik muayenesi ile toplam 5 milyon 729 bin 177 hastaya sağlık hizmeti sunuluekwn veriler, Malatya&#39;da sağlık hizmetlerine olan talep ve hizmet kapasitesinin arttığını ortaya koydu.</p><p>Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki yatak kapasitesine ilişkin değerlendirmede, il genelinde 10 bin kişiye düşen yatak sayısının 23,5 olduğu, bu rakamın Türkiye ortalaması olan 19,8&#39;in üzerinde bulunduğu kaydedildi. Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2024 verilerine göre Malatya&#39;nın yatak kapasitesi açısından güçlü iller arasında yer aldığı ifade edildi.</p><p>Yoğun bakım hizmetleri kapsamında ise bakanlığa bağlı hastanelerde toplam 214 yoğun bakım yatağının bulunduğu, bunların 173&#39;ünün erişkin, 35&#39;inin yenidoğan ve 6&#39;sının çocuk yoğun bakım yatağı olduğu açıklandı. Tüm sektörler dhil edildiğinde, Malatya&#39;nın on bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısı bakımından büyükşehirler arasında 2&#39;nci sırada yer aldığı belirtildi.</p><p>Ağız ve diş sağlığı hizmetleri alanında 2025 yılı itibarıyla il genelinde 98 diş üniti ile hizmet verildiği, 19 Ocak 2026 tarihinde Şehit Mehmet Kılınç Ağız ve Diş Hastanesi&#39;ne bağlı Göztepe Semt Polikliniğinin açılmasıyla birlikte diş üniti sayısının 108&#39;e yükseldiği bildirildi. 2024 yılında 447 bin 2, 2025 yılında ise 464 bin 452 hastaya poliklinik ağız ve diş sağlığı hizmeti sunuldu. Bu süreçte 80 bin 586 diş çekimi, 1 bin 514 cerrahi müdahale, 34 bin 173 protez uygulaması, 94 bin 847 dolgu ve 24 bin 174 kanal tedavisi gerçekleştirildi.</p><p>Hastanelerde yapılan ameliyatların risk ve niteliklerine göre A-B-C-D-E olarak sınıflandırıldığı, tüm ameliyatlar içerisinde özellikli ameliyat grupları olan A-B-C grubu ameliyatların oranının yüzde 48,5 seviyesinde olduğu aktarıldı. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nin tıbbi cihaz altyapısının güçlendirilmesi, uzman hekim sayısındaki artış ve Turgut Özal Üniversitesi akademisyenlerinin katkılarıyla nitelikli ameliyat sayılarında ve iyileşme oranlarında artış sağlandığı kaydedildi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hemodiyaliz, periton diyalizi, yanık birimi, tüp bebek, palyatif bakım, kronik yara bakım hizmetleri, hiperbarik oksijen tedavi merkezi, robotik yürüme merkezi, perinatal tanı merkezi, inme merkezi, onkoloji tanı ve tedavi merkezi, KBRN ünitesi, çocuk izlem merkezi, erişkin ayaktan arındırma merkezi ile sintigrafi, PET-CT ve kemik dansitometre gibi birçok özellikli birimin aktif olarak hizmet verdiği belirtildi.</p><p>Özellikle robotik yürüme merkezi, hiperbarik oksijen tedavisi, yanık, tüp bebek ve inme merkezi gibi özellikli birimler sayesinde hastaların il dışına sevk edilme ihtiyacının büyük ölçüde azaltıldığı, tanı ve tedavilerin Malatya&#39;da başarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.</p><p>Yetkililer, vatandaşlara daha kaliteli, erişilebilir ve güvenli sağlık hizmeti sunmak amacıyla tüm sağlık çalışanlarıyla birlikte çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/2-yilda-11-milyon-hasta_1769772247_SLcWzv.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 2 yılda 11 milyon hasta ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/2-yilda-11-milyon-hasta_1769772247_SLcWzv.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sadece 1,5 saat ayırarak hayat kurtarabilirsiniz]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat-kurtarablirsiniz/84343/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat-kurtarablirsiniz/84343/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 12:51:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Trombosit bağışının özellikle kanamalı, onkoloji ve hematoloji hastaları için hayati öneme sahip olduğunu belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Kan Bankası Terapötik Aferez Merkezi Birim ve Kalite Sorumlusu Yasin Çiğ, düzenli bağışçı sayısının artırılması çağrısında bulundu.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kan Bankası Terapötik Aferez Merkezi Birim ve Kalite Sorumlusu Yasin Çiğ, trombositin önemi, hangi hasta grupları için hayati rol oynadığı, yapılan bağışların hastanenin ihtiyacını ne ölçüde karşıladığı, kimlerin bağışta bulunabileceği, gençlerin bağış sürecine katılımının neden özellikle önemli olduğu, düzenli bağışçı olmanın önemi ve trombosit bağışının sağlık açısından risk taşıyıp taşımadığına ilişkin İLKHA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p><br>'Trombosit, kanın bir bileşeni olup özellikle pıhtılaşmayı sağlayan bir kan bileşenidir'</p><p>Trombositin kanın önemli bir bileşeni olduğuna dikkat çekin Yasin Çiğ, 'Trombosit kanın bir bileşeni olup özellikle pıhtılaşmayı sağlayan bir kan bileşenidir. Normal kandan farklı olarak donörü cihaza bağlayıp sadece trombositini aldığımız, geri kalan kanı da tekrardan donöre verdiğimiz bir işlemin bileşenidir. Normal kanın içinde kan bileşenleri olmakla birlikte trombosit de sadece onun bir bileşenidir. Özellikle otomatik cihaz yardımıyla donörden o kan bileşenini alıp geri kalanın hastaya verilmesidir. Yani aslında normal kanın içinde bir bileşendir, sadece kanın bir ürünüdür.' dedi.</p><p>'Kanamalı ve onkoloji hastaları için hayati önem taşıyor'</p><p>Trombositin kimler için kritik olduğuna işaret eden Çiğ, 'Trombosit özellikle kemoterapi alan hasta grupları, onkoloji ve hematoloji hastalarında; lenfoma ve lösemi dediğimiz hasta gruplarında, travma sonrası gelişen ani kanamalarda ve ameliyat sonrası gelişebilecek kanamalı hasta gruplarında çok çok önemlidir. Trombosit kan pıhtılaşmayı sağladığı için kanamalı hasta gruplarında ciddi önem taşımaktadır. Bu nedenle trombosit aferez vücudun olmazsa olmazıdır.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Duyarlılık var ama yeterli değil'</p><p>Türkiye&#39;de aferez merkezlerinin bulunduğunu hatırlatan Çiğ, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Ülkemizde bizim gibi donör aferez toplayan ciddi büyük birimler var. Bizde de duyarlılık var ama yeteri kadar değil. İnşallah böyle güzel farkındalık yaratarak artırabiliriz.'</p><p>'Hastanenin günlük ortalama trombosit ihtiyacı 40, ancak 7-8 tane toplayabiliyoruz'</p><p>Hastanedeki ihtiyaca ilişkin bilgiler paylaşılırken Çiğ, şunları söyledi:</p><p>'Hastanenin ortalama 30-50 arası bir aferez ihtiyacı oluyor. 2025 yılında 3 bin tane donör toplamışız. Doktorun istemi ve hastanın durumuna göre ortalama günlük ihtiyaç 40 civarındadır. Günlük ortalama 7-8 donörden trombosit topluyoruz, geri kalan kısmını da Kızılay&#39;dan temin ediyoruz.'</p><p>'Bizim için düzenli bağışçı her zaman çok önemlidir'</p><p>Bağışçı profilindeki temel soruna değinen Çiğ, 'Bir ihtiyacın karşılanmasında en büyük zorluk aslında düzensiz bağışçının olmasıdır. Bizim için düzenli bağışçı her zaman çok çok önemlidir. Ne kadar düzenli bağışçı olursa sürdürülebilirlik ve daimilik açısından o kadar etkin rol oynamaktadır. Sonuçta bu hasta bugün başkasının yakını olabilir ama yarın bizim yakınımız olabilir. Bu nedenle bağış yapalım.' diye konuştu.</p><p>Kimler trombosit bağışı yapabilir?</p><p>Trombosit bağışının kimler tarafından yapılabileceğine değinen Çiğ, şöyle devam etti:</p><p>'Trombosit bağışı 18–60 yaş arası tüm sağlıklı bireyler tarafından yapılabilir. Riski yoktur. Kanın belli bir oranında trombositini topladığımız için geri kalan kısmını donöre geri veriyoruz. İşlem bittikten sonra donör yine kendi normal rutin yaşantısına geri dönebilir, hiçbir hayati riski bulunmamaktadır.'</p><p>'İşlemden sonra normal yaşantısına devam edebilir'</p><p><br>Bağış sürecine dair bilgiler paylaşan Çiğ, 'İşlem yaklaşık 60–90 dakika, yani 1,5–2 saat sürüyor. İşlemden sonra normal yaşantısına devam edebilir. Sadece o gün boyunca istemsiz bir şekilde hafif halsizlik olabilir, bu da beklenen bir şeydir.' dedi.</p><p>'Bağışçı kabulü titizlikle yapılıyor'</p><p><br>Bağışçıların kabul sürecine değinen Çiğ, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Öncelikle donörü kabul ederiz, kanlarını çalışırız, bir hastalığı var mı yok mu ona bakarız. Eğer bir sıkıntısı yok ise donörü alırız. Otomatik cihazımıza bağlarız. Makine kanın sadece trombosit kısmını belli bir oranda çeker. Donörün cinsiyeti, boyu ve kilosu çok önemlidir, makine kendi ayarını ona göre yapar. Çektiğimiz bu ürünün belli bir kısmını makine ayarlar, geri kalan kısmını ve kan bileşeninin tüm hepsini donöre verir.'</p><p>'Uzak illerden gelen hastalar için bağışçı bulmak zor'</p><p>Bağışçı temininde yaşanan güçlükleri anlatan Çiğ, 'Malatya içi ve çevresinde kişi ve yakınlarını temin edebiliyoruz ama uzaktan gelen hasta ve hasta gruplarının yakınlarını temin etmekte zorluk çekiyoruz. Burada devreye yine düzenli bağışçı dediğimiz gruplar giriyor.' şeklinde konuştu.</p><p>'Gençlerin bağışa katılımı düzenli ve sürdürülebilirlik açısından çok önemli'</p><p>Genç bağışçıların önemine dikkat çeken Çiğ, 'Öğrenci bizim odak noktamız, öğrenci olmazsa olmazımız. Üniversite hastanesi olduğumuzdan dolayı düzenli bağışlarımızın büyük bir kısmı genç donörlerden. Gençlerin bağışa katılımı düzenli ve sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir.' dedi</p><p>'Acil durumlar her an karşımıza çıkabilir'</p><p>Acil durumların öngörülemediğini hatırlatan Çiğ, 'Sadece acil durumlarda bağış yeterli olmaz çünkü bunu öngöremiyoruz. Acil bir hasta gelebilir, kanamalı bir hasta olabilir ya da ameliyattan sonra kanamayacak ama sonradan kanayan hasta olabilir. Bu nedenle elimizde trombosit aferezinin sürekli ve acil bulunması lazım.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Sizin için 1,5 saat, bir başkası için bir ömür olabilir'</p><p>Trombosit bağışının insani yönüne dikkat çeken Çiğ, son olarak şunları söyledi:</p><p>'Bugün hasta olmayabilirsiniz ama yarın olmayacağınız anlamına gelmez. Bugün verdiğiniz bir kan yarın size de dönebilir. Bu her insanın bir vicdani görevidir. Bağış yapıp hayat kurtarabiliriz. Sizin için 1,5 saat belki biri için bir ömürdür, bunu unutmayalım. Bunun için bağış yapalım, yeni yaşamlara, yeni umutlara umut olalım.' </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat_1768816270_tuzEw6.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sadece 1,5 saat ayırarak hayat kurtarabilirsiniz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/sadece-1-5-saat-ayirarak-hayat_1768816270_tuzEw6.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Pütürge’de İki Hastaya UMKE Müdahale etti]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/puturge-de-iki-hastaya-umke-mudahale-etti/84336/</link>
            <description><![CDATA[Pütürge ilçesinde yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşımın güçlükle sağlandığı bölgelerde, UMKE ekipleri iki ayrı hasta ihbarına müdahale etti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/puturge-de-iki-hastaya-umke-mudahale-etti/84336/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 13:23:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Pütürge ilçesinde yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşımın güçlükle sağlandığı bölgelerde, UMKE ekipleri iki ayrı hasta ihbarına müdahale etti.</p><p>Pütürge ilçesi Yamaç Mahallesi Öğrencik mezrasında, 95 yaşında genel durum bozukluğu bulunan bir hasta için 112 Çağrı Merkezine ihbarda bulunuldu. 2 gün önce gerçekleşen ihbarda yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle UMKE ekibi vakaya çıkış yaptı. 15 Ocak günü saat 21.30 sıralarında Malatya Büyükşehir Belediyesi karla mücadele ekibi, kepçe ve 112 Acil Sağlık ekipleri ile birlikte hastaya ulaşılırken hasta yakınlarının nakil reddi vermesi üzerine, hastaya olay yerinde gerekli müdahale yapıldıktan sonra ekipler bölgeden ayrıldı.</p><p>Aynı gün saat 22.00&#39;de ise Pütürge ilçesi Göllü mezrasında, 74 yaşında böbrek yetmezliği bulunan diyaliz hastası için ikinci bir vaka ihbarı alındı. UMKE ekibi, Malatya Büyükşehir Belediyesi karla mücadele ekipleri, kepçe ve 112 Acil Sağlık ekipleriyle birlikte vakaya yönlendirildi. Yol şartları nedeniyle 112 ekibinin ilerleyemediği noktada, UMKE ekibi hastaya saat 01.20&#39;de ulaştı ve olay yerinde ilk müdahaleyi gerçekleştirdi.</p><p>UMKE ekibi tarafından alınan hasta, saat 01.50&#39;de 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edilerek Pütürge Devlet Hastanesi&#39;ne nakledildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/puturge-de-iki-hastaya-umke-mu_1768645393_Uknf4Q.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Pütürge’de İki Hastaya UMKE Müdahale etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/puturge-de-iki-hastaya-umke-mu_1768645393_Uknf4Q.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor/84320/</link>
            <description><![CDATA[Yaşlanmanın, kaçınılmaz değişimlere yol açtığını belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi dâhil tüm organ sistemlerinin bu durumdan etkilendiğini söylüyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor/84320/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:09:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaşlanmanın, kaçınılmaz değişimlere yol açtığını belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi dhil tüm organ sistemlerinin bu durumdan etkilendiğini söylüyor.</p><p>İlerleyen yaşla birlikte bağışıklık sisteminin yanıt verme kapasitesi azaldığına dikkat çeken Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p>Yaşlanma, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık riskinin artmasına neden olur!</p><p>İnsan ömrünün uzadığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor.' dedi.</p><p>Bağışıklık sisteminin görevinin bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve otoimmün hastalıklardan korumak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, 'Bağışıklık sistemi fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlar. Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir oranda baskılanır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sisteminin yetmezliği tanısının konulması daha zor olabilir.' şeklinde konuştu.</p><p>Zamanla bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür!</p><p>Bağışıklık sistemimizin tüm yaşantımız boyunca görev yaptığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Tüm sistemlerde olduğu gibi bağışıklık sistemimizde de değişiklik oluşur.' dedi.</p><p>Yaşlanmanın insan yaşamının doğal ve değişmez bir süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, 'Bu süreçte zamana bağlı olarak bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür. Tüm bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir. Zamana bağlı ortaya çıkan değişiklikler fonksiyon kaybına neden olur. Organ sistemlerinde genel kontrol mekanizmaları azalır.' açıklamasını yaptı.</p><p>Beslenme, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabilir!</p><p>Beslenmenin, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Özellikle Omega-3, B 12 vitamini, kalsiyum ve demir gibi eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.' dedi.</p><p>Bu nedenle ileri yaşlarda bağışıklık sistemi için sofrada mutlaka tam tahıllar, karbonhidratlar, yeterli miktarda protein ve yeterli miktarda sebze ve meyve bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, 'Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair yapılan çalışmalar vardır. İleri yaşlarda özellikle D vitamini, B 12 vitamini ve kalsiyum eksikliği sık görülebilir, bu nedenle takviye olarak alınması gerekebilir. A, E vitaminleri, folik asit ve C vitamini de yeterli miktarda alınmalı. Bunun dışında yeterli düzeyde spor yapılmalı, dengeli beslenme ihmal edilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.' ifadelerini kullandı.</p><p>Vitamin kullanımı, hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmeli!</p><p>Halk arasında çok vitamin almanın bağışıklığı güçlendirdiği ifadesinin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, 'Çünkü gerektiğinden fazla alınan vitaminlerin bir kısmı vücutta depolanarak vücuda zarar verebilir, fazlası ise idrar ile atılır.' dedi.</p><p>Vitamin kullanımının tamamen hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerde kullanılan ilaçlar nedeniyle beslenmenin buna göre düzenlenmesi gerekir. Kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayabilir.</p><p>Bu nedenle güçlendirici tarzda gıdalar tüketilmeli. İlaç kullanan kişilerde ilaca bağlı olarak besin emilimi ve bağışıklık sistemi etkilenebilir. Örneğin tansiyon ilacı kullananlarda idrar kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi faydalıdır. Yeterli D vitamini alınması gerekir ve fiziksel hareket çok önemlidir. Yaşlılık döneminde günlük kalori ihtiyacı azalır. Bu kişiler daha az yemek yeme eğilimindedir. Oysa bu dönemde üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenilmeli. Protein ve lif içeriği yüksek besinler ile sebze ve meyve yeterli miktarda tüketilmeli. Günlük su tüketimi ise en az iki litre olmalı.' </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-_1768212542_DjzR2a.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-_1768212542_DjzR2a.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kış Depresyonuna Dikkat]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/kis-depresyonuna-dikkat/84303/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, kış aylarında azalan gün ışığı ve hareketsizliğin ruh sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını belirtiyor...]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/kis-depresyonuna-dikkat/84303/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 13:11:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzmanlar, kış aylarında azalan gün ışığı ve hareketsizliğin ruh sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını belirtiyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, Mevsimsel Duygu Durumu Bozukluğu&#39;na (MDBB) karşı erken farkındalığın ve yaşam alışkanlıklarında yapılacak küçük değişikliklerin büyük fark yaratabileceğini söylüyor.</p><p>Kış mevsiminin gelişiyle birlikte gün ışığının azalması, soğuk hava koşulları ve sosyal aktivitelerdeki azalma, birçok kişide ruh hali değişikliklerine neden olabiliyor. Bu değişimlerin bazı bireylerde geçici yorgunluk ve isteksizlikle sınırlı kalmadığını belirten uzmanlar, Mevsimsel Duygu Durumu Bozukluğu (MDBB) olarak bilinen bu durumun, özellikle kış aylarında daha belirgin hle geldiğini ifade ediyor. Yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku düzensizliği ve günlük hayata karşı ilgide azalma, MDBB&#39;nin en yaygın belirtileri arasında yer alıyor.</p><p>İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, kış aylarında ruh sağlığının korunması konusunda önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Şimşek, 'Soğuk havalarla birlikte ortaya çıkan enerji kaybı ve motivasyon düşüklüğü çoğu zaman mevsimsel bir geçiş dönemi olarak değerlendirilir. Ancak bu durum, günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemeye başladıysa dikkate alınmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır,' dedi.</p><p>Prof. Dr. Şimşek, bu dönemde alınabilecek basit ama etkili önlemlerin önemine değinerek, güneş ışığından daha fazla yararlanmanın ruh halini düzenleyen serotonin seviyelerini artırarak enerji ve motivasyon üzerinde olumlu etkiler yarattığını ifade etti. Düzenli egzersiz yapmanın hem fiziksel hem de zihinsel canlılığı desteklediğini belirten Şimşek, kısa yürüyüşler veya evde yapılabilecek basit hareketlerin bile stres düzeyini azaltabileceğini söyledi. Uyku düzenine dikkat etmenin biyolojik ritmin korunmasında kritik bir rol oynadığını vurgulayan Şimşek, sosyal ilişkileri sürdürmenin de mevsimsel depresyonun yol açtığı yalnızlık hissine karşı güçlü bir koruma sağladığını dile getirdi.</p><p>Uzmanlara göre, kış aylarında ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel farkındalıkla sınırlı kalmamalı. İş yerlerinde ve eğitim ortamlarında ışık koşullarının iyileştirilmesi, açık hava aktivitelerinin teşvik edilmesi ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, mevsimsel duygu durumu bozukluğunun etkilerini azaltmada önemli rol oynuyor. Bu tür düzenlemeler, bireylerin ruhsal dayanıklılığını artırarak kış aylarını daha sağlıklı ve dengeli geçirmelerine katkı sağlıyor.</p><p>Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: 'Erken farkındalık, kış aylarını sağlıklı ve dengeli geçirmek için en etkili yoldur. Kişinin kendisinde veya yakın çevresinde motivasyon kaybı, enerji düşüklüğü ya da sürekli isteksizlik gözlemleniyorsa, bu belirtiler göz ardı edilmemelidir. Güneş ışığı, hareket, sosyal etkileşim ve dengeli beslenme kış depresyonuna karşı en doğal koruyucu faktörlerdir. Ancak belirtiler şiddetliyse bir ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek almak büyük önem taşır. Ruhsal dengeyi korumak yalnızca bireyin yaşam kalitesini değil, toplumun genel iyilik halini de doğrudan etkiler. Sağlıklı bir toplumun temeli, ruhsal ve fiziksel açıdan dengede bireylerden oluşur.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kis-depresyonuna-dikkat_1767867080_SmZjK0.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kış Depresyonuna Dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/kis-depresyonuna-dikkat_1767867080_SmZjK0.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ambulans helikopter kalp krizi geçiren hasta için havalandı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi/84295/</link>
            <description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren hasta, ilk müdahalenin ardından ambulans helikopter ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi/84295/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 10:22:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren hasta, ilk müdahalenin ardından ambulans helikopter ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><p>Malatya&#39;nın Darende ilçesinde ikamet eden R.G. (49) isimli hasta, kalp krizi geçirmesi üzerine 112&#39;ye haber verildi.</p><p>Olay yerine ulaşan sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından, hastanın durumunun ciddiyeti nedeniyle helikopter ambulans talep edildi.</p><p>Helikopter ambulansla alınan hasta, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edilerek tedavi altına alındı. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ambulans-helikopter-kalp-krizi_1767770540_LkP4xX.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ambulans helikopter kalp krizi geçiren hasta için havalandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ambulans-helikopter-kalp-krizi_1767770540_LkP4xX.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Solunum yolu hastalıkları giderek artıyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/solunum-yolu-hastaliklari-giderek-artiyor/84265/</link>
            <description><![CDATA[Solunum yolu hastalıklarının toplumda giderek arttığını belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Talat Kılıç, hava kirliliği, sigara ve nargilenin akciğer sağlığı için büyük tehdit oluşturduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/solunum-yolu-hastaliklari-giderek-artiyor/84265/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:18:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Solunum yolu hastalıklarının toplumda giderek arttığını belirten Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Talat Kılıç, hava kirliliği, sigara ve nargilenin akciğer sağlığı için büyük tehdit oluşturduğunu söyledi.</p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talat Kılıç, son dönemde Türkiye&#39;de en sık görülen göğüs hastalıkları hangileri? Mevsimsel değişimler göğüs hastalıkları üzerinde nasıl etkiler oluşturuyor? Hava kirliliği, sigara ve tütün ürünleri göğüs sağlığını nasıl tehdit ediyor? gibi bir dizi soruyu İLKHA muhabirine yanıtladı.</p><p>Prof. Dr. Talat Kılıç, göğüs hastalıklarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirterek, özellikle kış aylarında solunum yolu hastalıklarında ciddi artış yaşandığını ifade etti.</p><p><strong>'Neredeyse her 20 kişiden birinde KOAH var ya da gelişme riski bulunuyor'</strong></p><p>Göğüs hastalıkları kapsamında KOAH, astım, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları ile akciğer kanserinin en sık karşılaşılan hastalıklar arasında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, 'KOAH, 40 yaş üzeri erkeklerde yaklaşık yüzde 19 oranında görülüyor. Yani neredeyse her 20 kişiden birinde KOAH var ya da gelişme riski bulunuyor.' dedi.</p><p><strong>'Kış ayları hastalıkları tetikliyor'</strong></p><p>Kış aylarında insanların kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, 'Soğuk hava ve kapalı ortamlar, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşıcılığını artırıyor. Aynı zamanda astım ve KOAH gibi kronik akciğer hastalıklarında alevlenmelere yol açıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Hava kirliliği akciğer kanseri riskini artırdı'</strong></p><p>Son yıllarda hava kirliliğinin ciddi bir sorun haline geldiğini belirten Prof. Dr. Kılıç, 'Sigara KOAH ve akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden biridir. Ancak artık çevresel hava kirliliğinin de akciğer kanseri riskini artırdığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.' dedi.</p><p><strong>'Deprem sonrası sarkoidoz gibi bazı hastalıklarda artış riski bulunuyor'</strong></p><p>6 Şubat depremlerine de değinen Prof. Dr. Kılıç, 'Deprem sonrası enkaz kaldırma ve inşaat süreçleri çevresel hava kirliliğini ciddi şekilde artırdı. Bu durum mevcut hastalıkların alevlenmesine ve yeni akciğer hastalıklarının ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle sarkoidoz gibi bazı hastalıklarda artış riski bulunuyor.' şeklinde konuştu.</p><p>'Covid-19&#39;un etkileri hl sürüyor'</p><p>Covid-19&#39;un akciğerleri en çok etkileyen hastalıklardan biri olduğunu hatırlatan Kılıç, 'Covid pnömonisi, solunum yetmezliği ve pıhtılaşma bozuklukları nedeniyle birçok hastayı kaybettik. Covid sonrası bazı hastalarda akciğerde sertleşme (post-Covid pulmoner fibroz) gelişti. Çoğu vakada bu durum düzeliyor ancak etkileri hl görülüyor.' dedi.</p><p><strong>'Sosyal izolasyonun kalkmasıyla solunum yolu enfeksiyonları yeniden arttı'</strong></p><p>Covid sonrası geçmeyen öksürük, nefes darlığı, halsizlik ve pıhtılaşma sorunlarının devam ettiğini söyleyen Kılıç, sosyal izolasyonun kalkmasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarının yeniden arttığını belirtti.</p><p><strong>'Aşılar hayat kurtarıyor'</strong></p><p>Aşıların önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, 'Aşılar, Covid-19 aşısı da dahil olmak üzere hayat kurtarıcıdır. Özellikle 65 yaş üzeri, KOAH, astım, bronşektazi, akciğer kanseri olanlar ve bağışıklığı baskılanmış hastalar mutlaka aşılanmalıdır.' dedi.</p><p>Her yıl sonbahar aylarında grip ve zatürre (pnömokok) aşılarının mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Kılıç, bu aşıların solunum yolu enfeksiyonlarını ciddi oranda azalttığını ifade etti.</p><p><strong>'3 haftayı geçen öksürükte mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı'</strong></p><p>Hangi durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği ile ilgili uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kılıç, 'Üç haftayı geçen öksürük, nefes darlığı, ağızdan kan gelmesi, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtiler ciddi akciğer hastalıklarının habercisi olabilir. Bu durumda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.' dedi.</p><p><strong>'Klimaların filtreleri düzenli temizlenmezse enfeksiyon kaynağı olabilir'</strong></p><p>İç ortam hava kalitesinin önemine değinen Kılıç, 'Klimaların filtreleri düzenli temizlenmezse enfeksiyon kaynağı olabilir. Klima bakımının ihmal edilmemesi gerekiyor.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Nargile kullanımı ciddi bir toplumsal sorun haline geldi'</strong></p><p>Nargile kullanımının ciddi bir toplumsal sorun haline geldiğini belirten Prof. Dr. Kılıç, 'Nargile bir tütün ürünüdür ve sigaranın yaptığı tüm hastalıkları yapar. Ayrıca ortak ağızlık kullanımı tüberküloz ve hepatit gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına yol açabilir.' diye dikkat çekti.</p><p><strong>Geleceğin en büyük tehlikesi: KOAH ve akciğer kanseri</strong></p><p>Gelecekte göğüs hastalıkları açısından en büyük riskin KOAH ve akciğer kanseri olduğunu vurgulayan Kılıç, 'Akciğer kanseri erkeklerde 100 binde 74, kadınlarda 100 binde 10 oranında görülüyor. Ortalama sıklık 100 binde 45 civarında. Sigara gibi birtakım risk faktörleriyle mücadeleye rağmen her yıl yaklaşık binde bir oranında artış gösteriyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Prof. Dr. Talat Kılıç, sigara ve nargileden uzak durulması, temiz hava, düzenli yürüyüş ve sağlıklı beslenmenin akciğer sağlığını korumada hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/solunum-yolu-hastaliklari-gide_1766395081_8HbsI4.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Solunum yolu hastalıkları giderek artıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/solunum-yolu-hastaliklari-gide_1766395081_8HbsI4.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Zorlu operasyonda tümör başarıyla çıkarıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/zorlu-operasyonda-tumor-basariyla-cikarildi/84263/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen zorlu operasyonla, 70 yaşındaki Aysel Çetin’in böbrek ve böbrek üstü bezlerinde tespit edilen 2 kilo 200 gram ağırlığındaki dev tümör başarılı bir şekilde çıkarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/zorlu-operasyonda-tumor-basariyla-cikarildi/84263/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:02:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen zorlu operasyonla, 70 yaşındaki Aysel Çetin&#39;in böbrek ve böbrek üstü bezlerinde tespit edilen 2 kilo 200 gram ağırlığındaki dev tümör başarılı bir şekilde çıkarıldı. </p><p>Operasyonu gerçekleştiren ekip, hastanın sağlık durumunun her geçen gün daha iyiye gittiğini açıkladı.</p><p><strong>Şikyetlerle Başvurdu, Tetkiklerde Dev Tümör Ortaya Çıktı</strong></p><p>Karında şişkinlik ve ağrı şikyetleriyle hastaneye gelen Aysel Çetin&#39;e yapılan görüntüleme ve incelemelerde, biri böbrek alt polde, diğeri böbrek üstü bezinde olmak üzere yaklaşık 15 santimetrelik iki büyük kitle tespit edildi. Kitlelerin pankreasa ve dalağa doğru yayılım gösterdiği belirlendi.</p><p><strong>Operasyon Üç Uzman Tarafından Gerçekleştirildi</strong></p><p>Zorlu operasyonu Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Ender Akdemir, Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Güzel, Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammet Çiçek tarafından gerçekleştirildi. Cerrahi ekip, tümörü çevre dokularla birlikte tamamen çıkararak başarılı bir ameliyata imza attı. Operasyon sonucunda hastadan 2 kilo 200 gram ağırlığında dev bir kitle alındı.</p><p><strong>'Hastamız Ameliyat Sonrası Sorunsuz Şekilde İlerliyor'</strong></p><p>Operasyon hakkında bilgi veren Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Ender Akdemir, şunları kaydetti: 'Böbrek alt polde ve böbrek üstü bezlerinde 15&#39;er cm&#39;lik dev tümörler tespit ettik. Tümörün pankreas ve dalağa yayılımı nedeniyle operasyon oldukça riskliydi. Ancak cerrahi ekibimizin işbirliği sayesinde başarılı bir şekilde tamamlandı. Hastamız ameliyat sonrası 4. haftasında sağlıklı bir şekilde takip ediliyor ve herhangi bir komplikasyon gelişmedi. Şu anda patoloji raporunun sonucunu bekliyoruz. Sonuçlara göre tedavi sürecini planlayacağız' dedi.</p><p><strong>Hasta Yakını Songül Çetin: 'Allah Razı Olsun, Çok İyi İlgilendiler'</strong></p><p>Hastanın yakını Songül Çetin, yaşadıkları süreci şu sözlerle anlattı: 'Hastamızın şikyetleriyle Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldik. Hastanede tüm tetkikler yapıldı, sonuçlara bakıldığında tümörün çok büyük olduğu söylendi. Ameliyat çok şükür başarılı geçti. Hastamız üç gün yoğun bakımda kaldı, daha sonra servise alındı. Doktorlarımızdan ve tüm ekipten Allah razı olsun. Çok iyi ilgilendiler ve çok iyi baktılar' dedi.</p><p><strong>Hasta Aysel Çetin: 'Doktorlarımızdan Razıyım, Durumum İyiye Gidiyor'</strong></p><p>Ameliyat sonrası durumu iyiye giden Aysel Çetin ise duygularını şu ifadelerle paylaştı: 'Doktorlarımız Ender Akdemir, Muhammet Çiçek ve Mehmet Güzel beni ameliyat ettiler. Hepsinden Allah razı olsun. Çok iyi baktılar, kendimi her geçen gün daha iyi hissediyorum' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>MEAH&#39;da Sağlık Başarılarına Bir Yenisi Eklendi</strong></p><p>Gerçekleştirilen başarılı operasyon, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ileri cerrahi uygulamalardaki deneyimini bir kez daha ortaya koydu. Hastane yönetimi, multidisipliner ekip çalışmasıyla vatandaşlarımıza yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunmaya devam edeceklerini belirtti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/zorlu-operasyonda-tumor-basari_1766394172_Q0Fp7D.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Zorlu operasyonda tümör başarıyla çıkarıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/zorlu-operasyonda-tumor-basari_1766394172_Q0Fp7D.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MAGİNDER 50 tekerlekli sandalye bağışı yaptı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/maginder-50-tekerlekli-sandalye-bagisi-yapti/84254/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Girişimci İş İnsanları Derneği (MAGİNDER) tarafından Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine 50 adet tekerlekli sandalye bağışlandı. Gerçekleştirilen programda, sağlık hizmetlerine yönelik yapılan desteklerin önemine dikkat çekildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/maginder-50-tekerlekli-sandalye-bagisi-yapti/84254/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 14:55:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Girişimci İş İnsanları Derneği (MAGİNDER) tarafından Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine 50 adet tekerlekli sandalye bağışlandı. Gerçekleştirilen programda, sağlık hizmetlerine yönelik yapılan desteklerin önemine dikkat çekildi.</p><p><br>Hastane başhekimliği önünde gerçekleşen tekerlekli sandalye teslim töreninde konuşan Malatya Vali Yardımcısı Sedat Özdemir, hastanelerde zaman zaman bu tür ihtiyaçların oluşabildiğini belirterek, MAGİNDER&#39;in her zaman kamu kurumlarının yanında olduğunu bildiklerini söyledi. Özdemir, yapılan bağıştan dolayı MAGİNDER yönetimi ve üyelerine teşekkür etti.<br> </p><p>Malatya İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca ise sağlık tesislerinde cihaz ve ekipman ihtiyaçlarının zaman zaman ortaya çıktığını ifade ederek, hayırsever kurum ve sivil toplum kuruluşlarının bu tür katkılarının son derece kıymetli olduğunu vurguladı. Karaca, MAGİNDER Başkanı Salih Karademir başta olmak üzere dernek üyelerine teşekkür etti.<br> </p><p>Hastane Başhekimi Doç. Dr. Fatih Gönültaş da devletin sağlık alanında önemli hizmetler sunduğunu belirterek, sivil toplum kuruluşlarının yaptığı bu tür desteklerin toplumsal farkındalığı artırdığını söyledi. Gönültaş, MAGİNDER ailesine duyarlı davranışlarından dolayı teşekkür etti.<br> </p><p>MAGİNDER Başkanı Salih Karademir ise yaptığı açıklamada, 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya için sahada olmaya devam ettiklerini belirterek, eğitim ve araştırma hastanesine yaklaşık 50 adet tekerlekli sandalye bağışında bulunduklarını söyledi. Karademir, hastaların bu sandalyelerden en iyi şekilde faydalanmasını temenni ettiklerini ifade etti.<br> </p><p>Karademir ayrıca, Malatya Valisi Seddar Yavuz&#39;un göreve başlamasıyla birlikte şehirde umut ve toparlanma sürecinin hız kazandığını belirterek, Malatya&#39;nın yeniden ayağa kalkması için sosyal projelere devam edeceklerini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/maginder-50-tekerlekli-sandaly_1766058896_qnC7m3.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MAGİNDER 50 tekerlekli sandalye bağışı yaptı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/maginder-50-tekerlekli-sandaly_1766058896_qnC7m3.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[72 ilaç SGK’nın geri ödeme listesine alındı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/72-ilac-sgk-nin-geri-odeme-listesine-alindi/84248/</link>
            <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) geri ödeme listesine 72 yeni ilaç eklendi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/72-ilac-sgk-nin-geri-odeme-listesine-alindi/84248/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 13:20:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) geri ödeme listesine 72 yeni ilaç eklendi.</p><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 72 yeni ilacın daha SGK tarafından karşılanacağını açıkladı.</p><p>Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SGK aracılığıyla vatandaşların ilaç ve tedaviye erişimini güçlendirmeye devam ettiklerini vurguladı.</p><p>Bakan Işıkhan, 'Bu kapsamda, 9 romatolojik ilaç, 9 diyabet ilacı, 3 kanser ilacı, 2 MS ilacı başta olmak üzere 69&#39;u yerli üretim 72 ilacı daha geri ödeme listesine aldık. İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni eder, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür dilerim.' ifadelerine yer verdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/72-ilac-sgk-nin-geri-odeme-lis_1765966796_t243gv.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 72 ilaç SGK’nın geri ödeme listesine alındı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/72-ilac-sgk-nin-geri-odeme-lis_1765966796_t243gv.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kronik strese karşı kalbi koruyan 6 kritik adım]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/kronik-strese-karsi-kalbi-koruyan-6-kritik-adim/84247/</link>
            <description><![CDATA[Günümüzün hızlı, yoğun ve sürekli baskı altında ilerleyen yaşam koşulları, stres seviyelerini her geçen gün daha da artırıyor. Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Ela Kavlak, kronik strese karşı kalbi koruyacak altı öneri sunuyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/kronik-strese-karsi-kalbi-koruyan-6-kritik-adim/84247/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 13:15:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günümüzün hızlı, yoğun ve sürekli baskı altında ilerleyen yaşam koşulları, stres seviyelerini her geçen gün daha da artırıyor. Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Ela Kavlak, kronik strese karşı kalbi koruyacak altı öneri sunuyor.</p><p>Yoğun iş temposu altında çalışan ve yeterli dinlenme süresi bulamayan bireylerde kalp-damar hastalıkları daha erken yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Kronik stres, kalp krizine giden süreci sessizce hızlandıran önemli bir risk faktörü olarak bireyleri etkiliyor.</p><p><strong>Kronik stresle birlikte kortizol ve adrenalin hormonları yükseliyor</strong></p><p>Bilimsel araştırmalar, sürekli stres altında olan bireylerde kortizol ve adrenalin hormonlarının uzun süre yüksek seviyelerde seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu hormonlardaki artış, kalp atım hızını ve tansiyonu yükselterek damar duvarları üzerinde sürekli bir baskı oluşturuyor.</p><p>Uzmanlara göre bu durum, zaman içinde damar sertliği, yüksek tansiyon ve ritim bozuklukları gibi kalp krizine zemin hazırlayan birçok faktörün birlikte gelişmesine neden oluyor. Kalp kasının artan yük altında çalışması, ani kalp olayları riskini de beraberinde getiriyor.</p><p>Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Ela Kavlak, stresin kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunuyor: 'Stres çoğu zaman tek başına bir neden gibi algılanmıyor, ancak kalp krizinin en güçlü hızlandırıcılarından biri. Vücut uzun süre stres altında kaldığında metabolizma sürekli alarm halinde çalışıyor ve bu durum kalbi ciddi şekilde yoruyor.'</p><p><strong>Kalp krizi daha genç yaşlara kayıyor</strong></p><p>Son yıllarda yapılan çalışmalar, kronik stresin etkisiyle kalp krizinin artık daha genç yaş gruplarında görülebildiğini ortaya koyuyor. Özellikle 30–50 yaş aralığında kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış yaşandığı belirtiliyor. Yoğun iş temposu, düzensiz uyku alışkanlıkları ve dijital yaşamın getirdiği sürekli uyarılma hali, genç yetişkinleri kalp sağlığı açısından daha kırılgan hale getiriyor. Kavlak, bu grubun kendini 'risk dışında' görmesinin en büyük tehlike olduğuna dikkat çekiyor ve genç yaşta görülen kalp krizlerinin çoğunlukla stresle ilişkili yaşam tarzı faktörleri ile bağlantılı olduğunu vurguluyor.</p><p><strong>Kalp sağlığını korumak için stres yönetiminde 6 öneri</strong></p><p>Kavlak, kronik stres seviyelerini düşürecek ve kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı olacak önemli adımları şöyle sıralıyor:</p><p>Günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş,</p><p>7–8 saat kaliteli ve düzenli uyku,</p><p>Nefes egzersizleri ve meditasyon gibi zihin sağlığına yönelik uygulamalar,</p><p>Kafein ve sigara tüketiminin sınırlandırılması,</p><p>Sağlıklı, dengeli beslenme ve ideal kilo kontrolü,</p><p>Düzenli kardiyoloji muayenesi ve risk faktörü taraması.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kronik-strese-karsi-kalbi-koru_1765966521_8n67J5.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kronik strese karşı kalbi koruyan 6 kritik adım ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/kronik-strese-karsi-kalbi-koru_1765966521_8n67J5.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hastanede ilk kez uygulandı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/hastanede-ilk-kez-uygulandi/84230/</link>
            <description><![CDATA[Aort damarı yırtılan 66 yaşındaki hasataya kapalı yöntem Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ilk kez uygulandı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/hastanede-ilk-kez-uygulandi/84230/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 12:19:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüksekten düşme sonucu kalpten çıkan ana damar olan aortta yırtık oluşan 66 yaşındaki hasta, uygulanan ileri düzey kapalı yöntemle hayata tutundu. Yapılan müdahale, hastanede ilk kez gerçekleştirilen endovasküler stent greft yöntemiyle başarıyla tamamlandı.</p><p><strong>Yüksekten Düştü, Aort Yırtığıyla Hastaneye Getirildi</strong><br> </p><p>Yüksekten düşme sonucu ağır yaralanan Celal Akbaşlı (66), acil olarak Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirildi. Yapılan ilk değerlendirmelerde hastanın vücudunda çok sayıda kemik kırığı ve çatlak olduğu belirlendi. Ancak yapılan ileri tetkikler, hayati riski en üst seviyeye çıkaran asıl problemin aort damarında ciddi bir yırtılma olduğunu ortaya koydu.</p><p><strong>'Birçok Hasta Hastaneye Ulaşamadan Hayatını Kaybediyor'</strong><br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu, hastanın durumu hakkında şu bilgileri verdi:</p><p>'Hastamız bize yüksekten düşmeye bağlı ağır travma ile geldi. İncelemelerimizde çok sayıda kemik kırığı, kemiklerde çatlaklar ve en önemlisi kalbinden çıkan ana damar olan aortta ciddi bir yırtık tespit ettik. Bu yırtık aort damarının sırta bakan bölümündeydi ve bulunduğu yer itibarıyla hayati bir tehdit oluşturuyordu. Bu tür yaralanmalarda birçok hasta hastaneye ulaşamadan hayatını kaybetmektedir.'</p><p><strong>Açık Ameliyata Uygun Değildi, Kapalı Yöntemle Müdahale Edildi</strong><br>Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu, yırtığın bulunduğu bölgenin açık cerrahiye uygun olmaması nedeniyle farklı bir yöntem uyguladıklarını belirterek şunları söyledi:</p><p>'Aorttaki yırtık, anatomik konumu nedeniyle açık cerrahiye uygun değildi. Bu sebeple hastanemizde ilk kez uygulanan bir yöntemle, kapalı olarak damar içerisinden onarım yapmayı planladık. Sol ve sağ kasık damarlarından girilerek, anjiyografi eşliğinde yırtılmış olan damara stent greft yerleştirdik. Bu sayede yırtık alan kapatıldı ve kanama riski tamamen kontrol altına alındı.'</p><p><strong>Hastanede İlk Kez Uygulandı, Başarıyla Tamamlandı</strong><br>Gerçekleştirilen bu işlem, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez uygulanan endovasküler aort onarımı olarak kayıtlara geçti. Ameliyatın ardından hasta yoğun bakıma alındı, kısa sürede servise çıkarıldı.</p><p>Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu, hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini belirterek, 'Takiplerde herhangi bir olumsuzluk görmüyoruz. İyileşme süreci hızlı ilerliyor. Her şey yolunda giderse hastamızı birkaç gün içinde taburcu etmeyi planlıyoruz' dedi.</p><p><strong>'Ertesi Gün Ayağa Kalktım, Şimdi Çok İyiyim'</strong><br>Tedavi sürecini anlatan hasta Celal Akbaşlı ise yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi:</p><p>'Yüksekten düştüm, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirdiler. Film çektiler, aort damarımda yırtık olduğunu söylediler ve hemen kırmızı alana alındım. Yoğun bakımda kaldım, hocalar karar verdi ameliyata. Geçen pazartesi ameliyat oldum, bir gece yoğun bakımda kaldım. Ertesi gün ayağa kalktım, yürüdüm. Şimdi çok şükür iyiyim. Allah hocalarımızdan razı olsun.'</p><p><strong>Hayat Kurtaran Müdahale</strong><br>Uygulanan yüksek teknoloji destekli kapalı yöntem sayesinde, ölüm riski son derece yüksek olan aort yırtığı başarılı bir şekilde onarıldı. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin bu alandaki ilk uygulaması, bölgedeki ileri düzey sağlık hizmetleri açısından da önemli bir kazanım oldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hastanede-ilk-kez-uygulandi_1765358365_Ur6iGq.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hastanede ilk kez uygulandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hastanede-ilk-kez-uygulandi_1765358365_Ur6iGq.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yeni Psikiyatri Servisi Açıldı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/yeni-psikiyatri-servisi-acildi/84219/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde açılan ve Berfin Akdağ’ın adına kazandırılan yeni Kapalı Psikiyatri Servisi, bağışçı desteğiyle hizmete alındı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/yeni-psikiyatri-servisi-acildi/84219/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 11:54:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde açılan ve Berfin Akdağ&#39;ın adına kazandırılan yeni Kapalı Psikiyatri Servisi, bağışçı desteğiyle hizmete alındı.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapımı tamamlanan yeni Kapalı Psikiyatri Servisi, düzenlenen törenle hizmet vermeye başladı. Açılış programına Vali Yardımcısı Sedat Özdemir, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, MTÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, hastane yönetimi, protokol üyeleri ile bağışçı İsmet Ulusoy ve ailesi katıldı.</p><p>Hayatını kaybeden tıp fakültesi öğrencisi Berfin Akdağ&#39;ın hatırasına, iş insanı İsmet Ulusoy tarafından yapım ve donanım süreci üstlenilen servis, ruh sağlığı hizmetlerindeki kapasiteyi güçlendiren kritik bir yatırım olarak değerlendirildi. Modern teknik altyapı, özel güvenlik standartları ve hasta odaklı tasarım anlayışıyla hazırlanan birim, il genelindeki psikiyatri hizmet sunumuna niteliksel bir katkı sağlamayı hedefliyor.</p><p>Açılışta, genç bir hekimin anısını yaşatan bu anlamlı katkının toplumsal duyarlılık ve vefa örneği niteliği vurgulandı. Yetkililer, servisin hizmete girmesiyle birlikte bölgedeki ruh sağlığı hizmetlerinin etkinlik ve erişilebilirlik açısından güçleneceğini belirterek yatırımı gerçekleştiren Ulusoy ailesine teşekkür etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yeni-psikiyatri-servisi-acildi_1765184041_nzjktD.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yeni Psikiyatri Servisi Açıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yeni-psikiyatri-servisi-acildi_1765184041_nzjktD.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[11 ayda 308 karaciğer nakli]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/11-ayda-308-karaciger-nakli/84206/</link>
            <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, gerçekleştirdiği çapraz nakillerle hem Türkiye'de hem de dünyada adından söz ettirmeye devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/11-ayda-308-karaciger-nakli/84206/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 12:16:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Merkezlerinin şimdiye kadar 347&#39;si çapraz 4 bin 230 karaciğer nakliyle Avrupa&#39;da birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğuna dikkat çeken Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Çapraz Nakil Sorumlusu Doç. Dr. Kemal Barış Sarıcı ile Dr. Öğretim Üyesi Ertuğrul Karabulut, çapraz naklinin özellikle pediatrik hastalar için umut olduğunu dile getirdiler.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, gerçekleştirdiği çapraz nakillerle hem Türkiye&#39;de hem de dünyada adından söz ettirmeye devam ediyor.</p><p>Merkez, 347&#39;si çapraz 4 bin 230 nakille Avrupa&#39;da birinci, dünyada ikinci sırada. Merkezde Son 11 ayda ise, 149 çapraz, 308 nakil gerçekleştirildi.</p><p><br>Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Çapraz Nakil Sorumlusu Doç. Dr. Kemal Barış Sarıcı ile Dr. Öğretim Üyesi Ertuğrul Karabulut, 2002 yılından bugüne ne dek merkezde ne kadar karaciğer naklinin yapıldığı, bunlardan kaç tanesinin çapraz nakil olduğu, nakil ekinin kaç kişiden oluştuğu, kadavra bağışını önemi ve yıllarda çapraz naklinin nakil bekleyen hastalara nasıl umut olduğu ile ilgili İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundular.</p><p><strong>'Son 11 ayda 149 toplamda 347 çapraz nakil yapıldı'</strong></p><p>Merkezde bugüne kadar yapılan çapraz nakil operasyonlarının rakamsal dökümünü paylaşan Doç. Dr. Kemal Barış Sarıcı, 'Merkezimizde şu ana kadar iki tanesi yedili, 8 tanesi altılı, 5 tanesi beşli, 13 tanesi dörtlü, 30 tanesi üçlü ve 59&#39;u da ikili olmak üzere toplam 347 çapraz nakil gerçekleştirdik. Sadece son 11 ayda 149 çapraz karaciğer nakli yaptık.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Nakil ekibinde yaklaşık 100 kişilik bir personel görev yapmaktadır'</strong></p><p>Nakil ekibinin geniş ve deneyimli bir kadrodan oluştuğunu vurgulayan Sarıcı, 'Ekibimizde 22 Genel Cerrahi öğretim üyesi, 3 Anestezi ve Reanimasyon öğretim üyesi, 5 gastro cerrahisi yandal asistanı, 17 genel cerrahi asistanı ve anestezi teknisyenleri ile hemşirelerden oluşan yaklaşık 100 kişilik bir personel görev yapmaktadır.' dedi.</p><p><strong>'Telefonumuz sürekli başımızın ucunda çünkü kadavra nakillerinde dakikalar çok önemli'</strong></p><p>Nakil süreçlerinin hassasiyetine değinen Doç. Dr. Sarıcı, ekip olarak 24 saat göreve hazır olduklarını belirterek, 'Biz cep telefonlarımızı sürekli baş ucumuzda tutarız. Ulaşılamama gibi bir lüksümüz yok. Şarjımızın bitmesi bile mümkün değil. Kadavra karaciğer çıkarıldıktan sonra soğuk iskemi süresi çok kritik olduğu için en hızlı şekilde merkeze ulaşması gerekiyor. Bu noktada THY, diğer hava yolları ve askeriyeden uçak ve helikopter desteği alıyoruz. Hepsine teşekkür ederiz.' diye belirtti.</p><p><strong>'Bazı durumlarda ameliyat süresi 12–20 saate kadar çıkabilir'</strong></p><p>Ameliyat sürelerine değinen Sarıcı, 'Her şey yolunda giderse ameliyat 6-8 saat sürer; ancak bazı durumlarda bu süre 12–20 saate kadar çıkabilir. Bu nedenle ekibin genişliği hayati önem taşıyor.' dedi.</p><p><strong>'Hayvandan insana nakil sürecini yakından takip ediyoruz'</strong></p><p>Canlı ve kadavra verici sayılarındaki düşüşün dünyayı yeni arayışlara yönelttiğini belirten Sarıcı şöyle konuştu:</p><p>'Son 10 yılda gerek dünyada gerek Türkiye&#39;de canlı vericilerin ve kadavra bağışçılarının azalması nedeniyle ksenotransplantasyon yani hayvandan insana nakil üzerine yoğun çalışmalar var. Biz de Amerika başta olmak üzere bu konuyla ilgilenen merkezlerle sürekli iletişim hlindeyiz.'</p><p><strong>'Merkezimize dünyanın birçok ülkesinden hasta geliyor'</strong></p><p>Ayrıca merkezin ulusal ve uluslararası hasta yoğunluğuna dikkat çeken Sarıcı, 'Biz sadece Doğu veya Güneydoğu&#39;dan hasta kabul etmiyoruz. İstanbul, Ankara, İzmir&#39;den de çok fazla hasta geliyor. Bunun yanında yurt dışından da büyük talep var. Örneğin 3 gün önce yaptığımız altılı çapraz nakilde Pakistanlı bir çocuğa nakil yaptık.' şeklinde konuştu.</p><p><strong>'Halkımızın kadavra konusunda daha bilinçli olmasını ve bağışlara sıcak bakmasını istiyoruz'</strong></p><p>Vatandaşlara özellikle kadaverik organ bağışının önemini vurgulayarak çağrıda bulunan Sarıcı, 'Kadavra bağışları özellikle Doğu ve Güneydoğu&#39;da çok düşük. Halkımızın daha bilinçli olmasını ve bağışlara sıcak bakmasını istiyoruz.' dedi.</p><p><strong>'Şimdiye kadar 4 bin 230 nakil gerçekleştirdik, dünyada 2&#39;nci sıradayız'</strong></p><p>Karaciğer Nakli Enstitüsü Çapraz Nakil Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Ertuğrul Karabulut ise, merkezin 2002 yılından bu yana gerçekleştirdiği toplam operasyon sayılarını paylaştı.</p><p>Karabulut, 'Mart 2002&#39;den bugüne kadar 4 bin 230 karaciğer nakli yaptık. Bunların içinde kadavra ve canlı vericili nakiller bulunuyor. 2025 yılı içinde ise, bugüne kadar sayı 308&#39;e ulaştı. Toplam çapraz nakil sayımız 347, sadece bu yıl içerisinde yaptığımız çapraz nakil sayısı ise 149&#39;dur.'</p><p><strong>'Karaciğer naklinde dünyada 2&#39;nci, Avrupa&#39;da ise birinci sıradayız'</strong></p><p>Dünya sıralamasındaki konumlarına dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Karabulut, 'Karaciğer naklinde dünyada Kore&#39;den sonra 2&#39;nci, Avrupa&#39;da ise birinci sıradayız.' diye konuştu.</p><p><strong>'Canlı verici bulamayan hastalar için çapraz nakil son umut'</strong></p><p>Canlı vericili nakillerde en büyük sorunun donör bulamamak olduğunu belirten Karabulut, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Hastaya nakil gerektiğini anlattıktan sonra uygun verici bulunamazsa, hastayı kadavra listesine alıyoruz. Bu listede bekleyen hastaların büyük kısmı maalesef nakil olamadan hayatını kaybediyordu. Çapraz nakil bu sorunu büyük ölçüde kırdı.'</p><p><strong>'Çocuk hastalar için en uygun karaciğeri bulmada çapraz nakil çok avantajlı'</strong></p><p>Çapraz naklin özellikle pediatrik hastalar için önemine değinen Karabulut, 'Yetişkin bir donörün sağ karaciğer lobu bir çocuk için çok büyük olabilir. Bu nedenle çocuk hastalar için en uygun karaciğeri bulmada çapraz nakil çok avantajlı. Yapay zeka destekli eşleştirme programı sayesinde hastaya en uygun organı buluyoruz.' dedi.</p><p><strong>'Büyük bir tümörü olan bir çocuk için yedili çapraz nakil yapmak zorunda kaldık'</strong></p><p>Geçen günlerde erken müdahale gerektiren bir pediatrik hasta için gerçekleştirdikleri çapraz naklini anlatan Karabulut, 'Büyük bir tümörü olan bir çocuk için yedili çapraz nakil yapmak zorunda kaldık. Uygun donör bulamazsak çocuk kemoterapiye dönmek zorunda kalacaktı. Nakil sonrası durumu çok iyi; kemoterapisini alıyor ve nüks riski şu an yok.' şeklinde konuştu.</p><p><strong>'Yüzde 30-40&#39;lara çıkarabilirsek binlerce hastaya umut olabiliriz'</strong></p><p>Karabulut, Türkiye&#39;de kadavra bağış oranının gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğuna dikkat çekerek şu çağrıda bulundu:</p><p>'Gelişmiş ülkelerde kadavra bağış oranları yüzde 30-40 seviyelerindeyken, Türkiye&#39;de 5-6 civarında. 10 milyonluk bir nüfusta bunu yüzde 30-40&#39;lara çıkarabilirsek binlerce hastaya umut olabiliriz.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/11-ayda-308-karaciger-nakli_1764753374_hAFMQg.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 11 ayda 308 karaciğer nakli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/11-ayda-308-karaciger-nakli_1764753374_hAFMQg.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir/84164/</link>
            <description><![CDATA[Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir/84164/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Nov 2025 11:30:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. </p><p>Çoğu zaman önemsenmeyen ancak yaşam konforunu olumsuz etkileyen bu sorun; beslenme alışkanlıkları ve stresle ilgili olarak ortaya çıkabiliyor. Bazen de hazımsızlık bazı sorunların habercisi olabileceğinden, özellikle buna eşlik eden ve geçmeyen şiddetli mide ağrıları, kilo kaybı veya kanama varsa vakit kaybetmeden uzman doktora başvurmak gerekiyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, hazımsızlık ile ilgili bilgi verdi.</p><p><strong>Hazımsızlık sindirim sistemi sorunudur</strong></p><p>Hazımsızlık, yemek yerken veya yemekten uzun süre sonra bile tokluk hissiyle ortaya çıkan, genelde kramp tarzında karın ağrısı, geğirme ve reflünün eşlik ettiği bir sindirim sistemi sorunudur. Çoğu zaman, altında yatan net bir neden olmayan bu sorun, genellikle beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, terapi ve ilaçlarla tedavi edilebilir. Dispepsi olarak bilinen hazımsızlık, halk arasında mide rahatsızlığı olarak tanımlanır. Kişi yemeğinin çoğunu bitirmemiş olsa bile, tokluk hissi nedeniyle yeme isteği olmayabilir. Yemekten sonra oluşan rahatsız edici tokluk hissi ağrı ve yanmaya dönüşür.</p><p><strong>Mide ekşimesiyle karıştırılmamalı</strong></p><p>Mide ekşimesi, mide asidinin mideden çıkıp yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşur. Hazımsızlık ve mide ekşimesi semptomları aynı anda ortaya çıkabilir. Dispepsi genellikle hafif bir rahatsızlık olduğundan, birçok insan sorun belirgin hale gelmeden tıbbi yardıma ihtiyaç hissetmez. Dispepsi uzun süreli ve tekrarlayan bir sorun haline geldiğinde, genellikle altta yatan başka bir rahatsızlığın veya bozukluğun sonucu olabilir.</p><p><strong>Fonksiyonel hazımsızlık olabilir</strong></p><p>Fonksiyonel dispepsi, bağırsak-beyin etkileşiminin bir bozukluğu olarak da ortaya çıkabilir. Bu bozukluk, beyin ve bağırsağın birlikte çalışma biçimindeki sorunlarla ilişkilidir. Birlikte ortaya çıkan semptom gruplarıdır. Bazen bu rahatsızlığa neyin sebep olduğunu tespit edilemeyebilir. Gerekli tetkiklerle teşhis konularak uygun tedavi planlanır.</p><p><strong>Hazımsızlığın 7 işareti</strong></p><p>Hazımsızlık şu belirtilerle diğer sorunlardan ayrılır;</p><p>Yemek sırasında erken doyma veya tipik bir yemeği bitirememe durumu. <br>Yemek yedikten sonra gerekenden daha uzun süren rahatsız edici tokluk hissi.<br>Göğüs kemiklerinin hemen alt kısmı ile göbek deliği arasındaki bölge olan üst karın bölgesinde hafiften şiddetliye doğru hissedilen tipik ağrı.<br>Üst karın bölgesinde yanma hissi. <br>Karın bölgesinde şişkinlik veya sıkışma hissetme.<br>Bulantı hissi nedeniyle ortaya çıkan kusma.<br>Besinleri geğirerek çıkarmak.<br> </p><p>Hazımsızlık nedeniyle bazen mide ekşimesi de görülebilmektedir. Mide ekşimesi, yemek sırasında veya sonrasında göğsün ortasında oluşan ağrı veya yanma hissidir. Bu his boyun ya da sırtta hissedilebilir.</p><p><strong>Bu belirtiler varsa dikkat!</strong></p><p>Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, kilo kaybı veya iştahsızlık, tekrarlayan kusma, siyah renkli dışkı görünümü, yutma güçlüğü, yorgunluk veya halsizlik hissi ile sarılık olarak da adlandırılan cilt veya gözlerin sararması durumları söz konusu ise zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. Çünkü hazımsızlığın bazı belirtileri reflü, mide ülseri, irritabl bağırsak sendromu veya ciddi mide bağırsak hastalıklarının ilk sinyali olabilmektedir. Belirtileri dikkate almamak daha ciddi mide bağırsak hastalıklarının tedavisinde erken teşhis ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.</p><p><strong>Hazımsızlığın oluşmaması için bazı pratik önlemler alınabilir;</strong></p><p>Çay, kahve, asitli ve kafeinli içeceklerin tüketimi azaltılmalı. <br>Yatakta baş ve omuzlar yukarıda yatılmalı. Bu uyurken mide asidinin yukarı çıkmasını önleyebilir. <br>Sigara ve alkolden uzak durulmalı.<br>Eğer fazla kilo sorunu varsa verilmeli. <br>Yatmadan 3-4 saat önce yemek yenmemeli.<br>Aşırı baharatlı veya yağlı yiyecekler tüketilmemeli.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hazimsizlik-ciddi-bir-hastalig_1763713823_swC4FS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hazimsizlik-ciddi-bir-hastalig_1763713823_swC4FS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda diş sağlığı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/cocuklarda-dis-sagligi/84143/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda diş sağlığının, yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla sınırlı olmadığını belirten uzmanlar, ebeveynlerin düzenli kontrol ve yönlendirmesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu söylüyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/cocuklarda-dis-sagligi/84143/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 12:28:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuklarda diş sağlığının, yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla sınırlı olmadığını belirten uzmanlar, ebeveynlerin düzenli kontrol ve yönlendirmesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu söylüyor.</p><p>Süt dişlerinin korunmasının, hem genel sağlık hem de daimi dişlerin düzgün sürmesi için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, 'Daimi dişler doğal yer tutucu işlevi görürler ve süt dişlerinin erken kaybedildiği durumlarda daimi dişlerin sürmesinde bir takım problemler ortaya çıkabilir.' dedi.</p><p>Ebeveynlerin istikrarlı tutumunun, çocukların diş fırçalama alışkanlığını kazanmasını kolaylaştıracağını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Koçan, düzenli diş kontrollerinin, çürüklerin erken fark edilmesini ve tedavisinin kolay olmasını sağlayacağını vurguladı.</p><p>Çocuk Diş Hekimi Dr. Şebnem N. Koçan, çocuklarda diş sağlığının korunmasında ebeveyn sorumluluğu, doğru beslenme, düzenli diş fırçalama ve kontrollerin önemi hakkında bilgi verdi.</p><p><strong>Süt dişlerinin korunması, genel ve kalıcı diş sağlığı için önemli!</strong></p><p>Çocuklarda diş bakımı konusunda ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü dile getiren Çocuk Diş Hekimi Dr. Üyesi Şebnem N. Koçan, 'Çocuklar henüz kendi ağız ve diş bakımını yapabilecek düzeyde değillerdir.' dedi.</p><p>Çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde süt dişlerinin beslenme kadar önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, 'Çocukların konuşmayı öğrendikleri dönemde özellikle ön dişler bazı seslerin çıkartılmasında önemlidir. Bu dişlerin korunması çocukların genel sağlığı açısından ve daimi dişlerin korunması için de gereklidir. Daimi dişler doğal yer tutucu işlevi görürler ve süt dişlerinin erken kaybedildiği durumlarda daimi dişlerin sürmesinde bir takım problemler ortaya çıkabilir.' şeklinde konuştu.</p><p><strong>Ebeveynler istikrarlı olursa çocuklar uyum sağlar!</strong></p><p>Ebeveynlerin çocuklarına günde 2 kez diş fırçalanması gerektiğini anlatmalarının önemli olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, 'Çocuğun yaş aralığına göre diş fırçası ve macun seçimi önemli. Ancak diş fırçalamanın düzenli bir şekilde yapılması daha da önemli bir husus. Çocuklar başlangıçta diş fırçalatmak istemeyip bu durumdan kaçabilir. Ebeveynlerin bu konuda istikrarlı olması durumunda her çocuk bu sürece uyum sağlar.' açıklamasını yaptı.</p><p><strong>Karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek yiyeceklerden uzak durulmalı!</strong></p><p>Beslenmenin diş çürüklerindeki etkisinin oldukça büyük olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, 'Çikolata, şekerleme, cips, kraker ve diğer karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek yiyeceklerden uzak durulması gerekiyor. Bu tür yiyeceklerin çürük oluşturma ihtimali yüksek. Bu nedenle bu tip yiyeceklerin olabildiğince sınırlandırılması çocuğun diş sağlığı açısından önemli.' dedi</p><p>Beslenmenin dışında ise düzenli diş kontrollerin yapılmasının önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Çürükler ilk zamanlarda çok anlaşılamayabilir ve bir ebeveyn bu durumu anlayamayabilir. Ağrı ortaya çıkması ve çürüğün görünür hale gelmesinden sonra tedavinin biraz daha zorlaşacağı söylenebilir. Özellikle küçük çocuklar için bu durum daha da zorlaşabilir, fakat tedavi etmek mümkündür.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-dis-sagligi_1762939720_V2L8lz.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda diş sağlığı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-dis-sagligi_1762939720_V2L8lz.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hem 3 ana damarı tıkalıydı hem de kalp tümörü vardı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/hem-3-ana-damari-tikaliydi-hem-de-kalp-tumoru-vardi/84124/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi, nadir görülen ve yüksek riskli bir vakayı başarıyla sonuçlandırdı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/hem-3-ana-damari-tikaliydi-hem-de-kalp-tumoru-vardi/84124/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 13:48:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi, nadir görülen ve yüksek riskli bir vakayı başarıyla sonuçlandırdı. </p><p>Kalbinde tümör (miksoma) tespit edilen hastanın aynı zamanda üç ana damarında tıkanıklık bulunması üzerine, iki ayrı operasyon tek seansta gerçekleştirildi. Operasyon, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı ve aynı zaman Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu ve ekibi tarafından yaklaşık 5 saatlik zorlu bir ameliyatla tamamlandı.</p><p><strong>Hayati Risk Taşıyan İki Farklı Kalp Sorunu Aynı Anda Tedavi Edildi</strong></p><p>Dış merkezden ileri tetkik için Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edilen 70 yaşındaki Mustafa Deveci, yapılan incelemelerde iki ciddi kalp rahatsızlığıyla karşı karşıya kaldı. Kalbin sol kulakçığında yer alan iyi huylu tümör (miksoma), kopma riski nedeniyle beyne veya akciğerlere pıhtı atarak ani ölüme yol açabilecek nitelikteydi. Ayrıca yapılan anjiyo sonucunda, hastanın kalbi besleyen üç ana koroner damarında ciddi tıkanıklıklar tespit edildi. Bu durum, klasik yöntemlerle iki ayrı ameliyat gerektirirken, ekip yüksek riskli bu operasyonları tek seansta yapmaya karar verdi.</p><p><strong>Beş Saat Süren Zorlu Operasyon: Tümör Alındı, Damarlar Yeniden Açıldı</strong></p><p>Operasyonun teknik detaylarını paylaşan Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu, cerrahinin iki aşamada planlandığını ifade etti:</p><p>'Birinci aşamada kalp tümörünün çıkarılması planlandı. Öncelikle kalbi durdurarak, hastayı kalp-akciğer makinesine (kardiyopulmoner bypass) bağladık. Sol kulakçığa ulaşıp tümörü kalbin hassas duvarına zarar vermeden tamamen çıkardık. Böylece olası pıhtı kaynağını ortadan kaldırdık.'</p><p>Prof. Nurkay Katrancıoğlu, ikinci aşamada ise bypass işlemini gerçekleştirdiklerini belirtti:</p><p><strong>'Tümörün alınmasının ardından, hastanın tıkalı üç koroner damarına başarılı bir şekilde bypass greftleri yerleştirdik. Böylece kalbin kan akışı yeniden sağlandı.'</strong></p><p>Yaklaşık beş saat süren operasyonun ardından, hasta kısa sürede yoğun bakımdan servise alındı ve iyileşme süreci sorunsuz ilerledi.</p><p><strong>Hasta Mustafa Deveci: 'Kalbim Yeniden Doğdu'</strong></p><p>Hiç sigara kullanmadığını ve sporla iç içe bir yaşam sürdüğünü belirten Mustafa Deveci, yaşadığı süreci şöyle anlattı:</p><p>'70 yaşındayım. 15 yıl su altında dalgıç olarak görev yaptım. Hiç sigara kullanmadım, her zaman sporla iç içe bir yaşam sürdüm. Hastaneye kalple ilgili bir şikyetle gelmedim; ancak çekilen kalp filminde kalbimde bir kitle ve üç damarımda tıkanıklık tespit edildi. Kalbimdeki bu iki ciddi sorun, tek bir ameliyatla başarıyla giderildi.'</p><p>Ameliyat sürecinde gösterilen ilgi ve profesyonellikten duyduğu memnuniyeti dile getiren Deveci, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>'Ameliyatım çok başarılı geçti. Başından sonuna kadar herkes çok ilgilendi. Ameliyatıma giren tüm ekibe, en ufak emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.'</p><p>Hasta Mustafa Deveci, operasyonun ardından göğüs ağrılarının tamamen geçtiğini, kendisini daha enerjik hissettiğini belirterek, 'Bu benim için kalbimin yeniden doğuşu oldu,' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu: 'Bu Vaka Multidisipliner Başarının Bir Örneği'</strong></p><p>Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu, vakanın cerrahi açıdan önemini vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Bu vaka, kardiyak cerrahinin ne kadar multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğini gösteren ender örneklerden biriydi. Hastamızda hem kalp tümörü hem de üç damar hastalığı aynı anda bulunuyordu. Bu nedenle operasyon, doğru zamanlama ve güçlü bir ekip çalışması gerektirdi. Erken teşhis ve agresif cerrahi yaklaşım sayesinde hastamızı başarıyla tedavi ettik. Onu hızla toparlanırken görmek, tüm ekibimiz için büyük bir mutluluk kaynağıdır' dedi.</p><p><strong>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Ekibi Türkiye&#39;ye Örnek Oldu</strong></p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi, gerçekleştirdiği bu operasyonla hem tıbbi literatürde hem de klinik uygulamalarda örnek teşkil eden bir başarıya imza attı. Kardiyak miksoma ile üç damar tıkanıklığının aynı seansta tedavi edilmesi, Türkiye&#39;de nadir görülen cerrahi başarılar arasında yer aldı.</p><p>Hastanın kısa sürede taburcu edileceği öğrenildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hem-3-ana-damari-tikaliydi-hem_1762426093_2fcyCX.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hem 3 ana damarı tıkalıydı hem de kalp tümörü vardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hem-3-ana-damari-tikaliydi-hem_1762426093_2fcyCX.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Organ Bağışı Haftası]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/organ-bagisi-haftasi/84119/</link>
            <description><![CDATA[3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor. Hafta boyunca sürecek etkinliklerle vatandaşlara organ bağışının önemi anlatılırken, bağış yapmak isteyenlere gerekli bilgilendirmeler ve işlemler yapılıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/organ-bagisi-haftasi/84119/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 05 Nov 2025 15:43:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor. Hafta boyunca sürecek etkinliklerle vatandaşlara organ bağışının önemi anlatılırken, bağış yapmak isteyenlere gerekli bilgilendirmeler ve işlemler yapılıyor.</p><p><strong>'Organ Nakli, Bir İnsanın Hayatını Kurtarmaktır'</strong></p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli, organ naklinin hayati önemine değinerek şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Organ nakli; beyin ölümü gerçekleştikten sonra, hasta yakınlarının izniyle bir insanın organlarının başka bir insana tedavi amacıyla nakledilmesi işlemidir. Bu sayede birçok hasta yeniden sağlığına kavuşmakta, hayata tutunmaktadır.'</p><p>Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli, kimlerin organ bağışında bulunabileceğine ilişkin de bilgi vererek şunları söyledi:</p><p>'Organ bağışı, canlı donörlerden veya beyin ölümü gerçekleşmiş bireylerden yapılabilir. Canlı donörlerde 18 yaşını doldurmuş ve kendi rızasıyla bağış yapan kişilerden nakil yapılabilir. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerde ise yakınlarının onayıyla organ bağışı gerçekleştirilebilir.'</p><p><strong>'Bağışlanabilecek Organ ve Dokular Çok Geniştir'</strong></p><p>Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli, bağışlanabilecek organ ve dokulara da değindi:</p><p>'Kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas ve ince bağırsak gibi organların yanı sıra; kornea, kalp kapakçığı, kemik, deri ve tendon gibi dokular da bağışlanabilir. Unutmayalım, bugün biz organ bağışı yapmazsak, yarın bizim de organ nakline ihtiyacımız olabilir.'</p><p><strong>'Ülkemizde 32 Binin Üzerinde Hasta Organ Bekliyor'</strong></p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz, ülke genelinde organ bağışı konusundaki tabloya dikkat çekti:</p><p>'Ülkemizde her yıl 3–9 Kasım tarihleri arası Organ Bağışı Haftası olarak kutlanmaktadır. Amacımız, yılda bir hafta da olsa organ bağışının önemine dikkat çekmektir. Türkiye genelinde şu anda 32 binin üzerinde hasta organ nakli olmayı beklemektedir. Ancak özellikle beyin ölümü gerçekleşmiş kadavralardan yapılan bağışların yetersizliği nedeniyle her yıl yüzlerce hasta organ beklerken hayatını kaybetmektedir.'</p><p><br><strong>'E-Nabız Üzerinden Organ Bağışında Bulunabilir'</strong></p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz, hafta boyunca sürecek etkinlikler kapsamında kurulan organ bağışı standı hakkında da bilgi verdi:</p><p>'Vatandaşlarımızın dikkatini organ bağışına çekmek, konuyla ilgili merak ettikleri soruları yanıtlamak ve organ bağışında bulunmak isteyenlere organ bağış kartlarını düzenlemek amacıyla hastanemiz konferans salonu yanında organ bağış standımızı açtık. Standımız hafta boyunca açık olacak. Ayrıca vatandaşlarımız e-Nabız üzerinden de organ bağışında bulunabilirler.'</p><p><strong>Farkındalık Etkinlikleri Yoğun Katılımla Devam Ediyor</strong></p><p>Organ Bağışı Haftası kapsamında Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde açılan stantlarda vatandaşlar bilgilendirilirken, organ bağışında bulunmak isteyenlere işlemler anında yapılıyor.</p><p>Etkinlikler kapsamında ayrıca hastane konferans salonunda bilgilendirici sunumlar ve eğitimler de düzenleniyor.</p><p><strong>'Bir Organ, Bir Hayat'</strong></p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli, organ bağışının toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, tüm vatandaşları duyarlılığa davet etti. 'Bir organ, bir hayat kurtarır' diyerek farkındalığın artmasını temenni ettiklerini belirtti.<br> </p><p><br>Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz, hafta boyunca hastane personeline ve vatandaşlara yönelik bilgilendirme eğitimleri düzenleneceğini de belirterek şunları söyledi:'Etkinliklerimiz boyunca bizlere desteğini esirgemeyen başta Başhekimimiz Doç. Dr. Fatih Gönültaş olmak üzere tüm hastane yönetimine teşekkür ediyoruz. Tüm vatandaşlarımızı organ bağışı standımıza bekliyoruz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/organ-bagisi-haftasi_1762346596_DefFB6.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Organ Bağışı Haftası ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/organ-bagisi-haftasi_1762346596_DefFB6.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzun süren ağrı ihmal edilmemeli]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/uzun-suren-agri-ihmal-edilmemeli/84116/</link>
            <description><![CDATA[Omurga cerrahisinin, özellikle bel, sırt ve boyun ağrılarında, omuriliğe veya sinirlere bası yapan durumlarda uygulandığını belirten uzmanlar, cerrahi olmayan yöntemlerin uygulanmasının öncelikli olduğunu söylüyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/uzun-suren-agri-ihmal-edilmemeli/84116/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 14:21:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Omurga cerrahisinin, özellikle bel, sırt ve boyun ağrılarında, omuriliğe veya sinirlere bası yapan durumlarda uygulandığını belirten uzmanlar, cerrahi olmayan yöntemlerin uygulanmasının öncelikli olduğunu söylüyor.</p><p>Cerrahi olmayan yöntemlerin şikayetleri gidermede yetersiz kalması durumunda omurga cerrahisine ihtiyaç duyulabildiğini aktaran Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, Acil cerrahi ise omurga veya omurilik basısına bağlı olarak kollar, bacaklar veya tuvalet kontrolü gibi işlevlerde ciddi sorunlar ortaya çıktığında uygulanır. Ayrıca, omurga tümörleri veya enfeksiyon kaynaklı basılarda, nörolojik kayıplar hızla ilerliyorsa acil müdahale gerekir.' dedi.</p><p>Ağrı, uyuşukluk veya kuvvetsizlik şikayetlerinin uzun süre devam etmesi halinde uzman hekime başvurmak gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Yaman, teknolojik gelişmeler sayesinde minimal invaziv yöntemler ve robotik cerrahi ile ameliyatların daha güvenli hle geldiğini vurguladı.</p><p>Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin ne zaman gerekli olduğu, teknolojik gelişmelerle cerrahinin güvenliği ve omurga hastalıklarının belirtileri hakkında bilgi verdi.</p><p>Cerrahiye karar vermeden önce cerrahi olmayan yöntemlere başvuruluyor!</p><p>Omurga cerrahisinin, özellikle bel, sırt ve boyun ağrılarında, omuriliğe veya sinirlere bası yapan durumlarda gerekli olduğunu aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, 'Bu durumların çoğu disk problemleri veya omurilik kanalındaki daralmalar nedeniyle ortaya çıkar.' dedi.</p><p>Cerrahiye karar vermeden önce hastalarda öncelikle cerrahi olmayan (konservatif) yöntemlerin uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaman, 'Bu yöntemler şikayetleri gidermede yetersiz kaldığında, yaklaşık yüzde 10&#39;luk küçük bir hasta grubunda omurga cerrahisine ihtiyaç duyulabilir. Cerrahi öncesi hastaların ameliyatın kapsamını, olası risklerini ve komplikasyonları anlaması kritik öneme sahiptir.' şeklinde konuştu.</p><p>Bazı durumlar acil cerrahi gerektirebiliyor!</p><p>Acil cerrahinin, omurga veya omurilik basısına bağlı olarak kollar, bacaklar veya tuvalet kontrolü gibi işlevlerde ciddi sorunlar ortaya çıktığında uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, 'Ayrıca, omurga tümörleri veya enfeksiyon kaynaklı basılarda, nörolojik kayıplar hızla ilerliyorsa acil müdahale gerekir.' dedi.</p><p>Teknolojik gelişmeler cerrahi işlemleri güvenli hale getiriyor!</p><p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte omurga cerrahisinde kullanılan yöntemlerin de ilerlediğini hatırlatan Prof. Dr. Yaman, şunları söyledi:</p><p>'Yeni görüntüleme teknikleri sayesinde omurga ve omuriliğin milimetre hassasiyetinde incelenmesi mümkün. Cerrahi uygulamalarda daha küçük kesilerle yapılan minimal invaziv yöntemler tercih ediliyor. Ameliyathanelerde O-arm navigasyon sistemleri ve robotik cerrahi, vidaların ve diğer implantların daha güvenli yerleştirilmesini sağlıyor.'</p><p><strong>Uzun süren ağrılarda mutlaka bir uzmana başvurulmalı!</strong></p><p>Omurga hastalıklarının en sık görülen belirtisinin ağrı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Ağrı, hastalığın kaynağına bağlı olarak boyun, sırt, bel veya kuyruk sokumunda ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra sinirlere basıya bağlı olarak kollar veya bacaklarda uyuşukluk, ağrı ve kuvvetsizlik gelişebilir. İleri vakalarda idrar ve bağırsak kontrolünde problemler de görülebilir. Uzun süren ağrı, uyuşukluk veya kuvvetsizlik durumlarında mutlaka uzman bir hekime başvurulmalı.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/uzun-suren-agri-ihmal-edilmeme_1762255309_vM7SPf.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzun süren ağrı ihmal edilmemeli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/uzun-suren-agri-ihmal-edilmeme_1762255309_vM7SPf.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gerçeğini aratmayan tatbikat]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/gercegini-aratmayan-tatbikat/84102/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 2025 yılı eğitim planı kapsamında “Yangın, Tahliye ve Uygulamalı Saha Tatbikatı” gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/gercegini-aratmayan-tatbikat/84102/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 13:26:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde, 2025 yılı eğitim planı kapsamında 'Yangın, Tahliye ve Uygulamalı Saha Tatbikatı' gerçekleştirildi.</p><p>22-23 Ekim tarihlerinde Sivil Savunma Birimi ile Hastane Afet Planı (HAP) Birimi tarafından düzenlenen tatbikat iki aşamada yapıldı. İlk aşamada hastanenin toplantı salonunda Olay Yönetim Ekibi ile Masabaşı Tatbikatı, ikinci aşamada ise Yetişkin Acil Servis önünde yangın ve tahliye uygulaması gerçekleştirildi.</p><p>Tatbikata Malatya İl Afet Müdürlüğü (AFAD), Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü&#39;ne bağlı UMKE ekipleri ve Turgut Özal Üniversitesi öğrencileri destek verdi. Senaryo gereği hastanenin -1. katındaki ısı merkezinde elektrik kaynaklı yangın çıkması ve basınçlı kapların patlaması sonucu oluşan alevlere müdahale edildi. Yoğun dumandan etkilenen ve mahsur kalan kişilerin güvenli şekilde tahliyesi başarıyla gerçekleştirildi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Destek ve Kalite Hizmetleri Müdürü Mehmet Soylu, tatbikatın başarılı geçtiğini belirterek, 'Senaryo gereği ısı merkezinde meydana gelen patlama sonucu oluşan yangında, personel, hasta ve hasta yakınlarının tahliyesi sağlandı. Bu tür çalışmalar personelimizin farkındalık ve müdahale becerilerini artırıyor. Katılım sağlayan tüm personelimize ve destek veren kurumlara teşekkür ediyoruz. Afet ve yangınların sadece tatbikatlarda kalmasını temenni ediyoruz.' dedi.</p><p>Gerçekleştirilen tatbikatla, hastane personelinin afet ve acil durumlara hazırlık düzeyi artırılırken, kurumlar arası koordinasyon ve iş birliği pekiştirildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/gercegini-aratmayan-tatbikat_1761906367_LJEgOo.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gerçeğini aratmayan tatbikat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/gercegini-aratmayan-tatbikat_1761906367_LJEgOo.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bel fıtığı hastalarına yeni umut]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bel-fitigi-hastalarina-yeni-umut/84099/</link>
            <description><![CDATA[Doç. Dr. Serkan Akpancar’ın doğal iğne tedavisi üzerine çalışması, European Spine Journal’da yayımlanarak bel fıtığı hastalarına yeni umut oldu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bel-fitigi-hastalarina-yeni-umut/84099/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 11:41:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Doç. Dr. Serkan Akpancar&#39;ın doğal iğne tedavisi üzerine çalışması, European Spine Journal&#39;da yayımlanarak bel fıtığı hastalarına yeni umut oldu.</p><p>Bel fıtığı ameliyatı sonrası ağrıları devam eden hastalar için umut verici bir gelişme tıp dünyasında yankı buldu. Ortopedi ve Travmatoloji / Harp Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar&#39;ın yürüttüğü bilimsel çalışma, doğal iğne tedavisi olarak bilinen Perinöral Tedavi yönteminin etkinliğini ortaya koydu.</p><p>Malatya&#39;da özel bir hastanede görev yapan Doç. Dr. Akpancar&#39;ın araştırması, beyin ve omurga cerrahisi alanında dünyanın en itibarlı bilimsel yayın organlarından biri olarak kabul edilen European Spine Journal (Avrupa Beyin Cerrahisi Dergisi)&#39;nde yayımlanarak uluslararası akademik çevrelerde büyük ses getirdi.</p><p>Doç. Dr. Serkan Akpancar, yaptığı açıklamada, ameliyat sonrası iyileşme göstermeyen hastalarda 'stabilite kusuru' bulunmadığı durumlarda Perinöral Tedavi&#39;nin artık altın standart tedavi yöntemi olarak değerlendirildiğini vurguladı.</p><p>Söz konusu yöntem, vücudun doğal iyileşme kapasitesini aktive eden özel iğneler aracılığıyla sinir çevresine uygulanan doğal bir protokol olarak öne çıkıyor. Ağrının kökenine doğrudan etki eden bu tedavi, hem hastaların yaşam kalitesini artırıyor hem de tekrar cerrahi müdahale ihtiyacını önemli ölçüde ortadan kaldırıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bel-fitigi-hastalarina-yeni-um_1761900093_jVJ6Ll.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bel fıtığı hastalarına yeni umut ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bel-fitigi-hastalarina-yeni-um_1761900093_jVJ6Ll.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Artık yeter]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/artik-yeter/84092/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde bir hekime yönelik saldırı protesto edildi. Sağlık çalışanları, “Artık yeter, sağlıkta şiddet son bulsun” çağrısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/artik-yeter/84092/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 13:58:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde bir hekime yönelik saldırı protesto edildi. Sağlık çalışanları, 'Artık yeter, sağlıkta şiddet son bulsun' çağrısında bulundu.</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde Plastik Cerrahi Polikliniği&#39;nde görev yapan genç bir hekimin, hasta tarafından darbedilmesi sağlık camiasında büyük infiale yol açtı. Olayın ardından Turgut Özal Tıp Merkezi önünde düzenlenen basın açıklamasıyla sağlık çalışanlarına yönelik şiddet protesto edildi.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Doç. Dr. Erol Karaaslan, yaptığı açıklamada yaşanan olayın tüm sağlık camiasını derinden üzdüğünü belirterek, 'Görevi başında genç bir hekim olan kardeşimiz hiç hak etmediği bir şekilde şiddete maruz kalmıştır. Bu olay bizleri, başhekimliğimizi, dekanlığımızı, İnönü Üniversitesi camiasını ve tüm sağlık çalışanlarını çok derinden üzmüştür. Sağlık çalışanları, insan yaşamını korumak ve iyileştirmek için fedakarca görev yaparken hiçbir şekilde fiziksel ya da sözlü şiddetin muhatabı olmamalıdır.' dedi.</p><p>Şiddetin sağlık hizmetinin kalitesini düşürdüğünü vurgulayan Karaaslan, 'Yaşanan bu kabul edilemez olayı en güçlü şekilde kınıyoruz. Görevini yaparken saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Konuya ilişkin gerekli adımlar atılmış olup tüm yönleriyle takipçisi olacağız. Sağlıkta şiddetin son bulması için tüm kurumların daha etkin önlemler alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Malatya Tabipler Odası Başkanı Dr. Sezai Demirel ise sağlıkta şiddetin artık dayanılmaz boyutlara ulaştığını belirterek, 'Üzüntümüz sonsuzdur. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı&#39;nda görevli meslektaşımız Muhammed Bey elim bir saldırıya uğramıştır. Bu saldırıyı şiddetle kınıyor, faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda hizmet verebilmesi için yetkililerin acilen gerekli tedbirleri almasını istiyoruz. Artık yeter diyoruz.' şeklinde konuştu.</p><p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan da saldırıya sert tepki göstererek, 'Biz buna alışmayacağız, bunu kanıksamayacağız ve asla kabul etmeyeceğiz. Gerekli mercilerle görüşmeler yapıldı, konunun sonuna kadar takipçisi olacağız. Hekim arkadaşımıza, çalışma arkadaşlarına ve tüm camiamıza geçmiş olsun diyorum. Bu süreçte birlik olmanın ve birbirimize sahip çıkmanın zamanı.' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/artik-yeter_1761649084_t0KExk.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Artık yeter ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/artik-yeter_1761649084_t0KExk.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[15 yıl diz ağrısı çekmişti]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/15-yil-diz-agrisi-cekmisti/84090/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da 73 yaşındaki Elif Büyükbirer’in yıllardır süren diz ağrısının nedeni yapılan tetkiklerle ortaya çıktı. Turgut Özal Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen ameliyatta Büyükbirer’in dizinden 24 adet taşlaşmış tümör çıkarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/15-yil-diz-agrisi-cekmisti/84090/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 13:48:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> Malatya&#39;da 73 yaşındaki Elif Büyükbirer&#39;in yıllardır süren diz ağrısının nedeni yapılan tetkiklerle ortaya çıktı. Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde gerçekleştirilen ameliyatta Büyükbirer&#39;in dizinden 24 adet taşlaşmış tümör çıkarıldı.</p><p>Malatya&#39;da yaşayan 73 yaşındaki Elif Büyükbirer, 15 yıldır çektiği diz ağrısı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle başvurduğu birçok merkezde sonuç alamayınca, son çare olarak İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;ne geldi. Yapılan tetkiklerde Büyükbirer&#39;in diz ekleminde hem kireçlenme hem de nadir görülen 'sinovyal kondromatozis' hastalığına bağlı 24 adet taşlaşmış tümör tespit edildi.</p><p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli tarafından gerçekleştirilen başarılı ameliyatta, hastanın dizinden taşlaşmış tümörler temizlenirken aynı seansta total diz protezi ameliyatı da yapıldı.</p><p>Operasyonla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Sevimli, 'Elif Hanım&#39;a dizinde hem tümör hem de kireçlenmeden dolayı ilginç bir ameliyat yaptık. İkisinin bir arada bulunması hem literatürde hem de meslek hayatımızda nadir görülen bir durum. Ekleminde &#39;eklem taşları&#39; veya &#39;eklem incileri&#39; dediğimiz ortalama 24 adet kitle vardı. Bunları çıkardıktan sonra total diz protezi ameliyatını gerçekleştirdik. Aynı anda hem tümörleri temizledik hem de kireçlenmeden dolayı ekleme protez taktık.' dedi.</p><p>Ameliyatın başarıyla tamamlandığını belirten Sevimli, 'Bu tarz vakalar çok nadir görülür. Genellikle bir veya iki tümör çıkarırız ama bu hastamızda 24 adet taşlaşmış kitle tespit ettik. Bunlar iyi huylu kemik kitleleri olsa da ağrı ve hareket kısıtlılığına neden oluyordu. Şu anda hastamızın yürüyüşü serbest ve dizini rahatça katlayabiliyor. Kısa sürede taburcu edeceğiz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Erken teşhisin önemine de değinen Prof. Dr. Sevimli, 'Tümörlerde erken tanı her zaman hayati tehlikeyi azaltır. Elif Hanım&#39;ınki iyi huylu bir tümördü ama yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmüştü. Tanı biraz gecikmiş, ancak biz hem tanı hem tedavi sürecini hızlıca tamamladık.' diye konuştu.</p><p>Ameliyat sonrası duygularını paylaşan Elif Büyükbirer ise, '15 senedir bu ağrıyı çekiyorum. Gittiğim hiçbir doktor teşhis koyamadı. En son devlet hastanesindeki doktor beni buraya yönlendirdi. Sağ olsun Reşit hocamız ameliyatımı yaptı, inşallah iyi olurum.' dedi.</p><p>Hastanın kızı Rabia Karagöz de annesinin yıllardır ağrılarla mücadele ettiğini belirterek, 'Annem artık yürüyemez hale gelmişti. Çok doktora gittik ama net bir teşhis konulamadı. Reşit hocamıza geldiğimizde hemen tanıyı koydu. Dizinde taşlaşmış tümörler olduğunu duyunca çok şaşırdık. Ameliyatta 24 taş çıktığını görünce hayret ettik. Hocamıza ve tüm hastane personeline teşekkür ediyoruz.' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/15-yil-diz-agrisi-cekmisti_1761648511_jAbzZF.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 15 yıl diz ağrısı çekmişti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/15-yil-diz-agrisi-cekmisti_1761648511_jAbzZF.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Meme kanserinin ilk belirtileri]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/meme-kanserinin-ilk-belirtileri/84035/</link>
            <description><![CDATA[Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Çoğu zaman göz ardı edilen bazı belirtiler ise bu hastalığın ilk habercisi olabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/meme-kanserinin-ilk-belirtileri/84035/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 12:06:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Çoğu zaman göz ardı edilen bazı belirtiler ise bu hastalığın ilk habercisi olabiliyor. </p><p>Uzmanlar, özellikle tek taraflı ve kanlı meme başı akıntıların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor ve bu belirtiyi yaşayan kadın ve erkeklerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerektiğini belirtiyor. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanserinin belirtileri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p><p><strong>Tek taraflı meme başı akıntısı önemli bir belirti</strong></p><p>Meme başı akıntısı yalnızca doğum ya da emzirme döneminde değil, hiç doğum yapmamış gebe olmayan kadınlarda veya erkeklerde de görülebilir. Özellikle tek taraflı, kendiliğinden ve kanlı akıntılar ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Meme başı akıntısı birçok farklı nedenden dolayı oluşabilir. Bu akıntı aynı zamanda meme kanseri gibi ciddi bir hastalığın da belirtisidir. Teşhiste öncelikle kişinin yaşı ve genel sağlık durumu dikkate alınır. Daha sonra akıntının hangi dönemlerde, nasıl ve hangi sıklıkta oluştuğu incelenir. Meme başı akıntısının rengine de dikkat edilmelidir. Meme başı akıntısının nedenini belirlemek için meme ultrasonu, mamografi, duktografi, biyopsi, kan testlerine bakılabilir.</p><p><strong>Bu kişilerin yüzde 10&#39;u meme kanseriyle karşı karşıya</strong></p><p>Son verilere bakıldığında ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen kanserlerin başında yaklaşık yüzde 25 gibi bir oran ile meme kanseri gelmektedir. Bu nedenle düzenli kontrol, kendi kendine yapılan meme muayenesi ve şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden tetkik yaptırmak büyük önem taşımaktadır. Patolojik incelemelere bakıldığında meme başı akıntısı olan kişilerin neredeyse yüzde 5-10&#39;unda kanser saptanabilmektedir.</p><p><strong>Hangi renk akıntı meme kanserini işaret edebilir?</strong></p><p>Meme başı akıntısının rengi tanıda önemli ipuçları verir. Örneğin, en tehlikeli diyebileceğimiz pembe ve kanlı olan akıntıdır. Bu renkteki meme başı akıntıları iyi huylu tümör (intraduktal papillom) ya da meme kanseri belirtisi olabilir. Bunun dışında süt renginde beyaz ya da sarımsı akıntılar, hormonal değişiklikleri işaret edebilir. Emzirme sonrası normal kabul edilir. Yeşil veya kahverengi akıntılar da meme kanalı genişlemesi veya fibrokistik değişikliklerle ilgili olabilir. Son olarak şeffaf veya sarı meme başı akıntıları ise hormonal dengesizliklerden kaynaklanabilir.</p><p><strong>Ne zaman doktora gitmeliyim?</strong></p><p>Her kanlı akıntı hemen meme kanseri olarak yorumlanmamalıdır. Meme başı akıntısının sebebi iyi huylu tümoral oluşum da olabilir. Ancak bu, hemen doktor kontrolü gereken bir belirtidir. Özellikle tek bir memeden akıntı geliyorsa zaman kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır. Tek memeden gelen, sürekli ve kendiliğinden olan kanlı akıntılar göz ardı edilmemelidir.</p><p><strong>Belirtileri fark etmek erken tanı için büyük şans</strong></p><p>Meme başı akıntısı tek taraftan geliyorsa, kanlıysa, memeye elle kontrolde ele gelen bir kitle hissediliyorsa, akıntı meme sıkılmadığı halde kendiliğinden geliyorsa meme kanseri olma ihtimali yüksektir. Bu belirtileri yaşayan kişi eğer erkekse bu normal bir durum değildir. Kadın ise bu durum normal olabilir; ancak yine de hemen doktora gitmesi ve gerekli tetkikleri yaptırması gerekir. Bu belirtilerin hemen fark edilmesi erken tanı için önemlidir. Böylelikle meme kanseri, daha başlangıç evresindeyken yakalanabilir. Bu noktada kendi kendine meme muayenesi yapmanın önemini ve düzenli meme kontrollerinin ihmal edilmemesini vurgulamak gerekir. 40 yaşından sonra her kadının mamografi taraması yaptırmasını öneriyoruz. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kişilerin ise kontrollere daha erken yaşlarda başlaması gerekir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/meme-kanserinin-ilk-belirtiler_1759914404_rTq7Mj.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Meme kanserinin ilk belirtileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/meme-kanserinin-ilk-belirtiler_1759914404_rTq7Mj.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı  2 bin 764 personel alıyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/saglik-bakanligi-2-bin-764-personel-aliyor/84032/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, taşra teşkilatında istihdam edilmek üzere 2 bin 764 sürekli işçi alımı yapacağını duyurdu. Başvurular 8-13 Ekim tarihleri arasında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) üzerinden elektronik ortamda alınacak.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/saglik-bakanligi-2-bin-764-personel-aliyor/84032/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 11:48:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanlığı, taşra teşkilatında istihdam edilmek üzere 2 bin 764 sürekli işçi alımı yapacağını duyurdu. Başvurular 8-13 Ekim tarihleri arasında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) üzerinden elektronik ortamda alınacak.</p><p>Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan ilana göre, işçi alımları 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilecek. Adaylar, başvurularını Türkiye İş Kurumu&#39;nun 'esube.iskur.gov.tr' adresi üzerinden online olarak yapabilecek.</p><p>Açıklamada, başvuruların yalnızca bir işyeri ve bir meslek için yapılabileceği vurgulandı. Bakanlık, ihtiyaç duyulan kadroların Klinik Destek Elemanı (Hastane), Güvenlik Görevlisi (Silahsız) ve Temizlik Görevlisi unvanlarında olacağını bildirdi.</p><p>Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapmak üzere alınacak personel dağılımı ise şu şekilde açıklandı:</p><p><strong>Temizlik Görevlisi: 1.948 kişi</strong><br><strong>Güvenlik Görevlisi (Silahsız): 572 kişi</strong><br><strong>Klinik Destek Elemanı (Hastane): 244 kişi</strong><br>Toplamda 2 bin 764 sürekli işçi istihdam edileceği belirtilirken, adayların başvuru sürecinde Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi&#39;nde kayıtlı adreslerinin dikkate alınacağı ifade edildi.</p><p>Bakanlık, başvuruların tamamlanmasının ardından sürecin ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütüleceğini duyurdu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/saglik-bakanligi-2-bin-764-per_1759913310_AHcLPS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlık Bakanlığı  2 bin 764 personel alıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/saglik-bakanligi-2-bin-764-per_1759913310_AHcLPS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Boyun ağrısı neden olur?]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/boyun-agrisi-neden-olur/84026/</link>
            <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, boyun ağrılarının özellikle masa başı çalışanlar, uzun süre bilgisayar veya cep telefonu kullananlar ile düz yastıkta uyuyanlarda sık görüldüğünü belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/boyun-agrisi-neden-olur/84026/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 11:50:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, boyun ağrılarının özellikle masa başı çalışanlar, uzun süre bilgisayar veya cep telefonu kullananlar ile düz yastıkta uyuyanlarda sık görüldüğünü belirtti.</p><p>Günümüzde birçok kişinin sıkça karşılaştığı sağlık sorunlarından bir tanesi olan boyun ağrısı, özellikle sık cep telefonu kullanan, masa başı çalışan veya bilgisayar başında saatlerce vakit geçiren ve düz yastıkta uyuyan kişilerde ortaya çıkmaktadır.</p><p><strong>Boyun ağrısı neden olur?</strong></p><p>Özellikle masa başı çalışan ve akıllı telefon kullanan bireylerde oluşan boyun fıtıkları, her yaş grubunu hatta çocukları ve gençleri daha çok etkileyen etkileyen ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. Boyun fıtığı omurlar arasındaki kıkırdağımsı diskin ortasında ve içinde yer alan yumuşak jölemsi kısmın etrafındaki tabakalardan sızarak aşması ile dışarı yani olmaması gereken alana girmesi sonucu oluşur. Dışarı çıkan disk materyali omurga kanalının orta kısmından fıtıklaşırsa omuriliğe, kanalın yanından fıtıklaşırsa kola giden sinirlere baskı yapabilir ve ağrılı veya ağrısız halde bulunabiliyor</p><p>Orta bölümden çıkan fıtıklarda kişi ağrıyı; omuzlarda, boynunda ve kürek kemiklerinde veya sırtta hissedebilir. Yan tarafa yakın olan fıtıklaşmalarda ise hastanın kolunda ağrı, uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük hissi ile kendini belli edebilir. Ensede ağrı, boyun, omuz ve sırta vuran ağrılar, boyun hareketlerinde kısıtlılık, kas spazmı, kollarda ve ellerde uyuşma, uyuşukluk hissi, kollarda incelme, kol ve elde kas gücü azalması görülebilir. Tüm bu bulgular insanların yaşamını etkileyerek hayatı zorlaştırır hatta çekilmez bir hal alabilir.</p><p><strong>Hangi hastalıklar ile karışabilir?</strong></p><p>Boyun fıtığı olmasına rağmen başka hastalık zannedilebileceği gibi, boyun fıtığı olmayan hastalara da boyun fıtığı tanısı koydurabilir. Bu karışıklıklar zaman kaybına neden olabilmektedir. Boyunda bir tümöral oluşum olup aylarca dolaşan ehil olmayan ellerde oyalanan hastalara rastlamaktayız. Fibromiyalji Sendromu, Miyofasiyal Ağrı Sendromu, Omuz problemleri, Torasik Outlet Sendromu, DİSH (Diffüz idiopatik iskelet hiperostozu) gibi boyun ağrısı yapabilen çok sayıda neden mevcut olup bunların hangisi bu ağrıya neden olmaktadır ayırt edilmesi hayli önem arz etmektedir.</p><p><strong>En sık kimlerde görülür?</strong></p><p>Boyun fıtığı özellikle uzun süre boynunu eğerek durmasından dolayı cep telefonu kullananlarda, bilgisayar başında zaman geçirenlerde, kitap okuyanlarda, masa başı çalışanlarda, uzun yol şoförlerinde ve uyurken boyun yastığı kullanmayanlarda sıklıkla görülmektedir. Ayrıca boyun fıtığı rahatsızlıkları özellikle yaz tatili dönemlerinde yapılan uzun yolculuklarda tetikleniyor. Toplu taşıma araçlarında (otobüs vs.) uyuma, uçak seyahatlerinde inişte (yere temas anında uykuda olma), özellikle yaz tatili dönemlerinde yapılan uzun yolculuklarda tetikleniyor. Toplu taşıma araçlarında (otobüs vs.) uyuma, uçak seyahatlerinde inişte (yere temas anında uykuda olma), özellikle tatil amacıyla hususi araç ile seyahatlerde aynı pozisyonda uzun kalış ciddi problemlerin zemin hazırlayıcısı olabilmektedir.</p><p><strong>Boyun ağrılarına karşı dikkat edilecek noktalar nelerdir?</strong></p><p>En güzel tedavi korunma, en güzel ilaç egzersizdir. Uyurken boyun yastığı ortopedik olarak seçilmelidir. Boyun fıtığına yakalanma riskini en aza indirmek için günlük yaşam esnasında boyun fıtığına sebep olabilecek hayat tarzından uzak durmak gerekir.<br>Akıllı telefon ile uzun süre oyalanmaktan uzak durmak (boyunu öne eğerek kesinlikle yapılmamalı) ve uzun süre bilgisayar başında çalışmayıp aralar vererek çalışma alışkanlığı kazanmak fıtık gelişme riskini azaltacaktır.<br>Seyahatler esnasında tedbirli olmak ayrıca önemli bir önlem olacaktır. Herhangi bir ağrılı durum başımıza geldiğinde durumu önemseyip, uzman bir doktora muayene olarak durumumuz hakkında doğru bir bilgi alarak hayata devam etmek, bize bilinçli bir hayat yaşama fırsatı sağlayacaktır.<br>Boyun ağrınız olduğunda mutlaka muayene olarak ağrı sebebini tespit ettirmelisiniz. Bu bir tümör de olabilir, küçük veya büyük bir fıtık da olabilir. Sadece ağrıya odaklanmamalısnız. Ağrıya neden olan ve altta yatan problemin erken saptanması tedavide büyük başarı sağlamaktadır. Size bu konuda en iyi yardımcı olabilecek kişi bu konuda çok tecrübe ve bilgiye sahip bir Fizik Tedavi veya Beyin Cerrahi doktoru olabilir.  Çünkü bu arkadaşlarımız size en iyi ve en önce hangi tedavinin iyi geleceğine en iyi karar verebilecek uzmanlardır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/boyun-agrisi-neden-olur_1759740645_5SGnJD.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Boyun ağrısı neden olur? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/boyun-agrisi-neden-olur_1759740645_5SGnJD.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bu taşlar böbrekten çıktı]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/bu-taslar-bobrekten-cikti/84008/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 58 yaşındaki Ülkü Sabaner’in böbreğini tamamen dolduran 8 santimetrelik taş, kapalı yöntemle başarıyla çıkarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/bu-taslar-bobrekten-cikti/84008/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 12:14:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde 58 yaşındaki Ülkü Sabaner&#39;in böbreğini tamamen dolduran 8 santimetrelik taş, kapalı yöntemle başarıyla çıkarıldı.</p><p>Sağ yan ağrısı şikyetiyle hastaneye başvuran Sabaner&#39;in yapılan tetkiklerinde sağ böbreğini tama yakın dolduran 'staghorn' (geyik boynuzu) taş tespit edildi. Küçük yaşlardan bu yana tekrarlayan taş hastalığı nedeniyle tedavi gören hastanın, 8 santimetrelik taşın kapalı yöntemle alınması kararlaştırıldı.</p><p>Operasyonu gerçekleştiren Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Uzmanı Dr. Mehmet Levent Akbulut, taşın büyüklüğüne dikkat çekerek, 'Hastamızın sağ böbreğinde yaklaşık 8 santimetre boyutunda, böbreğin tamamını dolduran büyük bir taş vardı. Eğer çıkarılmasaydı böbreğin fonksiyonunu kaybetme riski yüksekti. Kapalı böbrek taşı ameliyatı, yani perkütan nefrolitotomi yöntemiyle tomografi üzerinden planlama yaparak böbreğe küçük bir delikten girdik. Taşı parçalara ayırarak tamamen temizledik. Ameliyatın ardından böbrek taşsız hale getirildi. Yılların verdiği tecrübe ve ekip çalışmasıyla bu tür zor operasyonları başarıyla yapıyoruz' dedi.</p><p>Ameliyat sonrası kısa sürede sağlığına kavuşan Ülkü Sabaner ise yaşadığı süreci, 'Sancıyla acile başvurdum. Tetkiklerde böbreğimde büyük taş olduğu ortaya çıktı. Doktorlarım kapalı yöntemle alınabileceğini söyledi. Pazartesi günü ameliyat oldum, üç gün sonra normal hayatıma döndüm. Çıkan taş yarım su bardağı kadardı, inanamadım. Açık ameliyata göre çok daha kolay geçti. Bir hafta içinde günlük hayatıma geri döndüm. Doktoruma ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum' sözleriyle anlattı.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği&#39;nde uygulanan kapalı böbrek taşı ameliyatı sayesinde hastaların açık cerrahiye göre çok daha kısa sürede sağlığına kavuştuğu, küçük kesiyle yapılan operasyonların ardından birkaç gün içinde normal yaşama dönülebildiği belirtildi. Modern tıbbi cihazlar ve uzman kadro sayesinde Malatya ve bölgedeki vatandaşların bu tür operasyonlar için büyük şehirlere gitmesine gerek kalmadığı vurgulandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bu-taslar-bobrekten-cikti_1759310065_vxtaQT.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bu taşlar böbrekten çıktı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bu-taslar-bobrekten-cikti_1759310065_vxtaQT.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 15 bin 247 personel alıyor]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/saglik-bakanligi-15-bin-247-personel-aliyor/84001/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 15 bin 247 sözleşmeli personel alınacağını belirterek başvuruların 29 Eylül - 6 Ekim tarihleri arasında ÖSYM üzerinden yapılacağını duyurdu.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/saglik-bakanligi-15-bin-247-personel-aliyor/84001/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 12:36:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 15 bin 247 sözleşmeli personel alınacağını belirterek başvuruların 29 Eylül - 6 Ekim tarihleri arasında ÖSYM üzerinden yapılacağını duyurdu.</p><p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın müjdesini verdiği 37 bin personel alımının ikinci aşamasında 15 bin 247 sözleşmeli personelin alınacağını açıkladı. Resmî Gazete&#39;de yayımlanan ilana göre, alımlar ÖSYM tarafından yapılacak merkezi yerleştirme ile gerçekleştirilecek.</p><p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, tercih işlemleri 29 Eylül – 6 Ekim 2025 tarihleri arasında ÖSYM&#39;nin internet sitesi üzerinden gerçekleştirilecek. Posta yoluyla veya elden yapılan başvurular kabul edilmeyecek.</p><p><strong>Alım yapılacak kadrolar şöyle:</strong></p><p>Avukat: 50<br>Biyolog: 15<br>Büro Personeli: 290<br>Çocuk Gelişimcisi: 102<br>Dil ve Konuşma Terapisti: 45<br>Diyetisyen: 116<br>Ebe: 805<br>Fizyoterapist: 133<br>Gerontolog: 8<br>Hemşire: 6.445<br>İş ve Uğraşı Terapisti (Ergoterapist): 18<br>Klinik Psikolog: 60<br>Sosyal Çalışmacı: 76<br>Odyolog: 17<br>Perfüzyonist: 27<br>Psikolog: 63<br>Sağlık Fizikçisi: 12<br>Mimar: 40<br>Sağlık Teknikeri (Adli Tıp)<br>Sağlık Teknikeri (Ağız ve Diş Sağlığı)<br>Sağlık Teknikeri (Ameliyat)<br>Sağlık Teknikeri (Anestezi)<br>Sağlık Teknikeri (Çevre Sağlığı)<br>Sağlık Teknikeri (Diş Protez)<br>Sağlık Teknikeri (Diyaliz)<br>Sağlık Teknikeri (Eczane)<br>Sağlık Teknikeri (Elektronörofizyoloji)<br>Sağlık Teknikeri (Evde Bakım)<br>Sağlık Teknikeri (Fizik Tedavi)<br>Sağlık Teknikeri (İlk ve Acil Yardım)<br>Sağlık Teknikeri (İş ve Uğraşı Terapisi)<br>Sağlık Teknikeri (Laboratuvar)<br>Sağlık Teknikeri (Nükleer Tıp)<br>Sağlık Teknikeri (Odyometri)<br>Sağlık Teknikeri (Optisyenlik)<br>Sağlık Teknikeri (Ortopedi)<br>Sağlık Teknikeri (Patolojik Anatomi)<br>Sağlık Teknikeri (Podolog)<br>Sağlık Teknikeri (Radyoterapi)<br>Sağlık Teknikeri (Röntgen)<br>Sağlık Teknikeri (Tıbbi Sekreter)<br>Sağlık Teknikeri (Yaşlı Bakım)<br>Sağlık Teknisyeni (Anestezi)<br>Sağlık Teknisyeni (Çevre Sağlığı)<br>Sağlık Teknisyeni (İlk ve Acil Yardım)<br>Sağlık Teknisyeni (Laboratuvar)<br>Sağlık Teknisyeni (Röntgen)<br>Sağlık Teknisyeni (Tıbbi Sekreter)<br>Destek Personeli (Şoför)<br>Tekniker<br>Teknisyen<br> </p><p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, yapılacak alımların sağlık sistemine güç katacağını belirterek, 'Atamaların ülkemize, milletimize ve büyük sağlık ailemize hayırlı olmasını diliyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/saglik-bakanligi-15-bin-247-pe_1759138570_0njtHV.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlık Bakanlığı 15 bin 247 personel alıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/saglik-bakanligi-15-bin-247-pe_1759138570_0njtHV.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Farkında olmadan tüketiyoruz]]></title>
            <link>https://www.kayisihaber.com/farkinda-olmadan-tuketiyoruz/83990/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, günlük şeker ihtiyacının 25 gram olduğunu vurgulayarak, paketli ve işlenmiş gıdaların azaltılmasıyla obezite ve diyabet riskinin önemli ölçüde düşürülebileceğini belirtiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kayisihaber.com/farkinda-olmadan-tuketiyoruz/83990/</guid>
            <category domain="https://www.kayisihaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 11:50:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzmanlar, günlük şeker ihtiyacının 25 gram olduğunu vurgulayarak, paketli ve işlenmiş gıdaların azaltılmasıyla obezite ve diyabet riskinin önemli ölçüde düşürülebileceğini belirtiyor.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Şener Aydın, Dünya Şeker Tüketimi Haftası dolayısıyla vatandaşlara günlük şeker tüketimi konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p><p>Dr. Aydın, günlük yaşamda farkında olmadan pek çok gıdadan şeker alındığını belirterek, 'Meyve ve sebzelerden, hazır meyve suları ve meşrubatlara; paketli gıdalardan ekmek ve pirince kadar geniş bir besin grubunda şeker bulunmaktadır' dedi.</p><p>Günlük şeker ihtiyacının erişkin bir bireyde yaklaşık 25 gram olduğunu vurgulayan Aydın, 'Büyük boy bir elma ile aslında bu ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz. Bu açıdan bakıldığında hazır şeker içeren gıdaların tüketimini azalttığımızda ya da hayatımızdan çıkardığımızda herhangi bir kaybımız olmayacaktır' ifadelerini kullandı.</p><p>Ambalajlı gıdalar konusunda da uyarılarda bulunan Dr. Aydın, 'Benzer özellikteki ürünlerin düşük şeker içerikli olanlarını tercih etmeliyiz. Beslenme alışkanlıklarımızı bu yönde değiştirdiğimizde obezite, tip 2 diyabet ve buna bağlı gelişen kalp-damar hastalıklarının görülme riskini azaltabiliriz, hatta engelleyebiliriz' diye konuştu.</p><p>Hareketli yaşamın önemine de dikkat çeken Aydın, 'Hayatımızda hareketliliğimizi artırıp şeker tüketimini azalttığımızda daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürebiliriz' diyerek sözlerini tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kayisihaber.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/farkinda-olmadan-tuketiyoruz_1758703796_dxuWfM.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Farkında olmadan tüketiyoruz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kayisihaber.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/farkinda-olmadan-tuketiyoruz_1758703796_dxuWfM.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kayısı Haber Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kayısı Haber Malatya</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>