Buğra Hakan

Buğra Hakan

info@kayisihaber.com

Yüreğime Yıldırımlar Düştü...

Yüreğime yıldırımlar düştü, sen gidince…

Sen gidince, boş duvarları seyretti gözlerim, ıslak ıslak… Göz pınarlarımdan akan her damlada bin hatıran vardı, düştü dizlerime… Dizlerim mi? Tutmaz oldular sen gidince…

Güneşimdin sen benim… Etrafında durmaksızın döneceğimi sandığım, ışığımdın. Karanlıktan korkmayı çoktan unutmuştum; ta ki sen gidene kadar… Sen gittiğinden beri, gündüzü olmayan günlerin, müebbet yemiş mahkumuyum ben…

***

Sana sarıldığım zaman, aslında hayata sarıldığımı bilemedim… Şimdi yaşamın soğuk kollarında arıyorum sıcaklığını, lakin nafile!

Sokağımızın köşesinde, bir elin başında, diğeriyle sancıyan yanını tutmuş beni beklerken, nereden bilebilirdim ki, bir daha böyle bir bekleyenim olmayacağını?

Hani geç kaldığımda, balkonda yolumu gözlerdin ya bazı geceler… Hani yüreğin şehrin bütün sokaklarında beni arardı bütün bir gece… Bir daha öyle bekleyenim, bir daha öyle arayanım olmadı benim sen gidince…

***

Rotasını şaşırmış acemi kaptan misali, yaşamın hırçın dalgalarıyla boğuşmaya başladığım o yıllarımda, bana selamet sahilini gösteren deniz fenerimdin benim… Erdeminle buyur ettiğin, edebimle sığındığım, huzur limanımdın… Sensiz durgun sularda boğuldu benliğim…

Ya hiçbir yüze yakıştıramadım yüzündeki sevinci ya da mutlu olduğumda hiç kimse sevinmedi senin gibi… Senin gibi kimsenin canından can gitmedi; kederin dipsiz kuyularına düştüğümde, hiçbir el uzatmadı ellerini, titreyen ellerime…

Yönümü gösteren pusulam… Sen mi göçtün bu dünyadan, yoksa kutup yıldızı mı kaydı evrenin avuçlarından?

***

Gel n’olur…

Kapımızı çal… Sana kapıyı açmak için yarışalım birbirimizle yine… Ellerindeki poşetlere bakmadan, "bize ne aldın" diye sormadan atılalım kollarına!

Gel n’olur…

Bayramlarımız sensiz, “karalı” olmasın… Bayram namazına beraber gidelim, neşeyle beraber oturalım annemin “su börekli” kahvaltı sofralarına… Elini öpüp başımıza koyduğumuz ilk sen ol babam…

Gel n’olur…

Eve geldiğimde, elinde gazete üniversiteyi kazandığımı ilk sen müjdele! Gözlerinden yaş yerine mutluluk akıtanım, kollarıyla değil yüreğiyle bana sarılanım ol…

Gelmeyeceksin, biliyorum… İlahi kadere teslim olmuş kederli yüreğimi, hatıranla avutuyorum şimdi… Bir de, öyle acılar yaşıyorum ki bugünlerde… Beni böyle görüp sancıların artmayacak yine… Yine üzüntüden kendini kahredip, ağrıyan yanını tutmayacaksın diye teselli ediyorum kendimi…

***

Yüreğime yıldırımlar düştü yine…

Gittiğinin on ikinci yılı, saat gecenin bir yarısı… Tıpkı senin gibi bir sigara yaktım… Bir yandan efkarla yokluğunu çekerken içime, bir yandan da o türküyü dinliyorum gözyaşlarıyla:

Dert etme naçar babam, aldırma naçar babam
Kara gün geçer babam hey
Bir kapıyı kapayan, gene açar babam
Aldırma benim babam hey

Benim babam mert adamdı, mangal gibi yüreği
Yufka gibi kalbi vardı, hayatım boyunca ona özendim
Fedakârdı! Bir dikili ağacı olmadı belki
Ama kendisi, onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı
Üstümdeki kol kanat, sırtımı yasladığım dağ gibiydi
Ben babamın oğluyum, tepeden tırnağa Anadolu’yum

***

Ruhun şâd, mekânın adın gibi “Naim” cenneti olsun babam…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Büşra Nur @parçalanan yürek..

06 Şubat 2017 10:28

Okudukça parçalanan yürek, akla gelen en mükemmel anılar ve şimdi yaşadıklarımız... Rabbim her şeyin hayırlısını versin.Elinize sağlık.

kübra can @kalemine sağlık

03 Şubat 2017 16:57

Rabbim geride kalan sevdiklerinize uzun sağlıklı ömürler versin, çok güzel içten duygularla yazılmış bi yazı; Allah sizlere uzun sağlıklı ömürler versin... Kaleminize sağlıkk..

Ali DAĞ @Yüreğinizden Kopan.....

03 Şubat 2017 15:24

Yazar kardeşim; duygu dolu hislerle yüreğinden kopan güzel yazını beğenerek okudum. Tek kelime ile muhteşem bir yazı olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık. Böyle içten yazılarının devamını bekliyorum. İyi çalışmalar....

Son Yazıları Tüm Yazıları
Kayısı Radyo
Malatya Firma Rehberi

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom