Bir tanıdığımın Malatya merkezde Rezev Alanı ilan edilen bölgede (Çarşı Merkezde) yaklaşık 115 metrekarelik, iki taraflı caddeye bakan bir apartman dairesi vardı.
Apartman 06 Şubat 2023 depreminde yıkıldı.
Bu Rezerv Alanı bölgesine devlet tarafından dükkan, ofis ve konut (apartman) inşa edildi.
Nasıl çekildiği bilinmeyen kura sonucunda, devletin yetkilileri; “Çektiğimiz kurada size 22 metrekarelik bir adet, büro çıktı” diyor.
Bu duruma itiraz eden kişi, dilekçe ile yaptığı başvuruda; barınma ihtiyacının devam ettiğini, kura sonucunda tahsis edilen ofisin yıkılan dairesinin karşılığı olmaktan çok uzak olduğunu belirterek yıkılan dairesine denk gelecek nitelikte bir dairenin tahsis edilmesi talep ediyor.
Bununla birlikte Merkez Çarşı Rezerv Alanı’na ilişkin yaptığı incelemelerde; aynı alan ve binalarda yer alan bazı bağımsız bölümlerin gruplar hâlinde aynı kişi ve oluşumlara tahsis edildiği yönünde bilgilere de ulaşıyor.
Tanıdığımın yıkılan dairesi, çarşı merkezde iki taraflı caddeye bakan dördüncü katta 115 metrekaredir. Buna karşılık, tarafına tahsis edildiği belirtilen ofis; arka cephede, lavabo ve tuvaleti bulunmayan ve yalnızca 22 m² büyüklüğündedir.
Bu derece açık bir orantısızlık ve hakkaniyetsizlik karşısında, söz konusu ofis nedeniyle ayrıca borçlandırılacağı bilgisine de sahiptir.
O bölgede inşaat yapmakta olan bir müteahhit ile yapılan görüşmede; herhangi bir kamu desteği söz konusu olmaksızın, taşınmazın arsası üzerine arsa payı karşılığı olarak borçlandırılmaksızın ve aynı konumda yaklaşık 55–60 m² büyüklüğünde bir daireye sahip olunabileceği ifade edilmiştir.
Bu durum, devletin yaptığı ile müteahhittin beyanları birlikte değerlendirildiğinde; kamu eliyle yürütülen bir uygulama kapsamında, 115 metrekare büyüklüğündeki bir konut karşılığında 22 metrekare büyüklüğünde, nitelik itibarıyla konut ihtiyacını karşılamayan bir ofisin tahsis edilmesi ve buna ek olarak borç yükümlülüğü getirilmesi, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Ayrıca, Merkez Çarşı Rezerv Alanı’ndaki bağımsız bölümlerin belirli kişi veya gruplara toplu şekilde tahsis edildiği yönündeki iddialar, kura işlemlerinin usulüne uygunsuzluğu ve eşitlik ilkesi bakımından ciddi tereddütler doğurmaktadır.
Sonuç olarak, devletin adaletinden, bu ve buna benzer haksızlıklara çözüm bulması umulur. Aksi takdirde bunun adı; devletin, vatandaşının malına çökmesi anlamına gelir.