Graham E.Fullar ve Henri J.Barkey tarafından 1998 yılında yazılan “Türkiye’nin Kürt Meselesi“ (Çeviren: Hasan Kaya) adlı kitaptan bahsedeceğim.
Yazarlardan Graham E.Füller (1936-2026), CIA'in eski üst düzey yetkilisi, Orta Doğu uzmanı ve RAND Corporation adlı düşünce kuruluşu danışmanıdır. "Yeşil Kuşak" stratejisinin fikir babalarından biridir. İslam dünyası ve "Ilımlı İslam" konularındaki analizleriyle tanınır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'de yakalama kararı çıkarılan Fuller, Fethullah Gülen'in ABD'ye yerleşmesine destek veren tavsiye mektubunu yazan kişi olarak da bilinmektedir.
Henri Jak Barkey, İzmirli Musevi bir ailenin çocuğu olarak 1954 yılında İstanbul'da doğmuş, ABD ve Türkiye vatandaşıdır. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Politika Planlama Bölümü'nde görev yapmış ve Orta Doğu uzmanıdır. 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin hazırlanan iddianamede darbe girişiminde rol aldığı belirtilmiş, soruşturma kapsamında yakalama kararı bulunmaktadır. Çok iyi derecede Türkçe bilmektedir. ABD bürokrasisinde "Türkiye uzmanı" olarak tanınmaktadır.
Kitabın 2011 yılı baskısının önsözünde yazarlar, “Bu eser siyasi bir çalışmadır” ve ayrıca “Şunu en başta belirtmeliyiz ki, yaptığımız araştırmalar sonunda Kürt çatışmasının esasen etnik bir sorun olduğu” ve ayrıca “Çalışmaya sunduğu mali katkı dolayısıyla RAND’a teşekkür ederiz” notunu düşmüşlerdir.
RAND veya RAND Corporation; stratejik analizler, politika önerileri ve uzun vadeli öngörüler konusunda ciddi bir düşünce kuruluşu olarak hem ABD yönetimine hem de başka kurumlara fikirler sunar. Bu bağlamda CIA ile de dolaylı olarak bazen iş birliği, bazen de ortak çıkarlar çerçevesinde paralel çalışmalar yürüten bir düşünce kuruluşudur.
Bu kitabı tanıtmamın nedeni; Türk hükümetinin bu kitapta (Türkiye’nin Kürt Meselesi) yer alan düşünceleri benimseyip uygulamaya koymuş olmasıdır. Bunu hükümet kanadının uygulamalarından ve söylemlerinden anlamak mümkündür. Kitaplarda geçen ve siyasiler tarafından kullanılan ifadelerin bir kısmı aşağıya kaydedilmiştir:
- “Kürt sorununu etnik bir azınlığın yasal olarak tanınma ve bu yasal tanınmadan kaynaklanan haklarını elde etme çabası olarak tanımlayabiliriz.”
- “Kürtler bugün etnik bir halk olarak …”
- “Kürt sorunu etnik bir azınlığın…”
- “…dünyada kendi devleti olmayan en büyük etnik grubu …”
- “Yeni Kürt siyasi bilincinin oluşması…”
- “Araplar, Acemler ve Türklerin ardından Orta Doğu’daki en büyük etnik grubu oluşturan Kürtler…”
- “PKK bugün güneydoğudaki Kürtler için en önemli siyasi olgudur.”
- “… henüz ortaya çıkmamış olan etnik çatışmanın fitilini yakabilir.”
- “…iki ırk arasında …”
- “Kürtler arasındaki etnik bağlar neredeyse…”
- “Bazı Kürtler Türkleşmiştir.”
- “Devletin Kürt kimliğini tanıması…”
- “Kürt sorunu esasen kimlikle ilgilidir…”
- “Kürt sorununun esas nedeninin - bir kimlik sorunu olduğunun - görülmesi için …”
- “Atatürk’ün kurduğu parti (dolayısıyla da asimilasyon politikasının mucidi)…”
- “Bu elbette Kemalist algının değişemez olduğu anlamına gelmez…”
- “PKK varlığını sürdürerek, yenilgiye meydan okumaktadır…”
- “…Kürtlerin kimlik bilinçlerinin her geçen gün daha da güçlenmesidir.”
- “Türkiye’nin Kürtlere yaptığı ağır zulümler karşısında …”
- “Türkiye’nin doğu ve güneydoğu illerinde devam eden isyan…”
- “Ülkede yaşanan Kürt isyanı…”
- “Türkiye’nin savunmasız noktası olan Kürt isyanı…”
- “…sorunun esasen etnik yapıda olduğunun…”
- “Tarihsel sürece baktığımızda Türkler ile Kürtler arasında sık sık çatışmaların baş göstermiş olduğunu…”
- “…sorunun etnik yapısına hitap eden bir çözüme …”
- “Çözüm ne kadar gecikirse Kürtler de muhtemelen o kadar radikalleşecek…”
- “Kürt nüfusunu eski Kemalist modelle Türkiye’ye entegre etmeyi başaramamış olduğu…”
- “Kürtler Türkiye’nin gerçekten de azınlık konumunda oldukları bölgelerinde ‘azınlık’, çoğunluk konumunda oldukları yerlerde de ‘çoğunluk’ haklarına sahip olabilirler mi?”
- “… Türkiye’de Kürtlerin çoğunluğu teşkil ettiği bölgelere federal statü tanınabilir…”
- “Kürt sorunu gibi son derece ihtilaflı bir meselenin…”
- “Kürtler arasındaki etnik bağlar neredeyse her yerde dini bağa ağır basmaya başlamıştır.”
- “Ancak bugün gelinen noktada devletin halkı homojenleştirme misyonunda kısmen başarısız olduğu herkesin malumudur.”
- “Türkiye’deki Kürtlerin bir kısmı zaman içerisinde asimile olmuş-yani Türkleşmiştir-ama önemli bir kısmı asimile olmamıştır.”
Maalesef bu kitap bugünkü iktidarı ve siyasileri çok etkilemiştir. Bu etkiyi onların zaman zaman kullandıkların sözlerden anlıyoruz. Aşağıda, kitabın sayfa numaraları verilerek belirtilen ifadeleri özellikle iktidar kanadı siyasetçilerinden sık sık duyulmuş olduğunu herkes hatırlayacaktır.
- “Devletin halkın efendisi değil hizmetkarı olduğu” (S.260)
- “Türk devleti kavramlarının yeniden tanımlanması” (s.260)
- “Diyarbakır, bölge ticaretinin ve ulaşımının devasa bir merkezi olabilir” (s.262)
- “Diyarbakır, Kürt bölgesinin doğal başkentidir” (s.273)
- “Kürtlerin anavatanı ise Türkiye’nin güneydoğu bölgesidir.” (s.278)
- “Sivil idarenin alanının ordunun nüfuzundan arındırılması demokratikleşme sürecinin son derece önemli bir parçasıdır.” (s.280) (Ergenekon ve Balyoz davaları)
- “Üçüncü olarak PKK’nın varlığını tamamen son verilmesi veya yerini KPE (Sürgündeki Kürt Parlamentosu)’ye bırakmasıyla, silahlı mücadeleyi tam olarak terk etmese de daha açık, şeffaf ve demokratik farklı bir örgütün kurulması seçeneği vardı.” (S.69) (Bugünkü Terörsüz Türkiye’yi işaret ediyor)
- “Esat’ın Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etmesi beklenmemekle birlikte, Necmettin Erbakan’ın başbakanlığındaki hükümetin Şam’dan Öcalan’ın en azından Türkiye’ye sınırı olmayan bir başka ülkeye gönderilmesini isteyeceğine dair Ankara’da söylentiler dolaşıyordu.” (s.73) (Bu nasıl bir öngörü ise yüzde yüz doğru çıktı).
- “Kürt sorunu esasen bir kimlik ve bu kimliğin Türk devleti ve toplumu tarafından tanınması meselesidir.” (s.122) (Statü meselesi dedikleri)
- “Osmanlı tarzı ‘millet’ sistemine dönmenin zamanının geldiği…” (s.153)
- “Türk devleti kavramının yeniden tanımlanması ihtiyacı …” (s.260) (Anayasa değişikliğine işaret ediyor)
- “Devletin Kemalist söyleminin tonunu biraz azaltması …” (s.265)
- “Türkiye’nin ‘Kürdistan’ kavramını yeniden etraflıca düşünmesi gerekmektedir. Cesur reformlar ve daha uzun vadede anayasal değişiklikler Türkiye’yi zayıflatmaktan ziyade güçlendirecektir.” (s.272)
Selahattin Demirtaş’ın bu kitapta yer alan ifadelere paralellik arzeden ve medyaya yansıyan söylemleri;
- Kürtlerin ana vatanı…
- Kürtler binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyorlar.
- Kürdistan diye bir coğrafya vardır.
- Osmanlı’ya kadar bir eyaletti Kürdistan…
- Senin dilin yasaklansın…
- Uyduruk inkılap tarihi…
- Kürtler kendini güvende hissetmiyor.
- Kürt tarihini bilmek gerekiyor.
- Demokratik ulus tanımı… (Kendi içinde özerklik vardır. Ulus devlet hakların başına beladır. Her halka özerklik tanınmalıdır.)
- Kürt halkı kimsenin kanatları altına giremez. İkinci sınıf vatandaşlığı kabul edemez.
- Ulus devletler değişik modelleri esas aldı.
- Kürtleri ana vatanı, bu ülkede özgürlük istiyorlar.
- Kürt Zazaca, dört lehçeden biridir.
- Kürt gençlerine, Kürt çocuklarına özel ricamdır; Tarihini bilmeyen, geçmişini bilmeyen, geleceğini asla bilemez, geleceğini asla özgür kılamaz.
- Kürtlerin bağımsız devlet kurma hakları vardır. Bu halkın kendi kaderini tayin hakkı vardır. Kürdistan diye bir gerçek vardır.
- Kürtlerin de bir statüsü olmalıdır.
Kürt Sorunu; geçmişten böyle geldiği için sorgulanmadan genel kabul üzerinden kullanılan “Kürt etnik bir halktır”, “Kürdistan”, “Kürtçe” gibi kavramları doğru zannetme sorunudur. Yani Kürt sorunu, bir genel kabul sorunudur, konuyu irdelememe sorunudur, Türkiye Cumhuriyeti’ni güçsüz ve küçük düşürme sorunudur, halk olarak bizim cehalet sorunumuzdur, haddini aşan herkesin Türkiye’ye ve Türk halkına akıl verme sorunudur, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti için belirlediği esaslarla kavga etme sorunudur. Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’nde emperyalizmin Kürtçülük sorunu vardır. “Türkiye’nin Kürt Meselesi” ise, emperyalizmin dayattığı, Türk halkını ve Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerini maraba yerine koyna meselesidir.