Mahir Temur

Allah hepinizi bildiği gibi yapsın

Mahir Temur

YÖK’ün resmi sitesinde paylaştığı “yeşil kampüs” rakamları ilginç.

Dünya genelinde üniversitelerin sürdürülebilirlik performanslarını değerlendiren UI Green Metric 2026 sonuçları açıklandı.

Bu yıl 110 ülkeden 2 bin 16 yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada Türkiye’den 150 üniversite yer aldı.

Allah hepinizi bildiği gibi yapsın

Dünyanın en yeşil üniversitelerini araştıran Green Metric, yükseköğretim kurumlarının enerji verimliliğini artırmak, doğa dostu uygulamaları yaygınlaştırmak ve üniversitelerde sürdürülebilir kampüs anlayışını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği “Sürdürülebilir ve İklim Dostu Kampüs Projesi” ile üniversitelerin yeşil dönüşüm çalışmalarını teşvik etmeye çalışıyor.

Malatya İnönü Üniversitesi 2025 yılında dünyada 135’inci sıradayken bu yıl yani 2026 yılında 789’unculuğa kadar gerilemiş.

İnönü Üniversitesi 2024 GreenMetric değerlendirmesinde Türkiye’den katılan üniversiteler arasında 9’uncu sırada bulunuyordu.

2026 resmi sonuçlarında ise İnönü Üniversitesi’nin Türkiye sıralaması 82 olarak kayıtlara geçmiş.

Türkiye’nin en yeşil kampüsüne sahip üniversitemizin düştüğü duruma bak.

Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin (MTÜ) durumu ise daha vahim.

Dünya sıralamasına bakıldığında MTÜ 1.409’uncu, Türkiye sıralamasında ise 122’nci sırada kalmış.

Şunu düşünebilirsiniz…

Akademik olarak başarısı olsun da “yeşil kampüsümüz” de kalsın diyebilirsiniz!

Gelin İnönü Üniversitesi’nin akademik başarısına bakalım.

Türkiye’de URAP Araştırma Laboratuvarı diye bir kuruluş var.

Türkiye ve Dünya genelinde en iyi Türkiye üniversitelerini inceleyen URAP, Ortadoğu Teknik Üniversitesi bünyesinde 2009 yılında kurulmuş.

Makale puanı, atıf puanı, doktora puanı, bilimsel döküman puanı, öğretim üyesinin öğrenciye oranı puanı, uluslararası işbirliği puanı, yurtiçi işbirliği puanı ve TÜBİTAK proje puanı unsurlarına bakarak en iyi üniversite sıralaması yapan URAP’ın 2026 sıralamasında İnönü Üniversitesi kaçıncı sizce?

51 yıl önce kurulan İnönü Üniversitesi Türkiye’deki üniversiteler arasında 35’inci sırada.

1975 yılında İnönü Üniversitesi kurulduğu zaman Türkiye’de 13 üniversite vardı.

Aynı listede Selçuk Üniversitesi 26’ıncı, Elazığ Fırat Üniversitesi 17’inci, Erciyes Üniversitesi 14’üncü, Atatürk Üniversitesi 13’üncü sırada yer alıyor.

Tıp Fakültesi olan üniversiteler arasında ise İnönü Üniversitesi 27’inci sırada yer alırken Fırat Üniversitesi 11’inci sırada yer almış.

Dünya sıralaması ise daha vahim!

En yaygın ve prestijli dünya sıralaması yapan Times Higher Education (THE), 2026 yılında İnönü Üniversitesi’ni 1201-1500’üncü aralığa koymuş.

Dünya Üniversite Sıralamaları (WUR) yapan THE, Fırat Üniversitesi’ni 1001-1200’üncü aralıkta hesaplamış.

Fırat Üniversitesi ile aynı aralık içinde bile değiliz!

İnönü Üniversitesi’nin bu gerilemesi şaşırtıcı değil aslında.

Malatya’da Tapu ve Kadastro Müdürü’nü bile AK Partili siyasetçiler belirlemek isterken, rektör belirlenirken de lobi faaliyeti yapmaktan yıllardır geri durmadılar.

Üniversiteye bakış açıları çok sıradan olduğu için kendi adamlarını rektör koltuğuna oturtmanın zararını şu an bile düşünmüyorlardır!

Bu siyasetçiler için üniversitenin başarısı yerine kendi adamlarını o koltuğa oturtmak daha önemliydi.

Öğrencilerle beraber yaklaşık 40 bin insanı bünyesinde barındıran İnönü Üniversitesi’nde birçok koltuk, birçok akademik kadro var.

İşte bu kadrolar lobi faaliyeti sonucu gelen rektörlerin iki dudağı arasında çıkacak birkaç cümleye bakıyor!

80’li 90’lı yıllarda öğrenciler ideolojik olarak üniversitelerde kamplara ayrılırmıştı. Bugün akademik kadrolar ve yönetici koltukları ideolojilere göre belirleniyor maalesef!

Fırat Üniversitesi mühendislik alanında Türkiye’de ilk 10 üniversite arasında görülüyor.

Prof. Dr. Sezai Yılmaz hocanın direkt gayretleri sonucu Karaciğer Nakil Enstitüsü dünya çapında işler yapmasına rağmen Türkiye’de “Tıp Fakültesi” olan üniversiteler içerisinde yine Fırat Üniversitesi’nden geride kalmışız!

Dünyada ise utanılacak bir durumdayız maalesef!

Nüfusu, gelişmişlik düzeyi, okuma yazma oranı, öğrenci sayısı, konut sayısı, araç sayısı, tarımdaki hacmi ve organize sanayi bölgeleriyle Elazığ’ın çok üzerinde olan Malatya, üniversitelerin dünya sıralamasında neredeyse tur yemiş!

Dünya Üniversiteler Sıralamasında İnönü üniversitesi ile Fırat Üniversitesi arasında minimum 200 maksimum 400 üniversite var.

Fırat Üniversitesi’ne yetişmek için en kötü 200 üniversiteyi geçmemiz gerekecek!

Elazığ’ı küçümsemiyorum tabii ki tam tersine Fırat Üniversitesi’nin başarısını gözler önüne sererken bizim üniversitemizin geldiği hali ortaya koymaya çalışıyorum.

Türkiye’nin ilk kurulan 14’üncü üniversitesinin geldiği bu üzücü durum karşısında emeği geçenlere beddua ediyorum.

Allah hepinizi bildiği gibi yapsın!

NOT BİR: Malatya Turgut Özal Üniversitesi'nin verilerini paylaşarak moralinizi daha çok bozmak istemedim. Bütün duygularım MTÜ için de geçerlidir!

NOT İKİ: Bu yazıda YÖK’ün resmi internet sayfası, www.global-yurtdisiegitim.com ve  www.timeshighereducation.com/ resmi internet sitelerindeki veriler kaynak olarak alınmıştır.

*Mahir Temur'u Youtube'da takip et:

https://www.youtube.com/@mahirtemur

 

Yorumlar 18
Asya 27 Eylül 2026 19:46

Tam isabet. VWJIKaleminize sağlık.

Hakkı Söyler 27 Eylül 2026 18:58

Personeller arasındaki akrabalık ilişkileri araştırılsın . Akademik bir yer değil de aileler için çay bahçesi kıvamında bir kurum olduğunu anlarsınız .

Kutay44 27 Eylül 2026 18:10

Fırat Üniversitesi Rektörü, Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın kapısını aşındıra aşındıra Fırat Üniversitesine 800 yataklı yeni hastane yaptırıyor. Elazığ büyük şehir olmadığı halde oraya 1600 yataklı Şehir Hastanesi de yapılmıştı. Bizimkiler de tabela değiştirip devlet hastanesini şehir hastanesine dönüştürmeye çalışıyor. Bu arada Elazığ ihracatta ilk defa bizi geçerek bölge birincisi oldu. Sorarsan Malatya büyük şehir derler

Dr. Mehmet Turfanda 27 Eylül 2026 14:14

Basın dünyasında dimdik duruşuyla takşp etmekten zevk aldığım Mahir Temur'un dikkat çektiği mesele aslında üzerinde ciddi biçimde durulması gereken bir MALATYA MESELESİ'dir. YÖK'ün "2026 Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması"na göz attım. Listeye baktığınızda insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Malatya'nın üniversiteleri nerede? Türkiye'nin köklü üniversitelerinden Atatürk Üniversitesi araştırma üniversiteleri arasında 13. sırada. Karadeniz Teknik Üniversitesi 21. sırada. Hemen yanı başımızdaki Fırat Üniversitesi ise 20. sırada. Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi henüz ana listeye girmemiş olsa bile 10 aday araştırma üniversitesi arasında birinci sıraya yükselmiş durumda. Buna karşılık İnönü Üniversitesi 23 araştırma üniversitesi arasında yok. Daha da önemlisi, aday araştırma üniversiteleri arasında da yok. Malatya Turgut Özal Üniversitesi de ne 23 araştırma üniversitesi arasında ne de 10 aday araştırma üniversitesi arasında bulunuyor. Elbette tek bir sıralamadan hareketle bir üniversiteye "başarılı" veya "başarısız" damgası vurulamaz. Üniversitelerin tıp, eğitim, sosyal bilimler, öğrenci yetiştirme ve topluma hizmet gibi araştırma üniversitesi sıralamasının bütünüyle ölçemediği çok önemli görevleri vardır. Ancak YÖK'ün araştırma üniversitesi değerlendirmesi de görmezden gelinebilecek bir gösterge değildir. Çünkü burada üniversitelerin araştırma kapasitesi, araştırma kalitesi ve etkileşim-iş birliği performansı gibi ölçülebilir akademik göstergeler değerlendiriliyor. Üstelik karşılaştırdığımız üniversiteler başka bir ülkede değil. Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi 13'üncü. Elazığ'daki Fırat Üniversitesi 20'nci. Trabzon'daki Karadeniz Teknik Üniversitesi 21'inci. Rize'deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ise aday araştırma üniversitelerinin birincisi. Peki Malatya? İki devlet üniversitemiz var. 1975 yılında kurulmuş, yarım asırlık geçmişe sahip İnönü Üniversitemiz var. Türkiye'nin ve dünyanın tanıdığı Turgut Özal Tıp Merkezi gibi ismiyle müsemma son derece önemli bir değeri var. Diğer tarafta genç bir üniversite olan Malatya Turgut Özal Üniversitesi var. MTÜ açısından olumlu bir gelişmenin de hakkını teslim etmek gerekir. Üniversitenin kendi açıkladığı Web of Science verilerine göre 2025 yılında 406 yayın üretilmişken, 2026'nın daha ilk altı ayında 276 yayına ulaşılmış. Üniversite, önceki yılın akademik üretimini yakalama oranında devlet üniversiteleri arasında dördüncü olduğunu bildiriyor. Bu gelişme değerlidir. Fakat asıl hedef, Malatya'daki üniversitelerimizin YÖK'ün araştırma üniversiteleri sisteminde de görünür hâle gelmesi olmalıdır. Burada sorulması gereken soru kişilerin kim olduğu değil, kurumların ne ürettiğidir. *Kaç nitelikli bilimsel yayın yapılıyor? *Bu yayınlar ne kadar atıf alıyor? *Kaç TÜBİTAK, Avrupa Birliği ve uluslararası proje yürütülüyor? *Ne kadar dış araştırma fonu getiriliyor? *Kaç patent ve teknoloji çıktısı üretiliyor? *Sanayi ile kaç nitelikli ortak çalışma yapılıyor? *Doktora programlarının ve araştırmacı insan kaynağının niteliği ne durumda? Malatya'nın üniversitelerini tartışacaksak tartışmanın merkezine bunları koymalıyız. Mahir kardeşim araştırmacı kişiliğiyle bunları da gelecekte yanıtlayacaktır. bence bu sorular bir eğitim şehiri de olan Malatya'nın geleceğinde kayısı alım fiyatı kadar öenmlidir. Üniversitelerin gerçek rekabet alanı makamlar, unvanlar ve idari koltuklar değil; bilimsel üretimdir. *Elazığ yapabiliyorsa Malatya da yapabilir. *Erzurum yapabiliyorsa Malatya da yapabilir. *Rize aday araştırma üniversiteleri arasında birinci sıraya çıkabiliyorsa Malatya'nın iki üniversitesinden de benzer bir akademik hedef beklemek Malatyalının en doğal hakkıdır. Biliyorım ki meseleniz herhangi bir üniversiteyi veya kişiyi yıpratmak değildir. Tam tersine mesele, Malatya'nın üniversitelerini hak ettikleri akademik seviyede görme arzunuzdur. Önümüzde ölçülebilir bir hedef vardır: Önce aday araştırma üniversiteleri arasına girmek, ardından Türkiye'nin araştırma üniversitelerinden biri olmak. Malatya'nın üniversitelerinde bundan sonra konuşmamız gereken esas gündem de budur. Sevgi ve muhabbetle sevgili Mahir.

Hami 27 Eylül 2026 13:39

Sayın Rektör beyin kendisi bilim dünyasına ne kadar katkı sağlamış acaba.?

Mesut 27 Eylül 2026 13:32

Hulle yolu ile Fakülte Sekreteri , Yuksekokul Sekreteri ve Şube Müdürlüğü kadrolarına atananlar için GERİYE DÖNÜK soruşturma başlatılması.

Selçuk kardeş 27 Eylül 2026 13:27

Üniversitede onlarca Şef dururken güvenlik görevlisi kardeşini Fakülte Sekreteri kadrosuna atayan Rektorden ancak bu kadar olur.

Şükrü 26 Eylül 2026 23:52

Üniversitenin ulusal ve uluslararası başarısını düşüren en büyük etken liyakatsiz rektörler. İnönü üniversitesinde bu süreç Ahmet Kızılay ile başlamış ve günümüzde yeni rektör ile devam etmektedir. Üniversitenin 10 yılı heba oldu. YAZIK.

Servet 26 Eylül 2026 23:40

Üniversite parti merkezine dönüşmüş maalesef. Köşe başlarını liyakatsız isimler doldurmuş.

KEMAL 26 Eylül 2026 23:32

Rektör atamalarında perde arkasında olup bitenleri bilmeyen var mı.

Yunus Önal 26 Eylül 2026 22:14

Mahir bey sizinle mutlaka görüşmem lazım.

Fahri 26 Eylül 2026 22:13

Her hafta birilerine öğretim üyeliği cüppesi giydiren ve boy boy poz veren üniversite yöneticileri bu sonuçtan memnun musunuz.?

Yunus Önal 26 Eylül 2026 22:12

Mahir bey bu yazılar için çokkk geç kalındı. Takında bilimsel olarak sadece adı kalan üniv okacak. Tıp hariç 2000 kişiden tüm yayını yapan sadece 180 kişi var.

Cezmi 26 Eylül 2026 22:09

Üniversite rektörünun kendisi dünya bilim literatürüne ne katmış acaba...

Şahin 26 Eylül 2026 22:07

Akademisyeninden idari personele kadar her gördüğünü aşağılayan üniversite rektörü oldukça başarılı bir grafik çizmiş.

Yalçın 26 Eylül 2026 22:03

Tepeden tırnağa kadar KİBİR abidesi olan REKTOR den ne beklenir.?

Cumali aydın 26 Eylül 2026 20:51

Güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık

Ferhat 26 Eylül 2026 17:43

İnanın hiç umursamazlar bile. Biat en önemli şey. Biat ettikleri böyle devam edin demişse, yüzlerine bile tükürsen, devlet yıkılsa bile umurlarında olmaz. Yönetici profillerine, hele de danışmanlara (yerel olanlara) dikkat edin. Doktoraları intihal mi ona bile bakın? Başarılarına bakın? Daha önceden "şunu şunu yaptık" deyip de yalan söylenen haberlere bakın.Derneklere bakın ama hep oradalar, sözüm ona sosyal sorumluluk bağlamında çalıştıklarını iddia ederler. Nedense hep aynı dernekler ve aynı insanlar olur. Üniversitedeki faaliyetlerine de bakın...aaa onlar yok. Ez cümle. Bizleri okuttukça cahilleştiren bu akademisyen profilini ancak Allah ıslah eder.

Yazarın Diğer Yazıları