Mahir Temur

Bu şehrin var ettikleri

Mahir Temur

Bu şehirde doğmuş, büyümüş ve halen inatla bu topraklarda kalmayı tercih etmiş çok önemli hemşehrilerimiz var.

Bütün olumsuzluklara rağmen bu şehirde “vasat olmayı” reddedip işini layıkıyla yapan, fark yaratan insanlarımızı bizi yönetenler el üstünde tutmalıdır.

Gelin size bugün gerçek bir ustayı, gerçek bir Malatyalıyı, atalarından aldığı geni nasıl hala yaşattığını anlatayım.

Tanımakla ve arkadaş olmakla gurur duyduğum Yusuf Bayyiğit’in kısaca hikayesini anlatacağım ama şu sıralar gözleri parlayarak anlattığı yeni projesini de yazmak istiyorum.

Bu şehrin var ettikleri

Geleneksel yöntemlerle ürettiği Şam Çeliği Damascus tekniğinin Türkiye’deki son temsilcisi Yusuf Usta Malatya’da halen çeliğe şekil veriyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü yani kısa adıyla herkesin bildiği UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi diye adlandırılan bir programı var.

Ülkemizde bu programı Kültür ve Turizm Bakanlığı yürütüyor.

“Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri” diye bilinen bu “Yaşayan İnsan Hazinesi” ödülüne ülkemizde şu ana kadar 90 kişi layık görülmüş.

Bu şehrin var ettikleri

Ülkemizde sadece 90 kişiye layık görülen bu ödüle Yusuf Bayyiğit ustamız da 2024 yılında bu unvanı almıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden ödülünü alan Yusuf Usta, “İnsanın yaşamında alabileceği en büyük ödül olarak düşünüyorum.” demişti.

55 yıla aşkın süredir kadim demircilik mesleğini en üst noktaya taşıyan Yusuf Usta, Malatya Sanat Sokağı’nda halen aynı azimle ustalığına devam ediyor.

Dünya literatürüne adını yazdırmış bir sanatçıya yakın olmanın anlamını idrak etmemiz lazım.

Bazen bu yakınlık yöneticiler tarafından anlaşılmıyor maalesef!

Belediyeler ota-b.ka reels vidosu çekerken hemen yanı başında bir zenginliğin olduğunu görmüyor maalesef.

Bu şehrin var ettikleri

Turist sayımızın azlığından falan bahsediyoruz.

Ben Büyükşehir Belediyesi’nin yerinde olsam sırf Yusuf Usta için çok özel içerikler üretirdim.

Bazen vizyon falan diyoruz ya, maalesef gözümüzün önündeki cevheri bile göremeyecek kadar körleşmişiz!

İşte bu UNESCO’nun tescil ettiği Yaşayan İnsan Hazinesi Malatyalı Yusuf Usta, kaybolmaya yüz tutmuş sıcak demircilik mesleğini canlandırmak için yeni ustalar yetiştirmemiz gerektiğini savunarak bir proje hazırlıyor.

Kendi alanında dünyada sayılı insanlara verilecek bir unvana sahip ama 60 küsur yaşında halen mücadeleyi bırakmıyor.

Halen bu şehre bi şeyler katmaya çalışıyor.

Zanaatı sanata çevirecek ustalar yetiştirmek istiyor.

Üşenmeden tek tek ne yapacağını, hangi aletlerin gerektiğini, nasıl bir alanın gerektiğini ve sayısız detay içeren bu projeyi yazıya döküyor.

Direkt Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz’u makamında ziyaret ederek projesini sunuyor.

Vali Yavuz bu projeyi okuyunca heyecanlanıyor.

Hemen ilgili Vali Yardımcısı ve müdürleri çağırıyor.

Şehrin bitmeye yüz tutmuş bir mesleği canlandırmanın yanı sıra Malatya turizminden istihdamına varıncaya kadar faydası tartışılmaz bir projeye hangi yetkili sıcak bakmaz ki?

Üstelik yeni ustaları yetiştirecek kişi de “Dünya Literatürüne” girmiş bir isim.

Türkiye’de her hangi bir kamu kurumu için bal-kaymak niteliğinde…

Yusuf Ustamız bu projeyi yaklaşık 3 ay önce Sayın Valimize sunmuş.

Ondan sonra bazı görüşmeler olmuş ama anladığım kadarıyla bir arpa boyu ilerlenememiş.

Bürokrasiye takılmış gibi bir hissiyata kapıldım.

İnşallah düşündüğüm gibi değildir.

Çünkü Malatya’nın normalleşmesini arzu edenler için normalin de üzerinde olumlu bir gelişmeden bahsediyoruz.

Yeni neslin telefon ekranlarına kilitlendiği ve sosyal medyada geçirdiği bir yaralı şehirde Yusuf Usta’nın bu projesi can suyu olacaktır Malatya’ya.

Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un bu konuda çok güzel bir lafı var:

"Bu millet var ettiği ve varlık bulduğu değerlerden asla vazgeçmedi”

Bu şehrin var ettiği ve varlık bulduğu Yusuf Usta’yı görmeli, dinlemeli ve hatta koruma altına almalıyız.

Bu şehrin var ettikleri

Yazarın Diğer Yazıları