Türkiye’de bir koltuğa oturmanın zorluk derecesi ile oturulan koltuğun bırakılma derecesi arasında devasa bir fark var!
Bazen bir koltuğa oturmak için yıllarca mücadele ederiz.
Bazen hiç mücadele etmeden o koltuğa otururuz.
Bazen piyango gibi sanki birileri “git o koltuğa otur” dercesine çok çok kolay makam sahibi olabiliriz.
Ama bu ülkede bir koltuk sahibi olduğun zaman sittin sene hiç kimse seni o koltuktan kaldıramaz!
Galiba bizi diğer milletlerden ayıran en temel fark bu; geleni göndermiyoruz!
Bazen göndermek istemiyoruz, bazen göndermek için bir dirayet göstermiyoruz, bazen kırk tane bahane üretiyoruz göndermemek için.
Neticesinde “artık yeter” diyenler de bi şekilde toplum tarafından “suçlu” kabul görüyor.
Aslında ülkemizde sorun Sivil Toplum Örgütleri diye kodlanan çok kalabalık bir alanda çıkıyor.
Mesela her hangi bir şehirde siz 15 yıl valilik yapan bir mülki idare amiri gördünüz mü?
Türkiye’nin her hangi bir gelişmiş veya gelişmemiş şehrinde 10 yıl Milli Eğitim Müdürlüğü yapan bir bürokrat gördünüz mü?
Çoğu zaman bir öğretmen bile aynı okulda 10 yıl görevini yapamıyor!
Devletin polisi, askeri mesela…
Bu ülkede en son hangi polisimiz 10 yıl üst üste Emniyet Genel Müdürlüğü yapmıştır!
10 yıl üst üste il emniyet müdürlüğü yapan sayısı kaçtır?
Ama iş memuriyetten çıktığı zaman her şey değişebiliyor.
*
Siyasi bir yazı yazdığımı düşünebilirsiniz ama niyetim bu değil.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni (TOBB) bilir misiniz?
Türkiye’de ilçeler dahil 186 adet Ticaret ve Sanayi Odası var.
52 adet Ticaret Odası var.
12 adet Sanayi Odası var.
2 adet Deniz Ticaret Odası var.
114 adet Ticaret Borsası var.
Bunların hepsi TOBB’a bağlı.
TOBB’a bağlı 365 oda/borsa başkanları ve bu kuruluşlara üye olan delegeler 4 yılda bir TOBB başkanını belirliyor.
Rifat Hisarcıklıoğlu 2001 yılından beri aralıksız 25 yıldır TOBB Başkanı.
Hisarcıklıoğlu iyidir-kötüdür diye yazmıyorum bunları.
Bir özel şirkette bile her hangi bir patron 25 yıl yönetim kurulu başkanlığı yapamaz!
Ama bizde çok normal, bunu sorgulamak ise anormal geliyor çoğu insana!
*
Mesela esnaf tarafına bakalım.
Türkiye’de tüm esnaflar bir oda çatısı altında toplanır şehirlerde.
Elektirikçiler veya Berberler Odası gibi bu kuruluşların bir üst kuruluşu da Birlik’tir.
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ESOB) diye adlandırılıyor.
Bir şehrin tüm odalarının bir üst kuruluşudur ESOB’lar.
Esnaf odalarının üst çatısıda federasyonlardır.
Türkiye’de yanlış bilmiyorsam 13 adet mesleki esnaf federasyonu var.
Bu 13 federasyonun da en üst çatısı Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK)’dur.
Ülkemizde ilçeler dahil TESK’e bağlı 3 bin 98 meslek odası, 81 adet ESOB, 13 Federasyon ve 2 milyondan fazla kayıtlı esnaf bulunuyor.
Yani 3 bin 98 oda başkanı, 81 Birlik Başkanı, 13 Federasyon Başkanı ve 1 de TESK Genel Başkanı var ülkemizde.
Türkiye’de devasa esnaf ağının başındaki kişi yani TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken aralıksız 19 yıldır başkanlık yapıyor.
Üstelik Bendevi Palandöken, TESK Genel Başkanlığı'nın yanı sıra 42 yıldır Ankara Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası Başkanlığı görevini de yürütüyor!
Son 20-25 yıldır hem şehirler bazında hem de ülke bazında belirli kişilerin tekelinde kalmış koltuklar.
Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak isteyen bir ülkenin anlayışı, bakış açısı ve duruşu bu olamaz bence!
*
Sadece 2 örnek verdim.
Yazıyı uzatıp daha fazla örnekler vermeme gerek var mı?
