Malatya’da bana göre ilk defa kayısı ile ilgili tehlike çanları çalıyor ama herkes halinden memnunmuş gibi davranıyor maalesef.
2025 yılında bu şehirde 1 kilo kayısı yoktu. Etkilerini aslında 2026 yılında görüyoruz.
Kayısının geleceği ile ilgili bir durumdan bahsediyorum.
Maalesef şehrimiz parçalara ayrılmış. Her konuda olduğu gibi kayısı konusunda da çok parçalı halimizden dolayı komşu illerin yaptığı hamlelere bile tek parça halinde karşılık verememiştik.
15 MİLYON DOLARDAN 410 MİLYON DOLARA
Bundan 45 yıl önce yani 1978 yılında bu şehirde 9 bin ton kuru kayısı üretimi yapılıyordu. 1978 yılındaki kuru kayısı ihracat hacmimiz 6 bin 500 tondu.
2024 yılında bu rakam 107 bin ton kuru kayısı olarak kayıtlara geçmişti. 76 bin ton kuru kayısı ihracatımız olmuş 2024 yılında.
1978 yılında 15 milyon dolarla başlayan kuru kayısı ihracatımız 2024 yılında 410 milyon dolar seviyesine ulaşmıştı.
1978 yılına kıyasla üretim hacmimiz yaklaşık 12 kat artarken ihracat rakamımız 27 kat artmış.
1 kg kuru kayısı ihracat rakamımız ise 2,1 dolardan 5,3 dolara yükselmiş. (1978-2024)
1978 yılı ile 2024 yılları arasında bu şehir kuru kayısı ihracatından toplamda yaklaşık 8 milyar dolar elde etmiş.
Kayısının gelişimini iyi anlamız için bunları yazıyorum.
Yaklaşık 40 bin üreticinin ürettiği 10 milyon kök kayısı meyvesinin bu şehir için önemini iyi idrak etmeniz için yazıyorum bunları.
Bu yıl çok enteresan bir yıl oluyor.
2026 yılı için 76 bin ton kuru kayısı rekoltesi belirlendi. Baskil, Gürün ve Elbistan’a da en iyimser tahminle 20 bin ton dersek, eder sana 96 bin ton kuru kayısı üretimi.
2025 yılı felaket bir yıldı.
2026 yılına devir eden kuru kayısı miktarı 1000 ton bile değildir.
İç piyasayı ve yaş kayısıyı da hesaba katarsak arz talebin çok üzerinde değil.
Haziran ve Temmuz ayında 1 kilo kuru kayısı fiyatı 300 liralara dayanmıştı.
Ağustos ayında fiyatlar düşmeye başladı. Çiftçi elindeki kayısıyı satmakta tereddüt ediyordu. Açıklanan rekolte ile fiyatların çıkacağı tahmini yapılıyordu.
Üstelik 2025 yılında çiftçinin kayısısı yoktu ve fiyatlar 380 liralara kadar çıkmıştı.
2025 yılındaki bu fiyatlar üreticiyi umutlandırmıştı.
Eylülün ilk haftası 220-230 liralara kadar kayısı düştü.
Garip bir durum yaşanıyordu.
Üstelik fiyatlar ufak ufak düşmesine rağmen Ağustos ayının ihracat miktarı çok çok kötüydü.
3 bin 498 ton kuru kayısı ihracatı yapılmıştı Ağustos ayında.
Bu rakamın ne kadar düşük olduğunu anlamınız için birkaç cümle kurmam lazım.
ELAZIĞ’IN ALTINDA BİR İHRACAT
Kayısı sezonu Ağustos ayı ile başlar diğer yılın Temmuz ayı ile sona erer.
Ama Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayı kayısı ihracatının en önemli 5 ayıdır. Bu 5 ayda yıl boyunca yapılan toplam ihracat rakamının yüzde 60’ı yapılır.
45 bin ton ihracattan bahsediyoruz bu 5 ay için.
Ağustos ayında 8 bin 500 ton ihracat rakamı beklenirken 3 bin tonlara gerilemesi korkutucu.
Ve Ağustos ayının ortalama kilo başına ihracat rakamı 7,4 dolar.
Eylül rakamları açıklanmadı ama aldığım bilgilere göre 6 bin 500 ton civarında ihracat yapılmış. Kilo başına ortalama ihracat rakamı ise yaklaşık 7 dolar olarak gerçekleşmiş.
Ağustos ayında yaşanılan kayıptan dolayı ihracatçı bağlantı fiyatını düşürmüş
Sezonun en önemli 2 ayında yaklaşık 8 bin ton az ihracat yapmış oluyoruz.
Malatya, ülkedeki 30 büyükşehir statüsündeki bir şehir.
Ağustos ayındaki kayısı ihracatındaki keskin düşüş bizi Elazığ’ın ağustos ihracat rakamlarının gerisine düşürdü.
Kayısının bir aylık ihracat rakamının düşüşü bile şehri ne kadar etkilediğini gösteriyor.
Eğer önümüzdeki 3 ayda 35 bin tonun üzerinde bir ihracat rakamına ulaşamazsak bu Malatya için dibe çöküş olacak.
Ve kayısının geleceği ile ilgili düşündürücü bir tablo serecek ortaya.
Çünkü Orta Asya’da Özbekistan gerçeği var.
(Şu Özbekistan meselesini daha sonra ayrıntılı yazacağım)
2 dolara dünyaya kuru kayısı satıyorlar.
Ve ithalatçı bu tehditi her seferinde ihracatçılarımıza gösteriyor.
Kayısının maliyetleri her geçen gün artıyor.
Ekonomik şartları da ele alırsak üretici çok zor durumda.
Geçen sene 380 liraları gören bir kilo kuru kayısıyı niye bugün 250 liraya satıyorum diyor çiftçi.
İhracatçı ise 8 doların altına bağlantı yapmak istemediği için ağustos ayı rakamlarımız keskin düşüş yaşadı.
Üstelik geçen yıldan devir olmadığı için eski kayısı ile (kükürt oranı azalmış) yeni kayısı karışmadı ve bu sene ihracatçı kükürt sorunu ile karşılaştı.
Zirai ilaçlamanın artmasından dolayı kayısı meyvesindeki pestisit belası da cabası.
İki ucu pisli değnek!
Sorumlu bir Malatyalı olarak açık açık yazmak istiyorum.
Üreticimiz maalesef bilinçli değil, halen koca karı yöntemleriyle üretim yapmaya çalışıyor.
İhracatçımız neredeyse üreticiden nefret ediyor. Ham maddesini üreten kesime bakış açısı hiç iyi değil.
Ziraat Odalarının derdi de başka maalesef, kayısı üreticisi değil.
Şehrin vekilleri, siyasileri, başkanları kayısıdan bihaber! Zirai don olduğu zaman bahçede fotoğraf vermeleri yeterli geliyor!
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü çoğu devlet kurumu gibi maalesef hantal. Bu sistemle tek başına bi şey yapamayacağı belli!
Sözde 2 üniversitemiz var. Bu konuda birkaç hocamız haricinde kayısı umurlarında değil!
Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü saymama bile gerek yok!
Malatya basınında kayısıyı bilen sayısı bir elin parmağı kadar belki!
Kısacası durum hiç iç açıcı değil!
TURGUT ÖZAL'IN VİZYONU
İşte burada Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz’a seslenmek istiyorum.
Bu saydığım tüm sorunları hemen çözemeyebiliriz ama yönümüzü sorunları çözmeye çevirecek bir hamlemiz var.
Rahmetli Turgut Özal’ın bize armağan ettiği bir vakfımız var.
1987 yılında Malatya Kayısı Araştırma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı kurulmuştu.
Turgut Özal’ın talimatıyla kurulan vakıf, 200 milyon TL sermayeyle kurulmuştu. Bugünkü parayla 400 bin dolara tekabül ediyor.
Turgut Özal Başbakan. Vakfın başkanını Malatya Valisi, 2. başkanını Malatya Belediye Başkanı olmasını istiyor.
Şehrin mülki amiri başkan, şehremini 2. başkan.
Vakfın genel sekreteri vardı. Bu sekreterlik bütün resmi işlemleri, toplantıda alınan kararları yürütüp, karar defterlerini tutuyordu.
Doğal üyeleri var.
Malatya Meyvecilik Enstitü Müdürü, Malatya Tarım İl Müdürü, Malatya Kayısı Üreticileri Derneği, Malatya Ticaret Borsası Başkanı, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü, İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü, Malatya Ziraat Odası Başkanı, Malatya Kayısı İhracatçıları Derneği Başkanı…
Şire Pazarı’ndan en az 10 esnaf…
O tarihlerde 5 büyük ihracatçımız da Vakıf’ta.
Her ayın ilk haftası toplantı düzenleniyor. Saatlerce dünyadaki gelişmelerden, ülkedeki gelişmelere varıncaya kadar her konu gündeme geliyodu. Şehirdeki Kayısı Festivali’nden Tarım Fuarı’na, rekolte belirme sürecinden üreticinin sorunlarına varıncaya kadar birçok konu tartışılıyordu.
Mesela valisiz toplantı yapılmıyordu.
Malatya Kayısı Araştırma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı’na bağış yapılmak için ihracatçıların ülkelere gönderdiği her konteyner başı bir para belirlenmişti.
Ta ki 2009 yılına kadar.
2009 yılından sonra maalesef bu vakıf unutuldu, ne iş yaptığı, niye önemli olduğu anlaşılamadı.
Şu an bu vakfın kurulduğundan bile haberi olmayan çok yönetici vardır.
Sayın Valimizden ricamız tam da burası.
18 yıldır uykuda olan çok önemli bir vakfımız var.
Kayısının tüm paydaşlarının aynı odada her ay toplanmasının bile Malatya’ya faydası vardır.
Bugün bu vakıf uykusundan kaldırılırsa doğal üyeler bellidir.
Malatya Valiliği
Malatya Büyükşehir Belediyesi
Yeşilyurt Belediyesi
Battalgazi Belediyesi
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü
Malatya Ticaret Borsası
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası
Malatya Turgut Özal Üniversitesi
Malatya Ziraat Odası
Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü
Şire Pazarı’ndan 2 temsilci
İhracatçılardan 2 temsilci
Ege İhracatçılar Birliği’nden 1 temsilci
Üreticilerden 2 temsilci (Dernek kurulabilir)
TARSİM’den bir yetkili
***
1987 yılında bu Vakıf bugünkü parayla 20 milyon TL bütçeyle kurulmuştu.
Bana göre para işi en kolay kısmı.
3 belediyemiz 1 büyük odamız ve 1 borsamız var. Bi kere tüzük değişikliğiyle bu 5 kurumumuza her yıl bir meblağ belirlenebilir.
Yıllarca Efsane Malatyaspor, Yeni Malatyaspor ve şu anda Yeşilyurtspor’a ne paralar bağışlandı. Hesaplayabilir miyiz o paraları!
Şehrin dünyada tanınan tek markasına mı belediyelerimiz, Ticaret Odamız ve Borsamız para vermeyecek!
Yeter ki böyle bir irade olsun!
Ayrıca 40 yıl önce ihracatçılarımızdan konteyner başı para almışız, şimdi seve seve veriler; yeter ki kayısıya faydasının olacağını bilsinler.
Ve Ege İhracatçılar Birliği gibi devasa bir yapı da Vakıf’ta olursa, her anlamda katkı sağlayacaktır.
Para işi halledildiği zaman çoğu şey başarılılmıştır aslında.
Uluslararası Gıda Fuarlara katılımdan dünyadaki gelişmelere, Orta Asya’daki kuru kayısı pazarının risklerine çözüm üretmekten teknolojik gelişmelere “yatırımcı” olmaya kadar çok geniş yelpazede konumuz var.
ÖZBEKİSTAN TEHDİDİ
Birkaç soru soralım:
-Malatya’dan yıllar önce götürülen kayısı fidanlarının Özbekistan’a ve Tacikistan’a gittiğini herkes biliyor. Bu Malatya topraklarında yetişen fidanların performansını, kayısı kalitesini takip eden bir kurumumuz var mı?
-Araştırma yapmadan bizim kalitemize hiç kimse ulaşamaz nakaratını söylemeye devam mı edeceğiz?
-Birçok heyetin yıllar içinde Malatya’da inceleme yaptığını biliyoruz. Mesela Özbekistan’dan kaç heyet Malatya’ya geldi?
-Malatya’dan her hangi bir kurumuz Özbekistan’ın bu gelişimini inceledi mi? Elimizde bir rapor var mı? Özbekistan’a bir uzman ekip gönderdik mi?
İşte Malatya Kayısı Araştırma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı bu tür soruları sorup harekete geçecek bir kurum olacaktır.
Bugün yaşanılan bu garip olayların nedenini ortaya serecek bir vakıf olacaktır.
MALATYA'YA ÇOK VALİ GELDİ AMA
Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz’un yarın ataması çıksın inanın unutulmayacak bir vali olacağını düşünüyorum.
Kaos ortamında geldi ve bu belirsiz ortamda elini taşın altına koydu.
Allah razı olsun.
Çok vali geldi geçti ama Seddar Valimizi unutamayız.
Yer yer siyasileri karşısına aldı, yer yer esnafı, yer yer odaları…
Bu şehrin menfaatine ne gerekiyorsa onu yapmaya çalıştı.
Birçok siyasetçinin yapamadığını Valimiz yaptı.
İşte bu Valimizden Malatya son bir şey daha istiyor.
Çoğu paydaş ile görüştüm.
Hepsinin ortak görüşü bu uykuda olan vakfımızın hayata geçirilmesi oldu.
Bu dağınık şehirde AK Parti vekillerinin bile bir araya gelmediği bir ortamda Sayın Valimizin bu şehre son bir katkı sunmasını istiyoruz.
Belki enforme edilmemiştir diye bu kadar uzun yazdım.
Çünkü birkaç ay önce Sayın Valimizin bir girişimde bulunduğunu biliyorum. Ama bu girişimden bir sonuç alınmadı diye düşünüyorum.
Sebebini bilmiyorum.
Sayın Valim; Malatya Kayısı Araştırma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı’nın tam zamanı olduğunu düşünüyorum.
Lütfen hemşerimiz Rahmetli Turgut Özal’ın 40 yıl önce bize çizdiği bu vizyonu tekrar hayata geçirin.
BAŞKAN SAMİ ER’E BİR ÖNERİ
Malatya’da üreticinin tam manasıyla bir temsilcisi yok.
40 bin üreticiyi harekete geçirecek, üreticiyi direkt temsil edecek bir kurum istiyorsak burada Malatya Büyükşehir Belediyesi öncü olabilir.
Yine spordan örnek vereyim.
Yeni Malatyaspor’un kuruluşuna bakın. Şu anki Yeşilyurtspor’un yönetimine bakın mesela.
Malatya Kayısı Üreticileri Derneği gibi bir kurumuz olacaksa Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er öncülük hatta liderlik yapabilir.
Büyükşehir Belediyesi’nden üretici bir yetkili başkanlığında bir dernek kurulabilir.
Yeşilyurt ve Battalgazi belediyelerinde çalışan 2 üretici yetkili de yönetime alınır.
Geriye kaldı 10 belediye.
Burada 10 belediye başkanımız ile temasa geçilip 10 üretici yetkili de yönetime alınabilir.
Daha sonra her ilçe bu derneğe yıllık belirli bir üye aidatıyla üye yapmaya başlar.
Çok kısa bir sürede binlerce üyesi olan bir dernek haline gelir.
Sadece her üyeden 500 lira yıllık aidat alınsa ve bu para da direkt Malatya Kayısı Araştırma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı’na bağışlansa fena olmaz mı?
Üstelik binlerce üyesi olan bir üretici derneğinin vakıfta koltuğu olduğunu düşünün.
Bir taşla birkaç faydası olan bir hamle olur.
İşte bu ilk taşı Sami Er’den başkası yapamaz şu anda.
13 belediyenin de temsilcisi olan bir üretici derneği.
Kim üye olmaz ki!
Yeter ki samimi bir girişimde bulunalım.
*
Mahir Temur'u Youtube'da takip et