Mahir Temur

Marketin çaycısı

Mahir Temur

Ali şehrin en köklü marketlerinin yönetim ofisinde 25’inci yılını doldurmuştu.

25 yıldır usanmadan yöneticilere çay veriyordu.

Çaycıydı.

Marketin çaycısı

Çay noktasında yılların verdiği tecrübeyle farklı metotlar uygulamıştı.

Takıntılı bir şekilde çayın yöneticiler üzerinde farklı bir ruh hali yarattığını düşünüyordu.

Sanki bir barmen gibi hareket ediyordu.

Rakı bardağıyla şarabın içilmeyeceği gibi çay bardaklarının da kişiye göre değişeceğini düşünüyordu.

Hatta şekerli çay içenlerin şekerin tam olarak dozacının bilmediklerini düşünüyordu.

Şekersiz çay içenlerin dahi çayın miktarı ile o alması gereken tadı alamadıklarını savunuyordu.

İlk yıllarda deneme yanılma yoluyla bazı deneyler yapmıştı.

Ama sonunda kurumda hangi yönetici varsa Çaycı Ali’ye kendilerini teslim etmişlerdi.

Ali duruma göre ince belli bardakla duruma göre daha büyük çay bardağıyla duruma göre farklı şeker gramajıyla yöneticilere çay servis ediyordu.

Yıllar önce bir genel müdür servis edilen çaydan bir yudum alınca sert bir tavırla Çaycı Ali’ye dönüp, “Çaya şeker mi attın?” diye sormuştu.

“Lütfen işime karışmayın” demişti Ali ama genel müdür daha sinirlenmişti.

“Ben şeker hastasıyım, çayıma şeker atamazsın?” diye eklemişti genel müdür.


Ali çay servisi yaparken kaşık kullanmıyordu. Çünkü şekerli çay içen yöneticilere dahi çay ocağında şekerini ayarlayıp ve karıştırıp öyle servis ediyordu.

Genel Müdür sinirlenmişti.

Çaycı Ali, “10 dakika önce telefonda bağırarak konuşuyordunuz. Normalde içtiğiniz bardağın biraz daha büyüğünü kullanıp küp şekerin üçte birini attım çayınıza” deyince…

“Niye böyle bir şey yaptın, deli misin?” diye sordu Genel Müdür.

Çaycı Ali dayanamayıp cevap verdi:

“Efendim insan beyninin serotonin, dopamin ve endorfin gibi mutluluk hormonuna ihtiyacı vardır. Gramajı çok düşük bir şekerle sinirlerinizi gevşetecek bir kür uyguladım çayınıza sadece” deyince Genel Müdür şaşıp kalmıştı.

Dopaminin ne olduğunu bile bilmiyordu genel müdür.

“Lütfen işime karışmayın” deyip odadan çıkmıştı Çaycı Ali.

O günden sonra kimse Çaycı Ali’nin işine karışmadı.

10’dan fazla çay bardağı çeşidi vardı.

Uzun yıllardır yönetim ofisinde hiçbir yönetici çayına tam olarak ne kadar şeker atıldığını veya şekersiz olduğunu fark edemiyor ama içtikleri çayın tadını başka yerde alamıyorlardı.

Hikayemiz mutlu sonla bitmiyor.

Son gelen genel müdür Çaycı Ali’nin kim olduğuna bile bakmadan, yönetim ofisindeki saygınlığına ve işine verdiği değere bakmadan görevine son vermişti.

Şehirdeki bu köklü marketlerde tarihinde görülmemiş bir köklü değişim yaşanmıştı.

Genel müdür, genel müdür yardımcıları hatta daha alt kademedeki yöneticiler bile  bir gecede değişmişti.

Çaycı Ali’nin farkında olan neredeyse kimse kalmamıştı.

Yeni ekip göreve başladığı sabah Çaycı Ali’nin görevine son vermişti.

Çaycı Ali’nin şu anda ne yaptığı bilinmiyor.

Ama o yönetim ofisinin ve marketlerdeki çalışanların “mutsuz” olduğu bilinen tek gerçek.

Yazarın Diğer Yazıları